ÇAVUŞOĞLU’NUN KARACİĞER NAKLİ GERÇEKLEŞTİ
Trabzon’un önemli gazetecilerinden Orhan Çavuşoğlu uzun süredir karaciğer nakli bekliyordu. Bunun için ambulans uçakla Bursa’ya gitti. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tedavi altına alınmıştı. Dün beklenen haber geldi. Kadavradan alınan karaciğer uzun bir operasyonun ardından, Çavuşoğlu’na nakledildi. Orhan Hoca’nın ameliyatı başarılı geçti. Şimdi karaciğerin uyum sağlayıp sağlamayacağı konusunda belli bir sürenin geçmesi gerekiyor. Ameliyatı gerçekleştiren Prof. Dr. Ekrem Kaya, süreci titizlikle takip ediyor. İyileşme süreci olumlu yönde devam ederse, Orhan Hoca iki ay Bursa’da kaldıktan sonra sapasağlam Trabzon’a gelmiş olacak. Çavuşoğlu’nun sevenleri de bugünü sabırsızlıkla bekliyor. Dualarımız Orhan Hoca ile...
***
TFF, KULÜPLER ARACILIĞIYLA ZENGİNLEŞİR Mİ?
TFF istediği gibi at oynatacak, hakemler gördüklerini çalmayacak, VAR elli kamerayla görüntüleri inceleyecek ama yine de salağa yatacak. TFF, sadece yabancı sayısı konusunda kulüplerin emir kulluğunu yapacak. Kendilerine ya da kurullarına veya hakemlerine az ses çıkaranın adeta ümüğünü sıkacak… Bu mu adalet… İstanbul’da bir maç oynanıyor, kötü tezahürat nedeniyle Trabzonspor’a 500 bin lira ceza verilecek. Başkan Ertuğrul doğan, Galatasaray’ın daha sezon başında hakemleri baskı altına alma girişimine karşı çıkmasına ve bu bağlamda TFF’yi ve hakemleri de uyarması sonucu 400 bin lira ceza yiyecek. Aynı şekilde Beşiktaş kulübü başkanı Ahmet Nur Çebi ve Galatasaray başkanı Dursun Özbek de açıklamalarından dolayı 400’er bin lira cezaya çarptırılacak. Sarı-Kırmızılılara yine kötü tezahürattan 500 bin lira ceza kesilecek. Bu kadar büyük cezalar olur mu? Bir kulüp başkanının belli bir üslupla küfür, hakaret etmeden senin kurullarını, seni, hakemlerini eleştirme, göreve çağırma hakkı olmayacak mı? Aynı kulüpler, sahaya taş, koltuk, müsabakanın sağlıklı oynanmasını engelleyecek yabancı madde atmaması durumunda sadece kötü tezahüratla bu kadar ağır para cezası olur mu arkadaş? Bu nasıl bir vicdansızlık…
***
TARAFTARIN AĞZINI NASIL TIKAYACAKLAR?
Bir maça gelen on binlerce taraftarın ağzını tıkama şansı var mı kulüp yöneticilerinin? Bu tür ağır parasal cezalarla neyi çözdünüz bugüne kadar? Toplumun kültür düzeyini belli seviyenin üzerine çıkarmadığınız sürece de cezalarla çözüm hiç bulunmuş mu? Tarih boyunca durmadan cezalar veriliyor da, önüne geçebildiğiniz bir tek olay var mı? Her sezon daha da gerilmiyor mu futbol dünyası? Nedir sizin bu ceza aşkınız? Kulüpler aracılığıyla zenginleşmenin yolunu böyle mi buluyorsunuz? Futbol Federasyonunu tamamen ticarethaneye çevirdiniz ve kurbanı da kulüpler olarak seçtiniz. Sonra da milli takım hocalarına, menajerlere ve çalışanlarınıza milyonlarca Euro ödeyin, keyfinize keyif katın. Kulüpler iflas aşamasına gelmiş, düzeltmek için bir şey yaptınız mı da, onlardan bu kadar yüklü cezalar alabiliyor ve kasanızı doldurabiliyorsunuz… Futbolu, taraftar psikolojisini bilmeyen, iktidarın yanaşması olan ve kendinden güçlüler karşısında sus pus olan, el pençe divan duran bu sırça köşklerde yaşamaya alışmış TFF kurmayları ve yöneticileri, bırakın kulüplere para cezası vermeyi de onların gerçekten kurtuluşu için gerekli yasal düzenlemeleri yapın…
Buna yüreğiniz yetmez değil mi?
Sizin gibi futbolun F’sinden bile habersiz, emir erlerinin yönettiği futbolu cezalarla düzeltebileceğinizi sananlar yüzünden bugünkü kaotik ekonomik düzen yaşanıyor. Yiyorsa bazı yerleriniz bunları düzeltin de alkışlayalım.
Bir gün gelir o kulüpler bir araya gelir, “Maçlara çıkmıyoruz” derse o zaman koltuklarınızı korumak için nasıl da yalvar yakar olursunuz değil mi?
Zor oyunu bozar ve siz bu zordan anlarsınız. Umarım kulüpler de bir gün sizin bu acımasız cezalarınıza karşı böyle bir eyleme başvurur da, gerçekte kimlerin daha güçlü olduğunu anylarsınız!
***
TRANSFERDE SUUDİ ARABİSTAN ETKİSİ!
Dünya futbolunun transfer piyasasında bir Suudi Arabistan bombası öyle bir patladı ki, adeta nötrön bombası etkisi yarattı. Bu bomba öyle bir bomba ki, tüm dünyayı kasıp kavurmaya yetti. Adamlar petrolden kazandıkları paraları sanki futbolcuların kasalarına aktarmak için özel çaba harcıyorlar. Artık bazı futbolcular sadece Suudi Arabistan’a transfer olurken 2-3 yıllık alacakları ücretle dolar milyarderleri arasına isimlerini yazdırmakta zorlanmıyorlar. Suudi Arabistan’ın bu büyük futbol yatırımında kuşkusuz Katar’ın Dünya kupasını alması ve bunun Arap Yarımadasındaki ambiyansı görmelerinin nedeni büyük… Daha önce Çin, benzeri bir uygulamaya gitmiş ama bu kadar da abartmamıştı. Tabii ki Suudiler futbol piyasasına böylesine bodoslama dalınca bunun etkisi Avrupa başta olmak üzere, dünyanın diğer kıtaları ve ülkelerinde de yaşandı. Bir kere artık futbolcu satan kulüpler hemen, “Suudi Arabistan’dan teklif var” yalanıyla birlikte fiyatları iki üç kat artırmaktan geri durmuyor. Buna rağmen, futbolu ilkel metotlarla yönetilen ülkelerde ki, bunlardan biri de Türkiye, hemen zokayı yutuyor ve, “Gelsin pahalı transferler” havasından kurtulamıyor. Bunu Galatasaray ve Fenerbahçe gibi sözde futbolumuzun iki çınarı başlattı. Beşiktaş da sonradan modaya ayak uydurdu.
***
BÖYLE DEVAM EDERSE İFLAS KAÇINILMAZ
Tabii ki bu ü kulüp, transferde yüksek uçunca, aşağıya doğru herkes etkileniyor. Bu sezon çok az transfer yaparak ekonomisini düzlüğe çıkarmayı hedefleyen Trabzonspor bile artık modaya bir ölçüde uymak durumunda kaldı. Aynı şey diğer Anadolu kulüpleri için de geçerli oldu. Birçok kulüp başkanı, “Suudi Arabistan’ın transfer piyasasına böyle girişi, bizleri perişan etti, piyasa çok yükseldi ve biz de bu paraları ödeyerek oyuncu almak zorunda kalıyoruz. Bakalım bu işin sonu nereye varacak” demekten kendilerini alamıyorlar. Sosyal medyada insanlar sanki kulüpler para basıyor gibi, transferin kurtuluş olduğunu sanarak yöneticilerini teşvik ettikçe ediyor. Transfer yapmayan yönetimlerine de hakaretler etmekten geri durmuyorlar. Aslında sosyal medyayı çıkaranların ve insanların başına musallat edenlerin kapitalist sisteme nasıl hizmet ettikleri ve bu kaotik düzenin sürmesi için ne de ince politikalar yürüttükleri de aslında kendini bu vesileyle de gösteriyor. Neyse bir gerçek var ki, Suudiler’de başlayan bu anlamsız, fütursuz transfer modasında onlar doğal zenginlikleri petrole güveniyor da, bizim kulüplerin su kuyusu bile yok… Böyle giderse tümü iflas noktasına gelir , bayrağı çeken ama iş işten geçer. Ülkeyi yönetenler de hiç ses soluk çıkmıyor ve tavır koymuyor. Yoksa onlar da kulüplerin iflas etmesini ve satışlarının düşük maliyetlerle gerçekleşmesini mi istiyor?
Belki de!
***
ETİK DEĞERLER ANLAMSIZ MI?
Çocukluğumuzdan itibaren bize hep ahlaklı olmayı, etik değerlere saygı göstermemizi öğütlediler. Biz de bu değerlerin iliklerimize kadar işlemesine zemin hazırlayacak davranışlarda bulunma çabasında bulunduk. Gerçi bize etik ya da ahlak dersi vermeye çalışanlar ne kadar bu değerlere saygılıydı o tartışılır ama yine de biz doğruları yapmanın insana yakışan davranış olduğu düşünceyle hareket ettik. Toplumda da genel olarak etik ve ahlaki değerler çok ön planda tutulurdu. Hele spor dünyasında bu değerler el üstündeydi. Hani şike yapanlar, teşvik primi alıp verenler, doping yapanlar adeta lanetlenirdi. Sonra da bahis oynayanlar aynı kategoride değerlendirilmeye başlanmıştı. Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklı olanını severim” sözü her spor kulübünü yönetenlerin adeta şiarıydı… En azından sözde… Ama artık bu sözü artık ağzına alan insan sayısının azaldığının da farkındayız. ‘Amaca giden her yol meşrudur’ şeklindeki iğrenç düşünce ne yazık ki iliklere kadar işlemiş gözüküyor. .
Bunu neden yazdık… Bakın Trabzonspor’un bir süredir gündeminde bulunan Kuzey Makedonyalı orta saha oyuncusu Ardjan Ademi’nin bizzat Teknik Direktör Nenad Bjelica tarafından çok istendiği kamuoyuna defalarca yansıdı… Şu anda da orta saha için düşünülen isimlerden birinin de Ademi olduğu belirtiliyor. Oysa bu Ardjan Ademi 2016 yılında doping yaptığı gerekçesiyle tam 3 yıl ceza almış… Futboldan 850 gün civarında men edilmiş… Bu bilgiyi Trabzonspor’u yönetenler edinemedi mi? Edindiyse, Teknik Direktör Nenad Bjelica’ya, “Geçmişinde doping gibi bir kusur bulunan futbolcu bizim kapımızdan içeri giremez. Ademi’den hemen vazgeçmeni tavsiye ediyoruz. Bize bu ismi bir daha getirme” demesi gerekmiyor muydu? Ne yazık ki şu ana kadar kamuoyuna bu yönde yansıyan tek bir kelime bile yok… Kuşkusuz insanın hayatta kazanmak için verdiği mücadele önemlidir. Kapitalizmin bencilleştirdiği insandan çok şey de beklememek gerekir ama en azından “ahlak” da bir ölçüde, topluma örnek olma da önemli değil mi? Hiç mi bunun bir değeri kalmadı?
Gerçekten merak ettik!
Yorumlar
Kalan Karakter: