HALUK BATMAZ’IN KISA SÜREDEKİ BAŞARISI
Cumhuriyet Halk Partisi Ortahisar İlçe Başkanı Haluk Batmaz CHP’yi kısa sürede toparladı. 2 Eylül 2023 tarihinde göreve gelen ve bu süre zarfında yaptığı başarılı çalışmalarla Ortahisar’a adeta damgasını vurmayı başardı. İlk iş olarak parti içindeki küskünlükleri gideren Batmaz, ardından da sinerjisi yüksek bir ekip kurarak saha çalışmaları başlattı. Toplumun her kesimine dokunarak, partisinin politikalarını anlattı. Gençlik ve kadın kollarını işin içine çekerek halkın içinde aktif siyaset yapmalarını sağladı. Mütevazı yapısı, temsiliyeti, giyim tarzı ve uslübu ile kısa sürede insanların takdirini kazanmayı başardı. Özellikle yerel seçim sürecinde Ortahisar teşkilatını neredeyse 24 saat sahada tutarak belediyenin kazanılmasında baş aktöroldu. Son yıllarda Trabzon’da kaliteli bilgili, kültürlü ve seviyeli siyasetçi sorunu yaşanırken, Haluk Batmaz bu açığın kapanmasına neden oldu. Kendisine bundan sonraki süreçte de başarılar diliyor, çalışmalarının takipçisi olmaya devam edeceğimizi ifade ediyoruz.
***
ERKAN, GENEL MERKEZDEN NE TALEP ETTİ?
İYİ Parti Trabzon İl Başkanı Muhammet Erkan, geçtiğmiz günlerde Ankara’ya giderek Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun elinden mazbatasını almış, Trabzon’a döner dönmez parti yönetimini oluşturmaya başlamıştı. Erkan 40 asil, 40 yedekten oluşacak olan yönetim listesini oluşturmakta zorluk çekmeye başlamış. Partiye olan talebin oldukça fazla olduğunu bu yüzdende Erkan’ın genel merkezden yönetim sayısının yükseltilmesi konusunda talepte bulunduğu öğrenildi. Bu bilgi bize aktarıldığında başta inanmadık. Konuyu muhattaplarına soralım dedik. Onlarda bizlere aynı şeyi söylediler. Müsavat Dervişoğlu’nun seçilmesi ile birlikte Trabzon’da İYİ Parti’ye karşı teveccühün arttığı insanların partiye üye olup, yeni yönetimde görev alma konusunda ısrarcı olduğunu ifade ettiler. Ortahisar İlçe yönetimine de aynı ilgi ve alakanın gösterildiği, İlçe Başkanı Kemal Eraydın’ın da gelen talepler karşısında liste yapmakta güçlük çektiği öğrenildi.
***
AHDİNİZMİZE BAĞLI KALMAYA DEVAM EDECEĞİZ
Dün Ortahisar Belediyesi Whatspp grubunda bir paylaşım yapıldı. Yoğunluktan olsa gerek arkadaşlarımızın dikkatinden kaçmış oldu. Bizlerde gerekli uyarıyı yaptık ve görsel değiştirilip yeniden servis edildi. Zaman zaman Ortahisar Belediyesi Basın Birimi’ne yaptığımız eleştirler özellikle bazı kesimler tarafından şahsi ve art niyetli olarak algılanıyor. Bu köşeyi hazırlayan Adnan Sungur ağabeyim ve Atakan Kadıoğlu ben hiçbir zaman birini ötekisinden ayırarak paylaşımda bulunmadık. Araştırdık, bulduk sonrasında vicdan süzgecimizden geçirerek köşemize taşıdık. Eksik yazdığımız şeyleri düzelttik. Konuya muhattap kişilerin cevap haklarını kutsal sayarak aynı şekilde sütunlarımıza taşıdık. Kalem elimizde diye, kimsenin başında Demokles’in kılıcı gibi durmadık. Böyle yapmayı da kendimize “haya” saydık. Zaten haber portalını kurarken birbirimize “herkesin, her kesimin sesi olacağız, birbirimizi bile köşe yazılarımızda eleştireceğiz” diye ahidleşmiştik. İki yıla yaklaşan süre zarfında da bunu başardığımızı düşünüyorum. Trabzonx.com bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada toplumun hür ve özgür sesi olmaya devam edecek.
***
EĞER TRABZONSPOR YENİLSEYDİ!...
Trendyol Süper Ligi belki de tarihin en tartışmalı sezonlarından birine tanıklık etti. Saha ortasında hakem döven başkan mı, sahadan takım çeken başkan mı, ligi kaosa çevirip rant devşirmek isteyen sözde büyük, gerçekte küçücük beyinler tarafından yönetilen kulüpler mi,. Takımının aleyhine penaltı çalındı diye sahaya inip hakeme saldırma girişimindeki başkan mı, yoksa emziği ağzından alınmış bebekler gibi durmadan ağlaşan camialar mı ararsınız? İşte hepsi bu sezon ligde büyük büyük kulüpleri yöneten, sözde büyük büyük adamlar tarafından bizlerin gözünün içine sokuldu. Futboldan soğumamıza sebep oldular. Böyle bir ligin son haftası hem zirve, hem de küme düşme hattının karışık olmasından dolayı bayağı tartışmalı geçecek maçlara sahne oldu. Bu maçlardan biri de Papara Park’ta Trabzonspor ile Ankaragücü arasındaydı. Ankaragücü ligin köklü kulüplerinden biri ama koskoca başkentte bu takımı doğru yönetecek insan bulunamadığı için de asansör olmaktan kurtulamamış tarihi boyunca…
MAÇ BAŞLARKEN KAFALARDA DELİ SORULAR!...
Bir bakıyorsunuz Süper Ligdeler, bir bakıyorsunuz 1’nci Ligde mücadele ediyor. Bu kulübün başkanı Faruk Koca, uzatma dakikalarında gol yediler ve berabere kaldılar diye saha ortasında hakem dövmeyi iş edinecek kadar futbol kültüründen yoksundu. Başında Türk futbol tarihinin en çirkef futbolcularından biri olan ve aynı işlevini teknik direktörlüğünde de devam ettiren Emre Belözoğlu bulunuyordu. Bu kadar sevimsiz iki insanın vitrinini süslediği Ankaragücü de doğal olarak Süper Ligin en itici kulüplerinden biri haline gelmişti. Trabzonspor maçını kazansaydı diğer takımların aldığı sonuçlara bakmaksızın kümede kalacaktı. Bordo-Mavililer de bu maçta sahaya öyle bir 11 ile çıktı ki, “Acaba maç bağlandı mı?” sorusu ister istemez herkesin kafasında oluştu. Hele maç başlarken Denswil’in sakatlanması, henüz 18’nci dakikada Enis Bardhi’nin su koyvermesi ve ardından yenilen gol, şüpheleri doruğa çıkardı. Ama ikinci yarının sonlarında atılan peş peşe goller ile takım 4-2 kazanınca tüm şüpheleri sildi süpürdü.
TARİHİNE YAKIŞIR ONURLU BİR SON OLDU
Hatırlarsanız 2016-17 sezonunda Muharrem Usta başkanlık koltuğunu işgal edip, Ersun Yanal gibi bir silik kimliğin teknik direktörlüğü döneminde Bursaspor ile Trabzon’da oynanan son maç 2-1 kaybedilmişti. Çaykur Rizespor’un kümede kalması için Bordo-Mavililerin Bursaspor’dan mutlak puan alması gerekiyordu. Ama Yanal sahaya sürdüğü 11 ve oyuna hiç müdahale etmemesiyle birlikte kafaları öylesine karıştırmıştı ki, Rizespor başkanı isyan etmiş, Trabzonspor’a ağır ithamda bulunmuştu. Bu maçın yankıları uzun yıllar belleklerden silinmemişti. Bu kez de Ankaragücü karşısında benzer bir tablo yaşansaydı, hiçbir mazeretiniz kabul görmezdi. Haksız da olsa Trabzonspor kulübünün tarihine bir kara leke sürülmeye çalışılır ve bunun temizlenmesi için uzun yıllar geçmesi gerekirdi. Ama iyi ki Trabzonspor kazandı. Kötü bir kadro tercihine, yapılan değişikliklerdeki bazı tutarsızlıklara rağmen 4-2’lik galibiyet ile birlikte Ankaragücü küme düşerken, Bordo-Mavililerde tarihine, “Bu kulüp her zaman onuruyla yaşamış, var olmuştur. Hiçbir iddiası olmasa da onuruyla her zaman sahada mücadelesini verir” şeklinde anlamlı bir sözü yazdırmış oldu. Ankaragücü’ne gelince… Bu kulüp, artık Faruk Koca gibi başkanlardan ve Emre Belözoğlu niteliğindeki teknik adamlardan uzak durmayı bilmelidir. Hakem döven başkana sevgi seliyle karşılık veren camianın artık aklını başına alması gerektiğinin farkına varması şart… Yoksa bu tür dramları daha çok yaşarlar…
***
EMRE BELÖZOĞLU’NUN GÖZYAŞLARI!
İnsan, bir başka insanın acısı üzerinden sevinç duymamalı… Ama acı yaşayan da biraz insan olmalı… Ankaragücü teknik direktörü Emre Belözoğlu, bugüne kadar burnundan kıl aldırmayan, hep futbolun güçlü lobilerine sırtını dayayarak çok insana ve kulübe acılar çektirirken, kahkahalar atıyordu. Ama Ankaragücü ile birlikte küme düşmenin acısıyla gözyaşlarına boğulurken, bugüne kadar dramlarına sebep olduklarını hiç aklına getirmiş midir acaba? Bir vicdan muhasebesi yapmış mıdır? Sanmam!. Emre Belözoğlu, Galatasaray’da futbol oynarken, bu kulübün arkasında Mesut Yılmaz ve Mehmet Ağar gibi dönemin güçlü siyasi aktörleri vardı. Emre genç yaşında istediği gibi at oynatıyordu. Sonra bir Avrupa turu yaptı. Türkiye’ye döndü. Başakşehir’de forma giydi. Bu kulübün de arkasında devlet, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve o dönem, ‘Hizmet hareketi’ diye yutturulan FETÖ Örgütü vardı. Emre’nin eli sıcak sudan soğuk suya değmiyordu.
Sonra Fenerbahçe macerası başladı. Burada da arkasına güçlü bir camiayı aldı. Ülkenin Cumhurbaşkanı bile Sarı-Lacivert renklere aşıktı. Sahada yapmadığı çirkeflik kalmadı. Hakemlere hakaretler yağdırıyordu ama kırmızı kartı bırakın, sarı kart bile görmüyordu. Arkasında dağ gibi devlet ve uzantıları vardı. Rakip oyunculara tekme sallıyor, küfürler ediyor, yakalarına yapışıyor, sinirden ağzı gözü birbirine karışıyor, ortamı savaş alanına çeviriyor ama yine de hep hoş görülüyordu. Zokora’ya ırkçı saldırısı pas geçiliyordu. Türkiye’yi sarsan 2010-11 sezonunda Ankaragücü futbolcusu Kağan’ı arayıp, “Kendinizi sıkmayın, seni transfer edeceğiz” şeklindeki tapeler kamuoyuna yansıyor ama hiçbir kurum hakkında işlem yapmıyordu. Şike davasında ismi vardı ama yağdan kıl çeker gibi oradan sıyrılmayı biliyordu. FETÖ operasyonları başladığında bu işin ucunun ona da dokunması kaçınılmaz görülüyordu ama ne hikmetse yine beladan kurtuluyordu. Sistem sanki Emre Belözoğlu’nu mutlu etmek ve onun rakiplerine acı çektirmek üzerine kuruluydu.
AÇI ÇEKTİRDİKLERİNİN FATURASININ BİR BÖLÜMÜ
Emre ilk kez güçlü olmayan bir camiada görev yapmak durumunda kaldı ve kâğıttan kaplan olduğu da ortaya çıktı. Küme düşerken, aslında sadece Ankaragücü değil, Emre Belözoğlu’nun temsil edildiği sistem çökmüştü. Emre Belözoğlu başta olmak üzere, onun gibi kim varsa yaşattıkları tüm acıları katlarıyla ödemeleri temiz toplum talebinde bulunan herkesin arzusudur, isteğidir. Emre gibilerin Türk futbolunda çöküşü, ülke futbolunun da yükselişi anlamına gelecektir. Bu ismin çaresizliğini, gözyaşlarını gördükçe 25 yıla yakın başkalarına yaşattığı acıları hatırladım. Ve Emre Belözoğlu’nun gözyaşlarının bende uyandırdığı tek duygu, “Bugüne kadar yaşattıklarının faturasının bir bölümünü ödeme zamanı” şeklindeydi. Bu duygunun tek nedeni başkalarına acımasızca zulmedilirken keyifle sırıtan Emre Belözoğlu’nun bugüne kadar yaptıklarıdır. Umarım son yaşadığından ders alır, güzel bir özeleştiri yapar ve acı çektirdiklerinden özür diler.
Yapar mı?
Sanmam!
Yorumlar
Kalan Karakter: