KOLEJ HAYATA GEÇSİN AYAKTA ALKIŞLAYALIM!
Trabzonspor yönetimini çok eleştiriyoruz. Bu eleştirilerimiz kuşkusuz kulübün iyiliğini düşündüğümüz için… Kişisel ilişkilerle ya da ekonomik çıkarlarla Bordo-Mavi renklere bağlı olmayan, sadece mesleki duyarlılıkla hareket ederek yazdıklarımıza yön veriyoruz. Tek derdimiz de Trabzonspor kendi misyonuna sahip çıkarak ve yeni bir vizyon çizerek, borçsuz, hiç kimseye ya da kuruma göbekte bağlı olmadan sürdürülebilir başarı kriterlerine ulaşabilmesidir. Herkesin gıpta edeceği bir kulüp haline gelmesi tek derdimizdir. Bu bağlamda yönetim doğruyu yaptığında alkışlayacağımızı da hep söyledik. Ara transferde söylendiği gibi 4-5 transfer yerine sadece Thomas Meunier’i alması, bu ismin kalitesi nedeniyle alkışlamıştık.
***
HER AÇIDAN KULÜBE DE SPORCUYA DA ÇITA ATLATIR
Şimdi gündemde yoğun bir şekilde yönetimin bir Trabzonspor Koleji kurabilmek için olanca gücüyle savaş verdiği söyleniyor, yazılıyor, çiziliyor. Bu noktada hatta artık sonuç alınma dönemine gelindiği ifade ediliyor.. Yıllarca bir Kolej için yazdık çizdik, konuştuk. Çünkü iyi yönetilen bir Kolej hem ekonomik getiri, hem de sporcuların burada en üst seviyede, her açıdan en iyi eğitimi alması anlamına gelecektir. Böyle bir yatırımın hayat bulmasıyla birlikte inanıyorum ki Trabzonspor’un altyapısından yetişen futbolcuların kişilik yapıları, kulübe bakışları ve sahadaki etkileri çıta atlatacaktır. Eğer bu Kolej kulübün sporcularını da eğitim açısından en üst seviyeye çıkarıldığında gerçekten tanıda doyum olmaz. Bu nedenle diyoruz ki, eğer o Kolej’in temeli atılır ve bir an önce hayata geçerse yönetimi ayakta alkışlayacağız. Ama bir sonraki adım olarak da Trabzonspor Üniversitesi’ni de bekleyeceğiz.
***
HACISALİHOĞLU İYİ HAS SÖYLÜYOR DA!...
Trabzonspor’da seçimli Divan Genel Kurulu’na artık çok kısa süre kaldı. Seçim 2 Mart tarihinde KTÜ Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Kongre öncesinde artık resmi üç aday Mahmut Ören, Hayrettin Hacısalihoğlu ve Emin Kahraman hummalı bir çalışma yürütüyorlar. Adaylardan en iddialı isimlerden biri olan eski asbaşkanlardan Hayrettin Hacısalihoğlu son günlerde medyada boy göstermeye önem vermeye başladı. Geçtiğimiz gün bir internet sitesinde canlı yayın konuğu oldu. Burada birçok konuda açıklamalar yaptı. Divan başkanı ve yönetimlerin görevlerini, yapabileceklerini, yönetimle ilişkilerinin nasıl olması gerektiğini, çizgilerini hiçbir şekilde aşmayacaklarını vurguladı. Bu röportajda önemli bir konuda da açıklama yaptı. Bu konu da ekonomi ve kulüplerin geldiği iflas noktasıyla ilgiliydi. İsterseniz önce açıklamalarını verelim, sonra da kendi düşüncelerimizi aktaralım.
***
“BORÇLAR ÖDENEBİLİR DÜZEYE GETİRİLMELİ’
İşte Hacısalihoğlu’nun ekonomiyle ilgili ifadeleri:
“'Türk futbolu için iyi şeyler düşünmüyorum. Bu gidişat kulüpleri çıkmaza sürükledi. Gelirleri, bütçeleri üzerinde harcamalar yapılıyor. Futbol adamı, futbolsever olarak düşündüğüm şeyler. Mutlaka bütçelerin düzenlenmesi ve borçların azaltılması, dönüştürülebilir hale getirilmesi gerekir. Maliye Bakanlığı, TFF olmak üzere kulüpler birliği ve kulüplerin kendi kurulları müdahil olması gerekiyor. İngiltere'de Türkiye’deki kulüplerin çok üzerinde bütçe ve harcamalarla faaliyet yürütülüyor ancak hiç açık verilmiyor. Türk futbolunun da o şekle dönüşmesi lazım. Bütçe açığı vermeyecek şekle dönüşmesi lazım. Trabzonspor ve Türkiye’deki birçok kulüp şirkettir, böyle bir hakları da yetkileri de yoktur.”
***
SİZ YÖNETİRKEN BORÇ FÜZE GİBİ FIRLAMADI MI?
Hayrettin Hacısalihoğlu kesinlikle doğruyu söylüyor. Hatta eksiği bile var. Çok daha radikal ifadeler kullanması gerekir. Fakat buradan hareketle ben tarihsel bir hatırlatma yapmak istiyorum. Trabzonspor 2008 Şubat ayında kongreye giderken, Hacsalihoğlu yanına yine eski asbaşkanlardan Nevzat Şakar’ı da alarak dönemin başkanı Nuri Albayrak’ı Trabzon Limanında ziyaret etmiş ve, “Eğer başkanlığa aday olmayacaksanız, yeni transfer yapmayın ve kulübü ekonomik olarak daha çok çıkmaza sürüklemeyin” demişti. Sonra da Hayrettin Ağabey, Sadri Şener başkanlığındaki listeyle birlikte seçime girmiş, asbaşkan olmuştu. Seçimden önce hem Şener, hem Hacısalihoğlu, “Trabzonspor, kendi bünyesinden yetişen futbolculara büyük önem verecek. Ayrıca başka takımlarda oynayan 61 numaralı oyuncuları transfer edecek. Borçları azaltacağız ve artık personel konusunda kadrolaşma yerine kurumsallaşmayı ön plana alacağız” sözlerini sarfetmişlerdi.
***
TÜM FELSEFELERİNİ BİR BİR TERK ETTİLER
Aslında Hayrettin Hacısalihoğlu uzun yıllar yöneticilik yapmıştı Trabzonspor’da ve kulübün şartlarını biliyordu. Her zaman, “Bu kulüp transferde hiçbir futbolcuya 500 bin dolardan fazla bonservis ödeyemez” diye de tezi vardı. Ama iş başı yaptılar. Birçok kişiyi işten attılar, sonra yeni kadrolaşma başladı. Sayı daha öncekileri aşmıştı ne yazık ki… Bir anda söylemler, “Borcu azaltacağız”dan, “Borçlanarak büyüyeceğiz” şekline dönüşmüştü. “Transferde 61-71 olmaz, yararlı oyuncu olur” diyerek bir felsefeyi daha çöpe atmışlardı. Gökdeniz’i satmışlar, kasaya 9 milyon Euro’ya yakın bir para koymuşlar, kadroda yer alan birçok oyuncu ile yolları ayırmışlar, Ersun Yanal gözetiminde tam 26 yeni transfer yapmışlardı. Kuşkusuz 1461 Trabzon pilot takımının da bunda etkisi vardı ama harcanan paralar dudak uçuklatıcıydı… Alınan isimlerin birçoğu çöp oldu, bir kısmı işe yaradı. Aynı bu dönemdeki gibi… Ve 40 milyon lira borçla aldıkları kasayı 4 yılda 170 milyon liraya çıkarmışlardı. Yani 4 katın üzerindeydi borcun yükselişi… Nuri Albayrak’ın bile pabucunu dama atmışlardı. Son söz, bugün kulüp borç batağında yüzüyorsa, iflas aşamasına geldiyse, sayısız transfer yapma furyası egemense bunda Sadri Şener başkanlığında ve Hayrettin Hacısalihoğlu asbaşkanlığındaki yönetimin büyük etkisi vardı.
İnsanlar konuşurken ve bir şeyi eleştirirken kendi dönemlerinde yaptıkları da unutmamalı değil mi?
Sonuçta tarihi belleğinde yaşayanların tümü henüz ölmedi…
Bilmem anlatabildim mi?
Yorumlar
Kalan Karakter: