TARİHİN EN NANKÖR İSMİ ABDULKADİR DE!...
Trabzonspor tarihinin altyapıdan yetişen belki de en yetenekli futbolcularından biri de Abdulkadir Ömür’dü… Onun için, “Türk Messi” deniyordu. Henüz 17 yaşına basmadan ilk kez A takım formasıyla Akyazı Stadı’na çıktığında gerçekten izleyenlere keyifli anlar yaşatmış ve onun dünya çapında bir yıldız olacağına olan inancı doruğa çıkarmıştı. Sonraki dönemlerde Abdulkadir harika yeteneklerini kullanırken, daha 18 yaşında A Milli takıma davet edilmiş, bu arada 19 yaşında da İngiltere Premier Liginin en önemli kulübü olan Manchester City’den de teklif almıştı. Bu kulübün Bordo-Mavililere vermeyi taahhüt ettiği bonservis bedeli ise tam 23 milyon Euro’ydu… Belki de pazarlıklar devam etseydi bonuslarla birlikte rakam 30 milyon Euro’yu bulurdu. Bu da o güne kadar Türkiye tarihinin en yüksek bedeli olarak kayıtlara geçerdi. Ancak yönetim bu oyuncuyu satmadı. Amacı daha da büyük bir patlama yapması ve sonra da çok çok daha yüksek rakamlar karşısında göndermekti. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Abdulkadir Ömür, iki ağır sakatlık geçirdi ve neredeyse 1,5 yıl sahalardan uzak kaldı.
***
SON İKİ SEZONUNDA BÜYÜK ÇÖKÜŞ YAŞADI
Sahalara yeniden döndüğünde eski görüntüsünden uzaktı ama yavaş yavaş toparlandı. Bordo-Mavililerin tam 38 yıl aradan sonra resmi olarak şampiyon olan kadrosunun önemli aktörlerinden biri haline gelmişti. Abdulkadir’in çok daha iyi olacağı düşünülüyordu ama geçen sezondan itibaren sürekli bir geriye gidiş söz konusu oldu. Bu oyuncu sakatlıklarıyla, sahada üretmemesiyle, saha dışı yaşam tarzıyla birlikte gündem olmaya başladı. Takım da kötü gidince hedef haline gelen isimlerden biri de Abdulkadir oldu. Tribünlerden tepki aldığı bir maçtan sonra ise altyapıdan yetişen bir futbolcuya asla yakışmayacak bir tavırla, idmanlara çıkmayı reddetti ve ayrılmayı yönetime adeta dayattı. Kendisine Pendikspor’dan 8 milyon Euroluk bir öneri geldi ama bunu da kabul etmedi. Acun Ilıcalı’nın İngiltere 2’nci liginde oynayan sıradan takımı Hull City’e gitmeyi kafasına koymuştu. Sonunda da amacına ulaştı. Yönetimin basiretsizliğiyle birlikte bu futbolcu sadece 2,5 milyon Euro bonservis bedeli getirerek gidenler kervanına karıştı. Yani Abdulkadir’den zarar 21 milyon Euro civarındaydı. Bu yaptığı kuşkusuz büyük tepki topladı. En büyük tepkiyi de Trabzonspor tarihinin en fazla forma giyen, en çok gol atan ve en fazla asist yapan efsanesi Hami Mandıralı gösterdi.
***
‘NEREDEN GELDİĞİNİ ASLA UNUTMAYACAKSIN’
Hami Mandıralı, Abdülkadir Ömür'ün Trabzonspor Kulübü Başkanı Ertuğrul Doğan'a "Ben o takıma da gitmem bir daha da bu formayı giymem" dediği şeklinde duyum aldığını belirterek şu tepkiyi gösterdi: "Giymem dediği forma bordo mavi Trabzonspor forması. Bu gücü nereden buluyorlar ben anlamıyorum. Trabzonspor gibi bir takımda oynayan, Trabzonspor forması giyen Trabzon'un öz çocukları bunu nasıl söyleyebiliyor. Ben söyleyemedim, benim arkadaşlarım söyleyemedi. Nerden buluyorlar bu gücü de bu lafları söyleyebiliyorlar. Ben hayretler içerisinde kaldım ve çok üzüldüm. Geldiğin yeri unutmayacaksın. Minibüsle geldiğin tesislere şimdi en lüks otomobille geliyorsun. Sokakta yürürken bulduğun parayla bunu almadın. Trabzonspor'da oynadığın için bu parayı ve arabayı aldın. Bu yüzden en güzel evde oturuyorsun, en güzel kıyafetleri giyiyorsun. Bunu unutmayacaksın. Bunu unutan insanı sen de unutacaksın."
***
EFSANE BU SERT SÖZLERLE A.KADİR’E YÜKLENDİ
Efsane futbolcu ve şimdinin Teknik Direktörü Hami Mandıralı suçlamalarını ve tepkisini sürdürürken, .Trabzonspor formasını giyebilmek için çok acılar çektiğini belirtti ve "Ben bu takım için, bu forma için 11 defa narkoz yedim, ameliyat oldum. O kadar kolay değil. Ben o formayı giymek için bedeller ödedim. Trabzonspor bana bir kimlik verdiği için bana yaşama sevinci, huzur verdiği için ben o formaya aşığım. Ben o kimlikle yaşıyorum. Trabzonsporlu Hami olarak yaşıyorum, saygı görüyorum. Niye, o anlı şanlı formaya hizmet ettiğim için. Aslolan her zaman Trabzonspor'dur. Bunu genç kardeşlerimiz unutmamalı. Vazgeçilmeyecek oyuncu yoktur. Ben 300 küsür gol attım, çok küfür ve hakaret yedim. Ama ben asla taraftarıma, camiama sırt çevirmedim. Savaştım, mücadele ettim. Sana bir maç bağırmışlar diye 'Ben bu formayı bir daha giymem' diyorsun. Oğlum sen kimsin? Geldiğin yerin unutma. Nankörlük yapmayın. Trabzonspor çok büyük bir marka bunu unutmayın” sözleriyle tepkisini dışa vurdu.
***
HAMİ ÖZVERİDE BULUNDU AMA TAVAN ÜCRET ALDI
Hami Mandıralı’nın kuşkusuz tepkisinde çok haklı noktalar var ve birçoğunun da altına imza atmamız gerekir. Fakat bazı tarihi gerçekleri de unutmamak gerekir. Hami Mandıralı gerçekten Trabzonspor forması altında çok önemli başarılara imza attı. 8 yaşında girdiği tesislerden, 32 yaşında ayrıldı. Bir tek bir dönem Schalke 04’e satıldı ve bir sezon Almanya’da oynayıp, yeniden geri getirildi. Hami Mandıralı genellikle boş sözleşmeye imza atardı. Bu büyük bir özveriydi. Ama yönetime de, “Bu boş sözleşmeye imza atarken, diğer futbolcuların da pazarlık gücünü kırarak kulübüme yararlı olmaya çalışıyorum. Ama tavan ücreti ben alırım” diyordu ve genellikle en yüksek ücreti alan isim oluyordu. Ama yönetim Hami’ye en yüksek ücreti verirken, boş sözleşme nedeniyle diğer futbolcuların da pazarlık gücünü kırıyor, örneğin, “Hami’ye biz 18 milyon lira ödeyeceğiz. Size de 16 milyon, 15 milyon ödeyeceğiz” şeklinde rakamlar belirliyordu. Oyuncular da bunu zorunlu olarak kabul ediyordu. Ama Hami hep tavan ücret alırken, diğer oyuncularla da arada çok büyük uçurum yaşanmıyordu.
***
ÜCRET DENGESİ BOZULUNCA İSYAN ÇIKMADI MI?
Bu uygulama ile tavan ücret alan Hami Mandıralı ile birlikte mesela Oğun Temizkanoğlu, Abdullah Ercan ya da Ünal Karaman arasında 1 milyon ya da 2 milyon lira fark oluyordu. Hatta Hami 18 milyon lira kazanırken, Tolunay Kafkas’ın ücreti 16 milyon liraydı. Ama bugün aynı şey geçerli mi? Bakın Nicolas Pepe 100 milyon lirayı aşan bir ücret alırken, Uğurcan Çakır 30 milyon lira kazanıyor. Abdulkadir Ömür de 30 milyon lira alıyordu. Mesela Marc Bartra 150 milyon liraya yakın kazanıyordu. Örneğin Maxi Gomez bugünkü kurla 110 milyon lira cebine indiriyordu. Ama takımın en önemli parçaları Uğurcan Çakır ve Abdulkadir Ömür’dü… Yani takımın tavan ücret alanlarıyla aralarında eksi 70-80 milyon lira bulunuyor. Yani böyle bir dengesiz ücret politikasını acaba Hami Mandıralı yaşasaydı ne yapardı? İsyan etmez miydi? En yüksek paraları yabancılar kazanırken, kendisi onların dörtte birine talim etseydi kim bilir belki de maça çıkmayı reddedenler arasında olabilirdi. Ayrıca onca yüksek para kazanan yabancılar el bebek gül bebek yaşarken, yerliler tüm tepkileri çeken isimler oluyorlar.
***
HAMİ AYRILMAK İSTEDİĞİNİ UNUTTU MU?
Hami Mandıralı kesinlikle doğru diyor da, en azından çuvaldızı Abdulkadir Ömür’e batırırken, kendisine de bir iğne batırabilir mi? Bu noktada yine tarihi bir hatırlatma daha yapmadan edemeyeceğim. Hami Mandıralı 18 milyon lira kazanırken, Türkiye’de bir anda naklen yayın dönemi başlamış, ülke Avrupa Şampiyonasına katılma hakkı kazanmıştı. Ogün Temizkanoğlu ve Abdullah Avcı’nın sözleşme yapma yılıydı. Yönetim ile yaptıkları pazarlıklar sonunda bu iki isim 85 milyon lira karşılığı imza atmışlardı. Yöneticiler de bunu havaya mermi sıkarak kutlamıştı. Bir önceki sezon tribünlerden birkaç maçta tepki alan Hami Mandıralı, basın toplantısı düzenlemiş ve, “Trabzonspor’da artık forma giymeyeceğim. Gideceğim” demişti. Milli takımla İngiltere’ye gitmişti. Dönemin başkanı Faruk Nafız Özak ve Teknik Direktör Şenol Güneş, İngiltere’ye giderek Hami Mandıralı’yı güçlükle kalmaya ikna etmişlerdi. Hami de zaten aradan iki sezon geçmeden Mehmet Ali Yılmaz tarafından Schalke’ye gönderilmişti. Ama Hami’nin ayrılma isteğinde kuşkusuz Ogün ve Abdullah’a ödenen astronomik rakamın rolü inkar edilemez. Yani demek ki ücret dengesi ortadan kalktığında forma aşkı da azalıyor otomatik olarak…
***
ALMANYA’DAKİ BÜYÜK İSYANI DA UNUTMADIK
Ayrıca yine Ogün Temizkanoğlu ve Abdullah Ercan’a ödenen bu astronomik ücretten dolayı, futbolcuların neredeyse tümü isyandaydı. Lemi Çelik, “Takımın sağbeki 6 milyon lira, sol beki 85 milyon lira alıyor” demişti, diğer tüm isimler de isyan ediyordu. Hatta yeni sezonda yani 1996-97 sezonu için yaz kampının yapıldığı Almanya’ya gidildiğinde hiçbir futbolcu idmana çıkmamış, isyan etmişti. Hatta, Orhan Çıkırıkçı gibi ağzı var dili yok bir isim bile dönemin asbaşkanı Kenan İskender’e, “Artık sana inanmıyoruz ve dinlemek de istemiyoruz” demişti. Büyük uğraşılarla çalışmalar başlamıştı ama o sezon takım yavaş yavaş dökülme dönemine girmişti. Sonuç olarak tepkinin özellikle öz evlatları hiçe sayan ve milyonlarca Euro’yu yabancıların yollarına halı yapan yönetenlere tepki göstermek gerekir. Yoksa emek harcayanlar, karşılığını alamadıklarında babalarına karşı bile tavır almaları kadar doğal bir davranış olamaz…
Hani bir özdeyiş var ya; “Ev sahibi hatalı da, hırsızın hiç mi suçu yok” sözü burada da geçerli gibi… Yani Abdulkadir büyük yanlış yaptı da, buna neden olan yönetim ve taraftar davranışlarını hiç mi hesaba katmayacağız?
Bilmem yanlış mı düşünüyorum?
Yorumlar
Kalan Karakter: