SALİH CORA ALKIŞI HAKETTİ
AK Parti önceki dönem Milletvekili Salih Cora önceki gün Trabzon’a geldi. Cora, yerel seçimler sonrası göreve gelen belediye başkanlarını parti ayrımı yapmaksızın tek tek ziyaret ederek başarı dileklerinde bulundu. Cora’nın CHP’li Ortahisar ve Beşikdüzü Belediyeleri’ni de ziyaret etmesi takdirle karşılandı. Bu ziyaret Trabzon halkının iradesine duyulan saygı olarak yorumlandı.
Fakat geçtiğimiz günlerde Trabzon’a gelen AK Parti Ortahisar Belediye Başkan adayı Ergin Aydın’da Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık ve AK Partili Belediye Başkanları’na ziyarette bulunmuştu. Kamuoyu ve siyasi çevreler Aydın’ın CHP’li Belediyeleri de ziyaret etmesini bekliyord. Fakat Aydın bunu yapmadı.
Şimdi ikilinin tavırlarıyla ilgili olarak küçük bir değerlendirme yaptığınız da Salih Cora mı takdir gördü, Ergin Aydın mı? Yorumu siz değerli kamuoyuna bırakıyoruz.
***
AHMET YOLOĞLU’NUN DUYARLILIĞI
Ahmet Yoloğlu ile Günebakış Gazetesi’nde yıllarca çalıştık. Efendi, saygılı, işini seven bir genç gazeteciydi. Sonra Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu başkanlığı döneminde Büyükşehir Belediyesi basın ve halkla ilişkiler müdürlüğüne getirildi. Sonraki süreçte bu görevinden uzaklaştırıldı. Ahmet Metin Genç seçilince Yoloğlu tekrar eski makamına oturdu. Eski yıllarda da belediyenin eksik ya da yanlış bulduğum bir çalışması olduğunda kendisini arardım ve durumu aktarınca anında duyarlılık gösterirdi, o eksiğin giderilmesi için çaba harcardı. Önceki gün Ahmet Yoloğlu’nu aradım. Sebebi ise Fatih Parki’nde uygulanan çay fiyatlarındaki çelişkiydi. Kendisine, “Parkın alt kısmındaki bölümde çay fiyatı 3 lira, üst kısmındaki çay bahçesinde 8 lira…. Bu nedenle Parkın alt kısmındaki masaların hepsi kaç gündür tıklım tıklım dolu ama üst taraftakinde masalar sinek avlıyor. Bu durumu Ahmet Metin Genç’e iletmeni rica ediyorum” dedim… Ahmet, on dakika sonra bana döndü, “Ağabey, durumu konuştum. Sorumlusu Ali Şahin Bey… Bu fiyat farkının sebebini, yukardaki bölüm kahvaltı için yapılmış… Çay 3 liraya verilirse, kahvaltı yapmak için gelenlere yer kalmaz. Bunun için bir fiyat farkı var. Ancak buradaki çay fiyatlarını da 5 liraya indireceğiz’ dedi… Bilgin olsun” şeklinde temaslarının sonucunu aktardı.
Ne diyelim?
Bürokraside ya da belediyelerde çalışanların her birinin Ahmet Yoloğlu gibi duyarlı olması temennimiz…
Başarılar Ahmet Kardeşim!...
***
TÜRKİYE BU SEVİYEYE NE ZAMAN GELECEK?
Geçtiğimiz Pazar akşamı Galatasaray-Fenerbahçe maçı oynanırken taraftarların sahaya attığı yabancı maddeler, oyunun kalitesinin iyice düşmesine ve gerilimin tavan yapmasına neden olurken, kanallarda zaping yapma ihtiyacı duydum. Baktım Liverpool-Westham United ve Chelsea-Bournemouth ve farklı takımların Premier Lig karşılaşmaları oynanıyor. Yine bizim sözde dünya derbisine(!) döndüm, canımı sıkan bir futbol oynanıyor ve seyirci tam bir rezalet, yine diğer kanallara geçiş yaptım. Baktım, Jurgen Klopp’un Liverpool’daki görevini bırakmasından dolayı bir tören olduğunu öğrendim. Ama törenden önce tribünleri dolduran 10 binlerce Liverpool taraftarlarının hemen hemen her birinin elinde Klopp’la ilgili dövizler, afişler, pankartlar var. Her birinde sevgi, saygı ifadeleri yazılı… Klopp’un hizmetlerine karşı inanılmaz bir vefa duygusu tribünlere egemen…
TEKNİK ADAM VE FUTBOLCUYA BAKIŞ FARKI
Maç bittikten sonra veda töreni için platform hazırlanmış… Bu platforma önce Liverpool’da sözleşmeleri biten Alcantare ve Matis ayrı ayrı çağrıldılar. Onlara Liverpool’un tarihi boyunca kazandığı kupaları simgeleyen büyük bir plaket hazırlanmış ve takdim ediliyor. Kulübün başkanından yöneticilerine ve tüm birimleri tören alanında, platforma çıkanların ellerini sıkıp, sarılıp, teşekkür ediyorlar. Maç bitmiş aradan bir saate yakın zaman geçmiş, tribünler tıklım tıklım, tek bir taraftar dahi evinin yolunu tutmamış, kendilerine hizmet edenlere saygılarını sunuyor, o veda anına tanıklık edip kendi kişisel tarihlerine çok önemli bir anı olarak kazımayı düşünüyorlar. Futbolculardan sonra Klopp’un ekibinde olup ayrılacak isimler tek tek platforma çağrılıyor ve ödülleri verilip, kendilerine ayrılan bölüme geçiyorlar. Bu arada takımın tüm futbolcuları da paralel çift sıra yapmışlar, platforma gelen ve vedaya hazırlananlarla sarmaş dolaş oluyorlar.
SON 4 YIL ŞAMPİYON OLAMADILAR AMA!...
En son kuşkusuz baş rol oyuncusu Jurgen Klopp geliyor. Tribünler ayakta alkışlıyor. Kimileri gözyaşlarına boğulmuş… Alman Teknik adam sahneye çıkıyor, ona da çok özel hediyeler sunuluyor. Spiker sorular soruyor, o yanıtlıyor. Statta çok duygusal anlar yaşanıyor. Klopp’un konuşması bittikten sonra tüm tribünlerin önlerinde taraftarla bütünleşerek gösterisini sunuyor. Biliyorsunuzdur Borissia Dordmund’da harikalar yaratan Jurgen Klopp, Liverpool’un başında 9 sezon geçirdi. Kuşkusuz şampiyonluklar yaşadı, Şampiyonlar Ligini aldı, Kral Kupası falan müzeye götürdü. Ama bu Klopp ile birlikte Leverpool son 4 sezondur şampiyonluğu Manchester City’e kaptırıyordu. Bu sezon da 5 puan öndeyken, takımdan ayrılacağını açıklamış, sonra gelen sonuçlarla birlikte yine City’nin öne geçmesini engelleyememişti. Bizde olsa ne olurdu diye düşünmeden edemiyorum. Çünkü bir teknik adam ya da futbolcu hangi başarıyı kazanırsa kazansın son 4 sezonda ülkenin en büyük kulüplerinden birinde ipi göğüsleyememişse saygı değil, ancak hakaret görür haksız mıyım?
CHELSEA DE 4 YIL OYNAYAN TİAGO SİLVA’YA SAYGI
Liverpool’un Jurgen Klopp, yardımcıları ve iki futbolcu Alcantare ile Matis için düzenlediği tören muhteşemdi. Bu arada Chelsei’de de bir veda vardı. Bu takımda son 4 sezondur forma giyen 39 yaşındaki Brezilyalı stoper Tiago Silva futbolu bırakma kararı almış… Chelsea da son 4 sezonunu kendi kulüplerinde geçiren bu yaşlı futbolcuya tören düzenlemiş… Tribünlerin büyük bölümü dolu, bu töreni izliyor. Oysa maç biteli çok olmuş… Tiago Silva, eşi ve çocuklarıyla birlikte sahanın ortasına geliyor. Gözyaşlarıyla bir konuşma yaparak taraftara veda ediyor. Bu oyuncuya da çeşitli hediyeler kulüp tarafından veriliyor. Tecrübeli isim tüm tribünlerle bütünleşerek futbola veda ediyor. Bu iki olayı izledikten sonra bizim Türk futbolunun niçin böyle bir seviyeye ulaşamadığını bir kez daha net bir şekilde anladım. Aramızda korkunç bir uçurum var. Futbola bakış, futbolcu ya da, teknik adama saygı konusunda onlarla aramızda aşılmaz dağlar, engebeler bulunuyor.
G.SARAY TARAFTARININ ÇİRKİNLİĞİ, ALİ KOÇ’UN ŞIMARIKLIĞI
Biz önce futbol kültürünü geliştirerek o seviyeye çıkarabilirsek belki sahada onlarla her zaman boy ölçüşebilecek seviyeye ulaşabiliriz. Yani önce futbola bakışımızı değiştirmeliyiz ve başkanından teknik adamına, futbolcusundan medyasına ve taraftarına kadar holigan mantığından kurtulmalıyız. Galibiyeti savaşta elde edilen zafer olarak kutsamadığımız, yenilgiyi de hezimet ve ihanet olarak görmeyi bıraktığımız anda ancak bir çağdaş futbol normlarını yakalayabiliriz. Ben bunları yazmadan önce Fenerbahçe 10 kişiyle Ali Samiyen Stadı’nda Galaasaray’ı yenince, bu kulübün şımarık burjuva eliti kabul edilen Ali Koç, tribünde yer almamasına rağmen o stada gidip, gösteriler yapmak istiyor, kavgaya karışıyor, ortalığı birbirine katıyor. Bir büyük kulübe değil, amatör küme takımını yönetenlere bile yakışmayacak seviyesizlikler sergilemekten geri durmuyor. Maç içinde Galatasaray taraftarı, takımları 6 puan önde olmasına rağmen sahayı su şişesi ve yabancı madde yağmuruna tutuyorlar. Bu ülke futbol keyfi mi yaşıyor, yoksa çıkan bir savaşta cephe mücadelesi mi veriyor belli değil…
VE İBRAHİMA YATTARA’NIN ÖKSÜZ ÇOCUK HALİ!...
Bu Premier Ligdeki iki anlamlı olayı görünce aklıma Trabzonspor geldi. Bu kulübü Türkiye’nin en büyüğü yapan kadronun baş aktörleri Şenol Güneş, Turgay Semercioğlu, Necati Özçağlayan, Güngör Şahinkaya, Bahattin Güneş gibi isimlerin tribünlerden nasıl küfür yedikleri aklıma geldi. Bu isimlerin futbolu bırakması, ya da takımdan uzaklaşmaları için yapılanları unutabilir miyiz? Ya Turgay Semercioğlu’na dönemin yönetiminin yaptıkları? Onu aşağılamak için önerilen paralar, kaptanlığının alınması, Dobi Hasan’a verilmesi… Gerçekten tarihe baktığımda utanç duymamak elde değil… Aslında aklıma gelen daha çok şey var da, bir de Trabzonspor formasını 8 sezon giyen, Türk vatandaşı olan, birçok sezon arkadaşlarına göre çok az para alan ve gözünün yaşına bakılmadan çöp sepetine atılan Yattara’ya yapılanları düşünmek bile yeterli… Sadri Şener ve Şenol Güneş, adamın ligin son maçında taraftarla vedalaşmasına bile izin vermemişlerdi. Neden? Çünkü bu isim bir sezon önce Katar takımına yüklü miktarda bir para karşılığı satılacaktı. Oyunu bozan Yattara istenmeyen adam ilan edilmişti. Gineli isme yapılmadık işkence bırakılmamıştı. Onun ise istediği tek şey taraftarı da olduğu Trabzonspor’da son maçta taraftara sahada veda etmekti. Ama ona bu da çok görülmüştü. Hizmetleri için teşekkür edilmesi bir yana, adeta düşman hukuku uygulanmıştı. Onun o öksüz kalmış çocuk halinin acısı hala içimi sızlatır…
Ve İngiltere’de yaşananlarla bizdeki olayları kıyaslayınca, 100 yıl geçse de bu kafayla bizlerin onlar gibi muasır medeniyetler seviyesine ulaşmamızın hayalini bile kurmamız olanaksız.
Yanlış mıyım?
Yorumlar 1
Kalan Karakter: