ORTAHİSAR İÇİN HERKESİN ADAYI VAR
AK Parti Büyükşehir Belediye Başkan adayının Ahmet Metin Genç olarak belirlenmesinin ardından gözler Ortahisar’a çevrilmişti. CHP’de eski milletvekili Ahmet Kaya’nın karşısına kimin çıkarılması gerektiği konusunda AK Parti kurmayları fikir ayrılığı yaşıyor. AK Parti İl yönetimi ve Trabzon Milletvekili Yılmaz Büyükaydın Ergin Aydın’ı, Ahmet Metin Genç, Vehbi Koç, Adil Karaismailoğlu ve Bakan Abdülkadir Uraloğlu Salih Cora’nın Ortahisar Belediye Başkanlığı’na aday gösterilmesini istiyor. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen ise Ortahisar halkına sorulmasını yani anket yapılması gerektiği görüşünü savunuyor. Bütün bu gelişmelerin ışığında oklar Salih Cora’ya dönmüş durumda. Tabiki de bu konuda nihai kararı AK Parti genel merkezi verecek.
***
İLÇE BELEDİYE BAŞKANLARI DA “CORA” DİYOR
Trabzon’daki AK Parti ve Cumhur İttifakı Belediye Başkanlarının ortak adayının da Salih Cora olduğu öğrenildi. İki dönem Trabzon Milletvekilliği yapan Salih Cora, Trabzon’un en çalışkan ve en çok iş üreten vekiliydi. Kentteki Belediye Başkanları, ilçe belediyelerinin sorunlarını çözmek için ilk aradıkları isim Salih Cora oldu. Üstelik Cora’nın hem siyaset hem de bürokraside çok etkili bir çevresi var. Bunu iyi bilen ilçe belediye başkanları, Salih Cora isminde ısrarcı oluyor. Son yapılan genel seçimlerde Trabzon Milletvekilleri’nin halk ile araya mesafe koyması ve sürekli vakitlerini başkentte geçirmesi, Trabzon’da ciddi bir boşluğun doğmasına neden oldu. Adil Karaismailoğlu’nun Bakanlık görevinin ardından Trabzon milletvekilliğini benimseyememesi, Mustafa Şen’in genel başkan yardımcısı olması nedeniyle genel merkezde çalışması, Vehbi Koç’un siyasette acemilik çekmesi eski vekilleri aratır oldu. Trabzon’da bütün yük Yılmaz Büyükaydın’ın üzerine kaldı. Büyükaydın’da tek başına her yere yetişemediği için AK Parti ile seçmenleri arasında makasın genişlemesine neden oldu. Salih Cora’nın yeniden Ortahisar Belediye Başkan adayı olması ve seçilmesi durumunda milletvekillerinin de üzerinden önemli bir yük kalkmış olacak.
***
CHP DE ERGİN AYDIN’I İSTİYOR
Cumhuriyet Halk Partisi Trabzon’daki bu seçimlerde Ortahisar, Beşikdüzü, Tonya, Düzköy ve Maçka Belediye Başkanlıklarını kazanmayı kendisine hedef olarak koydu. Trabzon’da Beşikdüzü dışında belediyesi olmayan CHP, en çokta Ortahisar Belediye Başkanlığını kazanmayı arzuluyor. Bu yüzden eski vekil Ahmet Kaya’yı iddialı bir şekilde AK Parti’nin karşısına çıkardı. Ahmet Metin Genç’in Büyükşehir’e aday gösterilmesi, CHP’de bayram havasının yaşanmasına neden oldu. Çünkü CHP Büyükşehir için çok iddialı değil. CHP’lileri asıl sevindiren ise AK Parti’nin adayının Ergin Aydın olacağı yönündeki haberler oldu. Ergin Aydın’ın Trabzon’da karşılığı olmadığını iyi bilen CHP kurmayları Ortahisar’ı adeta çantada keklik gibi görüyorlar. CHP örgütlerinin en büyük dua ve arzusu AK Parti’nin adayının Ergin Aydın olması. CHP içinde “Ergin Aydın aday gösterilsin adak adayacağız” diyenler bile var. Kendilerine bu kadar güveniyorlar. Ne diyelim… Gün ola harman ola…
***
KENDİNİZE GELİN BEYLER!
Profesyonel futbolcu imzaladığı sözleşmeyle bir kulübe kendisini bağlar… Ve artık futbolcu için hangi yaşam koşullarına sahip olması gerekiyorsa onu yaşar… Onun artık kendisine ait bir dünyası yoktur, ya da sınırlıdır. En önemli işi futbol oynamaktır. Kendisine çok iyi bakmalı, uykusuna, yemeğine, içmesine ve dinlenmesine kadar her anını gerçek bir profesyonel gibi yaşamayı bilmelidir. Futbolcu kendisine büyük yatırımlar yapan sözleşme imzaladığı kulübe aidiyet duygusuyla bağlanır, tüm yaşam felsefesinde aldığı paranın karşılığında en iyisini verebilmek için tüm yeteneklerini ve fiziksel gücünü ortaya koyar. Nice futbolcular hatırlıyoruz ki annesi, babası vefat ettiğinde bile önce cenaze namazını kılıp, sonra da maça çıkıp 90 dakika aslanlar gibi mücadele etmişlerdir. Hem de o dönemler futbolda böylesine büyük rakamlar yoktu. Ama futbolcunun mesleğine saygısı vardı. Eğer bir futbolcu sakatlık sorunu yaşamamışsa sözleşmeli olduğu süre içinde ait olduğu kulübün tüm idmanlarına çıkmak, maçlarında verilen görevi en üst seviyede yapmakla sorumludur.
***
FUTBOLCU SADECE İŞİNE ODAKLANIR
Bir futbolcunun, “Taraftar bana tepki gösterdi. Artık oynamıyorum. Verin topumu evime gedeceğim” deme hakkı yoktur. Taraftardır bu, "bazen tepki gösterir, bazen alkışlar"… Futbolcu kuşkusuz hep alkışlanmayı ister ama tepkiye de hazırlıklı olmalıdır. Psikolojik yıkım yememelidir. Sadece taraftar tepkisi oluştu diye bir kulüpten ayrılma ya da sorumluluklarını unutma hakkına sahip değildir. Çünkü futbolcu şunu da bilmelidir ki hangi kulübe giderse gitsin aynı tablo ile karşılaşma riski hep vardır. Yani tüm insanlar için hayat nasıl ki "dikensiz gül bahçesi" değilse, futbolcu için de bu güzel oyunu oynarken aynı gerçekler geçerlidir. Hiçbir futbolcu, futbol hayatı boyunca sadece alkışlanarak futbol hayatını sürdürmemiştir. Yuhalanmış, tepki görmüş ama bunun altından kalkmayı bilmiştir. Kendisini yeniden yaratmış ve o yuhalayan taraftara da kabul ettirmiştir. Zaten bunu yapamayanlar da futbol dünyasından silinip gitmiştir.
Tüm bunları neden yazdık? Çünkü bize sakat olduğu için idmanlara çıkmayan ve maç kadrolarında yer almayan Abdulkadir Ömür ve Umut Bozok için Teknik Direktör Abdullah Avcı’nın yaptığı açıklamalar bambaşka gerçekleri ifade ettiği için. İsterseniz önce Avcı’nın bu iki isimle ilgili sözlerine kulak verelim:
***
BURASI DİNGONUN AHIRI DEĞİL
“Abdulkadir Ömür ve Umut Bozok'un antrenmanlara çıkmamaları hakkında konuşan Avcı, "Abdülkadir Ömür ve Umut Bozok, çeşitli sebeplerden beri antrenmanda yoklar. Sebebini çok net bilmiyorum. Onunla ilgili konuşup daha net bir bilgiye sahip olacağım diye düşünüyorum" açıklamasında bulundu.. Bu açıklamaların ardından dün de yönetim, bu iki futbolcuyu kadro dışı bıraktığını açıkladı. Bu sözlerin anlamı ne her halde herkes farkındadır. Yani Abdulkadir Ömür ve Umut Bozok sakat değiller. Farklı nedenlerle yan gelip yatıyorlar. Paralarını da tıkır tıkır alıyorlar anlamındadır. Peki bu iki isim neden böyle bir yol izledi dersiniz. Umut Bozok, Çaykur Rizespor maçında çok kötü performans sergilediği için oyundan çıkarken taraftar kendisini yuhalamıştı. Bu ismin de Trabzonspor’dan gitme kararı aldığı belirtilmişti. Abdulkadir ise Başakşehir karşılaşmasında oyundan çıkarken tribün tepkisiyle karşılaştı ve bir daha da forma giymedi. Bu nasıl bir yaklaşım, bu nasıl bir sorumsuzluktur anlayan beri gelsin… İnsanlar 17 bin lira asgari ücret, ya da 10 bin lira emekli maaşı için çılgınlar gibi çalışırken, yıllık kazançları 30 milyon liranın üzerinde olan iki beyefendi, tribünden tepki aldı diye ‘yan çizdik oynamıyoruz’ diyorlar. Bakın arkadaşlar; Bu Trabzonspor kimsenin malı değil. Kimsenin oyuncağı değil. Ve Dingonun ahırı hiç değil…
***
FUTBOL OLMASAYDI BELKİ DE DİLENİRDİNİZ
Ne demek, sakat olmadığı halde idmanlara çıkmamak… Siz kendinizi ne sanıyorsunuz? Suudi Arabistan Prensliklerinde altın klozetli evlerde mi büyüdünüz? Hayatınızda hiç mi inişler çıkışlar olmadı. Futbol olmasaydı belki de bir asgari ücretli iş için kapı kapı dolaşır iş dilenirdiniz. Ama futbol yeteneğiniz sayesinde bu toplumun kursağından çalınan paralar sizin cebinize indiriliyor.. Ama beyefendilerin bir eli yağda bir eli balda olmasına rağmen, küçük bir tepkiye bile dayanamayacak noktaya gelecekler. Var mı böyle bir dünya? Bugün dünya tarihinin en büyük futbolcuları bile ne kadar büyük tepki alıyor biliyor musunuz? Tribünler tarafından yuhalanmayan futbolcu var mı dünyada? Eğer bu takımda forma giymek istemiyorsanız getirirsiniz talip olan kulübü, verir istenilen bonservis bedelini ve istediğiniz yere gidersiniz. İyi bir teklif gelene, kulüpler el sıkışına kadar sizin işiniz idmanınızı yapmak, sahaya çıkıp maçta ter dökmektir. Böyle idmana çıkmayarak, kulübü zor duruma düşürüp sonra da bedava gitmenin yollarını aramak ancak ihanet niyetli kişilerin izleyeceği yoldur. Hele sen Abdulkadir… Sana hiç yakışıyor mu? Bu kentin topraklarında doğup büyüyen, Trabzonspor sayesinde zenginleşen, bu kulüp olmasa yaylada çobanlık yapmak durumunda kalabilecek olan sen!!! Bu kulübün tarihinde idmana çıkmak istemediği için kadro dışı kalan ilk Trabzonlu ve altyapı orijinli futbolcu olma ayrıcalığına(!) sahip oldun.
Utan, utan…
***
OGÜN TEMİZKANOĞLU’NU BİLİR MİSİNİZ?
Bugünün ağzı süt kokan, anneleri babaları tarafından el bebek gül bebek yetiştirildikleri için yaşadıkları en küçük bir sorunun altından kalkamayan futbolcuları Ogün Temizkanoğlu’nun yaşadığı büyük travmayı bilir mi acaba? Bilenlere hatırlatalım, bilmeyenler de öğrensin… Yıl 1997 ve Trabzonspor taraftarı adeta takıma düşmanlaşmış… Daha maç başlamadan gruplar halinde sahaya sırtını dönüp protesto eden, futbolculara ağza alınmayacak galiz küfürler savuranlar dönemi… Oyuncu sokakta gezmeye korkuyor. O dönemde de takım kaptanı Ogün Temizkanoğlu… Taraftarları taşıyan bir minibüs Kocaeli deplasmanından dönerken kaza geçiriyor ve 5 taraftar ölüyor. Dördünün cenazesi kaldırılıyor. Birinin cenazesi de bir gün sonra kalkacak. Trabzonspor’da bazı yöneticiler, Teknik Direktör Yılmaz Vural ve kaptan Ogün Temizkanoğlu da cenazeye gidiyor. Cenaze İskenderpaşa Camii’nde kılınacak ve Ogün, burada taraftarın saldırısına uğruyor. Adeta linç ediliyor. Kaçırıldığı otomobil paramparça ediliyor. Canını zor kurtaran Ogün Temizkanoğlu, iki gün sonra oynanan lig maçına çıkıyor, aslanlar gibi oynuyor ve libero olmasına rağmen iki de gol atarak takımın 3-1 kazanmasını sağlıyor.
Evet taraftarın linç girişiminden Hayrettin Hacısalihoğlu ve birkaç sağduyu insanın büyük çabasıyla kurtulan Ogün iki gün sonra takımın kahramanı oluyor ve bu kez de tüm taraftarların omuzlara aldığı bir isim oluyor.
Bilmem size bu olay bir ders olur mu?
***
SON BİR SÖZ DE TARAFTARLARA
Umut Bozok ve Abdulkadir Ömür’ün tribünlerden tepki gördükleri için ortaya koydukları profesyonelliğe yakışmayan tavrı sanırım yeterince irdeledik ve bu iki ismi de haklı olarak mahkum ettik. Peki taraftara söyleyecek söz yok mu? Ne yazık ki kendini kulüp taraftarı sanan ama ‘taraftar’lığın ne demek olduğunu asla bilmeyenleredir sözümüz. Siz Trabzonspor’un tarihi boyunca hep futbolcuları yok etmek için mi varsınız? Ya bu takım 8 yılda 6 şampiyonluk kazandığında da Güngör Şahinkaya ve Bahattin Güneş hedefti…Hemen bunun ardından Lemi Çelik, Hamdi Aslan, Soner Boz, hatta Hami Mandıralı ve Ogün Temizkanoğlu… Sonrasında Hüseyin Çimşir, Hasan Üçüncü, Tolga Zengin, Tayfun Cora ve daha niceleri… Küfürlerinizle, sövmelerinizle, tepkilerinizle hepsini yok etmeye çalıştınız. Yusuf Yazıcı da, Hüseyin Türkmen de ve Abdulkadir de sizin bu küfürlerinizden nasiplerini aldılar… Nedir sizin bu futbolcularla derdiniz.
***
BUNU TARAFTAR DEĞİL DÜŞMAN YAPAR
Biliyor musunuz, siz bu futbolculara küfretme ve tepki gösterme yerine sahiplenmeyi, kucaklamayı düşünseniz, her birinin performansı bir kat daha artacaktır. Değerleri iki katına çıkacaktır. Sahadaki başarı katlanacaktır. Ama siz var ya siz; Çok sevdiğiniz Trabzonspor’un tüm değerlerini yok etmek için adeta tribünde yer alıyorsunuz. Bugüne kadar kötü oynadığı dönemde alkışlayıp, bağrınıza basıp moral verip kazandığınız bir tek futbolcu var mı? Yok değil mi? Olmaz… Siz sanki yok etmek için tribünde yer alıyorsunuz. Siz evinizde eşinizle, çocuğunuzla, iş yerinde işçinizle ya da patronunuzla, bulunduğunuz partide üstlerinizle yaşadığınız sorunları çözemiyorsunuz. Hayatınızda hiçbir şey başaramamışsınız. Hiçbir sorun çözememişsiniz. O sorunlarınızla geldiğiniz tribünde tüm mutsuzluğunuzu gencecik futbolcuların mutluluğa dönüştürmesini bekliyorsunuz. Yanlış mıyım?
Ama şunu bilin ki sizden taraftar olmaz… Taraftarın nasıl olması gerektiğini öğrenmek istiyorsanız da Avrupa’daki tribünlere bir bakın…
Sanırım utancınızdan yerin dibine girersiniz.
Tabii ki utanacak yüzünüz varsa…
Yorumlar
Kalan Karakter: