PATRONLARIN VE ESNAFIN FIRSATÇILIĞI!
Türkiye’de büyük patronların ve küçük esnafın büyük bölümü en küçük bir ekonomik krizde ya sattıkları ürünlere hemen zam yapmayı ya da işçi çıkarmayı tercih etmeyi alışkanlık haline getirmişlerdir. Ya da hem zam silahına sarılıp, hem de işçi atarak kardan zarar etme bir kenara krizi fırsata çevirmekte mahirdirler. Türkiye son yıllarda çok büyük krizler yaşıyor. Bu krizlerle enflasyon artıyor, buna karşın gerçek enflasyonun çok altında kazanan çalışan kesime hükümet zamlar veriyor. Asgari ücreti artırırken çoğunlukla, gerçek enflasyonun yanından bile geçmiyor ücretler… Bunlara yapılan zamları da adeta kapı arkasından izliyor patronlar… Hemen asgari ücrete yapılan zam oranında ürünlerin fiyatlarını artırıyor, bir yandan da işçi çıkararak karlarını daha da katlıyorlar.
Buna son örnek de geçtiğimiz günlerde belirlenen asgari ücret oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, asgari ücreti 8 bin 500 lira olarak açıkladı. Yani yüzde 55 civarında bir zam söz konusu… Bu kararın hemen ardından neredeyse tüm esnaf kan ağlamaya başladı. “Bu ücretleri nasıl karşılayacağız, iflas edeceğiz” sözlerini herkese sarf etmeye başladılar. Hemen birçok etiketin fiyatları yükseldi. Bazı esnaflar, işçi atma hazırlığı yaparken, aynı kesim yine sattıkları ürünlerin fiyatlarını yükselteceklerini söylemekten çekinmiyorlar. Örneğin bir çayı 6 liraya satan esnaf, fiyatı 10 liraya çıkaracağını belirtiyor. Bir yandan da çalışanlardan atmak zorunda olacağını ifade ediyor. Bu tür esnaf ya da büyük patronların sayısı az değil…
Kendilerine, “Kardeşim asgari ücrete yapılan yüzde 55 zam, senin maliyetlerini yüzde 10 gibi artırabilir. Ancak sattığın ürünlerin hiçbirine resmi bir zam gelmedi. Bu durumda ürünlere yüzde 60 civarında zam yapmak insafsızlık ve fırsatçılık değil mi?” dediğimizde de, “Ne yapalım, zaten hepsine zam gelecek” şeklinde yanıt veriyorlar. Ya hele bir tüm ürünlere zam gelsin, sonra bakarsın ürünlere ne kadar zam yapacağına… Yani elektrik, kira, doğalgaz, su bir zamlansın bakalım… Çay, kahve, ekmek, soğuk içecekler, sigara, çikolata, telefon, beyaz eşya, mobilya, elektrik-elektronik eşya maliyetleri bir artsın ondan sonra ne kadar kaybın varsa, o kadar zam yaparsın… Ama yok, fırsatı kaza yapmıyorlar ne yazık ki… Krizi fırsata çevirirken, tüm olanlar çalışanlara, ücretli emekçiye ve asgari ücretliye oluyor… Patronlar ya da esnaf kardan zarar etme bir yana, daha da fazla kar yapmanın yolunu buluyorlar. Bu düzen, bizzat ülkeyi yönetenler tarafından doğru yönetilmezse hem asgari ücrete yapılan zam kuşa dönecektir, hem de işsizlerin sayısı artacaktır.
Bizden uyarması…
DAHA ÖNCE NERELERDEYDİNİZ?
Türkiye’de siyaset farklı amaç ve beklenti ile yapılınca kalite düşüyor. Ülkede bir türlü iflah olmuyor. Meral Akşener ve arkadaşları ilk yola çıktıklarında yanlarında kimse yoktu. Büyük bir mücadele ve kararlılıkla partiyi kuran Akşener, doğru politikalar izleyerek partisinin oy oranını her geçen gün arttırdı. Parti içinde gerekli ve doğru hamleler yaparak halkın gönlünü kısa sürede kazandı. Tabi bunda iktidarın yanlış politikaları da etkili oldu. Muhafazakâr seçmenler İYİ Parti kaymış oldu. Tabi AK Parti ilk kurulduğunda Türkiye’de çok büyük hava yakalamıştı. Bir anda milyonlarca üyeye sahip olarak, ilk seçimde iktidara gelmişti. Fakat İYİ Parti’nin kuruluş süreci daha sancılı ve zahmetli olmuştu. Fakat parti içinde bulunan tecrübeli siyasetçiler bu zorlukların üstesinden gelerek artık Türkiye de iktidara alternatif bir parti olarak siyaset sahnesinde yerini aldı. Dün parti kurulurken Meral Akşener ve ekibine saldıranlar bugün İYİ Parti’ye üye olabilmek için devreye aracıları sokmaya çalışıyorlar. İYİ Parti’nin iktidar namzetti olacağını görenler kazanamayacaklarını bildikleri halde kongre süreci yaşayan parti de , “ bizde buaradayız” demek için adaylıklarını açıklıyorlar. Özellikle milletvekili aday adayı süreci başladığında onlarca ismin aday olacağını şimdiden görmek mümkün. Bunun için parti yönetiminin aday adaylığı için yüksek rakamlarda başvuru parası talep etmesinde yarar var. Parti ve milletten çok kendisini düşünen bu tiplerden gelecek olan paralarla en azında seçim sürecinde birkaç masraf kapatılmış olur. En azından bir yerlere katkıları olmuş olur.
GOL SONRASI DÜŞMAN ÇATLATTILAR!
Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu ve Asbaşkan Ertuğrul Doğan’ın arasının açık olduğu uzun zamandan beri dillendiriliyordu. Trabzonspor- Fenerbahçe arasında oynanan derbide protokol tribününde birlikte oturan ikili her atılan gol sonrası birbiriyle kucaklaştı. Bu görüntü fotoğraf karelerine yansımasa da, etrafta görenler olayı oldukça hararetli ve coşkulu bir şekilde anlattılar. Her gün TBMM ve medyada birbirine çok ağır ifadelerle eleştiren Trabzon Milletvekillerinin gol sonrası sevinçlerini kucaklaşarak paylaştıkları bir ortamda, başkan ve asbaşkanın sarılmasını doğal karşılamak lazım. Maçta sarılıp sarılmadıklarını kendi gözümüzle görmedik. Fakat bizim gördüğümüz, Ağaoğlu ve Doğan’ın birbirine sarılarak kulübü ekonomik anlamda uçurumun eşiğine getirdikleridir!
İKİ İSİMDEN BİRİ TEMSİL ETMELİ!
Trabzonspor asbaşkanı Ertuğrul Doğan, maçtan bir gün önce maçtan bir gün sonra yaptığı paylaşımla tekrar gündeme geldi. Kulübün ekonomik sorunlar yaşadığı dönemde sıcak para verip tekrar geri alan Doğan, kulübün günü birlik sorunlarını çözüyor. Medyada çok fazla ön plana çıkmayı sevmeyen arka planda kulübü yönetmeyi tercih eden Doğan, uzun bir aradan sonra Trabzon’a gelerek protokoldeki yerini aldı. Trabzonspor başkan ve asbaşkanının İstanbul’da yaşıyor olması gelenekçi bir yapıya sahip olan Trabzonspor’da çok fazla kabul görmüyor. Trabzonspor’un temsil makamında oturan isimlerden en az birinin Trabzon’da olması ve camiayı Trabzon kentinden temsil etmesi görüşü ağırlık kazanıyor. Yönetim kurulunda görevi olup, hiçbir söz hakkı olmayan isimlerin ziyaret, açılış, organizasyon, anma, genel kurullar gibi yerlerde Trabzonspor’u temsil etmeleri havada kalıyor. Bu durumda Trabzonspor’un ağırlığına yakışmıyor yorumlarının yapılmasına sebep oluyor.
KİM BU OKUL YÖNETİCİLERİ?
Trabzon’da birçok okul müdürünün ağırlıklı olarak milli bayramlarda resmi törenlere katılmadıkları ifade ediliyor. İktidar yanlısı bu isimler sosyal medyada yaptıkları siyasi paylaşımlar ve iktidar partisine dönük destekleyici mesajlarıyla dikkatleri üzerlerine çekmeye çalışıyorlar. Atatürk isminden de rahatsız olan sözde eğitimcilerin tespit edilerek, gerekli soruşturmaların başlatılması gerekiyor. Sosyal medya kullanımlarında nelere dikkat etmeleri gerektiği ve hangi paylaşımları yapıp yapmayacakları konusunda Valiliklerin genelge ile bilgilendirme yapması gerekiyor. Bu karmaşanın önü kesilmedikçe, ileri de önü alınmaz sorunlar yaşanacağı aşikar gibi görünüyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: