BARCELONA KÜME Mİ DÜŞÜRÜLECEK?
Türkiye deprem felaketiyle büyük acılar yaşarken, İspanya, Barcelona’nın karıştığı yolsuzluk iddiasıyla günlerdir çalkalanıyor. Olay şöyle… La Liga'ya bağlı 42 kulüpten 40'ının (Real Madrid ve Barcelona hariç) imzasıyla yayımlanan yazılı açıklamada, hakemlerle ilgili bilgi almak amacıyla Barcelona Kulübünün ödeme yaptığı iddialarının "son derece ciddi olduğu" vurgulandı. Hakemlerle ilgili herhangi bir şekilde dışarıdan ödeme yapılmasına karşı çıktıklarını, Barcelona'nın karıştığı olayları reddettiklerini ve iddialar karşısında büyük endişe duyduklarını belirten LaLiga kulüpleri, kamuoyunda "Negreira davası" olarak adlandırılan hakem skandalıyla ilgili usulsüzlükleri açığa çıkarmak için aktif olarak çalışma sözü verdi. Söz konusu bildiriye, Barcelona dışında Real Madrid Kulübünün de imza atmaması dikkati çekti.
******
BAŞKAN YARDIMCISININ ŞİRKETİNE PARA AKTARILDI MI?
İspanya Futbol Federasyonuna (RFEF) bağlı olan Hakem Teknik Kurulunda 1994-2018 yıllarında başkan yardımcılığı yapan Negreira'nın sahibi olduğu DASNIL 95 SL adlı şirketin hesaplarının Maliye tarafından kontrol edildiği sırada, Barcelona Kulübünün bu şirkete 2016-2018 yıllarında toplamda 1 milyon 685 bin 142 avro ödeme yaptığı ortaya çıkmış ve konuyla ilgili bilgiler İspanyol basınına sızdırılmıştı. Negreira, savcılığa verdiği ifadede ve İspanyol basınına yaptığı açıklamalarda, Barcelona'ya sözlü olarak danışmanlık hizmeti verdiklerini, her zaman tarafsız davrandıklarını ve Katalan kulübünü kayıracak hiçbir bilgi akışı olmadığını söylemişti.
******
İDDİALAR İSPATLANIRSA KÜME DÜŞÜRÜLECEK
Barcelona Kulübü Başkanı Joan Laporta ise konuyla ilgili haberlerin bu dönemde çıkmasının tesadüfi olmadığını ileri sürerek, gerekirse kulübün haklarını korumak için yasal girişimde bulunacaklarını açıklamış ancak tartışmaya yol açan ödemelerle ilgili gazetecilerin sorularını yanıtsız bırakmıştı. Laporta, bugün gazetecilere yaptığı açıklamada, La Liga Başkanı Javier Tebas'ı hedef alarak, "Bay Tebas'a, Barcelona'nın başkanı olmaktan vazgeçme zevkini yaşatmayacağım. Tebas, uzaktan Barcelona'yı kontrol etmeye çalışıyor." dedi. RFEF, söz konusu iddialarla ilgili soruşturma yürütürken, mevcut disiplin yönetmeliğine göre, çıkar sağlamak için hakemlere para ödediği tespit edilmesi halinde Barcelona'ya para cezasının yanı sıra küme düşürülme hatta 5 yıla kadar liglerden men edilme cezası da verilme ihtimali bulunuyor.
******
AKLIMA 2010-2011 ŞİKE SÜRECİ GELDİ
İspanya’daki bu yolsuzluk ya da usulsüzlük iddiası gündeme bomba gibi düşerken, benim de aklıma Türkiye’deki 2010-2011 şike süreci geldi. Bilindiği gibi 3 Temmuz 2011 tarihinde başlayan büyük soruşturmanın sonunda başta Fenerbahçe olmak üzere, Beşiktaş, Başakşehir, Sivasspor, Eskişehirspor ve Mersin İdmanyurdu gibi kulüplerin şike ve teşvik primi skandalına imza attıkları dile getirildi. Trabzonspor da bu kapsamda soruşturuldu, didik didik edildi ama en küçük bir leke bulunamadı. İddiaların yenilir yutulur olmadığı ortaya çıkınca da, UEFA, dönemin TFF yönetim kurulu üyesi Süleyman Atal dışında herkesin tescil ettiği ligin şampiyonu olarak ilan edilen Fenerbahçe’yi değil, Trabzonspor’u Şampiyonlar Ligi’ne dahil etti. Bu süreç içinde başta dönemin başbakanı Recep Tayyıp Erdoğan olmak üzere, neredeyse tüm siyasi parti yetkilileri, sağcısından solcusuna birçok gazete, TV ve internet sitesi, sözde Sivil Toplum Örgütleri, Meslek Odaları Fenerbahçe’yi kurtarmak için ellerinden geleni yaptılar.
******
SİYASİLER ANINDA DEVREYE GİRDİ, SUÇLU MAĞDURU OYNADI
Şike sürecinden hemen önce bizzat iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından sporda şiddeti ve düzensizliği önleme yasası çıkarılmıştı. Bu yasada şike ve teşvik olayına karışan kulüp ve kişilere ağır cezalar öngörülüyordu. Eğer kulüpte imza yetkisi bulunan kişiler şike ve teşvik primine bulaşmışlarda, kulüpleri de cezalandırılacaktı. Küme düşmekten tutun da, puan silmeye ve para cezasına kadar çok ağır yaptırımlar vardı. Ama eylemin içinde Fenerbahçe olunca işin rengi değişmişti. Dönemin başbakanı Recep Tayyıp Erdoğan, “Kişilerle kurumlar ayrılmalı” dedi önce… Sonra da, “Avrupa’ya 3-5 yıl gitmezsek ne olur” şeklinde bir fikir ortaya attı. Hemen ardından şike yasasını değiştirdi ve bir anda şike yapan kişilerin cezaları kuşa döndürüldü. Aziz Yıldırım ve onunla birlikte bu çirkin işlere bulaşanlar salıverildi. Aziz Yıldırım, Yüksek Divan Kurulu toplantısında, “Şikeyi yaptıysam Fenerbahçe için yaptım” sözlerine rağmen, olayın seyri değiştirildi. Tam da o sırada Türkiye’de 4 bakanın oğulları ve iktidara yakın iş insanlarıyla ilgili büyük bir soruşturma başlatıldı.
******
TÜRKİYE’DE ‘FETÖ KUMPASI’ DENDİ VE ÜSTÜ ÖRTÜLDÜ
Türkiye bu olayla birlikte çalkalanmaya başladı. Hem şike ve teşvik soruşturmasında, hem de bu bakanları içine alan olayda hakim onayıyla dinleme kararı verilmişti. Yapılan dinlemelerde de şikenin yapıldığı, teşvik priminin verildiği kesinleşmişti. Aynı zamanda dinlemelerle birlikte yolsuzlukların da su götürmez biçimde gerçek olduğu artık netleşmişti. Ama tam bu sırada bir yasa çıkarıldı ve, “Hakim onayıyla da olsa yapılan dinlemelerde tapeler kesinlikle mahkemede delil olarak kullanılamaz” şeklinde herkesi kurtaracak bir kanuna imza atıldı. Bu aşamadan sonra Fenerbahçe de, diğer kulüpler de, kişiler de ve yolsuzluk olayında adı geçenler de yeni atanan mahkemeler tarafından, “Delil yetersizliği” ile beraat ettiler. Şikeyi ve yolsuzluğu yapanların da, teşvik primi verenlerin de yaptıkları yanlarına kar kaldı. Tüm yaşananlar, “FETÖ Kumpası” lanetlemesiyle Sümen altı edildi. Türkiye kirli işlerden temizlenme ve yeniden tertemiz bir döneme girme adına yaşanan çok kritik bir süreci heba etti. Şampiyonluk kupası hala daha Fenerbahçe müzesinde dururken, Trabzonspor taraftarı da haklı olarak kupanın kendi müzelerinde olması gerektiğini haykırmaya devam ediyor.
ADALETSİZ DÜZENDE, HALKIN AHLAKI SORGULANABİLİR Mİ?
Bunu neden mi yazdım? Bakın İtalya’da, Almanya’da, Portekiz’de, İngiltere’de, Fransa’da ya da Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde en güçlü kulüpler dahi bir yolsuzluğa, şikeye, teşvik primine, bahise bulaşmışsa gözlerinin yaşına bakılmıyor. Anında cezalandırılıyor. Hiçbir ülkede başbakanlar, siyasiler, cumhurbaşkanları devreye girmiyor. Çıkarılan yasalar, yönetmelikler neyse o uygulanıyor. Bu Juventus’da olsa, Barcelona’da olsa, İnter ya da Milan da olsa, Chelsea, Potto veya Bayern Münih de, Paris Seint Germaen de bu tür olaylara karıştığında cezası neyse çekiyor. Kimsenin gözünün yaşına bakılmıyor. Ülkemizde ise güçlü olanlar hep kazanıyor. Kimse ahlaki yozlaşmadan, haksızlıkla, adaletsizlikle elde edilen başarılardan dolayı cezalandırılmıyor, bedel ödemiyor. Sonuçta da olan yoksul, kandırılmış halka oluyor. Adaletin büyük sineklerin delip geçtiği, küçük sineklerin takılıp kaldığı örümcek ağları olmadığı gerçeğini bir türlü yaşayamıyoruz.
Sonra da insanlarımızdan adalet, ahlak, edep, hukuka saygı bekliyoruz.
Daha çok bekleriz.
Yorumlar
Kalan Karakter: