AHMET KAYA’DAN İDDİALARA CEVAP BEKLİYORUZ
Dünkü köşemizde Ahmet Metin Genç döneminde Ortahisar Belediyesi’nde, Trabzon’da yayın yapan bazı basın kuruluşlarına fahiş düzeyde ödemeler yapıldığı iddiasını yazmıştı. Bu olayın doğru olup olmadığını mevcut belediye yönetiminin açıklamasını istemiştik. Fakat kimseden ses seda çıkmadı. Bu konunun üstünün kapatılarak, geçiştirilecek bir hadise olmadığını düşünüyoruz. Açık ve şefaf bir yönetim politikası uygulayacaklarını ifade eden Kaya’dan bu konuya açıklık getirmesini bekliyoruz. Eğer Kaya, bu basın kuruluşlarını “karşısına almak istemediğinden” açıklama yapmıyor ise bu vebale ortaktır kanaatindeyiz.
Ha..”bu iddialar yalandır, gerçeği yansıtmıyor” da diyebilir. Bizim meramımız bu iddiaların kamuoyuna açıklanması, başka bir gayemiz yok…
***
ATAMAN ELEŞTİRİMİZE CEVAP VERDİ
Önceki gün bu köşede Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez’in kardeşi Kamil Ataman’ın çocuklarının Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’yı makamında ziyaret ettiğini yazmıştık. Yazımız üzerine Kamil Ataman bizleri aradı. Ziyaret hakkında bilgi verdi. Ataman, “ Çocuklarımla Ahmet Kaya mezarlık ziyaretinde karşılaştılar ve onları Ortahisar Belediyesi’nde makamında ağırlamak istediğini söyledi. Bende çocuklarımı Ortahisar Belediyesi’ne ziyaret için bıraktım. Kendimde gidecektim fakat sağlık sorunlarım dolaysıyla bu ziyareti ilerki bir tarihe erteledim. Ahmet Kaya’nın seçimler sonrası ablam Sibel Suiçmez hakkında yaptığı eleştirilere tepki göstermiştim. Bu tepkimi gizli saklı yapmadım. Aşikâr olarak dile getirdim. Parti içi eleştiri Cumhuriyet Halk Partisi’nin doğasında var. Bu eleştirileri siyasi bir hasımlık olarak değerlendirmemek lazım. Genel seçimler sonrası yerel seçimler yapıldı. Ahmet Kaya’nın Belediye Başkanı seçilebilmesi için elimden gelen gayreti ortaya koydum. Üstelik kendisini çokta başarılı buluyorum. Ortahisar Belediyesi’inde çok önemli işlere imza atacağını düşüyorum” dedi.
***
SİZİN TRANSFERLERİNİZE GÜVENMİYORUZ!
Trabzonspor başkanı Ertuğrul Doğan çıktığı canlı yayınlarda gelecek sezona yönelik yaptıkları transferlerle övünüyor. Onu aval aval dinleyen sözde spor yorumcuları da alkışlıyor. Ne yazık ki bir teki aklı başında bir değerlendirme yapamıyor. Başkan Doğan, “Şu anda 4 transferi bitirdik, 3 tane daha her an bitirebiliriz” ifadelerini kullanıyor. Sezon bitmeden 7 transfer bitirilirse büyük ihtimalle transfer dönemi sona erene kadar bu sayı 15’i bulur. Çünkü hazırlık dönemi başladığında takımda tefolor ortaya çıktığında, Abdullah Avcı gibi transfer delisi isim, “Başkan şu bölgeye de takviye yapmamız gerekir. Yoksa şampiyonluk kaçar. Bu sezon şampiyon olacağız. Bu fırsatı kaçırmamak için de kadro genişliği ve derinliği, bir de mühendislik harikası yaratmamız bakımından hata yapmamalıyız” diyecektir. Avcı’nın ağzının içine bakmayı bir marifet sayan Ertuğrul Doğan da, “Battı balık yan gider” diyerek durmadan transfer yapacaktır. Tıpkı geçen sezon neredeyse transferin bittiği söylenirken, Galatasaray ve Çaykur Rizespor yenilgileriyle birlikte kulübün içi yeni, içi boş transferlerle doldurulduğu gibi…
AVCI İSTEDİĞİNİ BAŞKAN’A YAPTIRIR
Zaten Abdullah Avcı çok uyanık… İstediği transferleri yaptırana kadar takımın gerçek gücünü göstermesini engeller. Hazırlık maçlarında birbirine uyumsuz oyuncuları yan yana oynatır. Birkaç kötü maç çıkarıldığında, hele lig başladığında iki maç kaybedildiğinde panikleyen Ertuğrul Doğan da kesenin ağzını açıp, kulübü biraz daha iflasa götüren sürecin taşlarını örer. Buradan hareketle şunu ifade etmek istiyorum. Sayın Doğan, şu anda bitirdikleri transferlerle birlikte övünüp, kamuoyu önünde alkışlanma isteği duyarken, başkanlığı sürecinde yaptığı 17 transferi hiç aklına getirmiyor mu? Yani, “Ben yaz ve kış transfer dönemlerinde tam 17 transfer yaptım. Bunlar arasında sözde dünya yıldızları vardı. Batista Mendy, Paul Onuachu ve ara transferde alınan Thomas Meunier dışında hangisi bir işe yaradı. Yani 14 transferim çöp çıktı. Bunlar için de 30 milyon Euro’dan fazla para harcadım. Yani kulübün 30 milyon Euro’sunu (180 milyon lira) çöpe attım. Yeni yaptığım ve yapacağım transferlerin hangisi işe yarayacak?” diyerek bir boy aynasında kendisini süzmüyor mu?
‘ANESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ’
Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, Abdullah Avcı’nın kalbine ve aklına çok güvendiğini söylüyor ya… Peki, “Bu Abdullah Avcı ile birlikte 50 civarında transfer yaptık. Bunların en fazla 10 tanesi takımda işe yaradı. Birkaç tanesini satınca para kazanabildik. Bu Abdullah Avcı, geçen sezon bize 13 transfer yaptırdı. Şampiyon olmamıza ve gelirlerimiz üç kat artmasına rağmen Trabzonspor’u iflas aşamasına taşıdı. Bu Abdullah Avcı’nın raporuyla aldığımız yeni oyuncular ya geçen sezonkilerden de kötü çıkarsa…” diye sormuyor mu kendine? Demek ki sormuyor. Ben de bu nedenle Sayın Başkan’a, “Ahmet Ağaoğlu ile birlikte görev yaparken 77 oyuncu kulübe kattınız. Siz başkan olarak 17 oyuncu aldınız. Bu kadar futbolcu alırken, Abdullah Avcı da en az 50 isim gelirken teknik direktördü. Tümünde de onayı vardı. Bunca transferlerden ancak 12 tanesi bir işe yarar görüntü verdi. Geriye kalanların kulübe zararı en az 150 milyon Euro… Yani şu andaki borcun daha fazlası… Sizin bu aşamadan sonra yaptığınız ya da yapacağınız transferlere neden güvenelim” diye soruyorum ve parantez açıyorum.
Ve sonra da, “Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz” diyerek de parantezi kapatıyorum.
Yani kısacası ne sizin, ne Abdullah Avcı’nın yapacağı transferlere güvenmiyorum Sayın Başkan….
Yanıltın beni!
***
TRANSFER YASAĞI GELSEYDİ HARİKA OLURDU!
Geçtiğimiz günlerde, Trabzonspor’un Vitor Hugo başta olmak üzere bazı futbolcularına borçlarının FİFA’lık olmasından dolayı az kalsın transfer yasağı cezasına çarptırılacağı kamuoyuna yansıdı. Haberde, giden bazı futbolcular için 2,5 milyon Euro’ya yakın bir borç bulunduğu, işin CAS aşamasına geldiği ve Bordo-Mavili yönetime 8 gün süre tanındığı, Başkan Ertuğrul Doğan’ın da birçok kişiyle görüşerek bulup buluşturduğu parayla ödemenin son dakikada yapılarak mutlak bir cezanın önüne geçtiği dile getiriliyordu. Ayrıca mevcut futbolculara ödemelerin de hep bir ay gecikmeli gerçekleştiği anlatılıyordu. Ben de tam o anda, “Keşke ödemeyi yapamasalardı ve kulübe transfer yasağı gelseydi. Belki Trabzonspor kurtuluş yolunda zorunluluktan dolayı ilk adımını atmak durumunda kalırdı” diye hayıflandım. Doğan yaptığı ödeme ile Trabzonspor’u kurtarmadı, biraz daha batağa saplanması yolunda dev bir adım atmış oldu. Çünkü bu kafa yapısıyla birlikte Doğan ve ekibinin borcu bitirmeye talip olması bir yana, bu borcu katlayarak büyüteceği gün gibi ortada…
BİR OPERASYON İLE KULÜP KURTULUYORDU
Eğer Trabzonspor’a transfer yasağı gelseydi bir kere inanın borcu bir yıl içinde en az 1 milyar lira azalırdı. Ne kur farkından, ne faizlerin yükselmesinden kimse yakınmazdı. Hatta, “Kurun ve faizin yükselmesine rağmen borcu 1 milyar lira düşürdük” diye sevinç naraları atılırdı. Eğer transfer yasağı birkaç dönemi kapsasaydı birkaç yıl içinde tüm borç 1,5 milyar liraya, 3 yıl içinde ise kasa artıya geçerdi. Bakın bu noktada en iyi örnek 2019-20 sezonunda yaşanmıştı… FİFA’dan transfer yasağı geldiğinde Ahmet Ağaoğlu başkanlığındaki yönetim dış transferi yapamamıştı. Bu arada takımdaki çıban başları Onur Recep Kıvrak, Burak Yılmaz, Juraj Kucka, Amiri, Zarja Toure ve Olcay Şahan gibi isimler kadro dışı bırakılmış ve 5’i devre arasında satılmıştı. Olcay ise sezon sonuna kadar kalıp öyle gitmişti. Satılan isimlerden Kucka dışında hiçbirinden bir lira bonservis bedeli de elde edilmemişti. İşte o süreçte Uğurcan Çakır, Yusuf Yazıcı, Abdulkadir Ömür, Hüseyin Türkmen ve Abdulkadir Parmak takımın değişmezleri haline gelmişti.
ALTYAPIDAN GELENLERLE TAKIM ZİRVEYE YÜRÜDÜ
Trabzonspor bu yeni yapılanmaya girerken takım ligde 9’ncu sıradaydı. Ligi ise 4’ncü basamakta bitirirken şampiyon Galatasaray’ın sadece 8 puan gerisinde yer almıştı. Hem de Başakşehir ve Galatasaray maçlarında Bordo-Mavililerin galibiyetlerini hakemler engellemiş ve rakiplerin kazanmasını sağlamıştı. Hatta Fenerbahçe maçının da 1-1 berabere sonuçlanmasının sebebi dönemin teknik direktörü Ünal Karaman’dı. Yani hakemler düzgün olsa, Karaman da kadro planlamasını gerçekçi yapsaydı gelecek 8 puanla birlikte bu altyapı orijinli takımla birlikte Galatasaray’ın 3 puan önünde şampiyon olmak işten bile değildi. İşte bu süreçte yani 6 aylık dönemde kulübün borcu 893 milyon liradan, 820 milyon liraya gerilemişti. Yani neredeyse borcun 10’da biri temizlenmişti. Neden? Çünkü pahalı oyuncaklar gitmiş, düşük maliyetli gerçek yetenekler oynamaya başlamıştı. Eğer süreç iki yılı bulmuş olsaydı Bordo-Mavililer borcunu da bitirmişti.
TRABZONSPOR KENDİ HİKÂYESİNİ YAZACAKTI
Ahmet Ağaoğlu başkanlığındaki yönetim döneminde altyapıdan gelen futbolcuların harikalar yaratmasıyla birlikte Murat Cem Akpınar, Arda Akbulut sivrilmeye başlamış, Serkan Asan ve Abdurrahim Dursun gibiler de kadronun değişmezleri arasına girmişti. Eğer o politika devam etseydi hem Trabzonspor kendi hikayesini yazarak, yani misyonunu sürdürerek şampiyonluklara ulaşacak, hem de borcunu bitirip, kasasında yüklü miktarda döviz bulunan bir kulüp haline gelecekti. Ancak ne oldu? Yusuf Yazıcı 17,5 milyon Euro’ya satıldı. Ondan kazanılan para ile 17 futbolcu transfer edildi. Bir tek Alexander Sorloth yıldız gibi parladı. Diğerlerini hatırlayan var mı? Eğer Yusuf Yazıcı satılmasa ve 17 transfer yerine sadece Sorloth alınsaydı inanın şu anda bambaşka bir Trabzonspor’dan söz ediyor olurduk. Ne yazık ki tren kaçırıldı. Ve şimdi borç 5 milyar lirayı aşmış durumda… İşte bu nedenle keşke transfer yasağı gelseydi, belki altyapıdan ve kiralık gönderilen oyunculardan takviye ile birlikte harika bir takımın temelleri atılabilirdi. Ama bu tren de kaçırıldı. Bunun için bir kez daha tekrarlıyorum.
Ertuğrul Doğan transfer yasağını önleyerek kulübe en büyük kötülüğü yaptı ve menajerlerle, onlarla kanka olanları sevindirdi.
Yazıklar olsun!
Yorumlar
Kalan Karakter: