HACIKERİMOĞLU’NUN ÖNERİSİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ!
Trabzonspor söz konusu olduğunda herkesin ayrı bir hesabı oluyor. Kuşkusuz bu kulübü kuran, yaşatan, büyüten ve efsaneleştirenlerin hakkı ödenmez ama onlar arasında bile yaptıkları hizmetlerin karşılığında mutlaka bireysel olarak el üstünde tutulma hayalleri kuranların sayısı bir hayli fazlaydı. Mutlaka görüşlerinin sorulması, kendi bakış açılarının yönetimler ya da başkanlar tarafından da kabul görmesi, girdikleri bir ortamda aşırı saygı görme arzusu dikkat çekiciydi. Ama sonraki yıllarda herkes bu kulüpten neler koparabilirim, yaratılan mirastan payıma ne düşer havasıyla hareket edenleri gördükçe herkese şüpheyle bakma sürecine girdik. Bu noktada özellikle hem Sadri Şener, hem de Muharrem Usta döneminde başkan yardımcılığı yapan Nevzat Aydın’ın bir ifadesi aklıma geldi. Muharrem Usta, kulübün satışının bile gerçekleşebileceğini açıkladığı günün hemen ertesinde Nevzat Aydın, “Kulüp satılacaksa ben alırım” demişti. Oysa her Trabzonsporluya düşen görev, “Bu kulübün satışını düşünmek ihanettir. Zor durumdaysa kurtuluşu için gövdemizi taşın altına koyarız” şeklinde bir yaklaşım olmalıydı. Oysa Trabzonspor’u borç batağının içine çekenlerden biri olan Aydın, satılacaksa, almaktan yanaydı. Çünkü Trabzonspor’un tarihi kimliğine en küçük bir saygısı yoktu. Onun için her şey alınıp satılabilen metadan başka bir şey değildi.
***
ÜYE ADİTATI ASLINDA HER YIL ÖDENMELİ
Neyse konuyu fazla uzattım. Gelelim asıl meseleye… Geçtiğimiz günlerde Türkiye Futbol Federasyonu eski yönetim kurulu üyesi Mustafa Hacıkerimoğlu bir açıklama yapmıştı. Bu açıklamanın bir yerinde üzerine basa basa, “Tüzük değişmeli, demokratikleşmeli. Üyelikten çıkarılmanın zorlaştırılması şarttır. İki yıl aidat ödemeyen üye, üyelikten çıkarılmamalı ama üyeliği askıya alınmalı. Aidatını 10 yıl ödemeyen üye çıkarılmalı” şeklinde sözlere yer vermişti. Üye kimdir? Üye kendisini aidiyet duygusu ile Trabzonspor taraftarları arasında, ekonomik olarak da ödeme gücü olduğu için kulübe sahip çıkmak isteyen kişilerin en önde gelenidir. Üye olur, aidatını öder, seçme ve seçilme hakkını elde eder. Üye kulübe gönülden ve çıkarsız bağlı olduğu için de aidatını hiç geciktirmez. Nasıl otomatik ödeme talimatıyla faturalarını ödüyorsa, kredi kartı borçlarını temizliyorsa, aynı şekilde Trabzonspor’a aidat borcunu da hiç geciktirmemeli, faturalarından daha fazla hassasiyet göstermelidir.
***
TÜZÜKTEKİ EN DOĞRU DEĞİŞİKLİK ÜYE KONUSUDUR
Türkiye Futbol Federasyonu’da yönetici olarak görev yaparken olumlu işlere imza attığı söylenen Sayın Hacıkerimoğlu, neden aidatını ödemeyen üyenin 10 yıl üyelikten çıkarılmamasını istiyor ki? Bu tür talepte bulunanlar genellikle kulüple ilgili önemli hesapları olanlar yapanlardır. Yani kendileri bir gün başkan adayı olacaklarsa, aidatlarını ödememiş üyeleri bir süzgeçten geçirirler, birçoğunun aidatını öderler ve genel kurullarda etkili olma çabası içine girerler. Başkan ya da yönetim adayı olduklarında da aidatlarını ödedikleri üyelerin sonra kurşun askerlik yapmasını isterler. Bugüne kadar biz, Trabzonspor’da bunu yaşadık, gördük… Sayın Mustafa Hacıkerimoğlu’nun amacı bu değilse, üyelerin aidatlarını zamanında ödemelerini istemesi gerekir, yoksa 10 yıl ödemediği takdirde üyelikten çıkarılmalarını değil… Şunu da unutmayalım ki, üyelerle ilgili tüzük değişikliğinin sebebi, geçmişte bu kulübü ele geçirmeye çalışan güçlerin oynadıkları oyunlara karşı bir önlemdir. Yani yaşananlardan ders çıkarılmış ve üyelik konusu daha ciddi bir şekilde ele alınıp, herkesin görevini yerine getirmesi istenmiştir. Belki de tüzükteki en doğru değişiklik de budur.
Sayın Hacıkerimoğlu da bunun ayrımına varırsa iyi olur. Tabii ki Trabzonspor’u seviyor ve kendine dert ediniyorsa…
***
TFF, KULÜPLERİN UYDUSU GİBİ
Türkiye’de futbolun özerkleşmesi ve ardından da Kulüpler Birliği’nin kurulup, özellikle genel kurullarda çok etkili olmasının ardından Türkiye Futbol Federasyonu’nun neredeyse hiçbir işlevi kalmadı. Federasyonu yönetenler, neredeyse tüm kararlarını, başta büyükler olmak üzere, Süper Ligde mücadele eden kulüplerin inisiyatifine göre almak durumunda kalıyor. Bu da futbolun sağlıklı bir zeminde gelişmesinin önüne geçiyor. Son olarak Mehmet Büyükekşi başkanlığındaki yeni TFF yönetiminin daha ilk kararı yabancı sayısını artırmak oldu. Daha iki yıl önce yabancı sayısının azaltılacağına dönük kararlar alınmıştı. Kulüpleri yönetenlerin berbat transfer politikasını değiştirme yerine, “Elimizde çok sayıda yabancı var. Yabancı sayısını azaltırsanız, bunları zararına elden çıkarmak zorunda kalırız” mazeretiyle birlikte bir türlü yabancı konusunda tutarlı bir politika izlenemedi. Kulüpler ise her transfer mevsiminde hiç ders almadan yabancı transferlerini artırdıkça artırmaktan geri durmadılar.
***
TFF’Yİ YÖNETENLER ARTIK KUKLA GÖREVİ ÜSTLENİYOR
Geçen sezon özellikle Galatasaray’ın Yusuf Demir’i transfer etmesinden sonra bu oyuncunun Türk statüsünde oynayamaması nedeniyle Sarı-Kırmızılılar küplere binmiş, TFF yönetimini topa tutmuştu. Mehmet Büyükekşi, daha bir ay önce yabancının 14’te kalacağını açıklamıştı. Ancak seçimi kazandıktan hemen sonra, “Azerbaycan, Türmenistan, Kazakistan ve Kırgızıstan gibi Türki Cumhuriyeti vatandaşlarından en çok bir tane ve A Milli takımda oynama hakkı bulunmayan ve çifte vatandaşlığı olan en fazla bir isim Türk statüsünde oynayabilecek” kararını aldı. Bu kararla birlikte yabancı sayısının 16’ya ulaşmasına zemin hazırladılar. Oysa daha önce hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoğan, hem de futbolda etkili birçok kişi, yabancı sayısının azaltılmasını istiyordu. Bu da TFF’de karşılık bulmuştu. Hatta, 21 kişilik kadroda 4 altyapı oyuncusunun bulundurulması da karara bağlanmıştı. Ne yazık ki, futbol, kulüpleri yönetmeyi beceremeyen, futbol cahili başkan ve yöneticilerin güdümüne girdikten sonra TFF’nin de özerkliği ve kararlılığı sadece lafta kaldı. Buradaki yönetenler kukla olmanın ötesinde bir işlev görmemeye başladı. Bu durumun devam etmesi halinde Türk futbolu, bizzat onu yönetenler tarafından bitirilmesi kaçınılmaz hale gelecek.
Yorumlar
Kalan Karakter: