GANİTA HARİKA OLDU ANCAK!...
Trabzon’un özellikle Cumhuriyet dönemiyle birlikte belki de en popüler sahibi Ganita-Faroz arasındadır. Ganita-Faroz arası bu mahalleler arasında oturan ailelerin gezi yerleriydi. Bu bölgede aynı zamanda çay bahçeleri, restoranlar da boy gösterirdi. Ganita Çay Bahçesi en meşhur çay bahçesiydi. Ama Emheryal Sahil Gazinosu, Dalyan Çay Bahçesi de denizle iç içeydi. Buralarda çay ve yiyeceğin yanında alkol satışı da vardı ve isteyen istediğini yapardı. Özellikle İlkbahar, Yaz ve Sonbaharda sahiller insan seliyle dolup taşar, yorulanlar çay bahçeleri ve gazinolarda dinlenir, yer içerlerdi. Tabii ki Ganita’nın hemen altında halk plajı vardı. Kadınlı, erkekle, gençli herkes bu plaja koşar, aynı zamanda sahilin tümünde denize girenlerin sayısı bir hayli kabarıktı. Ancak zamanla sahil dolduruldu.
ZORLUOĞLU ‘YAPAMAZ’ DENİLENİ BAŞARDI
Üst geçit yapılırken Emperyal Sahil Gazinosu, zaman içinde Dalyan Çay Bahçesi de yıkıldı, yerlerini betona bıraktı. Hatta tam Ganita sahilinde korsan çay bahçeleri mantar gibi biterken, canlı ama berbat müzikleriyle birlikte sahilde gezenleri, ya da diğer çay bahçelerinde oturanlara, ‘Yuh ya’ dedirttirdi. Kimse bu ses kirliliğini önleyemedi. Artık bu bölgelerde denize girmek de olanaksız hale geldi. Önüne gelen bir yerleri sahiplenmeye çalışırken, neredeyse devleti karşısına almaktan çekinmedi. Ancak Murat Zorluoğlu Büyükşehir Belediye Başkanı seçildikten sonra Ganita-Faroz projesini hayata geçireceğini söyledi. Kimse buna inanmadı. O ise, “Burası benim prestij projem olacak” dedi. Sahildeki çirkin yapılaşmayı, canlı ama berbat müzik yapan neresi varsa hepsini yıktı. Ganita Sahili halka 2 yıl kapatıldı. Yoğun bir çalışmayla birlikte sahil yeniden düzenlendi ve geçtiğimiz günlerde halka açıldı.
ADETA PANAYIR YERİNE DÖNDÜ
Ganit-Faroz Projesi hayata geçip halka açıldıktan sonra, Trabzon neredeyse buraya akmaya başladı. Kimi şezlonglarda yatıp, güneşleniyor, evden getirdiği ya da büfelerden aldığı yiyecekleri, içecekleri gönül rahatlığıyla yiyor. Kimi gezinti yapıyor, kimi sahildeki banklarda oturuyor. Kimi kafelerde, kimi lokontada, kimi büfelerin önünde oturuyor. Sohbet ediyor, yiyor, içiyor, hoşça vakit geçiriyor. Çocuklar, çok sayıda yapılan çocuk parklarında gönüllerince eğleniyor. Kimi seyir terasında denizi izleyerek harika zaman geçiriyor. Birçok aile çimlerin üzerine kilimlerini seriyorlar, evlerinden getirdikleri yiyecek ve içecekleriyle piknik yapıyor. Denizle özlem gideriyor. Tuvaletleri temiz ve halk memnun, özel bir güvenlik kurumuyla anlaşılmış, güvenlikçilere de bayağı geniş bir bina yapılmış, sahilde yaşanan her şey bilgisayar ekranlarında ve kameralarla takip ediliyor. Kimi marinaya yaklaşan tekneyle deniz turunu yapıyor ve gününü güzel geçirmenin keyfini yaşıyor. Bu bölge genellikle zaten ağaçlıydı ve maviyle-yeşil bütünleşmişti. Ama Belediye, sahil şeridi boyunca yeni ağaçlandırma çalışmaları yapmış… Bu ağaçlar da büyüdüğünde gerçekten çok daha yeşil bir sahile kavuşmuş olacak Trabzon… Tüm bunlar güzel ancak eksikler ve yanlışlar yok mu? Bunları da anlatalım isterseniz.
HALKIN TÜMÜ DÜŞÜNÜLMEMİŞ GİBİ
Bir kere, bu bölgenin hiçbir yerinde bir plaj oluşturulmamış… Halkın denize girebileceği bir alan oluşturulmamış… Bunun yanında, bir tek lokanta yapılmış ancak burası restoran durumuna getirilmemiş… Yani en azından bir restoran kurulup, isteyen denize bakarak içkisini de içme keyfini yaşayabilir. Hiç kimse AKP Belediyesi bunu yapmaz diye düşünmesin… Samsun’u da uzun yıllardan AKP’li başkanlar yönetiyor ama Atakum Sahilinde 10 kilometre boyunca sayısız bar, birahane ve restoran kurulmuş… Kimse kimseyi rahatsız etmeden, isteyen müzik eşliğinde içiyor, isteyen ailesiyle restorana gidip, etini, balığını yerken yanında da alkolünü alabiliyor. Trabzon, Samsun’dan çok daha eski bir şehir… Aynı zamanda sanat ve kültür kenti olarak da biliniyor. Bu eksikliğin mutlaka giderilmesi gerekir… Bunun yanında marina ya da küçük limanların çevresinde anne ya da babaların dalgınlığında çocukların denize düşüp boğulabilecekleri hiç düşünülmemiş… Buralarda mutlaka korkuluk olması gerekiyor. Bu düşünülmemiş….
FİYATLAR HİÇ DE GERÇEKÇİ BULUNMADI
Ganita’nın hemen altındaki Mendirek’in kısaltılması, dalganın sahile vurması ve bu şekilde hem yoğun yosunlaşma ya da müsilaj tehlikesinin ortadan kaldırılması şarttı. Ne yazık ki bu konuda uyarılar hiç dikkate alınmadı. Bir başka büyük yanlış ise özellikle kafelerde ve lokantadaki fiyatların çok yüksek olması… Yani piyasayla yarışması… Büfelerde çay, kahve, yiyecekler ve soğuk içecekler çok daha ucuza satılırken, kafe ve lokantadaki fiyatların yüksekliği anlaşılmaz bulundu. Düşünün ki, Ganita Çay Bahçesi özel işletme… Yani adam kira veriyor ve kar amacı güdüyor. Ancak çay dışındaki tüm yiyecek ve içeceklerin fiyatları, Belediye’nin işlettiği ve yüksek kardan çok halka hizmeti ön planda tutması gerektiği müesseselerden daha düşük… Sadece Ganita Çay Bahçesinde çay 8 lirayken, Belediye’nin işletmelerinde de aynı fiyat… Diğer tüm yiyecek ve içeceklerde Ganita Çay Bahçesi işletmecisi çok daha insaflı gözüküyor. Kira ödemeyen, kendi personelini kullanan Büyükşehir Belediyesi’nin buralardaki fiyatları yüksek tutması halkın ekonomik durumu hiç dikkate alınmadığını gösteren bir ayrıntıydı. Bilmiyoruz, Murat Zorluoğlu’nun bu fiyatlardan haberi var mı; ama bir an önce bunlarla ilgilenirse halka sunduğu önemli hizmeti taçlandırmış olacaktır.
Sonuçta Ganita-Faroz projesi daha önceki döneminden çok daha olumlu görüntü veriyor ama bazı eksik ve yanlışların ortadan kaldırılması da Belediye’nin hizmetini bir kat daha anlamlı kılacaktır diye düşünüyorum…
Yorumlar
Kalan Karakter: