TFF SORUNLARI ÇÖZEBİLECEK Mİ?
Türkiye’de birçok alanda olduğu gibi futbolda da siyasetin etkisi her geçen gün artarken, TFF, MHK, Hakemler, kulüp başkanları, yöneticiler, teknik adamlar, futbolcular, taraftarlar ve medya bağlamında kirlenen bir sürece tanıklık ediyoruz. Tartışmalar da bir bakıyorsun TFF başkan ve yönetimiyle, bir bakıyorsun MHK’yle bir bakıyorsun tek tek hakemlerle, sonra bakıyorsun kulüp başkanı ve yöneticilerle, ardından teknik adamlarla, futbolcularla ve taraftarlarla, nihayet de medya ekseninde yapılıyor. Bazen tümüne, bazen tek tek her paydaşa sert tepkiler geliyor. Son dönemlerde ise hakemlerin saldırıya uğraması, bunu bizzat kulüp başkanının yapması, ya da sahadan takım çekmeyle ilgili tam bir kaos ortamı yaşanıyor. TFF başkan ve yönetimi süreci çok kötü yönetti. Futbolu rahatlatmak için istifa etmesi, yeni bir yönetimin önünü açması bakımından atılması gereken adımlar kimse tarafından dikkate bile alınmadı. Kulüp başkanları TFF’yi, TFF yönetimi ise kulüp başkanlarını suçladı.
***
NE DEĞİŞTİ DE UZLAŞMA SAĞLANDI
Önceki gün Kulüpler Birliği toplantısı vardı. Ancak ilk kez Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ve TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi de bu toplantıda hazır bulundular. Yaklaşık 2,5 saat süren toplantının ardından Spor Bakanı, TFF Başkanı her şeyin çok iyi olacağını söylerken, Kulüpler Birliği Başkanı Ali Koç ile birlikte, Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Beşiktaş başkanı Hasan Arat kameralar karşısına geçti ve, “TFF’nın sorunları kısa, orta ve uzan vadeli olarak çözeceğine ikna olduk” şeklinde akıllara durgunluk veren bir açıklamaya imza attılar. Ya daha birkaç gün önce olayların en büyük sorumlusu TFF Başkanı ve yönetimi değil miydi? Bunlara karşı çok sert açıklamalar yapılmadı mı? Trabzonspor Başkanı Doğan, “Bu TFF’nin bundan sonra alacağı kararlar yok hükmündedir ve sorunları çözecek kapasiteleri yok” şeklindeki sözleri sarf etmedi mi? Bundan dolayı da PFDK’ya sevk edilmedi mi? Ne değişti de, bir anda akan sular durdu ve TFF sorunları çözebilecek aşamaya geldi.
Yoksa yukarıdan siyasi bir emirle birlikte, “Susun ve oturun oturduğunuz yerde. Yoksa ümüğünüzü sıkarım” şeklinde bir tepki mi geldi de tüm kulüp başkanları bir anda hidayete erdi.
Gerçekten merak ettik!
Umarım açıklarlar ve merakımızı giderirler.
***
BALOTELLİ TRANSFERİNİ DİNLERKEN!
Biliyorsunuz ki transferle ilgili olarak durmadan haberler yapıp, yorumlarla birlikte kamuoyu oluşturmaya çalışıyoruz ama kulüp yönetenlerini hiç etkileyemiyoruz. Tabii ki bizim birinci önceliğimiz Trabzonspor ve bu kulübü yönetenlerin transfer edilen futbolcular için hem kulüplerine, hem de kendilerine olağanüstü rakamlar ödediğini ileri sürüyor, bunun iflas noktasına gelinmesinin ana sebebi olduğunu ifade ediyoruz. Ne yazık ki her gelen yönetim, bir önceki gideni aratıyor ve kulübü borcun içinde debelendirip duruyor. Bir kulüp eğer bir futbolcu için, bonservisinin bulunduğu kulübe ederinden çok para veriyorsa, oyuncu için de aynı şey geçerliyse, bu satın alan kulübü yönetenlerin ya acemiliğinden, ya panik havasına girmelerinden ya da art niyetten kaynaklanır.
***
ART NİYETLİ OLANLAR BÜYÜK ZARAR VERİR
Acemi yöneticiler, futbolcunun piyasasını pek bilmez ve işini bitirmek için de pazarlıkları kısa tutup, imza attırırken, kendi kulübüne zarar verir. Bir de taraftar baskısı oluştuğunda yönetimler paniğe kapılır ve tepkileri durdurmak için işi bir an önce sonlandırmak adına kasadan çıkacak paranın miktarına pek dikkat etmez. Art niyetli olanlar ise ya karşı kulüp yöneticileriyle, ya da futbolcu menajerleriyle akçalı işler yapmayı sevenler ve bu transferlerde kendi ceplerine de para girmesini sağlarlar. Kuşkusuz bu noktada öylesine ketum davranılır ve çıkarlar o kadar ortaktır ki, hiçbir taraf bunu itiraf etmez. Çünkü transferin gerçekleşmesinde çıkarı olan hepsi de karlı olduğu için bu sır mezara gider. Tek kaybeden ise transferi yapan kulüptür. Eğer sağlam bir denetim mekanizması da yoksa zenginleşen nice yöneticiler, teknik adamlar olur.
***
İTALYAN YILDIZ 300 BİN EURO’YA NASIL DÜŞTÜ?
Bunları neden yazdım açıklayayım… Geçtiğimiz günlerde Adana Demirspor başkanı Murat Sancak bir TV’de canlı yayında konuşuyordu. Bu konuşma sırasında Mario Balotelli konusu gündeme geldi. Bu oyuncunun transferi sırasında yaşadıklarını anlatan Sancak, “Balotelli için pazarlık yaparken karşı tarafın ilk isteği yıllık 1 milyon 800 bin Euro’ydu. Pazarlık bayağı uzun sürdü ve sonunda masadan yıllık 300 bin Euro ödeme kaydıyla kalktık, böyle sözleşme imzaladık” dedi. İnsanın küçük dilini yutası geliyor değil mi? Balotelli gibi, İtalya’nın yaramaz ama en yetenekli santraforlarından biri 1 milyon 800 bin Euro talebinden 300 bin Euro’ya kadar inebiliyor. Niçin? Çünkü artık futbol hayatının sonuna geldiğini ve geçmişi ne kadar parlak olsa da hiçbir kulübün bugünkü haline bir Euro bile vermeyeceğini biliyor.
***
BU HABERİ İYİ OKUYUN TRABZONSPORLULAR!
Murat Sancak da bu oyuncunun piyasasının ne durumda olduğunun farkında ve sonuç olarak istediği rakama imza attırıyor. Bu açıklamaları duyduğum zaman aklıma yıllardır Trabzonspor’un yaptığı beş para etmez içi geçmiş yıldız eskilerine ödediği korkunç paralar geldi. Nasılsa Bordo-Mavili kulüp, milyonlarca babası olan öksüz çocuk gibi… Birileri de büyük bir miras bırakmış… Yiyen yiyene!... Ama bir kuruşunu yiyenin kursağında kalsın demekten başka yapacak bir şeyimiz yok. Buradan hareketle mevcut Başkan Ertuğrul Doğan’a son sözümü söylemek istiyorum; Eğer biraz olsun kulüp yönetme becerin, yeteneğin ve tecrüben olsaydı, geçen sezonu sakat geçiren, Arsenal’ın 80 milyon Euro ödeyerek transfer etmesine rağmen bedava bıraktığı Nicalos Pepe için 3 milyon 350 bin Euro yıllık vermeyi kesinlikle ama kesinlikle düşünmezdiniz. Hatta bu futbolcuyu hiç transfer etme planı yapmazdınız. Diğer birçok isim gibi Umut Güneş için 2 milyon 300 bin Euro, Rayyan Baniya için de 2 milyon Euro bonservis bedeli ödemez, bu isimlere de onların kalitesine göre servetleri ayaklarına dökmezdiniz. Ama para sizin değil ya?
Umarım ders alırsınız, Murat Sancak ve Balotelli transferinden….
***
BELHANDA VE N’DİAYE’NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ!
Adana Demirspor’un Galatasaray maçında sahada gezinen iki futbolcusu Badou N’diaye ve Younnes Belhanda ile yolları ayırma kararı aldı. Bu konuda Başkan Murat Sancak, “Bu oyuncuların duygusal açıdan maça konsantre olmadıklarını fark ettim. Hatta devre arasında hocadan Belhanda’yı oyundan almasını istedim. Bu futbolcular daha önce Galatasaray formasını giydikleri için duygusal davranıp, kötü oynadılar” diye açıklamada bulundu ve sonra da ikisiyle de yolları ayırma kararı aldıklarını, devre arasında gitmeleri için ellerinden geleni yapacaklarını söylediler. Murat Sancak popülist bir isim… Kulübü tek başına ve hiç kimseye de hesap vermeden yönetiyor. Yönetim biçimini, kamuoyuna açıklamalarını hiç beğenmiyorum ama bu tavrı gerçekten alkışa değer. Sancak’ın bu tavrına bakınca da Adana Demirspor’dan çok daha büyük kulüp olan Trabzonspor’u yönetenlerin ve onun teknik adamı Abdullah Avcı’nın bir türlü sözleşme imzalamaya yanaşmayan ve sezon sonunda arkasına bile bakmadan bedava gitmenin yollarını arayan Anastosios Bakasetas’a verdikleri tavizlere bir kez daha isyan edesim geliyor.
***
TRABZONSPOR BAKASETAS’A MAHKÛM KULÜP MÜ?
Sanki kulübün değil, Yunan orta saha oyuncusu Anastosios Bakasetas’ın çıkarlarını korur gibi hala 11’de değişmez futbolcu olarak oynatılması asla kabul edilebilir bir durum değil… Trabzonspor’u düşünen, seven kim varsa Bakasetas’ı oynatıp, vitrine çıkarmaya devam etmez… 21 kişilik maç kadrosuna bile almaz. Ama tabii ki bu oyuncuya karşı özel bir ilgi duymuyor ya da korkuları, cesaretlerinin kat kat önündeyse bunu yapamaz. Çünkü korkaklar, korkularıyla ölmek durumundadır. Onlar ölsün de, canımız Trabzonspor’a yazık etmesinler istiyoruz. Bir şey daha… Bursaspor geçen hafta olaylı bir maç oynadı ve bazı futbolcuları Diyarbakırsporlu futbolculara saldırdı, kırmızı kart gördüler. Kulüp başkanları, bu futbolcuları cezalandıracaklarını, kadroya almayacaklarını ve aynı zamanda satmayacaklarını da söyledi. Bunu söylerken de, “Satarsak onları ödüllendirmiş oluruz. Piyasaları var ve para kazanabiliriz ama onur, haysiyet, kulübün manevi değerleri paradan önemli” şeklinde durumu değerlendirdi. Bilmem bu sözler de Trabzonspor’u yönetenlere bir şey anlatmıyor mu? Yani bazen puandan önemli şeyler olduğunu artık bu kulübü yönetenler de, onların göreve getirdiği teknik adam da artık hatırlasın…
Trabzonspor ne Adana Demirspor, ne de Bursaspor ile kıyaslanamayacak kadar büyüktür!
Bu büyük kulübü, küçük düşünmeye de kimsenin hakkı yoktur.
Yorumlar
Kalan Karakter: