BORÇLAR YÜKSELİYOR FUTBOL DÜŞÜYOR!
Türkiye’de futbola yapılan yatırımlar gerçekten dudak uçuklatacak seviyelere çıktı. Başta Fenerbahçe ve Galatasaray olmak üzere, Beşiktaş ve Trabzonspor ile birlikte başlayan transfer furyası Anadolu kulüplerini de etkisi altına aldı. Öylesine önemli transferler yapılıyor ki, gerçi bunların büyük bölümü içi geçmiş, emekliliğe merdiven dayamış yıldız eskileri ama ödenen paralar gerçekten kulüplerin altından kalkabileceği nitelikte değil. Zaten bu yüzden de kulüplerimizin hemen hemen hepsi iflasın eşiğinde değil mi? Kuşkusuz her sezon yapılan ve Premier Lig, La liga, Ligue 1 ya da Serie A’dan gelen futbolcularla birlikte futbolumuzun kalitesinin yükseleceği düşüncesi her yıl biraz daha hayal kırıklığı nedeni oluyor. Bunca büyük harcamalara rağmen, Türk futbolunun Avrupa’nın eteklerinde bile gezinememesine söyleyecek söz bulmak olanaksız…Bu sezon başında da inanılmaz transferler yapıldı.
***
DÜNYA DERBİSİ Mİ MAHALLE MAÇI MI?
Dünya futbolunun artık emeklilik dönemi gelmiş çok sayıda ismi Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor’un kadrolarını şişirdiler. Herkesin beklentisi artık futbolun üst seviyede oynanmasıydı. Biz Trabzonsporlular olarak tam bir hayal kırıklığı yaşıyoruz. Çünkü lig-kupa oynanan 18 maçın sadece iki tanesinde biraz biraz tatmin olabildik. Diğer maçları izlemek neredeyse zaman israfıydı. Ama Fenerbahçe ve Galatasaray, oynadıkları 16 maçta 43’er puan toplamış, ligin üstünde bir seviyede görülen takımlarda. Bu takımların önceki akşam macçını izlerken insanın midesinin bulanmaması elde değildi Yahu iki sözde üst düzey takım, futbolu rezil ettiler. Bırakın dünya derbisini, amatör maçtan bile daha kalitesizdi. 50’ye yakın faulün olduğu, topun 40 dakika civarında sahada kaldığı maçta, futbolcuların, kenar yönetiminin ve tribünlerin yarattığı gerilimden karşılaşmanın hakeminin ayakları tır tır titredi. İnsanların sahaya inme korkusundan kararlarının birçoğunda eyyamcılık yapmak zorunda kaldı.
***
TRANSFERİ BIRAKIN ÜRETİME YÖNELİN
Futbolcular iki düzgün pası bir arada yapamadı. Fenerbahçe’nin sözde dünya starı oyuncusu Edin Dzeko, her pozisyonda hakemin yanı başında bitti. Sürekli itirazlarda bulundu, olur olmaz tavırlar takındı ve tribünleri de gerdi. Dzeko’yu görünce de, “Bu Fenerbahçe’nin suyunda mıdır nedir, dünya beyefendileri bile çirkefleşmekte gecikmiyor” demekten kendimizi alamadık. Maçtan sonra teknik direktörlerin açıklamaları, sonraki başkan ya da yönetici yakınmaları, gösterdi ki artık bu transfer politikasıyla birlikte futbolumuz bir arpa boyu bile yol alamayacak. Bu nedenle bir an önce üretim modeline geçip, yabancı aşkını bir kenara bırakmaları gerekiyor. Aksi takdirde futbol çukura düşerken, kulüplerin borçları arş-ı ala’ya ulaşacak! Olan da kulüplere olacak. Hepsi batacak ve sonuçta Kayyum atamasıyla satılacak. Ama bu futbolu oynayan kulüplere kimse de para ödemek istemez ki!
Haksız mıyım?
***
CHP’NİN ADAYINI TÜRKİYE KONUŞACAK MI?
Türkiye 31 Mart tarihinde yapılacak olan yerel seçimlere kilitlendi. İktidar ve muhalefet partileri adaylarını belirlemek için harıl harıl çalışıyor. Cumhur İttifakı birbirlerinin kollarına girmiş yürüyüşlerini sürdürecekler, daha da kenetlenerek, buna karşın Millet İttifakı dağılmış ve iç çatışmalarla boğuşuyorlar. Özellikle İYİ Parti ölçeğinde iç karışıklık ve bu parti yetkililerinin daha düne kadar yere göğe sığdıramadığı CHP ve bu partinin önemli isimlerine karşı büyük bir cephe almış, adeta iktidarın ekmeğine yağ sürme çabası gösteriyor. Cumhuriyet Halk Partisi ise hiçbir partiyi kırmadan, üzmeden seçimlere girmek istiyor. Belli ki özellikle büyük şehirlerde bu partilerin tabanlarında yer alan sağduyulu seçmenin oylarını yeniden kazanabilmenin yollarını arıyor. Kuşkusuz bu Parti’nin yeni yönetimi de, eskiden kendilerini yere göğe sığdıramayan ama bugün yerden yere vuranlara farklı bir yaklaşım gösterecektir. Nasıl bir yaklaşım göstereceklerini ise zaman gösterecek. Bekleyip göreceğiz.
***
İSMİ BİR TÜRLÜ BULAMADIK
Neyse bizim konumuz başka…
Biliyorsunuz CHP’nin Oİrtahisar adayı Ahmet Kaya oldu. Birçok ilçede ise ön seçim yapılacak. Büyükşehir Belediye başkan adayı ise açıklanmadı. Tabii ki adayın kim olacağı herkeste büyük bir merak uyandırıyor. Geçtiğimiz günlerde dört arkadaş bir yerde oturmuş, sohbet ediyorduk. Bu arada CHP’ye çok yakın olan ve bu partinin içinden her türlü haber alma özelliği bulunan bir arkadaşa mesaj geldi. Mesajı okudu ve, “İstanbul’dan şimdi bir mesaj geldi. Trabzon Büyükşehir Belediye başkan adayının belirlendiğini ama önümüzdeki günlerde açıklanacak. İsim açıklandığında tüm Türkiye bu ismi konuşacak” şeklinde bir mesajdı. Tabii ki ismin kim olduğunu mesajı atan tüm ısrarlara rağmen deşifre etmedi. Biz de kendi aramızda ismi bulmaya çalıştık. Herkes bir isim söylüyordu. Ortaya atılan isimler ise, “Şenol Güneş mi, Sunay Akın mı, Volkan Konak mı?” şeklinde oldu. Bir de Akif Hamzaçebi ya da Hüseyin Örs olabilir mi diye fikir yürüttü. Fakat bu isimlerin Türkiye çapında bir ses getirmeyeceği sonucuna vardık. Fakat ismini söylediğimiz ilk üç ismin hiçbirinin siyaset dünyasından olmaması, spor ya da sanat dünyasından olması ilginçti.
Bu da CHP’nin Trabzon’da çok üst seviyede politikacı çıkaramadığına bir kanıttı. Bu kent gerçekten artık iyi teknik direktör, etkin iş insanı, başarılı Sivil Toplum Örgütü ya da Meslek odası, iyi futbol hakemi, yıldız futbolcu, üst düzey kulüp başkanı, yetiştiremiyor.
İyi ki Boksta Olimpiyat şampiyonu Busenaz Sürmeneli gibi bir değerimiz var. Yoksa kendimizi hiç de iyi hissedemeyeceğiz!!!
***
İTFAİYE ERİNİN MAAŞ SİTEMİ
İtfaiye bir kent belediyesinin belki de en önemli birimlerinden biridir. Hatta başındadır. Çünkü ev, iş yeri, orman, mera ve benzeri yerlerde yangınlara anında müdahale etmesi, hem doğanın tahribatının, hem insanların konut ve iş yerlerinin, hem de canlarının bekçileri bu İtfaiye çalışanlarıdır. Trabzon İtfaiyesi de kuşkusuz bu kentin en önemli belediye birimidir. Geçtiğimiz günlerde bu önemli kurumda çalışan bir İtfaiye eriyle karşılaştık. Gazeteci olduğumu bilen bu arkadaş yaşadıkları sıkıntıları anlatıp, bunları hem Belediye başkanına, hem de kamuoyuna duyurmamızı istedi. Bize de söylediklerini aktarmak düşüyor tabii ki… Bu İtfaiye eri arkadaş, “Gecemiz gündüzümüz yok. Canımızı tehlikeye atarak çalışıyoruz ki, bu bizim görevimiz, yakınma hakkımız da yok. İşimizi de severek yapıyoruz. Bir ormanı, bir evi, bir iş yerini, bir insanın canını, bir kediyi, köpeği, kurtardığımızda dünyanın en mutlu insanları oluyoruz. Ancak bizim kurumda bir kesim TRABEL’in elemanı olarak çalışıyor. Bir kısmımız da Belediye’nin kadrolu elemanı… TRABEL’de çalışan 15, 20, hatta 25 yıllık İtfaiye eri 20-22 bin lira maaş alıyor. Buna karşılık, Belediyede kadrolu olanlar 40 bin liranın üzerinde maaş alıyor. Tabii ki arkadaşlarımızın maaşlarında gözümüz yok. Ama aynı işi yaparken, bizim yarıları kadar maaş almamız adalet anlayışına hiç sığar mı? Biz de Belediye’nin kadrolu elemanları gibi maaş almak istiyoruz. Bunu hak etmiyor muyuz? Lütfen yetkililer bu noktada biraz duyarlı olsunlar, bize kulak versinler ve sorunlarımızı da çözmeye çalışsınlar.”
Umarım bu haklı talep gerekli yerlere ulaşır ve maaş konusundaki çifte standart sona erer. Bu İtfaiye erleri de daha yaşanabilir maaşlara kavuşurlar…
Yorumlar
Kalan Karakter: