FUTBOLU KAOS GÜNLERİ BEKLİYOR
Türkiye’de futbol hep tartışmalıdır. Hakem hataları kulüplerin canını yakar, herkes feryat eder, bağırır çağırır, sonra da susar. Futbolun içindeki unsurlar içinde hani futbolcular ve teknik adamlar dışında kalanların bu güzel oyunla hiçbir ilgisi yoktur. En fazla tribünlerden taraftar olarak maç izlemişlerdir. Dünyada futbolda ileri ülkelerde federasyonları eski futbolcular yönetir. Kulüplerin başkan ya da yönetiminin büyük bölümü eski futbolcudur. Kulüplerin teknik anlamda görev yapan isimlerinin de önemli kısmı futbolun içinden gelmişlerdir. Bizde ne yazık ki hakemlerin bile büyük bölümü futbol oynamamıştır. Ülkemizde federasyon başkanlarının kim olacağına, yönetimlerine kimlerin gireceğine, Kurullarında hangi isimlerin olması gerektiğine, kulüpleri kimlerin yöneteceğine genellikle siyaset kurumunda etkili olanlar karar veriyor. Hatta hangi teknik direktörün hangi kulübü çalıştıracağı konusunda bile siyasetle ilintili etkili isimler rol oynuyor. Bu kadar futbol dışı unsurun, futbolun içine böylesine bodoslama dalmasının sonucunda da kaos kaçınılmazdır.
Federasyon başkanı ve yöneticileri bilgiden, yetenekten, tecrübeden çok yoksun oldukları için kulüpleri yönetenlere şirin gözükme çabası içindedir. Ayrıca kendilerini göreve getiren siyasi kurumun da kulu kölesi gibidirler. Durmadan kuralları değiştirirler. Hakemlerle istedikleri gibi oynarlar. Bir yerlerden talimat gelmiş gibi küme düşecek, şampiyon olacak takımı belirleme gayretkeşliğine girişirler. Yayıncı kuruluşun kölesi gibi davranırlar. Her sezon futbolun kaos ortamına girmesi endişesi yaşanırdı. Bu sezon ise 15’nci haftada ilk kıvılcım çakıldı. Hem de sözde bir kulüp başkanı, saha ortasında hakemi yumrukladı, yanındaki magandalar da aynı hakemi yerde tekmeledi. Türkiye bir anda şok oldu. Her ağızdan bir ses çıktı. Kınayan kınayana… Sanki bu şiddet eylemini gerçekleştiren başkanın tavrının aslında bu ülkenin geldiği kutuplaştırma politikasının bir sonucu olduğu bilinmiyor gibi… “Benden olmayan, benim çıkarlarıma dokunan ölsün” mantığı insanların beynine öylesine şırınga edildi ki ve insanlar bunu öylesine içselleştirdi ki, artık sokakta, statta, kahvede, evde yaşanan her türlü şiddet beklenen birer normal gelişme gibi gelmeye başladı.
***
TRABZONSPOR’UN ŞAMPİYONLUKLARI ÇALINDI
Tam Ankaragücü-Çaykur Rizespor maçında yaşanan skandal, küllenmişken belki ülke futbolu yeni bir boyut kazanır diye düşünürken, bu kez İstanbulspor başkanı, Trabzonspor maçında takımını sahadan çekti. Sanki takımın değil, futbolun sahibiymiş gibi… Futbol güzel bir oyun… Milyonları peşinden sürüklüyor. Televizyonların başına kilitliyor, yüz binleri statlara koşturuyor. Yağmurda, çamurda, karda, kışta, kıyamette, yazın kızgın sıcağında bu güzel oyunu izlemek için insanlar birbiriyle yarışıyor. Ama bu insanlara örnek olması gereken, sorunun değil, çözümün, savaşın değil, barışın kaynağı olması gerekenler ne yazık ki tam tersi bir tutum izliyor. Bakın İstanbulspor bir penaltı pozisyonundan dolayı sahayı terk ediyor. Bugün futbolda hakem hatası olmadan bir maç tamamlanıyor mu? Hayır!. Dünyanın her yerinde hakemler hata yapıyor. Her hatada takımlar sahadan çekilse, futbol diye bir oyun ortada kalmaz… Hatırlar mısınız 2004-2005 sezonunda bir Fenerbahçe-Trabzonspor maçında hakem Cem Papila tam 25 tane Trabzonspor aleyhine kader hatası yapmıştı. Trabzonspor başkanı takımı sahadan çekmeyi düşünmemişti. Özkan Sümer başkanlığı döneminde hakemler Bordo-Mavili takımın birçok maçında puanını gasp etmiş en az 25 puan az toplamasına sebep olmuştu. Sümer hakemler ve TFF aleyhine tek söz söylememişti. Başkanların görevinin yangına körükle gitmek değil, su taşımak olduğunu anlatmıştı. 2010-2011’de Fenerbahçe’nin şampiyon olabilmesi için hakemlerin sahada neler yaptığını hatırlayan var mı? Ama Sadri Şener bir kez olsun, “Bu ligden çekilirim” demedi. Çünkü Kulüpleri yönetenlerin görevinin futbolu oynatmamak değil, oynanmasını sağlamak olduğunu biliyordu.
Ya bugünün başkanları…
Tek bir hatayı bile sahadan çekilme sebebi sayıyor. Bir diğeri hakem dövmeyi hak olarak görüyor. Belki de bunlar daha iyi günlerimiz. Çünkü bu alışkanlık haline gelirse yarın statlarda bir tek maç oynanamaz, bir gün gelir on binlerce seyirci sahaya iner, ortalığı terör alanına çevirir, futbolu da bitirir. İstediğiniz bu mu?
***
CUMHURBAŞKANI BİR AN ÖNCE EL KOYMALI
Türkiye’de futbol bir kıvılcımla birlikte kaos ortamına doğru gidiyor. Bu noktada ilk etapta pansuman tedavisi için yapılması gereken ülkenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoğan’ın acilen, hiç vakit kaybetmeden futbolun tüm paydaşlarını toplamasıdır. Çünkü futbolu en çok Sayın Erdoğan kullanıyor. Bir de çok seviyor. Futbolu çok seven Cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoığan’ın kulüp başkanları, yöneticileri, TFF yönetimini, kurul üyelerini, tüm hakemleri Saray’da bir araya getirmeli… Önce onları dinlemeli, sonra da, kendi üslubunca artık tüm taraflar arasında bir barış imzalanmasını, bundan sonra tek bir olayın bile çıkmaması için herkesin elinden geleni yapmasını istemesi gerekir. Bundan sonra bilerek isteyerek futbola zarar verme çabası gösteren kim olursa karşısında kendisini bulacağını açık net bir şekilde yüzlerine karşı haykırması şart olmuştur. Çünkü biliyorum ki bu futbolun içindeki herkes ama herkes bir tek Recep Tayyıp Erdoğan’dan çekinir, hatta korkar. Kimse de karşısına alma cüretini gösteremez. Çünkü başlarına neler gelebileceklerini çok iyi bilirler…
***
KUTUPLAŞTIRMA BİTMELİ, SEVGİ DİLİ EGEMEN OLMALI
Bu yapıldıktan sonra da, futbolun gerçekten futbolun içinden gelenler tarafından yönetilmesi için gerekli adımlar atılmalı… İki kuruş kazandı diye kendini bir halt sanan ve futbolu ego tatmini için kullanan hiç kimsenin bu güzel oyunun içinde olmasına izin verilmeyeceği şartlar oluşturulmalı… Federasyon gerçek anlamda özerk olup, profesyonel futbol oynamamış isimlerin yönetiminde yer almasının önüne geçilmelidir. Kurallar net konulmalı ve bunlarla oynanması olanaksız hale getirilmeli… Kulüplerin bir an önce borç batağından kurtulması için bizzat devletin denetiminde mali hareketler gerçekleştirilmeli… Başkan ve yöneticilerin kendilerini kulüplerin sahibi gibi hissedecekleri koşullar ortadan kaldırılmalı… Yani kulüpler ekonomik açıdan bu futbol cahillerine mahkum olmaktan kurtulmalıdır. Ve nihayet bu ülkede siyasetin tepesinden sıradan yurttaşa kadar artık kutuplaştırma, savaş, şiddet dilinin yerini, sevgi, kardeşlik, barış dili egemen olmalıdır. Bizim gibi düşünmeyen, bize rakip olanlar düşman değil, demokrasilerde olması gereken unsurlar olarak kabul edilmelidir. İnsanların hatalar yapabileceği ve bunun tolere edilmesi gerektiği bilinçlere yerleştirilmelidir. Empati yeteneği geliştirilmeli ve ülke kaotik bir korku ikliminden uzaklaştırılmalıdır. Bunu da ilk başlatması gereken Cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoğan’dır.
Aksi takdirde yarın bugünleri de arayacak noktaya geleceğiz.
Acı ama gerçek bu…
***
SÜRMEN BEN YOKUM DESEDE…?
Trabzonspor Divan Kurulu Başkanı Ali Sürmen, göreve geldiği günden bu yana hep eleştiri oklarının odağında oldu. Zamansız çıkışları, söylemleri ve tavırları camiada sürekli tartışma konusu oldu. Divan başkanlığı süresi boyunca birçok dostu ile de arası açıldı. Daha çok siyasi arenada gördüğümüz, spor camiası ile arasında ciddi mesafeler olan Sürmen, bordo mavili kulübün performansı en düşük divan başkanı oldu. Rıfat Dedeoğlu, Nizamettin Algan ve Ali Özbak gibi duayenlerden sonra bu koltuğu bir türlü dolduramadı. Kendisine yapılan eleştirileri bir türlü kabullenemediği gibi yanlışlarında ısrarcı oldu. Her söylemi ile camiada derin yaralar açtı. Olması gerektiği yerde olmadığı gibi konuşması gerektiği yerde de hep suskun kaldı. İpin ucunu kaçırınca da bir türlü toparlayamadı.
***
YERİNE BİRİNİ Mİ HAZIRLIYOR?
Divan Başkanlık Kurulu’nun Mart ayı içerisinde genel kurulu gerçekleşecek. Ali Sürmen Divan Kurulu’ndaki çalışma arkadaşlarına yeni dönemde aday olmayacağını ifade etmiş. Hatta “içinizden biri aday olursa seve seve desteklerim” demiş. Bunu divan kurulundaki arkadaşlarımıza sorduk ve teyit ettirdik. Fakat kulağımıza Sürmen’in bu konuda henüz net bir karar vermediği duyumları geldi. Hatta geçmiş tüzükten hakları doğan birçok ismi Divan Kurulu’na üye yaptığı da konuşuluyor. Tabi, Sürmen’in bu konuda bir hukukçu olarak, yasalara uygun hareket ettiğini biliyoruz. Bizlerin dikkatini çeken nokta, Sürmen’in bu konuya özellikle hassasiyet göstermiş olması. Bzilerin de tahminine göre Sürmen yeni dönemde aday olmaz. Birincisi daha fazla dostunu kaybetmek istemez, ikincisi ise yarışa girse de seçilemeyeceğini bilir. Ama giderayak yerine istediği bir ismi bırakarak gitmek arzusu içinde olabilir. O yüzden başkan olmasını istediği aday için bir çalışma içerisine girebilir. Bizlerin Sürmen’e tavsiyesi Hayrettin Hacısalihoğlu’nun kendisine hak etmediği halde lütuf olarak sunduğu koltuğu sessiz ve sakin bir şekilde bırakmasıdır. Görev süresi boyunca yaptığı icraatlarla hırpaladığı Trabzonspor’a bari giderken daha fazla zarar vermemesidir. Tarih, Trabzonspor’a ağır darbeler vuran birçok başkan ve yöneticiler gibi kendisini de hak ettiği yerde anacaktır. En azından seçime kadar stabil kalması hem Trabzonspor hem de kendisi için elzemdir.
***
AYHAN PALA GÜNDEMDEN DÜŞMEK İSTİYOR
İYİ Parti Ortahisar Belediye başkan adaylığı için Genel Başkan Meral Akşener tarafında ismi kamuoyuna açıklanan ardında da bu kararından vazgeçen Ayhan Pala verdiği karara kamuoyunun saygı duymasını istiyor. Kendisi ile telefonda görüştük. Memuriyet hayatına geri dönmek için gerekli makama dilekçe verdiğini ve mesleğine geri dönüş süresinin dolmasını beklediğini söyledi. Pala, Trabzon’a hizmet için böyle bir hamle içinde olduğunu gelişen şart ve koşullarda kararından vazgeçtiğini söyledi. Hakkında yazılan çizilenlerden rahatsızlık duyduğunu dile getiren Pala, "Ben iyi niyetli olarak yola çıktım. Koşullar oluşmadığı için yeni bir karar alarak geri çekildim. Bütün bu gelişmeler bir haftalık, bilemediniz 10 günlük sürede yaşandı. Kimsenin burada kaybettiği bir şey yok. Parti kendisine yakışan yeni adayı bulup nasıl yoluna devam edecekse, ben de öğretmenlik yaşantımı sürdüreceğim. Hayatta her şey istediğiniz gibi gelişmeyebilir. İnsanların buna saygı duyması lazım. Ben devlet memuruyum. Emekli oluncaya kadar da yeni bir planlama içinde olmayacağım. Herkesin bunu böyle bilmesini istiyorum" dedi. Ayhan hoca, yaşanan bütün bu gelişmelerden bunalmış durumda. Fakat enerjisini kaybetmiş değil. Toplumdan kendisine saygı göstermesini istiyor. Pek de haksız sayılmaz…
***
ZORLUOĞLU HIZLI GİRİŞ YAPTI
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu uzun bir tedavi süreci ve ameliyatın ardından yeniden işbaşı yaptı. Pazar günü Zorluoğlu’na Trabzon Havalimanında kalabalık bir karşılama yapıldı. Pazartesi günü de belediye çalışanları Zorluoğlu’nu kalabalık bir şekilde belediyenin önünde karşıladı. Zorluoğlu her iki organizasyondan da oldukça mutlu oldu. Gözleri doldu. Sıkıntılı günlerin ardından bu organizasyon kendisi için büyük moral oldu. Başkan makamına oturur oturmaz kendisini bekleyen dosyaları incelemeye, çözüm üretmeye başladı. Dün de Dursun Ali Kurt Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde konuşmacı olarak katıldığı söyleşi programında gençlerle buluştu.
***
DUYGUSAL ANLAR YAŞIYORUM
Gençlere seslenen ve onlarla bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu belirten Başkan Zorluoğlu, “Yaşınız kaç olursa olsun bazı ortamlarda heyecanınıza mani olamıyorsunuz. 40 yıl önce sizlerin oturduğu sıralarda, dersliklerde, futbol sahalarında 3 yıl kadar bulundum. Çok duygusal anlar yaşıyorum. Sizlerle bir arada olmaktan ayrı bir mutluluk duyuyorum” dedi.
***
HAYALİMİN PEŞİNDEN KOŞTUM
Kendi kariyer süreciyle ilgili öğrencileri bilgilendiren Başkan Zorluoğlu, “Ortaokuldan sonra mühendislik ve tıp okuma kararındaydım. Trabzon İmam Hatip’ten sonra Trabzon Lisesi’ne gittim. Sosyal bilimler okumaya karar verdim. Türkiye’nin en önemli birkaç üniversitesinden biri olan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’ni kazandım. Uluslararası İlişkiler bölümünü tamamladıktan sonra hayalimizin peşinden koştuk. Türkiye’de son 30 yıldır kamuda, kaymakam olarak, daire başkanı olarak, genel müdür olarak, müsteşar yardımcısı olarak, vali olarak ve şimdi de belediye başkanı olarak memleketimize, insanlarımıza, sevdiklerimize, hizmet etmeye gayret ediyoruz. Kendi şehrime ve şehrimin insanlarına hizmet ediyor olmak çok büyük mutluluk” ifadelerini kullandı.
***
CHP’DE DERİN SESSİZLİK HAKİM!
31 Mart 2024 Yerel seçimler öncesi Trabzon CHP örgütlerinde derin bir sessizlik var. Kimsenin sesi soluğu çıkmıyor. Dün Trabzon’a gelen Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez partide biraz hareketlilik yaşattı. O da saman alevi gibi geçti. Halen daha Büyükşehir Belediye Başkan adayını bulamayan CHP’de isim konusunda tam anlamıyla bir muamma yaşanıyor. Ortahisar Belediye Başkanlığı için adaylık başvurusu yapan Ahmet Kaya’nın Büyükşehir’e kaydırılacağı, avukat Hande Burma’nın da Ortahisar’dan aday gösterileceği konuşuluyordu. Fakat bu konuda da halen daha bir uzlaşı sağlanabilmiş değil. Parti içindeki iç çatışmalar ve soğuk savaşının bir türlü önüne geçilemeyen CHP’de kimlerin aday gösterileceği, gösterilen adayların toplumda karşılık bulup bulmayacağı merak konusu.
Yorumlar
Kalan Karakter: