EDİN VİSCA’NIN SÖZLERİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ!
Trabzonspor’un 1,5 yıl önce Başakşehir’den 5 milyon Euro karşılığı transfer ettiği 33 yaşındaki Bosna Hersekli sağ kanat oyuncusu Edin Vişça, dün basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bu açıklamaların satır araları anlamlı ama bir o kadar da düşündürücüydü. Visca özetle ne dedi basın toplantısının bir bölümünde: Onun ağzından aktaralım; “Teknik Direktörümüz Abdullah Avcı’nın göreve gelmesiyle birlikte pozitif bir enerjiyle karşılaştık. Abdullah hoca geri geldi, normalde her değişiklik zor olur ancak hocamız gelir gelmez eski günleri anlattı bize. Ne istediğini anlattı ve bunları da çok iyi biliyoruz. 10 gün içerisinde 4-5 tane toplantı yaptık. Hem savunmada hem hücumda pozitif bir enerji yakaladık. Kötü bir başlangıç yaptığımızı biliyoruz, bunun biz de farkındayız. Bireysel hatalarımız da vardı. 10 gün içerisinde tüm detayları konuştuk ve analiz yaptık Futbol bir takım oyunu ve Abdullah hocayla beraber bunu hatırladık. Önceden bireysel daha öne gittik şimdi tekrar savunmada ve hücumda takım olarak çalışmamız gerekiyordu, çalışıyoruz. Ben de bunu daha önce de hocayla çalıştığım için biliyorum. Küçük detaylar çok önemli.”
***
BU SÖZLER, ‘BJELİCA TEKNİK ADAM DEĞİLDİ’ DEMENİN BAŞKA YOLU
Diyeceksiniz ki bu açıklamalarda ne var? Belki de satır aralarına bakmayınca çok da önemli değil gibi görülebilir ama Edin Visca’nın Abdullah Avcı ile birlikte bireysellikten takım oyununa döndüklerini, pozitif enerji ile dolduklarını, 10 gün içinde 4-5 toplantıyla birlikte hocanın neler istediğini çok iyi oyunculara geçirdiğini söylüyor. Bu ne demek? Bir başka anlamıyla, Başkan Ertuğrul Doğan’ın, “Göreve getirdiğim için pişman değilim ama yürümedi ve yolları ayırmak zorunda kaldık” diye öve öve de bitiremediği Hırvat Teknik Direktör Nenad Bjelica’nın takım oyunu kurgusunun hiç olmadığını anlatıyor Visca… Ayrıca, takıma pozitif enerji veremediğini dile getiriyor. Bunların yanında da takımla toplantılar yaparak ne istediğini de anlatmadığını ima ediyor. Daha ne desin Edin Visca… Sonuç olarak geçen sezonun Nisan ayının başlarında göreve getirilirken ekibiyle birlikte tam 5 milyon Euro ödenmesi karara bağlanan fakat ancak 16 hafta dayanarak ne yazık ki 2 milyon Euro’ya yakın parayı cebine cukka eden Bjelica’nın aslında teknik adamlık vasfının hiç olmadığını anlatıyor Boşnak futbolcu… Tabii ki bu açıklamalardan sonra Ertuğrul Doğan hala Bjelica’yı getirdiği için pişman olmadığını söyler mi bilemem fakat şunu bilsin ki hem Trabzonspor’a koca bir 6 ay kaybettirdi, hem de 2 milyon Euro civarında para adeta buhar oldu. Bunun sebebi de Doğan’dır ve umarım bundan ders çıkarmıştır.
***
TRABZONSPOR’DA ARDISIRA YAŞANAN ACILAR
Trabzonspor Pazartesi akşamı Alanyaspor’u 1-0 mağlup ederek derin bir nefes aldı. Bu aynı zamanda yeni Teknik Direktör Abdullah Avcı’nın en azından yola 3 puanla çıkmasını sağladı ve moral oldu. Ancak aynı gün Bordo-Mavili kulübün eski yöneticisi, asbaşkanı ve Trabzon Ticaret ve Sanayii Odası Genel Sekreteri Nevzat Ergüney’in cenaze namazı kılındı. Trabzon’un ve Trabzonspor’un renkli simalarından biriydi Ergüney ve önemli bir rengi solmuş oldu bu kentin… Aynı gün 40 yılın üzerinde Trabzonspor’u takip eden, yazan çizen Trabzonx’in spor danışmanı Adnan Sungur ablasını toprağa verdi. Bir gün sonra ise bu kez Başkan Ertuğrul Doğan’ın büyük dayısı hayatını kaybetti ve bu acı yaşanırken, takımın yıldız oyuncusu Abdulkadir Ömür anne annesini kaybetmenin derin üzüntüsüyle sarsıldı. Haftanın ilk birkaç gününe sığan bunca acı, Alanyaspor galibiyetinin yarattığı olumlu havayı bir ölçüde yerle bir etti. Ancak yaşam devam ediyor ve yine de acılar yüreğimize saplansa da yine de mücadeleye kaldığımız yerden devam edeceğiz. Camia olarak savaşa ve mücadeleye ihtiyacımız var çünkü…
***
HANİ FAİZ SEBEP, ENFLASYON SONUÇTU!
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyıp Erdoğan bundan iki yıl önce esip gürlüyordu. “Nas var, Nas size bize ne oluyor. Ben ekonomistim ve bu işi iyi bilirim. Bunlar ekonomiden anlamaz. Faiz sebep, enflasyon sonuçtur” diye meydanları inletiyordu. Zaten bu faiz indirme kararına direnen ne kadar ekonomi bakanı ve Merkez Bankası Başkanı varsa hepsini görevden aldı. Sonuçta adım atım faizi yüzde 8,5’lara kadar indirdi. Artık enflasyonun düşmesi, halkın derin nefes alması, ülkenin ekonomik açıdan uçması bekleniyordu. Ama tam tersi oldu ve halk zamlar ve vergiler karşısında inim inim inledi. Dışarıdan alan borç ya da swap milyarlarca dolar hiçbir işe yaramadı ve seçimden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan büyük çabalarla Mehmet Şimşek’i ekonominin dümenine geçirdi. Merkez Bankası başkanını da Şimşek seçti ve sadece 5 ay içinde faiz yüzde 8,5’lardan yüzde 35’ler seviyesine yükseltildi. Ama yine de ne enflasyon geriliyor, ne de halkın alım gücü yükseliyor. Bu da gösteriyor ki, “Faiz sebep, enflasyon sonuçtur” tezinin yanlışlığı gibi, faizin de yükselmesi sorunu çözmüyor. Sorun üretimde… Ülke olarak ithal ettiğinizden az ihraç ederseniz ve her açıdan ‘dış güçler’e bağımlı olursanız, sonuç değişmez. Enflasyon fırlar, paranız pul olur ve halk da ezilir.
Ben ekonomist değilim ama bunu savunuyorum. Bir de bu üretimi tüketimin üzerine çekme çabası gösterse bu ülkeyi yönetenler, bir de ithalatı, ihracatın yarısına düşürseler bakalım o zaman enflasyonun beli kırılıyor mu kırılmıyor mu? Bakalım halk çok daha refah içinde yaşıyor mu yaşamıyor mu?
Ne dersiniz; Bir de ekonomist olmayan benim gibileri dinleseniz ülkeyi yöneten ekonomistler!
***
CHP BU KAFAYLA İKTİDAR OLAMAZ? NEDEN Mİ?
Cumhuriyet Halk Partisini yönetenler uzun yıllardan beri halktan kopuk. Bakmayın Kemal kılıçdaroğlu’nun durmadan dönüş yapıp, helallik istemesine, İmam Hatipleri, dini dernekleri, cemaatleri ziyaret etmesine, partiyi sağa yanaştırıp, sözde bu kesimden oy devşirme çabasına… Bunu kimse yemiyor. Aslı varken, taklide kimse para vermez bilirsiniz. Ben konuya bir başka boyutuyla değinmek istiyorum. Bilirsiniz bizim halkımız duygusaldır. Cenazesinde, düğününde, hastalarının olduğu anlarda herkesi yanlarında görmek isterler. Yanlarında gördükleri ülkeyi ya da şehri kötü de yönetse duygusal olarak onlarla güzel bağlar kurarlar. Kuşkusuz bana da ilgi gösterilsin demiyorum. Ama sadece bir gerçeği ifade etmek istiyorum. Babam, annem vefat ettiğinde CHP’nin Trabzon’da önde gelen hiçbir ismi cenazelerine katılmadı. Yani Volkan Canalioğlu gibi düğün, hastane ve cenaze belediye başkanı ya da milletvekili olarak kabul edilen bir isim bile bırakın cenazelere gelmeyi, telefonla bile arama ihtiyacı hissetmedi. Aynı Canalioğlu oğlumun da düğününe gelmedi, oysa bayılırdı başkalarının cenazelerine, düğünlerine gitmeye, hastalarını ziyaret etmeye…
Neyse…
***
AĞIR MUHALEFETİME RAĞMEN AKP’LİLER ACIMIZI PAYLAŞIYOR
Bir tek il başkanı, ilçe başkanı da cenazelerimize katılma ihtiyacı duymadı. Mesela merhum Haluk Pekşen de bu tür acılı ya da mutlu günlerimize iştirak etme gereği duymadı. Sonrasında Ahmet Kaya gibi gıyabımda beni de çok sevdiğini söyleyen eski milletvekili de pek görmedik acılarımızda yanımızda… Oysa aynı dönemlerde her gün en ağır muhalefeti yaptığım AKP, milletvekilleri, belediye başkanları, eski bakanları, Belediye başkan yardımcıları ve partinin ilçe teşkilatları hep yanımızda yer aldılar. Şimdi de ablamı toprağa verdik. Ben yine aynı iktidar muhalefetini yapıyorum. Hem de en ağırından ama Ahmet Metin Genç’ten Faruk Nafız Özak’a, Yılmaz Büyükaydın’dan ilçe Başkanı Selahattin Çebi’ye kadar birçok isim aradı. Kimi yöneticileri köye kadar gelip cenazeye katıldılar. Oysa CHP’nin milletvekili ve çok samimi olduğum Sibel Suiçmez’den, yine uzun yıllardır yakın tanıdığım Haluk Batmaz ve ne yeni il başkanı Mustafa Bak’a, ne eski milletvekilleri ya da belediye başkanları bir telefon etme ihtiyacı bile hissetmediler.
***
SİZ HALKTAN DA GERÇEKLERDEN DE KOPMUŞSUNUZ
Bir tek çok eski dostum, eski CHP Trabzon il yönetiminden Yüksel Şimşek aradı, baş sağlığı diledi. Şurada şunu kesin olarak ifade edeyim ki, hiçbir siyasetçinin başsağlığına ya da cenazemize gelip acımızı paylaşmalarına ihtiyaç duymadım duymam da… Beni tanıyanlar, hiçbir güçlü insanın yanımda görünmesini de istemediğimi bilir. Ama bu sadece bir bakış açısı… Siz, sizden daha çok iktidara muhalefet yapan ve bu uğurda yüzlerce bedel ödeyen bir insanın bile acısını paylaşmaktan acizseniz, ya da bunu duyabilecek mekanizmanız yoksa, halka da yaklaşabilme olanağınız olamaz. Siz halktan da, gerçeklerden de kopmuşsunuz demektir. Siz sadece seçim dönemlerinde koltuk kapabilmek için halka gider gibi yaparsınız. Sonra da her seçimde boyunuzun ölçüsünü alırsınız. Bakın Trabzon’da 1980 öncesinde CHP 7 milletvekilliğinden 4 tanesini alırdı. Şimdi 6 milletvekilliğinden 1 tanesini alabildiğinde bayram ediyorsunuz. Bunu sadece düzenin değişmesine bağlamayın. Sizler gerçek anlamda halkın içinde yaşamıyorsunuz, küçük dost çevrelerinde sohbetlerinizle ya da sosyal medyada yazdıklarınızla halka ulaştığınızı sanıyorsunuz.
Halk onları anlamayan, uzaktan bakan, acısını paylaşmayan, mutlu gününde onlarla o sevinci paylaşmayanlardan uzak durur unutmayın. Göstermelik politika yaptığınızı görmeyen yok sizin… Bakın halkın büyük bölümünü aç susuz, neredeyse ekmeksiz bırakmasına rağmen hala AKP’ye sizden çok daha fazla oy veriyorsa biraz aynaya bakın!
Olmaz mı?
Yorumlar
Kalan Karakter: