CEHENNEMİN TAŞLARI Mİ ÖRÜLÜYOR?
Önce Haber Global Yorumcusu Melik Yiğitel, katıldığı yayında Trabzonspor'u Katarlıların istediğini söyledi Yiğitel yaptığı açıklamadı; "Sermayenin paranın dini yoktur. Suudi Arabistan, BAE ve Katar’ın ciddi yatırımları var. BAE önümüzdeki 2 yıl için 3.1 trilyon dolar para ayırmış. Avrupa’da bir çok yer aldım diyor. En son BAE, Manchester City’i aldı, Katar PSG’yi aldı. Bir ara bir yazı çıktı. Katarlılar Trabzonspor ile ilgileniyor diye. Katar’dan Trabzon’a uçuşlar başladı. Hem de Emirates firması Trabzon'a direkt uçuyor. En son Trabzon’a gittiğimde Katarlı turistler vardı, acayip seviyorlardı. Trabzonspor’u satın almak için bir ara ciddi ciddi ilgilendi Katarlılar. Ben de neden olmasın dedim. Ronaldo, Messi getirirler dedim. Yemediğim dayak kalmadı, o yüzden ağzımı açmadım. Çok tepki gördüm." ifadelerini kullandı.
Bunları söyleyen Melik Yiğitel gibi her şeyini satmaya müsait bir isim keşke gerçekten dayak yeseymiş diyesi geliyor insanın…
Neyse bu sözlerden sonra hemen farklı haberler gündeme sokuldu. Bu haberler de “Borsada yatırımcısına en çok kazandıran 10 şirket arasında Trabzonspor da yerini aldı. Yatırımcılar, kulüp hisselerinin rekor düzeyde performans gösterdiği dönemde büyük sevinç yaşadı. Kulübün geleceği ve Katar'ın katkıları konusunda yoğun spekülasyonlar yaşanırken, Trabzonspor camiası da umutlu ve heyecanlı bir şekilde geleceğe bakıyor. Katar'ın Trabzonspor'u satın alma girişimi, Türk futbolunun finansal açıdan da dikkat çeken olaylarından biri olarak tarihe geçiyor. Hem spor dünyasını hem de ekonomiyi yakından ilgilendiren bu gelişmelerin, önümüzdeki günlerde nasıl bir ivme kazanacağı merakla bekleniyor. Herkes, bu önemli dönüm noktasının Türk futboluna neler getireceğini ve Trabzonspor'un geleceğini sabırsızlıkla gözlemlemekte” şeklinde iğrenç ötesi haber hemen yansıtıldı kamuoyuna…
***
BU KULÜP HALKIN TRABZON’DAKİ ASALAKLARIN DEĞİL
Ardından da Trabzon’a gelip asimile olduğu görüntüsü veren ama her vesile ile Trabzonspor’u arkadan hançerleyen, Mehmet Ali Yılmaz’ın kulübü batırdığı dönemde ona destekte kusur etmemiş, Özkan Sümer yönetimli kulübü kurtarmak için mahkeme kapılarında ölümüne mücadele verirken, üç kuruş maaş uğruna bu yönetimi düşman ilan etmiş sözde gazeteci ama aslında para için kuyruk sallayan şahıslar da, “Trabzonspor satılsın” diyen kervanın lokomotifi olmayı sürdürdü. Belli ki Katar ya da BAE sermayesinin Trabzonspor’u satın alması için cehennem taşları tek tek örülmeye çalışılıyor. Kim bilir belki de Türkiye’de bu Katar ya da BAE sermayesinin gizli ortaklarının böyle bir planı var ve bu planı bir takım medya şarlatanları aracılığıyla devreye sokup, aslında buna hiç de olumsuz bakmayan yönetimi etkileme, sonra da kongre üyelerini ayartma çabasına girişmiş bulunuyor.
***
TRABZONSPOR’U SATAN NAMUSUNU DA SATABİLİR!
Şu unutulmasın ki Trabzonspor bir şehir takımıdır. Anadolu’nun futbol devrimini kendi şehrinin dinamikleriyle başarmış bir kulüptür. Öyle bu kente dışardan gelip, onun rantına ortak olmaya çalışan, tribünlerde bağırıp, sonra ceplerini şişirme yoluna giden, medyaya sızıp, burada da paraları hamuduyla yemek için kalemini satanların oyuncağı değildir. Bu kulüp Trabzon’un öz evladı olan halkının en yoksulundan en zenginine, Faroz’undan Ganita’sına, Sotka’sından Yeni Mahallesine, Kayalıklarına, Çömlekçi’sinden Arafilboyu’na kadar gerçek Trabzonluların yarattığı bir değerdir. Öyle dışarıdan gelip, hariçten gazel okuyup, bu kulübü rant aracı yapan cebi için yüreğini ve beynini kiralayanların değil…
Trabzonspor’u özellikle İstanbul’dan gelip, futbolu hiç bilmeyen, ya da Trabzon’da yaşayıp, tribüne çıkmayı yönetmek sananların yanlışlarıyla birlikte zor duruma düşürmüş olabilirler. Ekonomisi felç hale getirilip, “Ya satış yapılacak, ya kilit vurulacak” düşüncesini harekete geçirmek de istemeyebilirler. Ama Trabzonspor bu kendin en önemli dinamiği, üst kimliği olarak defalarca Anka Kuşu gibi küllerinden doğmayı başarmıştır. Bu Anadolu Devriminin önderinin zor durumda olması, onun satışını gerektirmez. Hatta devrimi yaratanların anılarına saygı olarak yaşatmak ve yeniden Trabzon’un öz çocuklarının mücadelesiyle zaferlere taşıyabilirler. Gerçek Trabzonsporlular satmayı değil, halkla birlikte savaşmayı ve yaşatmayı, sonunda da başarmayı ilke edinirler. Her şeylerini satmaya müsait kişilerin, Trabzonspor’u da sattırma çabaları boşa çıkarılacaktır.
Şu sakın unutulmasın ki Trabzonspor’u satanlar, namuslarını da satacak kadar alçalırlar.
NOKTA!!!
***
ÇOK REZİLSİN SPOR MEDYASI!
Türkiye’de spor medyası gerçekten rezil ötesi yayıncılık yapıyor. Öyle haberlere imza atıyorlar ki, sırf okur kazanabilmek, ya da kaybetmemek adına halkı yalan yanlış bilgilerle birlikte kandırma, yanıltma, heyecanlandırma yarışına giriyorlar. Transfer mevsimi başlarken, neredeyse tüm gazetelerin spor sayfalarını açıyorsunuz, “Fenerbahçe şu dünya yıldızı ile el sıkıştı”, “Galatasaray, çilek transferinde mutlu sona yaklaştı”, “Beşiktaş bombaları patlatıyor”, “Trabzonspor transferde gümbür gümbür” şeklinde başlıklarla karşılaşıyorsunuz. Futbolseverler de heyecanla bekliyorlar, bombaların patlamasını, çileklerin gelmesini, yıldızların gökten yağmasını, oyuncuların gümbür gümbür imza atmasını… Fakat aynı gazeteler, futbolcuları yakıştırdıkları bu isimlerle ilgili olarak, “Ayrıtılar da anlaşma çalışmaları sürüyor” başlıklarına dönüşürken, bir süre sonra, “Oyuncunun ailesi kararını etkiliyor” şeklinde bir başka habere yer veriyor. Bir süre sonra da, “O futbolcu, parayı seçti, Körfez ülkelerine gitti” şeklinde yeni başlıklarla, okurun tüm hayallerini yerle bir ederken, bu arada yeni yeni isimleri de gündeme sokmayı ihmal etmiyor.
Tabii ki takımların taraftarları, kulüplerinin bir an önce önemli yıldızlar getirmesini istiyor. Gazeteler, TV’ler, İnternet Siteleri aracılığıyla rakiplerin adeta dünya yıldızı diye yutturulan ama artık ahı gitmiş vahı kalmış oyuncuları aldığını okudukça, duydukça çileden çıkıyorlar. Kendi kulüplerinin de bu tür transferler yapmasını istiyorlar. Sosyal medyada ortalığı bir birine katıyorlar. Kara cahil taraftarlar her defasında spor medyasının kendilerine zoka yutturmasına izin veriyorlar. Kulüpleri yönetenleri adeta spor basınıyla birlikte futbolcu simsarı menajerler yönetmeye başlıyor. Gazeteler, İnternet Siteleri, Televizyonlar her gün yeni yeni yıldızları gündeme getiriyor. Önce transferi bitti bitiyor havası estiriyor, sonra küçük pürüzlerin çıktığını ifade ediyor, ardından da, oyuncunun elden uçtuğunu yazıp, çizip, konuşup, dosyayı kapatıp yeni isimleri yine zoka gibi yutturmaya çalışıyor. Böylece okunma, izlenme, tıklanma oranlarını artırmayı başarıyorlar. Sonuçta bu spor medyasının çalışanları, şefleri, müdürleri, patronlarına, “Bakın biz ne kadar başarılı yayıncılık yapıyoruz” diye aferin almanın peşinde koşuyor. Belki maaşlarına zam almanın yolunu böyle yapıyorlar ama acı ki, en saygılı olmaları gereken okura ihanet ediyorlar. Bunun farkına bile varmıyorlar. Çünkü mesleki ahlaktan yoksunlar ve düzelme eğilimi de göstermiyorlar.
***
OKURUN DUYGULARINI SÖMÜREN YALAN BAŞLIKLAR
Bir de özellikle internet siteleri bir haberi verirken 10 tane fotoğraf kullanıyor. Her fotoğrafın altına bir satır yazı… Asıl mesaj son fotoğrafın altında oluyor. Kuşkusuz okur da, bu son mesaja kadar gitmek zorunda kalıyor, Böylece okur, saatlerce o internet sitesine mahkum ediliyor. Böylece reklamverenlerin tercihi haline geliyor bu siteler… Yine sitelerin bir başka rezaleti de şöyle gerçekleşiyor. Mesela, “Trabzonspor idmanında büyük şok” diye bir başlık atıyor. Kuşkusuz tüm futbolseverler, Trabzonspor’un idmanında ne olduğunu merak ediyor ve hemen haberin üzerine tıklıyor. Bir bakıyorsunuz ki haberde, “İdmanda genç oyuncu bilmem kim, hafif sakatlık geçirdi ama oyuna devam etti. Korkulan olmadı” şeklinde bir içerik yer alıyor. Yani haber değeri taşımayan bir olayı manşetine taşıdığı başlıkla birlikte okura yutturuyor. Yani aldatıyor, yalanlarına kurban ediyor saf taraftarı…
Sonuç!
Rezilsin spor medyası… Hem de büyük rezil…
Başka sözüm yok!
Yorumlar
Kalan Karakter: