KANAYAN YARAMIZ: LİYAKAT!
Ülkemizde liyakat sorunu her geçen gün kanayan bir sorun haline gelmeye devam ediyor. Çünkü bir kurumun başına ehil olmayan insanlar getirildiğinde zarar yalnızca o kuruma değil, o kurumun içinde ve dışında emek veren herkese yansır. Eğitimden farklı birimlere kadar birçok alanda yaşanan saygısızlıkların, baskıcı tavırların ve yönetim krizlerinin temelinde de tam olarak bu anlayış yatmaktadır. Bilgisiyle, vizyonuyla, duruşuyla ve insan ilişkileriyle örnek olması gereken makamlar, ne yazık ki zaman zaman kibri, öfkeyi ve güç gösterisini temsil eden kişilere teslim edilmektedir. Sonuç olarak ortaya, insanları motive eden değil tüketen, üretimi destekleyen değil baskılayan bir yönetim anlayışı çıkmaktadır. İnsan yetiştirmesi gereken kurumlar, kimi zaman insanların hevesinin kırıldığı ve susturulduğu alanlara dönüşmektedir. Bugün eğitim kurumlarında yaşanan birçok problem yalnızca bireysel tavır sorunu değildir. Bu, yıllardır büyüyen liyakatsizlik kültürünün doğal sonucudur. Çünkü hak ederek değil, yakınlık ilişkileriyle makam sahibi olan kişiler, bulundukları koltuğu hizmet alanı değil, güç alanı olarak görmeye başlamaktadır. Makamı temsil etmek yerine makamın gücünü kullanarak insan ezmeyi yöneticilik sanan bir anlayış, ne yazık ki toplumun birçok alanına sirayet etmiş durumdadır.
Ve bu çürüme yalnızca eğitim kurumlarında değil; ülkenin birçok kurumunda kendisini göstermektedir. İster müfettiş olun, ister kurum amiri, ister en alt kademedeki memur… Eğer sistem liyakati değil itaati ödüllendiriyorsa ortaya çıkan tablo da maalesef bugünkü gibi olur. Saygının azaldığı, üretimin değersizleştiği, insanların birbirini bastırmaya çalıştığı çürümüş bir düzen… Ortada bir usulsüzlük, saygısızlık ya da yanlış bir tutum olduğunda mesele gerçeği ortaya çıkarmak değil, çoğu zaman “kurumu ve kişileri koruma” adı altında birbirini kollamak hâline geliyor. Memur, amir, müfettiş… Unvanlar değişiyor ama zihniyet değişmiyor. Çünkü sistem içerisinde oluşan bu yapı, çoğu zaman adaleti sağlamak için değil, birbirinin açığını kapatmak için işletiliyor. İşiniz yarın bir gün bir yetkilinin imzasına, makamına ya da kararına düştüğünde, olayın ne olduğuna bakılmaksızın birbirlerinin sırtını sıvazlayan, hatayı görmezden gelen ve suçu vatandaşa ya da daha güçsüz olana yüklemeye çalışan bir anlayış devreye giriyor. Böyle olunca insanlar hakkını aramaktan bile çekinir hâle geliyor. Çünkü karşılarında birey değil; birbirini koruyan kapalı bir düzen görüyorlar.
Oysa devlet ciddiyeti, yanlış yapanı korumak değil, doğruyu ayakta tutmaktır. Kurumları güçlü yapan şey, hataları örtbas etmek değil, hatalarla yüzleşebilme cesaretidir. Eğer bir sistemde liyakat geri plana itilip “bizden olsun” anlayışı öne çıkarsa; o kurumların içi zamanla çürümeye başlar. Çünkü liyakat yoksa adalet zayıflar, saygı kaybolur, güven sarsılır. Bugün toplumun en büyük özlemlerinden biri, adaletin gerçekten tarafsız işlemesi, makamların kişisel egolar için değil hizmet için kullanılmasıdır. İnsanlar ayrıcalık değil, eşit muamele görmek istiyor. Korku değil güven, baskı değil saygı, kibir değil vicdan görmek istiyor. Bir an önce bu anlayıştan vazgeçilip devletin fabrika ayarlarına dönmesi gerekiyor. Çünkü kurumları ayakta tutan şey korku, baskı ve birbirini koruma düzeni değil, liyakat, vicdan ve adalettir. Bugün yaşanan birçok sorunun temelinde ekonomik krizden önce ahlaki ve kurumsal bir çöküş vardır. İnsanların canını en çok yakan da tam olarak budur.
CHP’DE BİRLİK ÇAĞRISI
CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti içinde “mutlak butlan” tartışmalarının sürdüğü süreçte dün yayımladığı video mesajla dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, CHP'ye arınma çağrısı yapmıştı. Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamaları gündeme bomba gibi düşerken parti içerisinde de tartışmaları beraberinde getirdi. Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları Trabzon’da da yankı buldu. Kılıçdaroğlu’nun bu açıklaması üzerine CHP Trabzon İl Örgütü’nden jet hızıyla bir açıklama yayımlandı. ‘Kamuoyunun dikkatine ve partililerimizin dikkatine’ başlığıyla yayımlanan açıklamayı il başkanı Mustafa Bak sosyal medya hesabından paylaştı. Açıklama dalga dalga birçok partili tarafından paylaşıldı. Yapılan açıklamada birlik beraberlik çağrısı yapıldı. Şahsi ihtirasların bir kenara bırakılarak birlik içerisinde iktidara yürünülmesi gerektiğine dikkat çekildi.
PEKŞEN’DEN URALOĞLU’NA ÇAĞRI
CHP Yomra İlçe Başkanı Erol Haydar Pekşen, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’na ilçenin çözüm bekleyen sorunlarıyla ilgili çağrıda bulundu. Pekşen açıklamasında ilk olarak, Bakan Uraloğlu’nun 13 Haziran 2025 tarihinde yaptığı “Yomra’nın doğu girişinde yeni kavşak düzenlemesi yapılacağı” yönündeki açıklamayı hatırlatarak, söz konusu projenin hangi aşamada olduğunu sordu. Yıllardır gündemde olan Dulbant Tüneli projesinin akıbetinin de belirsizliğini koruduğunu dile getiren Pekşen, Yomra-Özdil-Yağmurdere Karayolu’nun Trabzon sınırları içerisindeki bölümünde genişletme, altyapı, asfalt veya betonlama çalışması yapılıp yapılmayacağını da gündeme taşıdı. Karayolları ekiplerinin bölgede yalnızca yaz başlarında karla mücadele çalışması yaptığını savunan Pekşen, özellikle turizm ve yaylacılıkla geçimini sağlayan vatandaşların bu konuda çözüm beklediğini kaydetti. Pekşen, “Yomra hızlı gelişen ve büyüyen bir ilçe, ama acil olarak çözülmesi gereken sorunları da mevcut. Bu konularda Sayın Bakan’ın olumlu açıklamaları kamuoyunca beklenmektedir” dedi.
MHP’Lİ ERBAY’DAN YOL İSYANI
Trabzon’un Sürmene ilçesinde Birlik, Armutlu, Fındıcak, Yeşilköy ve Oylum mahallelerini birbirine bağlayan ve yaylalara ulaşımda yoğun olarak kullanılan gurup yolunun mevcut durumu vatandaşların tepkisini çekti. MHP Sürmene Belediye Meclis Üyesi ve Sürmene Birlik Mahallesi Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Hüseyin Erbay, yolun bir an önce kalıcı şekilde yenilenmesi çağrısında bulundu. Erbay açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Sürmene Birlik-Armutlu-Fındıcak-Yeşilköy-Oylum ve devamındaki yayla yollarındaki bu utanç tablosunun ivedilikle ortadan kaldırılması; Trabzon Büyükşehir Belediyesi ve Sürmene Belediyesi koordinasyonunda yolun acilen kalıcı olarak yapılmasını, gerekli incelemelerin başlatılarak tarafımıza yazılı bilgi verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.”
ARAKLI’DA İŞLER ARAP SAÇI!
Trabzon’un Araklı İlçesinde cadde ve sokaklardaki yolların hali içler acısı. Yeni yapılan yolların çok kısa süre içerisinde bozulması tepkilere neden oluyor. Yollardaki çökme ve bazı rögar kapaklarının gelişigüzel olarak yoldan yüksek yapılması araçlara ciddi zararlar veriyor. Aynı zamanda su göletleri ile çamurlu sokaklar vatandaşları mağdur ediyor. Yeni yapılan sözde örnek caddenin ise şimdiden parke taşları çıkmış, dağılmış ve zemin çökmüş vaziyette. Oysa vatandaş yapılması için 6 ay çamur içinde bekledi. Ancak yapılan cadde şimdiden bozulmuş durumda. Eski belediye başkanı Ümit Çebi Başkanlığı döneminde yapılan 25 yıllık caddeler olduğu yerde duruyor ancak birkaç aylık yapılan zeminler bozulmuş durumda olması, işlerin yürümemesi, birçok sorunun çözümsüz kalması, söz verilen yatırımların hayata geçirilememesi Araklı Belediyesi’nde liyakat sorununu gözler önüne serdi.
Yorumlar
Kalan Karakter: