ADNAN AĞABEYİN SÜMER İLE İLGİNÇ TANIŞMA ANISI
Trabzonspor tarihinin en önemli simge isimlerinin başındadır Özkan Sümer… Bordo-Mavili kulüp kurulduğunda formasını giydi, alt yapısını kurdu, Türkiye’de bu anlamda ilki gerçekleştirdi, sonra yardımcı antrenörlük ve teknik direktörlük görevlerini yaptı. Başkanlık koltuğunda oturdu, sonra Futbolcu İzleme Komitesi başkanlığı, menajerlik gibi görevleri de üstlendi. Futbol Federasyonu Asbaşkanlığı, Başkan Başdanışmanlığı, Milli takım teknik direktörlüğü, Galatasaray’ı Anadolu’dan çalıştıran ilk teknik direktör, TÜFAD’ı geliştiren, büyüten ve işlevsel kılan onursal başkanlık makamı ve nihayetinde spor yazarı olarak ülkenin tarihinde inanılmaz bir yere sahip ve aykırı bir kişilik…
Merhum Sümer’in 22 Aralık tarihinde 2’nci ölüm yıldönümüydü. Dostları, sevenleri onu anma toplantısında bir araya geldiler… Spor Danışmanımız Adnan Sungur’un da bu toplantıda bir konuşması olacaktı ve Özkan Sümer’i anlatacaktı ama özel bir işi nedeniyle toplantıya katılamadı. Ancak kendisinden ricada bulunduk ve sitemizde yayınlamak üzere bir anısını anlatmasını istedik. Adnan Ağabey de bizi kırmadı ve Özkan Sümer ile gazeteci kimliğiyle ilk ciddi tanışma anısını paylaştı. Biz de size aktaralım:
ADETA KAPISINDA YATTIM VE RÖPORTAJI KOPARDIM
“Yıl 1984, Karadeniz Gazetesinde spor muhabiri olarak çalışıyorum. Merhum Mehmet Tan, Türk Haberler Ajansı bölge müdürü ama Mustafa Şamil Ekinci’nin çıkardığı ikinci gazetesi Trabzon’u yönetiyor. Bu arada Karadeniz’de spor müdürü Halil Bahadır ayrıldığı için geçici olarak da bu gazetenin spor sorumluluğunu üstlenmiş… Trabzonspor Teknik Direktörü Özkan Sümer ile de adeta düşman kardeş gibiler ve konuşmuyorlar. Bir gün gazetede, ‘Özkan Sümer ile röportaj yapmak gerek de kim yapacak?” diye sorunca, hemen atıldım, ‘Ben yaparım’ dedim. Mehmet Ağabey biraz da alaycı olarak ,’Ya Adnan kapıdan içeri seni sokmaz’ dedi. ‘Ben şansımı denemek istiyorum’ diye direttim. ‘Peki’ dedi, ‘Git dene de, boyunun ölçüsünü al’ diye karşılık verdi. Aslında Mehmet Ağabey haklıydı. Merhum Sümer’in Türk futbolundaki zirve yılları ve kolay kolay kimseyle röportaj yapmaz, ilkeleri o kadar katıydı ki, babası olsa tanımazdı. Ama ben röportaj yapma iznini koparınca hemen daktilonun başına geçtim ve soruları hazırlamaya başladım. Tam 33 soru hazırlamıştım. Dört teksir kağıdını birbirine bantlamak zorunda kaldım. Ziya Bey’in yolunu tuttum. Lokale girdim. Özkan Sümer’in nerede olduğunu sordum. Odasını gösterdiler. Kapıyı çaldım, açıp içeri baktım. Sayın Sümer koltuğunda oturmuş, birisiyle sohbet ediyordu. Kendimi tanıttım. Röportaj yapmak istediğimi söyledim. ‘Şimdi müsait değilim, sonra’ karşılığını aldım. ‘Peki bekliyorum’ dedim, lokalde çay içerek beklemeye koyuldum.
İLK TEPKİSİ, ‘SEN NE KADAR PARAZİT BİR GENÇSİN’ OLMUŞTU
Aradan yarım saat geçti, hiçbir ses çıkmıyor. Kapıyı tekrar tıklattım ve yine başımı uzatıp, ‘Hocam bekliyorum’ diyerek isteğimi yineledim. ‘Müsait değilim dedim ya’ şeklinde karşılık verdi. Bunun üzerine ben yine, ‘Müsait zamanınızı beklemeye devam edeceğim’ karşılığını vererek yine lokale yöneldim. Bu kez tam bir saat bekledim ama yine ses seda yok. Canım iyice sıkmaya başladı ve bir kez daha kapısını çalarak içeri girdim ve, ‘Hocam bu röportajı yapmadan buradan gitmeyeceğim’ diye diretince çaresiz kalarak, “Ya sen ne parazit bir gençmişsin. Peki lokale geç geliyorum’ demek zorunda kaldı.
Lokalde bir masa seçtim, oturdum, iki dakika sonra geldi, masaya oturdu. Ajandamın içindeki soruların yer aldığı 4 sayfa olan ve katladığım teksir kağıdını açmaya başlayınca, gözleri fal taşı gibi açıldı. ‘Ya bu ne kardeşim. Kaç soru var burada?’ diye sorunca, ‘Fazla değil hocam, 33 soru’ karşılığını verdim. ‘Ya sen ne diyorsun, ben bu soruların tümüne yanıt vermeye kalksam futbola ayıracak zamanım kalmaz. Lütfen bunları eleyelim’ dedi ve birlikte elemeye başladık.
İYİ Kİ SORU SAYISINI 11’E İNDİRDİM, YOKSA MASADA KALABİLİRDİM
Nihayet soru sayısını 11’e düşürmüştük. ‘Bunlar da fazla ama neyse, bu kadar zahmet etmişsin, barı yanıtlayalım’ dedi ve soruları sorup, elle ajandaya yazmaya başladım. Her soruya 2-3 sayfa yanıt veriyordu. Artık soruların sonu gelirken kolumu hissetmiyordum ve koptuğunu düşünmeye başladım. Ağrıdan artık yazacak gücüm kalmamıştı. Nihayetinde röportaj bittiğinde derin bir ‘oh’ çekmiştim. Tam 3 saatlik bir söyleşi gerçekleştirmiştim.. İyi ki soruları 11’e düşürmüştüm. Şayet 33 soruda diretseydim her halde sabahlardık ve ben de masada yığılıp kalmıştım. Özkan Sümer, ‘Bu sanırım benim en uzun röportajım olarak tarihe geçecek. Ama seni çok takdir ettim. İyi bir gazeteci olacaksın. Hem vazgeçmiyorsun, hem de genç olmana rağmen iyi sorular hazırlamışsın’ diye takdirlerini belirtti. Teşekkür ettim ve gazeteye uçarcasına gittim. Mehmet Tan şaşkınlığını gizleyemiyordu. Özkan Sümer gibi bir kişinin bu kadar soruyu, hem de genç ve acemi bir gazeteciye bu kadar zaman ayırmasına hayret etmişti. Röportaj 3 gün boyunca hem Karadeniz Gazetesi’nde, hem de Trabzon Gazetesi’nde tam sayfa yayınlanmıştı.
Bu röportaj benim de gazetecilik mesleğinde ismimin Trabzonspor camiasında da öğrenilmesini sağlamış ve özgüvenimin de tavan yapmasına sebep olmuştu.
Özkan Sümer…
Türk futbolu ve Trabzonspor’un bilge insanı, gerçek bir entelektüel ve devrimcisi…
Aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum… Ruhu şad olsun.”
FATMA BAŞKAN DESTEK TURLARINDA
İYİ Parti’de önümüzdeki günlerde yapılacak olan İl Başkanlığı seçiminde aday olmayı planlayan Fatma Başkan destek ziyaretlerini sürdürüyor. İlçe Başkanları ile yüz yüze görüşmelerini sürdüren Başkan, her gittiği yerde teşkilatların arkasına almayı başardı. Dünde Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık ile bir görüşme gerçekleştiren Fatma Başkan, Bıyık’ın da desteğini aldı. Trabzon İYİ Parti teşkilatları, kadın il başkanı düşüncesinin partiye olumlu yönde katkı sunacağından yana görüş belirtiyorlar. Fatma Başkan’ın karşısında şimdilik bir başka aday bulunmuyor. Aday çıksa dahi Başkan’ın yarışı açık ara önde getireceği ifade ediliyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: