TRABZON MİLLETVEKİLİ YAVUZ AYDIN’IN ÖNGÖRÜSÜ
Trabzonspor –Fenerbahçe maçında yaşanan olaylarla ilgili olarak önceki gün Divan Başkanlık Kurulu Başkanı Mahmut Ören, Trabzonspor Kulüp Başkanı Ertuğrul Doğan, Trabzon Milletvekilleri, Belediye Başkanları ve adayları, siyasi parti temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle bir basın toplantısı düzenledi.
Toplantı öncesi Trabzonspor Divan Başkanlık Kurulu BaşkanıMahmut Ören’i arayan İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın, toplantının içeriği hakkında Ören’den bilgi aldı. Ören, toplantıda kendisi ve Ertuğrul Doğan’ın bir konuşma yapacağını söyledi. Hatta Yavuz Aydın bu içeriğe bağlı kalınması gerektiğini, siyasilere söz verilmesi durumunda konunun başka mecralara kayabileceği konusunda Ören’i uyardı. Basın toplantısı öncesinde de Ören katılımcılara ayaküstü sohbette kendisi ve Ertuğrul Doğan’ın konuşma yapacağını yineledi. Normalde saat 15.00’da başlaması gereken toplantı bazı siyasilerin geç gelmesi sebebiyle saat 15.30’da başladı.
Mahmut Ören daha önce hazırlanan bildiriyi okudu. Ardından Kulüp Başkanı Ertuğrul Doğan’a söz verdi. Doğan’da görüşlerini açıkladıktan sonra olayın hukuki boyutunu anlatması için eski divan başkanı Avukat Ali Sürmen’e söz verdi. Sürmen nasıl bir hukuki sürecin yaşanması gerektiğini ayrıntılarıya anlattı. Buraya kadar herşey normal seyrinde gitti.
Mahmut Ören beklenmedik bir şekilde İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın’a söz verdi. Aydın, Ören’in bu teklifi karşısında birkaç saniye düşündü ve “ Sayın Mahmut Ören ile hem telefonda hemde toplantı öncesinde konuştuk. Trabzonspor siyaset üstü bir konu olmalıdır. Siyasilerin bu konuda söz almalarını doğru bulmuyorum. Fakat söz hakkı verdiğiniz için kısaca görüşlerimi açıklayım” dedi.
Mahmut Ören’in bir anda neden karar değiştirip siyasetçilere söz verdiğini araştırdık. Aldığımız bilgiye göre talep Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ahmet Metin Genç’ten gelmiş. Genç’in bu isteğini geri çeviremeyen Ören, milletvekillerine söz hakkı vermiş.
Ahmet Metin Genç’in konuşmasını uzatması ve olayın siyasi boyutlerını es geçmesi, CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez ile arasında gerginlik yaşanmasına neden oldu. Bu durum Toplantıyı gündeminden uzaklaşarak amacı dışına çıkardı.
İşte tam bu yaşanacakları önceden sezen ve Divan Başkanı Mahmut Ören’i uyaran Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın’ın öngörüsü ne yazık ki karşılık bulmuş oldu.
***
DEFALARCA YENİLDİ OLAY ÇIKMADI DA ŞİMDİ NE OLDU!
Pazar akşamı oynanan Trabzonspor-Fenerbahçe maçının içinde ve sonrasında çıkan olaylar hepimizi üzdü. Asla kabul edilemeyecek görüntüler vardı. Bu olaylar ve yaşananlar hala gündemdeki sıcaklığını koruyor. Biz de zorunlu olarak bu maça dönük yazılarımızı yazmaya devam ediyoruz.
Kuşkusuz geçmişten bugüne süren rekabet içinde birçok olay yaşandı. İki kulübün arasındaki mücadele 1970’li yıllarda başladı ve özellikle 2010-11 sezonu içinde artık olmayacak, futbolun içinde asla kabul edilemeyecek çirkinliklerle birlikte doruğa ulaştı. Bordo-Mavili kulüp, özellikle 90’lı yıllardan sonra ne zaman şampiyonluk savaşı verse hep karşısında Fenerbahçe vardı. Sahadaki yetkinliği, futboluyla rakibinden çok daha iyi olmasına rağmen sürekli masa başı oyunlarıyla arkadan hançerlendi. Özellikle 1995-96, 2004-2005 ve son olarak da 2010-2011 sezonları unutulur ve kabul edilebilir gibi değildi. Hele hele son olarak yaşanan ve şikenin de teşvik priminin de FİFA ve UEFA’nın tüm organlarınca kabul edildiği sezon Bordo-Mavili camianın tüm bileşenlerinin Fenerbahçe’ye kinlenmesine sebep oldu. Bu da doğaldır. Kim haksızlığa uğrarsa mutlaka isyan eder, haksızlığı yapana asla iyi gözle bakmaz ve elinden gelse bir kaşık suda boğar…
***
TRABZONSPOR’A BÜYÜK ACILAR YAŞATTIKLARI GERÇEK!
Bu şike sürecinden sonra Trabzonspor camiası uzun soluklu bir mücadele yürüttü. O dönem yaşananlar büyük bir ansiklopedi dizinine bile sığmayacak kadar fazlaydı. Bordo-Mavili taraflar ülke tarihinin en büyük yürüyüşlerini yaptı. Protestolarda bulundu. Ancak bu sürecin başkanları Sadri Şener ve sonrasında İbrahim Hacıosmanoğlu ve sonraki aşamada Muharrem Usta ile Ahmet Ağaoğlu, hep birlikten ikircikli, hatta korkak politika izlemekten geri durmadılar. Bunda iktidardan ölümüne korkunun rolü büyüktü. Bir de önemli çıkarlar söz konusuydu. Kulübün ekonomisinin her geçen gün batağa saplanmasıyla birlikte başkan ve yöneticilerin tek umudu dönemin başbakanı ve sonrasının Cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoğan’dı. Onun karşısında el pençe divan durmak durumundaydılar. Bunun için de şike sürecinde ülke genelinde yaratılan atmosferi daha da yükseltme yerine ateşi söndürme yoluna gittiler. Bu arada daha önce iktidarı çok eleştiren ve tepki gösteren bazı taraftar grupları da bir anda Recep Tayyıp Erdoğan’cı oldu çıktılar. Böylece şike sürecinin gerçekçi ve yürekli takibi de sona erdi, Trabzonspor’un anasının ak sütü gibi helal kupası hala Fenerbahçe müzesinde durmaya devam ediyor.
***
BİR TEK MAÇ TATİLİ HACIOSMANOĞLU DÖNEMİNDE
Ben başka bir noktaya temas etmek istiyorum. Yani Pazar akşamı yaşanan ve tüm dünyada yankı uyandıran olaylardan sonra, Fenerbahçe’nin yaptığı haksızlıklar, Trabzonspor’a karşı başka güçleri yanına alıp, ya da futbol dışı çabalarla birlikte elinden kupalarının alınmasından kaynaklı bir patlamanın sonucu olduğu dile getirildi. Ben de yemedim içmedim, Trabzonspor’un Fenerbahçe ile 2011-12 sezonundan itibaren Trabzon’da oynadıkları maçların sonuçlarına baktım. Bakın 2011-12’Ede iki takım 1-1 berabere kalmış, bir sezon sonra Fenerbahçe tam 3-0 kazanmış, sonra yine 1-0 galip gelmiş, ardından yani 2014-15’te 0-0 beraberlik var. Bakın farkında mısınız, 5 yılda 3 yenilgi, 2 beraberlik ama bu maçlarda hiç kimse sahayı yabancı madde ile doldurmamış, sahaya atlayıp, rakip oyunculara saldırmamış… Sonraki sezon yani 2015-16’da İbrahim Hacıosmanoğlu başkanken 4-0 yenilirken, futbolculara değil, sahaya koltuklar fırlatılmış ve bunun üzerine maç tatil edilmiş… Trabzonspor hükmen mağlup ilan edilmiş… Ancak bu maçtan sonra da Bordo-Mavili taraftarlar rakip oyunculara Pazar akşamki gibi ağır saldırılarda bulunmamış…
***
ACININ TAZE OLDUĞU ZAMAN OLAY NEDEN YOK!
Sonra 2016-17 sezonunda yine 3-0 mağlubiyet var ve yine kimsenin burnu bile kanamamış… Bir sezon sonra 0-0 beraberlik, 2018-19’da ve 2019-20’de 2-1’lik galibiyetler, ardından yine 1-0’lık yenilgiyle süreç devam etmiş… Bordo-Mavili ekip şampiyonluk sezonunda rakibini 3-1, geçen sezon da 2-0 yenmeyi başarmış… Şimdi gelmek istediğim nokta şu; Trabzonspor’un acıları çok tazeyken, rakibine Hüseyin Avni Aker’de defalarca, hem de çok farklı skorlarla yenildiği halde taraftarı sahayı yabancı madde ile hiç doldurmamış, maçlardan sonra sahaya inip, rakip oyunculara saldırı girişiminde bulunmamış da, aradan geçen 13 yılın ardından mı bir anda uyanmış ve daha maçın 10’ncu dakikasından itibaren sahayı yabancı maddelerle doldurup, karşılaşma sonrasında sahaya inme ihtiyacı hissetmiş…Yani bir intikam ya da acı hisseyle hareket edilmesi gerekiyorsa bu 3-0 mağlup olunan 2012-13’te, ya da bir sezon sonraki 1-0’lık ve 2016-2017’deki yine 3-0’lık yenilgilerden sonra olması daha mantıklı değil mi?
Tüm bu gerçeklerden hareketle şunu ifade etmek istiyorum; Pazar akşamı Trabzonspor taraftarının arasına yerleştirilmiş, hangi provokatörler bu olayları organize etti? Ve arkasındaki gerekçeler nedir?
Bunları bulup ortaya çıkarmak hem devletin etkili kademelerindekilerin, hem de Trabzonspor’u yönetenlerin görevidir.
Bekliyoruz!
***
ERDAL HOŞ’U TEBRİK EDİYORUZ!
Trabzonspor’un Fenerbahçe ile oynadığı ve önemli olaylara sahne olan karşılaşmadan sonra gündem kaotik bir şekilde devam ediyor. Süreç içinde herkes eteğindeki taşları döktü. Kimin futbolun gerçekten temizlenmesinden, kimin camialarının zarar görmemesi için küçük hesaplar beşinde koştuğunu tek tek gördük. Ne yazık ki bu süreç içinde sayısız yorumcu dinledim. Dişe dokunur doğru dürüst anlamlı bir cümle duymadım kimsenin ağzından. Taa ki dün akşam TRTSpor’da Levent Özçelik’in yönettiği Futbol Aklı programını izleyene kadar. Erdal Hoş ve Mustafa Sapmaz’ın sürekli konuk oldukları programda özellikle Trabzonlu Erdal Hoş harika cümleler kurdu, hem nalına hem mıhına çok önemli konulara değindi ve yapılması gerekenleri anlattı. Bir yandan Trabzon kentini, insanını, kültürünü korudu, diğer yandan bu kentte “biz her şeyi yapacak güce sahibiz” mantığında olan ancak cürmü kadar yer bile yakamayacak olanların tavırlarına gerekli tepkiyi koydu. Yol gösterdi.
***
TRABZONSPOR’UN NE YAPMASI GEREKTİĞİNİ ANLATTI
Erdal Hoş, olayları irdelerken, tarihsel süreç içinde futbolun barışçıl yönünü nasıl kaybettiğini ortaya koyarken, Trabzonspor taraftarı ve yönetenleri özelinde de, “Artık oyuna gelmeyeceğiz. Tahrik olmayacağız. Saha içine yöneleceğiz. Tuzağa düşmeyeceğiz. Yani birileri, “Trabzonlu sen aslansın, yaparsın’ dediğinde, bunu dikkate almayacağız. Rakip oyuncu şunu yaptı tahrik oldum, o bunu yaptı, sinirlerim kabardı’ gibi bir tavrın içinde olmayacağız. Sadece saha içine ve futbola yöneleceğiz. Tüm camia olarak bunu yapmak zorunda Trabzonspor… Bakın şampiyonluk sezonunda sadece belki yüzde 30 sahaya yöneldiler neler başardıklarını tüm Türkiye gördü… Sahanın içine girmeyi, oraya yabancı madde atmayı onaylar gibi tavır takınmayacağız. Örnek olacağız. ‘Ben istediğimi yapayım öteki yapamasın. Benim konfor alanıma kimse girmesin ama ben herkesin konfor alanını kısıtlayayım demeyeceğiz’.” benzeri cümleler kurdu. Ardından da Türkiye’de Trabzon kentiyle ilgili yaratılan algıya çok sert tepki gösterdi. Hoş çok güzel örneklerle özetle şunları kaydetti:
***
TRABZON DÜŞMANLIĞINA ÇOK GÜZEL YANIT
“Ankara’da kulüp başkanı sahaya giriyor, hakem dövüyor. Bunu hiç kimse, ‘Ankara şiddet yanlısı’ diye lanse etmiyor. İzmir’de olaylar oluyor, ‘İzmir insanı böyledir’ ifadelerini kullanmıyor. Bodrum’da futbolcuyu yaralıyorlar, ‘Bodrumluların karakteri bu” yorumu yapılmıyor. İstanbul’da ortalık bir birine giriyor. Taraftar öldürülüyor ama hiç kimse, ‘İstanbul insanının karakterinde bu hep var” şeklinde suçlamalar olmuyor. Ama Trabzonspor maçında bir olay olduğunda neredeyse tüm Türkiye’de başka takımları tutan, hem de entelektüel, sanatçı, yazar, çizer, ressam, hiç sıkılmadan, ‘Trabzon kenti böyle” diyerek hedef haline getiriyor. Trabzon’da sanat olmadığını söylüyorlar. Oysa bu kentin sanat, kültür tarihinden bihaberler. Evet Trabzon insanı bir yere gittiğinde, kenti kentine bağlılığından dolayı bunu öne çıkarır ama inanın şiddet ya da olumsuzluk anlamında bir örgütlenme içinde hiç değillerdir. Acı ki bu ülkede kendisine sanatçı, aydın diyenler bile bir futbol üzerinden Trabzon kentini mahkum etme çabasına girişiyorlar. Buna da izin verilemez ve böyle yaftalamalar kabul edilemez.”
Aslında o programın izlenmesini ve not edilmesini öneriyoruz. Bu vesileyle meslektaşımız Erdal Hoş’u kutluyoruz… Sayın Ertuğrul Doğan’a da, eğer gerçekten danışmanlarla çalışmak istiyorsa, Erdal Hoş ve onun gibileri yanında bulundurmalı… Yoksa hamasi nutuk atmayı, taraftarı gaza getirmeye çalışanları ve küçük hesap peşinde koşanları değil…
***
F.BAHÇE’Lİ HOLİGAN SÖZDE AYDINLAR!
Türkiye’de tarih boyunca bir Fenerbahçeli ayrıcalığı yaratanları bilmeyen yoktur. Bu camia için Gazeteci yazar Yalçın Doğan kitap çıkarılırken de ismini “Fenerbahçe Cumhuriyeti” koyması boşuna değildir. Böylesine önemli bir camia sayısız aydın, entelektüel, sanatçı, bilim insanı yetiştirmiş… Ama iş kulüp çıkarlarına geldiğinde bir tekinin sağduyulu ve objektif yaklaşım gösterdiğine hiç tanık olmadım. Özellikle 3 Temmuz 2011 tarihinde başlayan şike sürecinde bunu yaşadık, gördük. Türkiye’nin en önemli AKP ve Recep Tayyıp Erdoğan düşmanı yazarı, çizeri, sanatçısı, aydını bir tek Fenerbahçe’nin korunması doğrultusunda onunla nasıl da sarmaş dolaş oldular hiç unutmadık. Şikenin, teşvik priminin, tehdidin, şantajın tapelerle birlikte artık tüm Dünya’ya yayın yapıldığı bir dönemde dahi Fenerbahçe’nin ceza almaması için nasıl da çırpındıklarını yaşayarak gördük. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır düşüncesinden hareket eden bu sözde sanatçı, aydın muhalifler, yazık ki konu Fenerbahçe olunca tüm doğruları tek kalemde çöpe atmaktan geri durmadılar.
***
AYTUNÇ ERKİN İSİMLİ F.BAHÇE TETİKÇİSİ
Son yaşanan olayların ardından da yine Fenerbahçe’nin anlı şanlı ve bu ülkeye mal olmuş isimlerinin kendi kulüplerini koruyabilme adına yaptıklarına bakınca insanın midesi bulanıyor. Bunların muhalifliğinin kesinlikle gerçekçi olmadığı, sadece bir oyun olarak böyle bir rolün kendilerine verildiğini düşünmeden edemiyoruz. Bakın, Ortahisar Belediye başkanı Ahmet Metin Genç’in Fenerbahçe ile birlikte Beşiktaş’ın da şike yaptığına dair paylaşımından sonra Sözcü Gazetesi yazarı sözde büyük muhalif Aytuç Erkin, hemen bunu alıntılayıp, Cumhurbaşkanlığı sitesinde şikenin FETÖ Kumpası olduğuna dair yazıyı sosyal medya hesabına taşımış… Ya Fenerbahçe uşaklığı, aklının önüne geçen Erkin denen zibidi… Sen, ‘kumpas’ denilen şike sürecinde yayınlanan tapeleri hiç okumadın mı? Sen, Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım’ın, “Şikeyi yaptıysam Fenerbahçe için yaptım” sözlerine kulaklarını mı tıkadın? Sen, Aziz Yıldırım’ın, “Eğer hapiste kalmaya devam edersem, 13 yılık başkanlığımda kiminle ne yaşadıysam, tümünü kamuoyu ile paylaşacağım’ tehdidini avukatı aracılığıyla yaptıktan hemen sonra Recep Tayyıp Erdoğan’ın şike yasasını değiştirip, cezaları kuşa çevirip, sonra da Yıldırım ve avenesinin salıverilmesinin önünün açıldığını unuttun mu?
***
SEN SÖZDE MUHALİF ÖZDE TETİKÇİSİN
Sen, 17-25 Aralık tarihindeki meşhur yolsuzluk davaları başladıktan sonra mevcut hükümetin, kendilerini kurtarmak için “Hakim kararıyla da olsa artık tapeler delil sayılmayacak” kanununu çıkardıktan sonra da, Yıldırım ve yancılarının delil yetersizliğinden beraat ettiklerini hiç mi duymadın? Ulan sen, UEFA Başkanı MichaelPlatini’ye ceza verilmemesi için yapılan toplantıyı da mı hatırlamıyorsun? Erdoğan’ın, “Kişilerle kurumlar ayrılsın” dediğinde Platini’nin , “Bizde işler böyle yürümüyor” dediğini de mi duymadın. İşinize geldiğinde Batı Demokrasini, hukuku diye ortalığı ayağa kaldırır, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine alkış tutarsınız da, UEFA Disiplin Kurulu, Etik Kurulu, CAS ve İsviçre Federal Mahkemesinin Fenerbahçe ile ilgili verdiği kararları da mı okumadın? Türkiye’de işine geldiğinde her türlü mahkeme kayıtlarına ulaşan sen, konu Fenerbahçe olunca kulağının üzerine yatar, kör, sağır ama yalanı konuşmak için dili bir karış uzayan insan rolü oynamaya utanmıyor musun?
Yazıklar olsun sen ve senin gibi sözde muhalefet sözcülerine…
Yorumlar
Kalan Karakter: