AHMET HAMDİ GÜRDOĞAN’IN HAKLI İSYANI
Trabzon’daki en aktif meslek odalarından birinin başkanlığını yapan Ahmet Hamdi Gürdoğan’ın, Trabzonspor aşkı da herkesçe bilinir. Bordo-Mavili kulübün sivil toplum örgütleriyle ve meslek odalarıyla el ele çeşitli projeler üzerinde çalıştığı ve Özkan Sümer’in başkanlık yaptığı dönemde Gürdoğan, çalışmalarıyla, mücadelesiyle ve kararlılığıyla öne çıkmıştı. Kulübün kurtuluşu için atılan adımların birçoğunda vardı. Trabzonspor, Trabzon Limanı’nı çok uzun süreliğine kiralayacaktı. Bu noktada da Ahmet Hamdi Gürdoğan ön saflardaydı. Hatta, Ankara’ya giden heyetteydi ve işi bitirme aşamasına gelmişlerdi. Ancak Trabzon’da bulunan ve Trabzonsporlu olduklarını iddia eden ama çıkarlarına dokunulduğunu hissettikleri anda anında arkadan hançerlemekte hiçbir sakınca görmeyenlerin, “Trabzonspor’un ne işi var liman projesinin içinde? Kulüp, futbolla ilgilensin” diyerek dönemin siyasi iradesini de olumsuz etkilemişlerdi. Bu arada Nuri Albayrak devreye girmiş ve kendisine çok yakın olan iktidardan Trabzon Limanı’nı kiralamış ve Trabzonspor’u saf dışı bırakmıştı.
***
TRABZONSPOR ÖN İZİN SAHİBİDİR VE HAKLARINI KULLANMALI
Trabzon kenti bu tavrı adeta ödüllendirmiş, birkaç yıl sonra Nuri Albayrak başkan yapılmıştı. Albayrak ortaya Akyazı’da bir stat projesi atmıştı. Bu çok tartışılmış ama Akyazı koyunun doldurulma işlemini de Albayrak grubu almıştı. Sonra stat yapıldı. Ne yazık ki Hüseyin Avni Aker, 19 Mayıs Spor Salonu, Yavuz Selim Stadı, Akçaabat Fatih Stadı ve Orman Okulu’nun tüm mülkü TOKİ’ye devredilmiş, Trabzonspor’a da Akyazı’da bir stat inşa edilme sözü verilmişti. Stat hayata geçtiğinde Bordo-Mavili kulüp, burada her yıl kira yenilemek zorunda kalan bir müşteri olmuştu. İşte bu noktada Ahmet Hamdi Gürdoğan, bu noktada bakın neler söylüyor:
“Akyazı’daki alan doldurulurken ve stat inşaatı başlamadan önce, Trabzonspor’un burada ön izin sahibi olduğunu ve bunun da imza altına alındığını dile getirip, konuyla ilgili belgeleri de bize gönderdi. Burada Hastane, Otel, Krovize Liman ve daha birçok yatırım yapılacağını, Trabzonspor’un da bu noktada aynı alanda yatırımlar yapmasının yasal hiçbir sorun doğurmayacağını dile getiriyor. Ayrıca, Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’nin üçte ikisinin Milli Emlak’a ait olduğunu ifade ederek, “Bu alan Milli Emlak’tan satın alınmalı.. Hava alanı büyütüldüğünde burası altın değerinde olacak. Ayrıca Akyazı’nın üst kısmında yine Hazine’ye ait bir arsa var ve Trabzonspor buraya talip olup, bünyesine katmalı ve yatırım yapmalı… Dünya Ticaret Merkezi’nin yapımıyla uğraşma yerine çok daha büyük karlar getirecek işlere girişmeli… Bu kulüp neredeyse battı ve ne yazık ki hiç kimsenin sesi soluğu çıkmıyor. Bizim sesimizi duyan olmuyor. Takımın başına bir teknik direktör getirilmiş, adam sürekli transfer yaptırmak istiyor. Aldırdığı ve aldırmak istediği futbolcularla ilgili Hırvatistan’daki dostlarımızla konuşuyoruz. Her biri, ‘Hiçbiri önemli iş yapmaz’ diyor. Kulüp ekonomik olarak batakta ve buradan kurtuluş yolu, öze dönmek, ayrıca kulübe büyük maddi kaynaklar sağlayacak yatırımlardır. Yönetim daha geç olmadan lütfen bunlara yönelsin.”
***
DORUKHAN DAHİ BUNU YAPTIYSA!...
Trabzonspor, iki sezon önce Beşiktaş’tan Dorukhan Toköz’ü transfer etmek istediğinde uyarılar yapmıştık. Demiştik ki, “Dorukhan gerçekten yetenekli ve kaliteli bir futbolcu ama geçmişte çok ağır sakatlıklar yaşadı. Bu oyuncunun yeniden ne zaman sakatlanacağı hiç belle olmaz. Ölü yatırım olabilir.” Bunları söylerken, “Dorukhan gibi yetenekli bir oyuuncuyu neden Beşiktaş kadrosunda tutmak istemedi. Masaya oturup anlaşmadı. Niçin iyi olduğunda milli takımın değişmez orta sahası olan ve üç ayrı bölgede oynayabilen bir oyuncuyu Galatasaray, Fenerbahçe kadrosuna katmayı düşünmedi? Tek uyanık Trabzonspor mu?” diye de ekleme yapmıştık. Tabii ki yönetim bizi hiç dikkate almamıştı. Dorukhan transfer edildi. Şampiyonluk sezonunda genel olarak çok iyi performans sergiledi. Orta sahada oynarken, gün geldi sağbek olarak sahaya sürüldü. Bazen stoper oynadı, hiç sırıtmadı. Ara sıra ufak tefek sakatlıkları oldu. Ama geçen sezon Dorukhan’ın daha önce kopan diz yan bağları, ağır yükü kaldıramadı ve ilk yarıdaki Ümraniyespor karşılaşmasında lastiği patlattı.
***
SORUNLARIN ODAK NOKTASI OLMUŞ
Küçük bir diz dönmesiyle birlikte hem menisküs yırtığıyla, hem de yan çapraz bağların kopmasıyla bir sezonu yatarak geçirdi. Haklı çıkmıştık. Ama bu bir kehanet değildi. Özellikle adale kopmaları ve diz yan bağları kopuşlarından kaynaklı sakatlıkları yaşayan futbolcuların bir daha eskisi gibi olamayacağını uzmanlar söylüyordu, biz de bunları dile getiriyorduk. Sakatlanan Dorukhan Toköz, geçen sezon kulüpten parasını tıkır tıkır alırken, İstanbul’da gününü gün etmekten geri durmadı. Sadece deprem döneminde, Fenerbahçe’nin yardım kampanyasında rol oynamasıyla dikkat çekmişti. Bu sezon onun takıma önemli katkı yapacağı, hatta yeni bir transfer gibi değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyordu. Çalışmalara başladı ama Slovakya’da kısa sürede ağır tempoya dayanamadı ve ağrılar hissetmeye başladı. Tempolu idmanlardan kaçma yolunu seçti. Bu arada Teknik Direktör Nenad Bjelica ile de sık sık sorunlar yaşadı. Bu ismin otobüse binerken, kamptaki tavır ve davranışlarıyla bizzat Hırvat Teknik Direktörün sinir uçlarıyla oynadığı ifade ediliyor.
***
KIZ ARKADAŞI MI ONU YÖNLENDİRDİ?
Yeni edindiği kız arkadaşının kendisine İstanbul’a dönmesini telkin ettiği ve onun da bir aşk uğruna profesyonelliği kenara bıraktığı ifade ediliyor. Gerçekten bunlar doğruysa yazık.. Sonuçta çok hızlı bir şekilde Dorukhan ile yollar ayrıldı. Ama bu kadar özverili bir futbolcu olarak taraftarın da “öz evlat” olarak kabul ettiği Dorukhan’ın bile en küçük bir olayla sorun yaratması ve ayrılmak istemesi, “Dış transferler böyledir işte… Özveride bulunmaları söz konusu değildir. İşlerine gelmediğinde anında sizi yarı yolda bırakırlar” sözünü haklı çıkardı. Bir tek bu olay bile Trabzonspor’u özümsemiş, altyapıdan yetişmiş ya da Trabzon kentiyle kan bağı olan futbolcuların takıma kazandırılması için yönetimlerin çalışması gerektiğine yetecek örnek olduğu da ifade ediliyor. Dorukhan Toköz olayıyla birlikte Bordo-Mavili kulübün tek kurtuluşunun, aidiyet duygusu olan, en zor koşullarda bile Trabzonspor’u terk etmeyi beyninin ucundan bile geçirmeyen olduğu gerçeğini savunanlar bir kez daha doğrulanmış oldu.
Bunu söyleyenler haksız da sayılmazlar değil mi?
Yorumlar
Kalan Karakter: