TFF’NİN AMACI KULÜPLERİ VE YÖNETİCİLERİ SOYMAK MI?
Türkiye Futbol Federasyonu, kulüplerin ekonomik batağa düşmesine zemin hazırlayacak transfer politikası uygulamalarına karşı çok toleranslı davranışlar gösterirken, ayrıca başkanların ve yöneticilerin birbirini yemeye yönelik açıklamalarına karşı hiçbir önlem almazken, özellikle kendilerine yönelik en küçük açıklamalara verdikleri ağır para ya da men cezaları bardağı taşırıyor. Hele bu sezonun hemen başında uygulanan para cezaları gerçekten can yakarken, TFF ve onun kurulları olan Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu ya da Tahkim Kurulu’nun kararları, “Siz Alikıran Başkesen misiniz?” sorusunu haklı çıkarmaya yetiyor. Örneğin Trabzonspor’a ve kulüp başkanı Ertuğrul Doğan’a verilen cezaların hakkaniyet ölçülerine sığmayacak derecede olması, insanı isyan ettiriyor. İsterseniz önce Doğan’a verilen 400 bin liralık cezaya neden olan ve Trabzonspor resmi internet sitesinde yayınlanan mesaja hiç dokunmadan olduğu gibi vererek bakalım:
***
‘PUANLARIMIZI ÇALANLAN HAKKINDA VERİLECEK KARAR…’
“Trabzonsporumuzun puanlarını çalanlar hakkında verilecek kararı büyük bir dikkatle bekliyoruz.” Dün akşam oynanan ve ev sahibi takım tarafından örnek bir konukseverlik ile ağırlandığımız Galatasaray – Trabzonspor maçı sonrası, iki önemli sebepten ötürü bu açıklamayı yapma mecburiyeti doğmuştur.1. Maçın skorunu başta VAR hakemleri olmak üzere hakemler belirleme cüreti göstermiştir. Bu kabul edilemez bir alışkanlıktır ve artık asla tekrarlanmamalıdır.2. Galatasaray Başkanı Sayın Dursun Özbek, geçen sezondan beri hakemleri ve federasyonu, şartlar ne olursa olsun baskı altında tutmayı bir strateji haline getirdiği için, baskıyla aldığı puanlara rağmen gelecek maçlara mağdur rolünde ipotek koymaya devam etmektedir. Başkanımız Sayın Ertuğrul Doğan’ın geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği Riva ziyaretinde Sayın Mehmet Büyükekşi’ye samimiyetle ve altını çizerek vurgulamasına rağmen, Türkiye Futbol Federasyonu’na ve Merkez Hakem Kurulu’na, kendilerini bekleyen ve geçen sezondan beri çoktan önlemi alınmış olması gereken riskler hakkında bir kez daha tekrarlamayı görev edinir, ilk haftalarda sahaya yansıyan adalet düzeyinin, verdikleri sözlerden çok uzak durduğunu hatırlatırız. Kaybettiğimiz puanların geri gelmeyeceğini ve kaburgası kırılan oyuncumuzun hakkının ödenemeyeceğini bilmemize rağmen, VAR odasında onlarca kamera kaydında net ve aşikar olanı görmezden gelerek Trabzonsporumuzun puanlarını çalanlar hakkında verilecek kararı büyük bir dikkatle bekliyoruz. Trabzonspor’un sloganı haline gelen inadı gereği, bundan böyle en küçük adaletsizliğin bile peşinden koşmaktan yorulmayacağımızı, yapılanları ve yapanları unutmayacağımızı nezaketle hatırlatırız.”
***
BU AÇIKLAMA 400 BİN LİRA CEZAYI HAK EDER Mİ?
Yapılan açıklamaya bakınca sadece ilk cümlede yer alan, “Puanlarımızı çalanlar hakkında verilecek kararın ne olacağını sabırsızlıkla bekliyoruz’ sözleri dışında dişe dokunur tek bir saldırı cümlesi var mı? Kaldı ki, bir hakem çaldığı ya da çalmadığı düdüklerle, ya da kaldırdığı veya kaldırmadığı bayraklarla bir takımın puanını çalmaya teşebbüs ediyorsa, buna karşı tutum almak kadar doğal ne olabilir… Yani bizde, “Hırsıza hırsız” denir… Sizin sosyete dünyanızda hırsızın farklı bir ismi mi var? Kaldı ki bu ‘çalınan’ sözü mecazi anlamdadır. Bir benzetmedir… Bu kadar abartılacak yanı olabilir mi? Trabzonspor’u yönetenler yıllardır hakemler, TFF ve kurulları hakkında tek söz söylemediler. İki yıl önce alınan bir kararla ağızlarını bile açmadılar. Yeni sezon daha başlamadan Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş kurmaylarının durmadan TFF, Kurulları ve hakemler üzerinden saldırıya geçmesi, baskı altına alma çabalarına karşın bir duyarlılık gösterilmesi, önlem alınmasını istemesi neden bu kadar ağrınıza gitti? Yoksa bu sezon da yine birileri kimin şampiyon olacağını, kimin ikinci, üçüncü olacağını belirledi de haberimiz mi yok? Sizin amacınız tüm kulüpleri susturup, istediğiniz gibi at koşturup, istediğiniz takımı şampiyon yapmak mı?
Artık kapı arkalarında ne oyunlar oynanıyor bilemiyoruz ama şunu ifade edeyim ki yukarıdaki açıklamanın karşılığında Ertuğrul Doğan’a 400 bin lira cezayı verenlerin ahlaki sorunları vardır. Adalet anlayışları kıttır, insanı değerleri zayıftır, vicdanları yoktur. Ya Trabzonspor’a verilen 500 bin lira cezaya ne demeli? O statta 3 bin kişilik bir taraftar kitlesi var ya da yoktu. Yani 50 bin kişilik Galatasaray taraftarı her türlü tepkiyi verdi, ağır tezahüratlar yaptı, sahaya bazen yabancı maddeler attı ama onlara da 500 bin lira, 3 bin kişinin birkaç kötü sözüne de 500 bin lira ceza öyle mi? Eşit olmayan suçlar karşısında eşit cezalar veriyorsanız siz adil değilsiniz, siz hukuku çiğniyorsunuz ve bunun bedelini gelecekte hem siz, hem de futbolumuz ağır ödeyecektir.
Haberiniz olsun, futbolu yönetirken katledenler!
***
İSYAN EDEN ZARARI GÖZE ALIR DJANİNY!
Djaniny Semedo, Trabzonspor’da Ahmet Ağaoğlu yönetiminin ikinci sezonunda transfer edilen bir isim… Zaman zaman başarılı oldu. Bazen sakatlıklarıyla gündeme geldi. Ama uzun bir süre kulüp için sorun yaratan kimlik sergilemedi. Yedek soyunduruldu, ses çıkarmadı, oyuna sokuldu elinden geleni yaptı. En azından biz kamuoyuna yansıyan olumsuz bir tarafını duymadık. Bu ismin 30 Haziran tarihinde normalde sözleşmesi bitiyordu. Ama ne hikmetse Ağaoğlu çabucak kendisiyle hem de anlamsızca sözleşmesini 3 yıl uzatırken, yıllık da 1 milyon 600 bin Euro gibi bir rakama imza attırdı. Hem de yedek soyunurken ve oynadığı maçlarda takıma bir tek skor katkısı üretmemişken… Ama asıl mesele bundan sonra başladı. Djaniny Semedo, Galatasaray ile İstanbul’da oynanacak maç öncesinde isyan çıkardı. Taraftar tepkisini ileri sürüp, artık Trabzonspor’da oynamayacağını beyan etti. Bunun üzerine de yönetim kendisine kulüp bulmasını istedi. O da BAE kulübü Al-Sharaj ile satın alma opsiyonlu kiralık anlaştı. Sezon bittiğinde BAE kulübü opsiyonu kullanmadı. Normalde, bir daha Trabzonspor formasını giymeyeceğini söyleyip isyan eden Djaniny’nin ne yapması gerekir? Yönetime gidip, “Ben ayrılmak istiyorum. Al Sharjah opsiyonu kullanmıyor. Bir kuruş istemiyorum. Beni bırakın” demesi beklenirdi. Ama nerede böyle bir istek. Tam tersi, “Verine 1 milyon 600 bin Euro’mu gideyim” deme cüretini gösteriyor. Djaniny Semedo, isyan çıkarırken, geri dönmemesi, kulüple artık bir pazarlık yapıp, para kazanma peşinde koşmaması, eyleminin bedelini ödemeyi göze alması gerekirdi değil mi?
Ama bunu ancak onuruna düşkün insanlar yapar! Paraya kul köle olanlar değil!
***
BU KOİTA FUTBOLU HİÇ SEVMEMİŞ MEĞER
Eskiden beri futbolda bir yere gelmiş oyuncuların, bir takımda sürekli yedek beklemesine rağmen, bir başka kulübe transfer olmamalarına şaşırırım. Çünkü futbol severek oynanır. Yani insan futbolu seviyorsa, para kazanmanın ötesinde, aşkını her gün icra edebilmenin çabasını gösterir. Futbolda kuşkusuz idmanlar önemli ama asıl amaç maç oynamaktır değil mi? O seyircinin önünde maç atdrenalini sonuna kadar yaşamak, heyecanla topa hükmetmek, yeteneklerini sergilemek ve bundan haz duymak bir futbolunun en büyük amacı olmalı.. Trabzonspor’da mesela Hasan Üçüncü hep yedek soyunurdu ama bir türlü başka kulübe gitmezdi. Üzülürdüm. Çünkü futbolu seviyorsa, o sevgisini ancak maç oynayarak tatmin etmesi gerektiğine inanırdım. Aynı şekilde Beşiktaş’ta Necip Uysal, yıllarca kulübede kaldı ama bir başka takıma gitmeyi istemedi.
Neyse konumuz tabii ki Hasan Üçüncü ve Necip Uysal değil… Konumuz Fode Koita… Gineli bu isim yetenekli bir futbolcu ama sakatlıkları nedeniyle son yıllarda bir türlü dikiş tutturamadı. Trabzonspor’a transfer oldu, kulübün başına adeta bela kesildi. Sürekli sakat, sürekli sakat… Tabii ki bu isim alınırken geniş çaplı ve doğru düzgün bir sağlık kontrolü yapılmaması kulübü yönetenlerin ihanetidir. Ama sonuçta kulübü yönetenler, kendi çıkarları ya da teknik adama teslimiyetin sonucu böyle bir yanlışa imza attı. Koita olarak sen sakat olduğunu biliyorsun. Oynama olanağının zayıflığının farkındasın. Belki daha küçük takımlarda biraz daha az zorlanarak sevdiğin futbolu oynama şansını yakalayabilirsin. Tabii ki biraz daha az para kazanmayı da göze almalısın. Kuşkusuz futbolu seviyorsan ve icra etmek istiyorsan bunu yaparsın. Ama futbolu gerçekte sevmiyor ve sadece çıkarlarının bir aracı olarak görürsen, yattığın yerden para kazanmayı da bir hak olarak kabul edebilirsin.
Ama vicdanlı bir insan bunu yapmaz… Bir de futbolu seven oyuncu, sırf daha fazla para kazanacağım düşüncesiyle idmanına bile alınmadığı bir kulüpte kalmak, ya da hiç oynamadan tüm parasını alıp gitmeyi düşünmez. Ama onurunu, çıkarının üzerinde tutanlar için bu geçerli tabii ki… Parayı Tanrılaştıranlar için değil…
***
ÇAPKINOĞLU TTSO YÖNETİMİNİ TOPA TUTTU!
Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası eski yönetim kurulu üyesi iş insan ekrem Çapkınoğlu, TTSO yönetimi, Trabzon’un hiçbir sorunun çözmemekle suçladı. Soyal medya hesabında paylaşımda bulunan Çapkınoğlu, şu görüşleri dile getirdi;
“TTSO seçimlerinin ardından yaklaşık 10 ay geçti. Bugüne kadar Trabzon, Trabzon ticareti ve sanayisi için ortada somut bir proje göremedik.
Seçimlerden önce, “ TTSO ne iş yapar, biz gelince Trabzon ekonomisini ve turizmini uçuracağız” diyenler, bugüne kadar kendiişlerini tekip etmekten başka hiçbir şey maalesef yapamadılar.
Balık baştan kokar misali, TTSO’da formalite kaydı olup, Ankara’da ikamet eden kadrolu mecşis Başkanı da senede toplam 5-6 meclisi yönetmesi de Trabzon adına bir kayıp ve içler acısı bir durumdur.
Özetle; Trabzon’un en önemli STK’sı olan TTSO’da, aidiyetinde bulunan yaklaşık 10 binüyesinin sorunlarını ve Trabzon’un sorunlarını uzak bir TTSO dönemi görülmekte ve bu böylede devam edecektir.
“Görünen köy klavuz istemez”
***
M. REŞİT AKÇAY AMELİYAT OLDU
Batman Petrolspor’un Trabzonlu teknik adamı Mustafa Reşit Akçay Ankara’da Özel bir hastanesi safra kesesi ameliyatı oldu. Başarılı bir operasyon geçiren Mustafa Hocanın sağlık durumu oldukça iyi. Akçay’ın birkaç gün istirahat ettikten sonra, Batman’a giderek yeniden takımla birlikte çalışmalara başlayacağı öğrenildi. Mustafa Reşit Akçay’a geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, acil şifalar diliyoruz.
Yorumlar
Kalan Karakter: