AK PARTİ ORTAHİSAR’I GÖZDEN ÇIKARDI
Dün AK Parti’nin Trabzon kurmayları başkentte Trabzon’un ilçe belediye başkan adaylarını belirlemek için istişare toplantıları gerçekleştirdi. Trabzon Milletvekilleri ve AK Parti Trabzon İl Başkanının katıldığı toplantıda Ergin Aydın Ortahisar Belediye Başkan adayı olarak belirlendi. Trabzon’da yapılan bütün anketlerde Salih Cora ismini açık ara farkla önde olsa da, özellikle Trabzonlu Vekil Yılmaz Büyükaydın ve AK Parti İl Başkanı Sezgin Mumcu’nun ısrarı Ergin Aydın isminin ön plana çıkmasına neden oldu. AK Parti camiasında ve Trabzon halkında karşılığı olmayan Ergin Aydın’ın aday gösterilmesi, “AK Parti Ortahisar’ı gözden çıkardı” yorumlarının yapılmasına neden oldu.
***
SEZGİN MUMCU MUHALEFETE Mİ ÇALIŞIYOR?
AK Parti Trabzon İl Başkanı Sezgin Mumcu’nun göreve geldiği günden itibaren verdiği tartışmalı kararlar ve yaptığı hamleler, AK Parti’nin her geçen gün Trabzon’da erimesine neden oluyor. Teşkilatların bir türlü kabul edemediği ve halkla arasına sürekli mesafe koyarak siyaset üretmeye çalışan Mumcu, ilk olarak genel seçimlerde masaya yumruğunu vuramadığı için vekil tercihlerinin yanlış yapılmasına neden oldu. Gelinen süreçte de hiçbir vekili Trabzon’a getirip oylarını aldığı halkın içine sokamadı. Sezgin’in ikinci en tartışmalı hamlesi ise Ortahisar Belediye Başkan adayınını belirleme sürecinde oldu. Halkta karşılığı olan Salih Cora’nın yerine Ankara’da yaşayan neredeyse Trabzon ile bütün bağlarını koparmış Ergin Aydın’ı Ortahisar Belediye Başkan adayı yapmak için canını dişine taktı. Ve CHP adayı Ahmet Kaya’nın çok çok gerisinde kalan ve seçimi kazanması neredeyse imkansız olan bir isme kefil oldu. Bu hamle, AK Parti içindeki bazı isimlerin dillendirdiği gibi, “Sezgin Mumcu muhalefete mi çalışıyor” yorumunu gündeme getirdi. Sezgin Mumcu döneminde AK Parti’nin oyları Trabzon’da irtfa kaybetmeye devam ederken, son tahlilde kaybedenin yine Sezgin Mumcu olacağını şimdiden kestirmek güç olmasa gerek!
***
TRABZONSPOR DİVAN KURULU PAYLAŞILAMIYOR
Trabzonspor camiasının heyecanla beklediği ve 2 Mart tarihinde yapılacak olan Divan Başkanlık Kurulu seçimine 4 aday ile gidiliyor. Mahmut Ören, Yusuf Ziya Yılmaz ve Emin Kahraman yarışa girecek isimler olarak biliniyor. Adaylar içinde ilk resmi açıklamayı Mahmut Ören bugün yazılı olarak yayınlayarak kamuoyuna duyuracak. Yusuf Ziya Yılmaz da hafta içinde adaylığını deklare edecek isimler arasında yer alıyor. Hayrettin Hacısalihoğlu, Ali Sürmen’in “aday olmayacağım” demesinin ardından beklenmdedik şekilde aday oldu. Ören ve Yılmaz’a “ben aday olmayacağım, siz aday olabilirsiniz” dedikten sonra bir anda “ben de varım” demesi her iki adayın da tepkisini çekmiş durumda. Çünkü Hacısalihoğlu baştan aday olacağını söylemiş olsaydı ne Mahmut Ören ne de Yusuf Ziya Yılmaz adaylık girişiminde bulunmayacaktı.
Dün ise sürpiz bir gelişme daha yaşandı. Trabzonspor eski yöneticilerinden Emin Kahraman’ın yakın çevresine aday olacağını söylediği öğrenildi. Arkadaşları ile birlikte görüş alışverişinde bulunduktan sonra aday olmaya karar verdiğini söyleyen Kahraman, birkaç gün içinde resmi açıklama yaparak yarışa dâhil olacak.
***
HACISALİHOĞLU HER ZAMAN BUNU YAPIYOR
Trabzonspor Divan Başkanlık Kurulu seçimleri öncesinde ilginç gelişmeler yaşanıyor. Trabzonspor eski asbaşkanı Hayrettin Hacısalihoğlu ismi hiç gündemde yokken bu makama talip olduğunu açıkladı. Ali Sürmen’in geçmişte divan başkanı olmasını sağlayan, sonrasında yaşanan gerilim dolayısıyla Sürmen ile arası açılan Hacısalihoğlu, her ortamda divan kurulunun icraatlarını eleştirdi. Ali Sürmen ile olan şahsi hesaplaşmasını adeta Trabzonspor üzerinden yürüttü. En son yapılan Divan Başkanlık kurulu seçiminde Sürmen’in karşısında İstanbul’da yaşayan eski yöneticiler Erdal Atalay ve merhun Bülent Akyazıcı’yı çıkarabilmek için yoğun gayret sarf etse de başarılı olmadı. Hacısalihoğlu o dönemde kendisi aday olmayı göze alamazken, şimdi üç adayın olduğu bir ortamda neden böyle bir girişimde bulunuyor. Bunun mantığa uygun tek izahı, “o dönemde Sürmen’in karşısına çıkmaya cesaret edemedi” şeklinde yorumlandı. Trabzonspor’a birçok yararlı hizmeti olan Hacısalihoğlu’nun en büyük handikabı Trabzonspor yönetiminin içinde de, dışında da olsa sürekli kulübü dizayn etme ısrarını sürdürmesi olarak görülüyor. Kendisine biat etmeyenleri sürekli düşman belleyip, o isimlerden intikam alabilmek için Trabzonspor’un menfaatlerini bile ikinci sıraya koyabiliyor. O yüzdendir ki, camianın sevilmeyen adamı olarak anılıyor.
***
BARIŞ MEMİŞ VE ABDULKADİR ÖMÜR!
Barış Memiş, Trabzonspor için çok önemli bir yıldız adayıydı. O da 17 yaşındayken tüm Türkiye’nin konuştuğu bir isimdi. Başkan Sadri Şener’di ve yıl 2009’du…Ersun Yalan teknik direktör, Özkan Sümer ise Futbolcu İzleme Komitesinin başındaydı. Ama aynı zamanda altyapıyı da koordine ediyordu. Yanal, Barış’ı A takıma almak istediğinde Sümer, “Henüz profesyonellik olgunluğuna sahip olacak durumda değil… Biraz daha altta pişmesi gerek. A takıma alınması zamanlama açısından doğru olmaz” dedi… Ama Sümer’in bir yurt dışı seyahati fırsat bilindi ve Barış Memiş A takıma dahil edildi. Hemen de oynatıldı. Harika da oynadı. Sonra da bu başarılı oyunları devam etti. Onun artık büyük yıldız olacağına inanılmaya başlandı. Ancak sonrasında Ersun Yanal görevden ayrıldı. Önce Hugo Broos geldi, o da Barış’ı oynattı zaman zaman ama Şenol Güneş’in takımın başına geçmesiyle birlikte bu isim kulübe gülü haline getirildi. Kuşkusuz özel yaşamına da hiç dikkat etmedi. Yanlış kişilerle arkadaşlık kurdu. Kulübü yönetenleri defalarca uyardık, “Bu çocuğa bir yaşam koçu verin, eğitsin, geliştirsin, yönlendirsin” dedik ama dinletemedik. Barış hem oynamamanın verdiği psikolojik yıkımla, hem yanlış çevreye sahip olmanın ve bunlardan kurtulma eğilimi göstermemenin faturasını ağır ödedi. Hep bir yıldız adayı olarak kaldı ama hiçbir zaman vitrinde yıldızlaşan bir oyuncu olarak zirveye çıkamadı ki orada kalması söz konusu osun…
***
ABDULKADİR ÇOK ŞANSIYDI AMA DEĞERLENDİREMEDİ
Barış Memiş’ten sonra da Trabzonspor altyapısından iyi futbolcular çıktı. Ancak en yeteneklisi Abdulkadir Ömür’dü… O da henüz 17 yaşına basmadan A takım kadrosunda yer aldı. Oynatıldı. Onun ilk şansı altyapıda çalışan ve geçici olarak A takıma getirilen Sadi Tekelioğlu’ydu. Ancak Tekelioğlu altyapıya dönünce, Barış kulübeden sahaya bakan oyuncu durumuna geldi. Ne zaman ki Burak Yılmaz, Onur Recep Kıvrak, Zarga Toure, Vahid Amiri, Olcay Şahan ve Juraj Kucka kadro dışı bırakıldı. Abdulkadir de, birçok altyapı oyuncusu gibi takımın 11’inin değişmezi oldu. Yeteneklerini sergiledi. Çok genç yaşta A milli takıma çağrıldı. Sonra araya ağır sakatlıklar girdi. Sakatlıkların etkisinden kurtuldu, şampiyon takımın yıldızlarından biri haline geldi ama sonra yine önemli bir düşüş yaşadı. Sahada sorumluluk üstlenmek istemeyen kişiliksiz bir futbolcu haline dönüştü. Bunun sonucu olarak da taraftarın birkaç maç protestosuyla birlikte idmanları boykot etme, takımdan ayrılma kararı verme noktasına geldi. Ne yazık ki Abdulkadir Ömür, lüks otomobillere binerken, marka giyerken, harika evlerde otururken, evinin eşyaları paha biçilmezken İslam dininin kuralı sanki yer sofrasında yemek yemekmiş gibi bir düşünce yapısının adamı olarak vizyonsuzluğunu herkese gösterdi. Böyle vizyonsuz ve çevresi de insan psikolojisi ve davranış bilimi konusunda yetersizlerle dolu olunca sonunda sıradanlığa doğru hızla evrildi.
***
YUSUF YAŞAM KOÇU İLE ÇALIŞIRKEN A.KADİR
Yakın bir arkadaşım anlatmıştı… Yusuf Yazıcı Trabzonspor’da henüz yeni yeni sivrilmeye başlamıştı. Çok da az para kazanıyordu. Ama kendisine, “Eğer büyük oynamak, zirveye çıkmak ve orada kalmak istiyorsan kendine bir yaşam koçu tutmalısın. Bu şirkette olabilir. Hayatını, yaşam felsefeni, psikolojik durumunu bu uzman ya da uzmanlar grubu tarafından düzenlenmesine izin vermelisin. Bunu yaparsan büyürsün” dendiğinde, “Ama şu anda böyle bir çalışma için verecek param yok” dediğinde de, “Olduğunda ödeme yaparsın” yanıtıyla birlikte Yusuf Yazıcı da, “Kabul ediyorum” demişti. Sonrasında bu yaşam koçu, Yusuf’un bireysel gelişimi ve kişiliğinin oturması yönünde önemli bilgiler aktarmaya başlamıştı. Aynı kişiler, aynı dönemde Abdulkadir Ömür’e de, “Bak, Yusuf Yazıcı’ya böyle bir hizmet veriyoruz. Sana da verelim” dediklerinde, aldıkları yanıt, “Benim aklım bana yeter. Hiç kimseye ihtiyacım yok” olmuş… Ve sonuç ortada… Profesyonel bir futbolcunun nasıl yaşaması, nasıl okuması, hayatını nasıl düzenlemesi, toplumsal ya da kişisel sorunlar karşısında nasıl davranış göstermesi yönünde neler yapması gerektiğine aslında aklının kesinlikle yetmeyeceğini düşünemeyen bir futbolcunun da ilk tökezlediğinde duvara çarpması işte böyle olur…
Son sözüm ise; Umarım sonu Barış Memiş gibi olmaz…
***
BU KOMPLEKSİ ARTIK ÇÖPE ATIN!
Trabzonspor’da Sadri Şener’in başkanlığı, Faruk Nafiz Özak’ın 1993 yıllarındaki asbaşkanlığı döneminde özellikle Anadolu kulüpleriyle ilişkileri en üst seviyeye çıkarmak adına başlattığı bir çalışma vardı. Özak’ın başkanlığı döneminde ise bu çabalar en üst seviyeye çıkarılmıştı. Neydi bu çalışma? Trabzonspor ile maç yapmak için Trabzon’a gelen takımların kafileleri hava alanında çiçeklerle karşılanıyor, sonra yöneticilerine bir yemek veriliyor ve en iyi şekilde ağırlanıyor. Aynı şekilde hakemler de gelirken de, giderken de çiçeklerle karşılanıp uğurlanıyordu. Böylece Trabzonspor sempatisi en üst seviyeye çıkarılma çabası gösteriliyordu. Bu çalışmaya daha sonra İstanbul’un 3 kulübü Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş da dahil edilmişti. Bu kulüplerin yöneticileri de Trabzon’a geldiklerinde kendileri en iyi şekilde ağırlanıyordu. Bu uygulamayla birlikte Bordo-Mavili kulüp özellikle Anadolu kulüpleriyle çok iyi ilişkiler kurmuş, TFF seçimlerinden tutun, kurulların oluşmasında ve İstanbul kulüplerine karşı bir tavır alınacağı zaman liderlik yapıyordu Trabzonspor kulübü başkan ve yöneticileri…
***
YÖNETİMİN BU TUTUMUNU ÇOK AĞIR ELEŞTİRDİK
Anadolu kulüpleri Bordo-Mavili yönetimin bu jestine aynı şekilde karşılık verirken, İstanbul’un değeri kendinden menkul 3 kulübü, Trabzonspor, İstanbul’a gittiğinde, yöneticilerinin yüzüne bile bakmıyordu. Bu uygulama yıllarca devam etti. Zaten İstanbul kulüplerini yönetenlerin tutumundan dolayı, onları burada ağırlayan yönetimlerine ağır eleştiriler getiriyorduk.
Bizler yazarak, çizerek, konuşarak yönetimleri sürekli olarak, “Bırakın bu İstanbul kulüpleri yöneticilerine değer vermeyi… Bu kompleksin bir ürünü… Size İstanbul’da gerekli ihtimamı göstermeyenleri, burada el üstünde tutmayın” demekten dilimizde tüy bitmişti. Bir de Aziz Yıldırım geldiğinde, Trabzonspor camiasının önde gelen isimleri, “Büyük misafir” havası estiriyordu. Neyse zaman hızla ilerliyor. Ahmet Ağaoğlu ve sonrasında Ertuğrul Doğan başkanlığındaki yönetimler de Trabzon’a gelen kafilelerde yer alan yöneticilere maç öncesinde yemek veriyor, çeşitli hediyeler taktim ediyor ve Anadolu kulüplerinden aynı şekilde karşılık görüyor bildiğim kadarıyla…
***
BAŞKAN YARDIMCISININ MUHATABI BAŞKAN DEĞİL!
İstanbul kulüpleri kendi statlarında Trabzonspor yöneticilerinin onuruna yemek verip, dostluktan söz edip, hediyeler vererek ağırlıyor mu bilmiyoruz? Ama şu anda konumuz başka… Galatasaray Trabzon’a geldi. Kafilede birçok yöneticileri var. Ama Başkan Dursun Özbek gelmemiş… Kafilenin başında Başkan Yardımcısı Metin Öztürk bulunuyor. Trabzonspor bu yönetici grubunu ağırlıyor ve hediyeleri veren isim Başkan Ertuğrul Doğan… Bu hiç yakışmadı! Galatasaray’ın Başkan Yardımcısı gelmişse ve ağırlanacaksa onun eşiti olan Trabzonspor başkan yardımcısı bu görevi üstlenmeli… Başkan Ertuğrul Doğan yemeğe bile gitmemeli ve tavır koymalı… Ama ne yazık ki bu ya diplomasiyi hiç bilmemekten, ya da İstanbul takımlarının yöneticilerine karşı bir kompleksin ürünü olsa gerek… Ama artık yeter… Kurtulun bu kompleksten… Onlar, Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş başkan ya da yöneticileriyse siz de Trabzonspor gibi Anadolu devrimini yapmış bir kulübün başkan ve yöneticilerisiniz. Bu büyük kulübün ağırlığını kaldıracak davranışlarda bulunun ve biz de alkışlayalım…
Bilmem anlatabildim mi?
Yorumlar
Kalan Karakter: