AK PARTİ TEMAYÜLÜNDE “GENÇ” FIRTINASI
31 Mart 2024 tarihinde yapılacak olan yerel seçimler öncesinde AK Parti Trabzon da temayül yoklaması gerçekleştirildi. Üst düzey katılımın olduğu temayülde 2140 oy kullanıldı.
AK Parti’de dün yapılan belediye başkanlığı temayülünde, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Ahmet Metin Genç ismi ön plana çıktı.
Temayülde İlçe Başkanları, Büyükşehir Meclis Üyeleri, İlçe yönetimleri, Kadın Gençlik Kolları Başkanı ve yönetimleri, Büyükşehir için oy kullandılar. Oy kullanan teşkilat mensuplarına, “mevcut belediye başkanını nasıl buluyorsunuz?”, ve “Büyükşehir Belediye Başkanlığı için iki isim önerirmisiniz” soruları yöneltildi. Her iki cevapta da Ahmet Metin Genç ismi ilk sırada yer aldı. Teşkilatlar temayülde bir kez daha Ahmet Metin Genç ismine güvenoyu verdi. Murat Zorluoğlu'nda isminin ikinci sırada yer aldığı öğrenildi. Zorluoğlu salonda en çok ilgi gören isimlerin başında yer aldı. Teşkilat mensupları Zorluoğlu ile bol bol fotoğraf çektirdi.
Öte yandan, AK Parti teşkilatları Ortahisar Belediye Başkanlığı içinde Ahmet Metin Genç’i ciddi bir fark ile ilk sırada tercih ederken, Genç’i Salih Cora, Temel Altınbaş ve Selahaddin Çebi takip etti. Ortahisar ‘da kadın ve Gençlik kolları temayülde oy kullanamadılar. Temayülün yapıldığı salona Of, Araklı, Yomra ve Akçaabat teşkilatları kalabalık bir şekilde giriş yaparken, yapılan bu hamle “gövde gösterisi” olarak yorumlandı.
***
ZORLUOĞLU KİME HAKKIMI HELAL ETMİYORUM DEDİ?
AK Parti, Trabzon'da Belediye Başkan adaylarının belirlenmesi için yapılan
Temayül Yoklamasına Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu'nun konuşması damga vurdu.
Başkan Zorluoğlu, “Kimse merak etmesin, zımba gibiyiz. Sağlığımız yerinde, görevimizin başındayız. Sizlerde şahit oldunuz. Alandan salona bir saatte gelebildik. Teşkilatlarımızın yoğun ilgisiyle karşılaştık. Elhamdülillah teşkilatlarımızla aramızda çok güze bir bağ var. Ama bu eleştirilmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Siyasetin bu kötü yanları da var. Siyaset bazen belden aşağıda vurma şeklinde tezahür edebiliyor. Bizler bundan üzüntü duyuyoruz. Neticede bu makamlar gelip geçici. Mahkeme kadıya mülk değil. Dolayısıyla bizde gelip geçiciyiz. Delikanlı gibi, adam gibi durmak lazım ve iftiraya başvurmamak lazım. İnsanlar Murat Zorluoğlu’nu sevmiyoruz, değişmesini istiyoruz diyebilir. Bu saygıdeğer bir görüştür. Ama bunu yapabilmek için bel altı vurup, olmamış şeyleri olmuş gibi gösterip, iftiralarla bizi yıpratmaya çalışmak hiç kimseye yakışmaz. Çok anlamsız şeyler duyuyorum. İnanılmayacak derecede yalan ve iftiralarla köşe bucak yerlerde konuşmalar yapılıyor. Bunlar doğru şeyler değildir. Bunları kınıyorum ve onlara hakkımı helal etmiyorum. Bizim her şeyimiz şeffaf açık. Malımız, mülkümüz belli, geldiğimizde belli idi şimdide belli. Dolayısıyla biz devlet adamıyız. Ben devletime 22.5 yıldır hizmet ediyorum. Bugün ortaya çıkmadık. Devletim beni çok iyi bilir. Bizim anlımız aktır. Bu tür yalan yanlış iftira atanlara da şunu söylemek isterim. Bu işleri bıraksınlar. Ortaya çıksınlar. Gelsinler aday adayı olsunlar yahut başka bir şekilde gelsinler ve desinler ki biz bu işi daha iyi yaparız. Bu daha saygıdeğer bir davranış olur” dedi.
ŞENOL GÜNEŞ’İN YADIRGADIĞIM TUTUMU!
Şenol Güneş… Hızırbey Mahallesinde büyüğümüzdü. Trabzonspor’da oynadığı için de gururumuzdu. Yani O’nu, çocukluk yıllarımdan itibaren tanırım. Sonra gazetecilik yaparken, Güneş de futbolculuğunun artık emeklilik günlerine yaklaşıyordu. Hizmetleri unutulamaz ama yine de aleyhine çok haber yazdım. Sonra teknik direktör oldu. Tepeden inmeydi ve ilk başta pek başarılı olacağı izlenimini vermiyordu. Ama Faruk Nafız Özak başkanlığındaki yönetimin kendisine inanılmaz sahip çıkması, kol kanat germesi, kaç kez istifayı gündeme getirmesine rağmen kabul etmemesiyle birlikte 1993-96 arasındaki başarılarıyla birlikte Türkiye’nin en önemli teknik adamları arasına girdi. Çok çalışkandı, araştırmacıydı, okuyordu, lobisi de vardı. Ama adeta panik bir kişiliği vardı. En yakın dostlarının söylemiyle kendisiyle bile kavga ediyor gibi bir tarzı vardı. Endişeli kişiliği, çevreyle, futbolcularla ilişkilerine de yansıyordu. Yine birçok kez kendisini öven ama yine daha çok eleştiren haberler yorumlar yaptık. Çok çelişkileri vardı. Doğruları hep kendi şartlarına göre değişiyor gibiydi. Ama bu eksikleri Şenol Güneş’i, Türkiye’nin en önemli 3 teknik direktöründen biri yapmayı engellemedi.
***
TRABZON’UN ULUSLARARASI MARKASIDIR
Trabzonspor’da çok başarılı günleri olduğu gibi, takımı yönetmekten aciz görüntü verdiği dönemler de yaşadı. Şüphesiz siyaset, TFF, MHK ve hakemler 3 kez elinden şampiyonluğu çaldı. (1995-96/ 2004-2005/2010-2011) Bu sezonlarda hak edilen şampiyonluklar elde edilmiş olsaydı belki de Bordo-Mavili takım bu süreç içinde 10 kez daha zirveden hiç inmezdi. Şu anda da başka bir seviyede Trabzonspor’dan söz edebilirdik. Yani Güneş, bizzat siyaset ve futbolun baronları tarafından Bordo-Mavili kulüp tarihinin en çok mağdur edilen teknik adamlarının başındadır. Sonra A Milli takım serüvenlerinde de harikalar yaratmıştır. Türkiye tarihinde ilk kez ve tek Dünya Kupası’nda üçüncülüğü onunla elde etmiştir. Konfederasyon Kupası’nda da aynı başarıyı yine Güneş döneminde yaşamıştır. Bu başarıya bir daha yaklaşılamamıştır bile… Beşiktaş’ı iki kez şampiyon yapmış, Bursaspor’da muhteşem işlere imza atmıştır. Ama ne hikmetse tüm bu başarılarına rağmen hem milli takımdan, hem de kulüplerden ayrılmaları hep sancılı olmuştur. Bunun da altını çizmek gerekir. Sonuç olarak Şenol Güneş, şu anda Trabzon kentinin, uluslararası alandaki en önemli markasıdır. Tüm eksiklerine, yanlışlarına rağmen bu kent insanı bunu böyle kabul etmelidir. ***
***
TEK DOSTU HACISALİHOĞLU MU?
Şenol Güneş, Trabzon dışında teknik direktörlük yapmadığı dönemlerde sık sık bu kente gelir. Çeşitli etkinliklere katılır, resmi kurumlardaki üst düzey bürokratları ya da siyasileri ziyaret eder. Hal hatır sorar. Bunların büyük kısmı kuşkusuz PR çalışmasıdır. Bir kısmı da dost ilişkilerinden kaynaklı dertleşme, sohbet etme amaçlıdır. Güneş, Trabzon’da bulunduğunda, nereye giderse gitsin yanında mutlaka Trabzonspor eski asbaşkanı Hayrettin Hacısalihoğlu vardır. Hacısalihoğlu ile çok uzun yıllara dayalı dostluğu, arkadaşlığı, abi-kardeş ilişkileri olabilir. Bu da doğaldır. Ama yani neredeyse tuvalete bile birlikte gitmeleri çok yadırganmaktadır. Gördüğüm, tanıdığım herkes, “Şenol Güneş’i, Hayrettin Hacısalihoğlu’dan başka seven, sayan kimse yok mu? Her yere onunla birlikte gidiyor. Oysa Güneş’in bu kentte çok geniş bir çevresi ve arkadaş grubu, dostları vardır. Niçin birkaç yere Hayrettin beyle, başka yerlere de o dostlarıyla gitmez? Bu tutumu onu sanki bir hizbin adamı gibi gösteriyor. Oysa Şenol Güneş, Trabzon’a mal olmuş, bu kentin adamı olarak görülmesi gereken bir kimliktir. Buna göre davranması çok daha doğru olmaz mı?” demekten kendilerini alamıyorlar. Kuşkusuz bu düşünceye ben de katılıyorum.
***
GÜNEŞ’E ÖRNEK OLACAK BİR ANIMI ANLATAYIM
Uzun yıllar önce Trabzon’da yerel TV’ler çok revaçta ve ben de haftada birkaç akşam izlenme oranı yüksek kanallarda izleyici karşısına çıkıyorum. Ayakkabılarımı meydan parkında boyatıyorum. İlkokul ve köyümden çocukluk arkadaşım burada boyacılık yaptığı için sürekli ona gidiyorum. Bir gün Ahmet isimli yine çok eski tanıdığım boyacı bana, “Ağabey, sana bir sitemim var. Sen, Trabzon’da tanınan, bilinen, kamuoyuna mal olmuş birisin. Seni bizler de çok seviyoruz. Tabii ki ilk okul arkadaşına ayakkabı boyatman doğal. Ancak üç kez ona boyatıyorsan, birer kez de diğer boyacılara da ayakkabılarını boyatman doğru olur. Çünkü bizler de seni seviyoruz. Bu şekilde yapınca gönül koyuyoruz” demişti. Kendisine hak vermiş ve sonrasında tüm boyacılara sırayla ayakkabı boyama işlemine geçmiştim. Bunu anlattım çünkü ben ki, Trabzon’da çok az insan tarafından tanınan bir gazeteci, TV yorumcusu olarak halktın bir kesiminden böyle bir tepki alabiliyordum. Şenol Güneş gibi uluslararası bir marka, kendisi tek bir isme bağlı göstermesinin büyük eleştiri alması kadar doğal bir şey olamaz.
Bu tavrının kendisine zarar verdiğini ve sevenlerini üzdüğünü söyleyelim. Eğer Şenol Güneş bu kentte yarın çok daha saygın anılacaksa yapması gereken sanki bir iki kişinin adamı havasından uzaklaşmak, tüm toplumu kucaklayan ve bunu tek başına da yapabilen bir görüntüsü verebilmesine bağlıdır.
Biz söyleyelim de!...
Yorumlar
Kalan Karakter: