AVCI’NIN KADRO EKSİKLİĞİ MAZERETMİŞ!
Türkiye’de teknik adamların başarısızlık durumunda en önemli mazereti ‘yıldız’ diye bilinen futbolcularının sakatlığı, cezalı oluşu ya da satıldıktan sonra yerlerine daha kariyerli oyuncuların alınmaması olur. Bu noktada Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı’nın eline su döken ise çok az bulunur. Kuşkusuz takım biraz başarılı olunca, sonuç alınca hemen Avcı aşıkları kendisine toz kondurmaz ama başarısızlık anında mutlaka yan etkenleri ortaya atarlar. Abdullah Avcı da özellikle Mislav Orsic’un sakatlığı nedeniyle takıma katılamaması, Joaquin Fernandez’in tam hazır olamaması, Abdulkadir Ömür’ün, Jens larsen’in, Anastosios Bakasetas’ın satılmaları, Dimitrios Kourbelis ve Tonio Teklic’in kiralık gönderilmeleriyle birlikte Mahmoud Trezeguet, Nicolas Pepe ve Paul Onuachu’nun da Afrika Uluslar Kupası’nda boy göstermelerinden dolayı, “Kadromuzda 13 eksik bulunuyor. İlk 11’den 7 futbolcudan yoksunuz. Bunlar mazeret değil, gerçek… Ne yazık ki kadro zafiyeti yaşıyoruz ve oyuncuların katılmasını bekliyoruz” diyordu.
***
SON 4 MAÇTA DA BU OYUNCULAR YOK!
Bakın Galatasaray, Çaykur Rizespor, Kasımpaşa ve Beşiktaş maçları yenilgiyle sonuçlandığında Avcı’nın ağzından yukarıdaki sözlerden başka bir şey çıkmadı. Kuşkusuz taraftarlar da, medyanın büyük bölümü de bu sözlere inandı. “Adam haklı beyler” dediler… Ama Trezeguet de döndükten sonra takım kayıp vermeye devam etti. Ancak satılan 3 ismin yanında, kiralık 2 oyuncu, henüz hazır olmayan Orsic’e Hüseyin’in ve Joaquin Fernandez’in de sakatlıkları eklendi. Paul Onuachu ve Nicolas Pepe Afrika Kupası’ndan döndüler. İki maçtır sonradan oyuna giriyorlar ve bir etkileri de görülmüyor. Hatta onların yerine oynayan isimlerle birlikte Bordo-Mavili takım çok daha etkili futbol oynamayı da başarıyor. Sonucu da alıyor. Takıma bir tek Thomas Meunier’in katılması mı bu kadar etkiyi yaptı? Eğer böyleyse o halde Abdullah Avcı’ya da, başka bir teknik adama da gerek yok. İyi takım kurarsınız, kendi kendilerine oynarlar değil mi? Mesele bu değil. Zaten Avcı, o kadar eksik varken de bir tek yeni oyuncu kazanma yoluna gitmedi. Ama bakın eksikler azaldı ama Umut Güneş’i oynatıyor, bu oyuncu da olumlu işlere imza atıyor.
Sonuç olarak sürekli mazeret üretme yerine biraz aynaya bakmak ve üretken olmak, yeni yeni futbolcularla birlikte eksiği gediği kapatmak en doğrusu… Kendine, bilgisine, yönetme yeteneğine güvenenler böyle yaparlar!
Haksız mıyım?
***
TRANSFER AŞIĞI GAZETECİLER
Daha önce bu sütunlarda da, manşet haberlerimizde de birkaç kez değindik… Ne yazık ki Spor Gazetecilerinin büyük bölümü adeta transfer haberi olmasa sayfaları öksüz kalacak gibi hareket ediyor. Yani her gün mutlaka takımlarla ilgili transfer haberlerine yer veriyorlar. Ara transfer döneminde kadrosuna sadece Thomas Meunier’i katan Trabzonspor için tam 64 isim yazılıp çizilmişti. Kuşkusuz kulüplere menajerler tarafından çok sayıda isim öneriliyor. Bu isimlerin büyük bölümü dikkate bile alınmıyor. Bir kısmının şartları uymadığı için gündeme dahi gelmiyor. Şartları uyanlar arasında bir eleme yapılıyor ve belki de yönetim ve teknik kadroların takımlarına yapacağı 4-5 takviye için 15 isimle ilgili dolaylı dolaysız girişimlerde bulunuluyor. Ne yazık ki menajerlerin her sözü doğruymuş gibi isimlerini kulüplere bildirdikleri futbolcuların adeta alınma aşamasına geldiğine dair sızdırdıkları bilgiler kutsal metinler gibi sayfalara aktarılıyor. Sonuç ise taraftarın hayal kırıklığı oluyor, yönetimler transferde başarısız kabul ediliyor.
***
ÜRETİM MODELİ BEYİNLERE ŞIRINGA EDİLSE
Aslında taraftarların transfer haberlerine çok rağbet gösterdikleri gibi bir yanılgı yaşanıyor ülkemizde… Hani dizi filmlerle ilgili eleştiriler olduğunda TV yöneticileri, “Halk bunları izliyor” mazereti üretilir ya… Transferler de aynen öyle… Dizi filmler yokken halk ne izliyordu? Topluma TV, Gazete ya da internet siteleri olarak neyi allayıp pullarsanız halk da bunlara kulak kesiliyor ya da gözleri faltaşı gibi açılıp bu tür yönlendirmelere kanarak ekranların başına kilitleniyor. Spor sayfalarında da yöneticiler, sürekli üretimi, altyapıları gündeme getirseler, buralarda çok yetenekli futbolcuların bulunduğunu görseler, futbolseverlere gösterseler, bu isimlerin oynatılmaları halinde kulüplerin bir sisteme oturacağı, kurtuluş reçetelerinin yazılacağı, ülkemizin ve kulüplerimizin dünya ölçeğinde sürdürülebilir başarılara ulaşabileceği anlatılsa ya… Her gün altyapının, üretimin, kendi kendine yetmenin erdemleri toplumun beynine şırınga edildiğinde bu kez taraftarlar, üretim modeline aşık olacak ve bu yapılardan gelecek oyunculara çok daha yakın ilgi gösterecekler.
***
BİRAZ DA BİLİMSEL ÇALIŞMALARA AĞIRLIK VERİN
Çünkü siyasette de, sporda da ne yazık ki toplumun büyük bölümü bilinçsiz ve yönlendirmelerle hareket ediyor. Buradan hareketle gelmek istediğim noktayı kısaca izah edeyim. Ara transfer dönemi daha yeni bitti. Yeni transfer sürecine ise 4 ay gibi bir süre var. Sadece Trabzonspor için bu dönemde tam 10 isim yazıldı transferi düşünülüyor diye… Bazı gazetelerin siteleri ve sayfaları İstanbul kulüplerinin yıldız furyasına başladığını her gün okumaktan yorulduk. Arkadaş, ara transfer daha yeni bitti. Haziran transferine uzun süre bulunuyor. Sürekli transfer haberiyle birlikte okurlarınızı aldatma ve yönlendirerek kulüplerin de iflasa sürüklenecek noktalara gelmesinde başrol oynamaya utanmıyor musunuz? Bırakın transfer dönemine bir ay kala başlayın kimler izleniyor? Kimler beğenildi? Kulüpler hangi isimler için girişimde bulunduğu konusunda haberleri yazın… Transfere uzun süre varken biraz da futbolun eğitim, öğretim, sosyal, kültürel, ekonomik boyutlarını gündeme taşıyın. Uzman görüşlerine, bilimsel çalışmaları olan insanları sayfalarınıza, sitelerinizin manşetlerine taşıyın. Üretim nasıl olur, bu başarıldığında kulüpler nasıl ayağa kalkar? Sürdürülebilir başarı nasıl elde edilebilir? Futbolda Türk ekolü nasıl yaratılabilir? Bunlara biraz kafa yorsanız olmaz mı? Yoksa siz de mi futbol cahilisiniz ve bunun için gerçek spor gazeteciliği yapmayı beceremiyor musunuz?
Ne dersiniz?
***
KALİTE VARSA UYUM SORUNU YOK
Türkiye’de medyanın ve taraftarın da dolmuşuyla hareket eden kulüp yönetmenin nasıl olması gerektiğini bilmeyen birçok başkan ve teknik adam, transfer mevsimlerini adeta tarımsal hasat mevsimi olarak görürler. Başarısızlıklarına kılıflar bulurken, yeni dönemi başarılı kılacaklarına dair söylemlerini transferlerle süsler ama hep hayal kırıklığı yaşarlar. Sonuçta transfer edilen futbolcuların büyük bölümü işe yaramadığı, daha doğrusu zaten bir plana dahil edilerek kadroya katılmadıkları için zarar hanesine yazılır ve gönderilir. Yapılan transferler takıma katkı sağlamıyorsa ilk iş, “Uyum sorunu yaşıyor” şeklinde bir mazeret olur. Hatta, “Futbolcu şu ülkeden, şöyle bir iklimden, böyle bir kültürel ve sosyal yapıdan geldi. Buraya uyum sağlaması kolay mı?” diye de beylik sözler etmekten geri durmazlar. Ama asıl sorun kalitedir, uyum değil… Bunu bir türlü de anlamak istemezler.
Bakın Trabzonspor sezon başında Paul Onuachu’yla Batista Mendy’i kadroya dahil etti. Bu iki futbolcu daha bir idmana çıkıp sonra da Beşiktaş maçında sahne aldılar. Mendy orta sahayı toparlayan isim olurken, Onuachu da hemen gol attı, daha sonra da seriye bağladı. Hiçbir şekilde her hangi bir biçimde uyum sorunlarından söz bile eden çıkmadı. Yine ara transferde Thomas Meunier alındı. Adam geldiği gibi sahaya sürüldü. Sahaya sürüldüğü gibi de asist yaptı. Bir sağbek olarak üç maç üst üste arkadaşlarına gol pası verdi. Savunmada hiç hata yapmadı. Karşısında oynayan futbolcuları etkisiz kıldı. Takım savunmasının rayına oturmasında önemli rol oynadı. Hiç kimse, Onuachu, Mendy ya da Meunier için, “Uyum sürecini bir atlatırsalar” şeklinde ifade kullandı mı? Yok değil mi? Çünkü belli ki bu isimler kaliteli… Yani uyum sağlamaya ihtiyaçları yok. Kaliteli futbolcular da geldikleri takıma anında adapte olurlar… Bunu daha önce de sayısız örnekle biliyoruz. Ama kalitesiz futbolcuların da bir türlü uyum sürecini atlatamadıklarına da yüzlerce transferde yaşayarak gördük.
O nedenle kimse mazeret üretmesin.
Kalite varsa uyum sorunu olmaz.
Ancak kalite yoksa futbolcu bir türlü uyum sağlayamaz.
Bilmem anlatabildim mi?
Yorumlar
Kalan Karakter: