TRABZONSPOR SATILMA HABERLERİ MALİPÜLASYON MU?
Son zamanlarda Trabzonspor’un satılması üzerine birileri sürekli yazıyor, ,çiziyor, konuşuyor. Kimi akli-evveller bunun üzerine balıklama dalarak, “Satılırsa harika olur. Dünya yıldızları gelir, takım her sezon şampiyon olur” havasına girdiler. Bir kere şunun altını çizelim ki, bu kulüp dernek statüsündedir ve yasalara göre dernekler satılamaz, devredilemez. Ancak Trabzonspor aynı zamanda şirketleri olan ve Borsa’ya kote bir kulüp… Bu durum endişe yaratıyor. Ama yine bu ülkenin yasalarına göre şirketin ancak yüzde 49’u satılabilir. Kuşkusuz, ülkeyi yönetenler bu yasaları el çabukluğuyla değiştirebilirler ve o zaman zemin yaratılmış olur. Fakat bu durumda da yönetimin satış yetkisi yok. Genel Kurul kararı gerekir. Ama genel kurulda salt çoğunluk yeterli değil, böylesine önemli bir karar için kongreye katılan üyelerin üçte ikisinin satış yönünde oy kullanması gerekir ki, bu da öyle kolay bir şey değil… Peki tüm bunların bilinmesine rağmen bu spekülasyon neden yapıldı? Trabzonspor’un satışıyla ilgili haberler yayınlanmaya başlayıp, Katarlıların 600 milyon Euro’dan fazla parayı gözden çıkardığının kamuoyuna aktarılmasından önce kulübün Borsa’daki hisselerinin değeri bin 250 lira civarıydı. Bu haberlerden hemen sonra ise tam 5 bin 200 liraya fırladı. Ve bu arada da uyanık birileri hisselerden milyonlarca lira vurgun yaptı. Aslında satış spekülasyonunu ortaya atanlarla, Borsa’da vurgun yapanların kimliği ortaya çıkarılırsa her şey çok daha net anlaşılır.
Haksız mıyım?
***
REAL BETİS’İN YERİNDE OLMAK VARDI ŞİMDİ!...
Real Betis…. İspanya La Liga’nın en köklü kulüplerinden biri… Uzun yıllardır, Avrupa’nın en prestijli liglerinden birinde mücadele ediyor, sayısız kez Avrupa Kupalarında boy gösterdi. Hem oynadığı lig itibarıyla, hem Avrupa macerasındaki aldığı sonuçlar nedeniyle marka değeri bir kenara ekonomik açıdan geliri her halde Trabzonspor’un 3-4 katı büyüklüktedir. Ama böyle olmasına rağmen, transfer yaparken uçmuyorlar, kulübün parasını çarçur etmiyorlar, havaya saçmıyorlar. Bu kulüp geçen sezon Marc Bartra’yı Trabzonspor’a 1 milyon 250 bin Euro bonservis bedeliyle sattı. Gerçi pazarlığa 8 milyon Euro’dan başlayıp, bu kadar büyük bir indirim kafaları karıştırmıştı ve işin içinde başka bir iş var görüntüsü ortaya çıkmıştı. Ancak bugüne kadar bu ‘işin içinde bir iş var’ noktasında ortaya her hangi bir iddia ya da belge çıkmadı. Neyse… Bu Real Betis, Trabzonspor’a sattığı Marc Bartra sözleşmesini feshedince hemen kendisine yeni anlaşma önerdi ve imza attırdı. Hatta imzasını bir Türk dizisindeki sahneyle birlikte duyurdu. Asıl önemli olan ise başka.. Marc Bartra, Trabzonspor ile sözleşmesini feshederken üste 1 milyon Euro’yu cebine indirdi. Ama olay bununla bitmiyor. Asıl mesele başka… Real Betis ile Trabzonspor geçen yıl anlaşırken, 1 milyon 250 bin Euro’luk bonservis bedelini iki yılda ve iki taksitte ödeyecekti. Yani bu oyuncunun ilk taksiti olan 625 bin Euro’yu geçen yıl almışlardı. Bu yıl da ikinci taksit olan 625 bin Euro’yu Trabzonspor bu kulübe ödeyecek. Ne alışveriş görüyor musunuz? Oyuncuyu transfer eden kulüp, eski kulübünden para almaya devam ederken, futbolcuyu da neredeyse bedavaya kullanacak. Helal olsun doğrusu… İnsanın imrenesi geliyor da, Trabzonsporlular bu duruma ne diyor acaba?
***
FİFA BUNA ARTIK BİR ÖNLEM ALMALI
Dünya futbolu 1990’lı yıllarda Hollandalı futbolcu Bosman’ın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurup, kulüplerin kendilerini köle gibi kullandığına dair dava açması sonrasında her şey değişti. AİHM, bu başvuruyu olumlu değerlendirip, futbolcuları özgürleştirirken, kulüpleri adeta onların tutsağı haline getirdi. Çünkü bir kulüp, futbolcuyu transfer ederken, gerekirse çok yüklü miktarlarda bonservis bedeli ödüyor. Bonservisi yoksa oyuncuya bu kez imza parası adı altında adeta haraç vermek zorunda kalıyor.. Kulüp ekonomik zorluğa girince futbolcunun alacağını bir ay geciktirdiğinde hemen FİFA’ya başvuru yapılıyor. Oyuncu hem serbest kalıyor hem de geleceğe dönük tüm alacaklarını tahsil edebiliyor. Bu yetmiyor, milyonlarca Euro’yu ya da doları cebine koyan futbolcunun, kulübe karşı sayısız sorumluluğu olması gerekmesine rağmen bir gün geliyor, “Ben burada mutlu değilim. Ailem şehri sevmedi, takım arkadaşlarım sıkıntı yaratıyor ve oynamak istemiyorum” dediğinde FİFA en küçük bir yaptırımda bulunmuyor. Zor duruma düşen kulüp, oyuncuyu haraç mezat satmak zorunda kalıyor ya da kiraya veriyor ve büyük zararlara uğruyor. Ne yazık ki bu durumda kulüplere sahip çıkacak tek bir merci bile bulunmuyor. Bunun en son örneğini Trabzonspor Djaniny Semedo ile yaşadı. Bu futbolcuyla geçen sezonun ortasında yıllık 1 milyon 600 bin Euro karşılığı 3 yıllık yeni sözleşme yapıldı.
***
DJANİNY İSTEDİĞİ GİBİ AT OYNATIYOR
Yeşil Burundi Adalı futbolcu, geçtiğimiz sezon neredeyse hiç oynamadı ama bir İstanbul seyahatinde tam da Galatasaray ile çok kritik bir maç oynanacakken, taraftarın kendisine sosyal medyadan hakaret ettiğini öne sürerek, “Artık Trabzon’a dönmek, Trabzonspor’da oynamak istemiyorum” dedi. Hiçbir şekilde ikna edilemedi. FİFA ya da UEFA’ya herhangi bir şikayette söz konusu olamazdı. Zorunlu olarak bu isim satın alma opsiyonuyla BAE’nin Saharşaj takımına gönderildi. Satın alma opsiyonu 1,5 milyon Euro’ydu. Djaniny burada iyi performans gösterdi. Satın alma opsiyonunun kullanılmasına kesin gözüyle bakılıyordu. Hatta yönetim gelecek 1,5 milyon Euro’nun yanında Djaniny’den de iki yılda 3 milyon 200 bin Euro tasarruf yapmanın keyfini çıkarmanın planlarını yapıyordu. Ama BAE kulübü bonservis bedeli ödemek istemediği için bu isimle plan yaptı. Djaniny Semedo, sanki Trabzonspor’da kalmak ister gibi hava estirdi. Ancak kadroya alınmadı. Kendisine FİFA Kuralları gereği bir saha ve teknik direktör gösterildi. Burada çalışma yapmayı sürdürürken, bir anda ortadan kayboldu. Şimdi kulüp Noter tespiti yaptırdı ama sonuç olarak elde edebileceği pek bir şey olmayacak.
***
KULÜPLER ARTIK BU DÜZENE ‘DUR’ DEMELİ
En fazla, Djaniny’nin bedava gitmesi sağlanacak, belki yıllık 1 milyon 600 bin Euro’yu ödemekten kurtulacak. Ancak yıllarca yaşanan futbolcuya cennet olan, kulüplere cehenneme dönüşen bu sistemin bir an önce bizzat FİFA tarafından ortadan kaldırılması gerekiyor. Artık ‘yeter’ deme zamanı geldi. Aslında tüm kulüplerin bir araya gelip, bu futbolcu endeksli sistemden dolayı maçlara çıkmama kararı alırım. Ligleri oynatmam. Futbolculara da bir lira ödemem. Bakalım o zaman AİHM’i, FİFA, UEFA, ülke federasyonları ne yapacak? Nasıl da yelkenler suya indirilir ama kulüplerin böyle bir bütünlük sağlaması mümkün mü? Sanmam. Bir gerçek var ki futbol sisteminin böyle devam etmesi halinde yani futbolcu endeksli bu düzen kulüpleri tümüyle batağa sokacak ve içinden çıkılmayacak bir noktaya taşıyacak. Kuşkusuz futbol, taraftarıyla, futbolcusuyla ve kulüpleriyle bir bütündür. Burada aslı unsur futbolcudur. Futbolcu olmasa, futbol oyunu da olmaz ama kulüpler de olmasa futbolcu hiçbir değer taşımaz. Mahalle aralarında gazozuna maç yapmak zorunda kalırlar 100 yıl önce olduğu gibi… O nedenle hiç kimse bindiği dalı kesmemeli, bir orta yol bulunmalı ve futbolcular kadar kulüpler de korunmalı değil mi?
Yorumlar
Kalan Karakter: