DOUBLE PASS İÇİN FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI
Trabzonspor altyapısı Türkiye’ye her zaman örnek olarak gösterilir. Tüm eksiklerine, burada yaşanan adeta cadı kazanı niteliğindeki ilişkilere rağmen yine de en fazla oyuncu üreten altyapı olarak alkışlanır. Sayısız oyuncuyu Türk futboluna ve Trabzonspor’a kazandırdılar. Ancak aşırığı yabancı transferi nedeniyle zaman zaman buradaki birçok yıldız adayı yok oldu gitti. Üst yapı teknik adamları, hep altyapıdaki eğitimden ve buradan gelen oyuncuların eksikliğinden söz ettiler. Kendi korkakça tutumlarını ya da transfere endekslenmiş beyinlerini bir kez olsun alttan oyuncu kazanmaya, onların eksiklerini adım adım gidererek Türk futbolunun vitrinine çıkarmayı düşünmediler. Sadece zorda kaldıklarında alttan gelen oyunculara sarıldılar. Şanslarını iyi kullananlar sivrildiler, bir maçta bile kötü oynayanlar ise yok olup gittiler Bir kere bu gerçeğin altını çizelim. Ama sonra da acı gerçeklere dönelim. Geçtiğimiz günlerde Trabzonspor’un iç yapısını iliklerine kadar bilen bir isimle sohbetimiz oldu. Bu isim altyapıyı da her yönüyle çok iyi biliyor. Burada dönen dolapları, eğitim sistemini, teknik adamların yeteneklerini, eğitim anlayışlarını ezberlemiş adeta… Ben bir altyapı aşığı olarak özellikle Belçika firması Double-Pass’ı hiç benimsememiştim. Bu firmaya 2 yıl için ödenen 2 milyon Euro’nun çöpe atıldığını düşünüyordum. Ama bu kulübün içini iliklerine kadar bilen arkadaşı dinleyince şaşırmadım desem yalan olur.
***
EĞİTİMSİZ TEKNİK ADAMLARI EĞİTİYOR
Kendisine öncelikle sorduğum soru, “Bu yeni anlaşma yapılan ve Trabzonspor’a hizmet veren Belçika firması Double-Pass’ın eğitimcileri, sizlerin bilmediği neyi anlatıyor?” şeklinde olunca, “Sakın öyle düşünme… Gerçekten birçok şeyi bilmiyormuşuz. Türkiye’de altyapı eğitimi babadan atadan kalma yöntemlerle yapılıyor. Bir kere şu bilinmeli ki bu firma altyapı futbolcusunu eğitmiyor. Altyapıda eğitim verecek teknik direktörleri eğitiyor. Birçok teknik adamımız gerçekten bilinçsiz. Zaten altyapı tam bir cadı kazanı… Herkes birbirinin ayağını kaydırma peşinde… Bir çok teknik adam, ya siyasetçinin, ya iş insanının, ya yöneticiye yakınlığın sonucu torpille gelmiş.. kendisini geliştirme, eğitme, vizyonunu zirveye çıkarma çabası içinde olan isim sayısı çok az. Bu firma tüm teknik adamlara altyapıdaki yaş gruplarındaki oyuncuların hem tek tek hem grup olarak nasıl çalıştırılmaları gerektiğini anlatıyor. Çalışma sistemini nasıl oluşturmaları, oyuncunun yeteneklerinin ne tür idmanlarla ya da zihinsel çalışmayla geliştirilebileceğini ortaya koyuyor. Bu teknik adamları sonra bir sınavdan geçiriyor. Eğitimi algılayan, iyi uygulayanlar sınıfı geçiyor ama vizyonu yerlerde sürünenler için olumsuz rapor veriliyor ve iş akitleri feshediliyor. Bu bağlamda çok sayıda hocayla da yollar ayrıldı.
***
TRABZONSPOR’A GÖRE OYUNCU EĞİTİMİ VERİLECEK
Aynı arkadaş bu firmanın verdiği eğitimi anlatırken bir başka konuya da temas ederken, “Bakın Türkiye’de tüm takımların oyun formasyonları farklıdır. Kimi geriden oyunu başlatmak, hızlı hücumla gol bulmak, kimi agresif oyunla, kimi çok pasla sonuç elde etmek ister. Trabzonspor hem saldırgan, hem önde basan, hem çok pas yapabilen bir takım olmak zorundadır. Altyapıda verilen eğitimde de henüz 8-9 yaşından itibaren tüm futbolcuların buna göre eğitim alması gerekir. Yani yarın A takıma çıktığı zaman oynadığı sisteme tümüyle adapte olmuş şekilde formasyonunu tamamlamış, hiçbir acemilik çekmeden orada yıllarca oynuyormuş gibi rahat olmalı ve ne fiziksel, ne teknik taktik, ne de zeka açısından zorlanmayacak. Bu eğitimi verecek altyapı teknik adamlarının da her yönüyle üst seviyede olması şarttır. Bakın bizim altyapıda ahbap çavuş ilişkileriyle birçok oyuncu alınıyor. Bu yetenekleri sınırlı çocukların A takıma çıkma şansları sıfır, ama artık her yıl bu oyuncularla ilgili çeşitli uygulamalarla yetersizlikleri görülecek ve tasfiye edilecek. Her kategoride 40 kişilik gruplar vardı. Bu kadar sayıda altyapı oyuncusuna eğitim verilir mi? Verilemiyordu zaten… Şimdi sayı 23-24’e indi ve koşullar gençler için daha olumlu noktaya geldi. Bu arada hem üniversite mezunu, hem teknik adamlık vizyonu yüksek bazı arkadaşlarımız gerekli eğitimlerini aldı ve sınıfı geçtiler. Bunların sayısı artırılacak ve yarınlarda çok daha üst seviyede oyuncuların yetişmesinde rol oynayacaklar. Sonuç olarak bu firma bizim bilmediğimiz çok yönlü altyapı çalışma sistemini öğretiyor ve gerekliydi. Belki de yönetimin en önemli hizmeti bu olacak” diyerek altyapı ve Double-Pass konusunu kapattık.
***
BAŞKAN KULÜBE ASLA ZARAR VERMEK İSTEMEZ
Konu konuyu açarken, Trabzonspor’un satışı gündeme geldi. Trabzonspor’u iliklerine kadar ezberlemiş arkadaşımız, “Bu mümkün değil… Ancak birileri Trabzon kentinde çok farklı amaçlarla yatırım yapacaktır o zaman Trabzonspor’a çok yüksek bedeller vererek almak ister ki, şu anda ne yasalar, ne kulübün tüzüğü de böyle bir satışa müsait değil” dedi. Ben de, “Ertuğrul Doğan durmadan borç para veriyor. Yarın kendisi almaya kalkmasın ve tüzüğü buna göre değiştirmesin, yasaların boşluğundan yararlanmasın” dediğimde ise, “Böyle düşünürseniz Başkan Ertuğrul Doğan’a haksızlık edersiniz. Kendisini, çalışma şeklini, kulüpte ne yaptığını, ne yapmak istediğini çok yakından bilen bir kişiyim. Ertuğrul Doğan, para verirken de, çalışırken de, ‘Trabzonspor’dan dolayı bana tek söz gelmesin, küfür işitmeyeyim. Canım kadar sevdiğim kulübüme kimse zarar vermesin’ düşüncesi içinde durmadan para veriyor. Hiçbir sorunun yaşanmasını istemiyor. Adam yeter ki kendisine kötü bir söz söylenmesin diye kasasındaki parayı oluk oluk akıtıyor ve dönüp bu paranın peşine bile bakmıyor. Ama onun heyecanlı kişiliği, taraftar kimliği zaman zaman acele ve duygusal karar vermesine neden oluyor. Başkan Doğan kulübe ancak böyle zarar verebilir” ifadelerini kullandık.
***
YAZIKLAR OLSUN SANA SİOPİS!
Trabzonspor’a Alanyaspor’dan transfer oldu…. Çalışkanlığı, sempatik hareketleri, kulübü iliklerine kadar benimsediği şeklinde gösterdiği tavırla taraftarların sevgilisi oldu. Önümüzdeki sezon sözleşmesi bitecekti. Yönetim aldığı 700 bin Euro ücreti 1 milyon 250 bin Euro’ya yükseltme teklifi yaptı. Elinin tersiyle itti. Yani 15 milyon liralık bir zamma ‘hayır’ dedi. Buraya kadar çok önemli değil… Her profesyonel futbolcu haklarını sonuna kadar savunabilir ve bunda bir sorun yok ama sezonun açılışından itibaren, “Sırtımda ağrılar var” diyerek 40 güne yakın idmana çıkmadı. Yattığı yerden maaşını aldı. “Ailevi sebeplerimden dolayı ülkeme dönmem gerekiyor” dedi. Yönetim de, “O halde getir 1 milyon Euro istediğin yere git” diye karşılık verdi. O bonservisini bedava almaya çalıştı. Sonra karşılıklı anlaşmaya varıldı. Kendisinin ve menajerinin alacağı olan 500 bin Euro’yu bağışladı. Yönetim önlem olarak, “Avrupa’da Premier lig ve Yunanistan Süper Ligi dahil 6 ligden bir takıma imza atması halinde 700 bin Euro ödersin. Türkiye’de bir kulübe gidersen ise 2 milyon Euro getirirsin” şartını sözleşmeye koydu. Ama o ne yaptı? Daha attığı imzanın mürekkebi kurumadan İngiltere’nin Cardiff City kulübüyle anlaştı. Alanyaspor’dan hocası Erol Bulut ile buluştu. Belli ki aylar öncesinden ikili planı yapmıştı, adım adım hayata geçirdiler. İngiliz takımı Cardiff City Premier Ligde oynamıyordu. Böylece kulübün kasasına girmesi gereken 700 bin Euro buhar oldu. Bu yaptığıyla birlikte adam sahada değil, tilkilikte büyük oyuncu olduğunu gösterdi.
Kimden mi söz ediyorum?
Tabii ki Yunan orta saha Manolis Siopis’ten…
Yazıklar olsun diyoruz… İnsan aç yaşayabilir, yoksulluk çekebilir. Ama, yalan, hile, düzenbazlık ve onursuzluk en kötü olandır insan için… Acı ki Siopis iyi insan değilmiş… Sonuçta belki daha fazla para kazanmanın yolunu yaptı ama büyük bir sevgiyi yerle bir etti. Acı ki birçok insan gibi Siopis de sevginin paradan çok daha değerli olduğunu bilmiyor. Öğrendiğinde de artık bu bir işe yaramıyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: