PFDK’YA SEVKLER SİYASETİ ETKİLER MİYDİ?
Türkiye 14 gündür Trabzonspor-Fenerbahçe arasında Papara Park’ta oynanan ve olaylı başlayıp, olaylı biten maçı konuşuyor. Üzerine vazife olmayanlar da kendi tuttukları kulübün mağduriyet edebiyatıyla birlikte kamuoyu oluşturmaya çalışırken, en az tartışılan ise ne yazık ki iki takımın da ve gerekirse teknik ve futbolcuların alması gereken cezalar oldu. Yani normal koşullarda hafta sonu oynanan maçların Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na (PFDK) sevkleri Salı günü yapıyor ve cezalar da Perşembe günü açıklanıyordu. Sonra Tahkim Kurulu süreci başlıyor ve bu kurul da zaten itirazları kısa sürede olumlu ya da olumsuz bir karara bağlıyordu. Ancak bu maçtan sonra iki Salı günü geçmiş olmasına ve kulüp başkanları PFDK’na sevk edilmesine karşın, kulüpler, teknik adamlar ve futbolcularla ilgili ses çıkmadı. Sevkler ertelendikçe ertelendi. Peki bunun sebebi neydi? Tüm işaretler, bugün yapılacak olan yerel seçimleri gösteriyordu.
***
TRABZONSPOR’UN KUPASI GASPEDİLDİ DE NE OLDU!
Yani bir güç devreye girmiş, “Sakın sevkleri yapıp, kulüpleri ve futbolculara cezaları vermeyin. Seçimlere etkisi olabilir ve kaybetme ihtimalimiz yükselebilir” demiş gibi bir algı artık gerçeklik olarak kabul ediliyor. Peki futbol kulüplerine ya da futbolcularına PFDK tarafından verilen cezalar ya da yapılan haksızlıkların seçimlere hiç etkisi oluyor mu? Kesinlikle, en küçük bir etki bile yapmıyor. Bunu en iyi yaşadığımız süreç 2010-11 sezonu sonraki seçimlerdir. Bakın sözünü ettiğimiz sezonda Türkiye bir şike ve teşvik primi skandalıyla çalkalandı. Fenerbahçe başta olmak üzere, Beşiktaş, Sivasspor, Başakşehir, Eskişehirspor ve Mersin İdmanyurdu gibi kulüplerin cezalandırılması kaçınılmazdı. Hatta Fenerbahçe’nin şampiyonluğunun elinden alınıp, Trabzonspor’a verilmesi, bu kulübün de küme düşürülmesi kesin gibiydi. Yasalar bunu gerektiriyordu. Fakat devreye dönemin başbakanı Recep Tayyıp Erdoğan girdi. Hem Fenerbahçe’nin cezalandırılmasını engelledi, hem yasalar çıkararak şike ve teşvik primine bulaştığı iddia edilen isimlerin delil yetersizliğinden serbest kalmasını sağladı, hem de Trabzonspor’un anasının ak sütü gibi hak ettiği kupayı Fenerbahçe müzesinde tutmaya devam etti.
***
TRABZON’DA AKP’NİN OYU REKOR KIRMIŞTI
Peki sonraki seçimlerde ne oldu. Trabzon’da AKP oylarını rekor seviyeye çıkardı. Muhalefet sandığa gömüldü. İstanbul Kadıköy’de ise CHP rekor oy aldı. AKP burada sandığa gömüldü. Oysa Trabzon insanı Trabzonspor’a aşıktı ve bu kulübe yapılan haksızlığın adresini de seçimlerde cezalandırması bekleniyordu. Aynı şekilde Fenerbahçe’nin kalesi Kadıköy’de AKP’nin tulum çıkarması en doğal seçmen tavrı olması gerekiyordu değil mi? Ama işte öyle olmadı. Tam tersi bir sonuç çıktı. Bu da futbol kulüplerine karşı yapılan ayrıcalıklar ya da haksızlıkların seçmeni hiçbir şekilde ilgilendirmediği ve oy rengini değiştirmesine sebep olmadığını tüm Türkiye’ye göstermeye yetmişti. Hatta daha sonraki süreçte Trabzon’da bu durum çokça tartışıldı, AKP’nin rekor kırarak bu kentte kazanmasını yargılayanlar oldu. Fakat ne Trabzon’daki seçmen, ne Kadıköy’deki seçmen tavrını hiç değiştirmedi. Trabzon’da hem AKP, Kadıköy’de ise CHP tulum çıkarmaya devam etti.
Sonuç…
Trabzonspor-Fenerbahçe maçından sonra ceza sevklerinin yapılması siyasi nedenlerle gerçekleşmişse halt etmişler. Tarihi gerçekler bunu gösteriyor. Yani kulüpler ya da futbolcular ne tür ceza alırsa alsın, partilerin seçmen tabanına en küçük bir etkisi olmadığı sır değil… Ama hala bu korkuyla hareket ediliyorsa da, bu ülkedeki siyaset kurumu ile TFF’yi yönetenlerin zeka seviyesinden şüphe etmek gerekir…
Harsız mıyım?
**
ALİ KOÇ ŞANTAJ EDEBİYATINA SARIDI
Merhum Özkan Sümer’in deyimiyle, “Haksızlığı kendine hak gören” Fenerbahçe kulübünde başkanlık koltuğuna oturduğundan itibaren yaptığı fahiş transfer, teknik adam ve sportif direktör hatalarıyla kulübün adeta batmasına sebep olan Ali Koç, bu sezon hedefine ulaşmak için her yolu meşru gören bir kimlik olarak ortaya çıktı…Göreve geldiği günden itibaren temsil ettiği burjuva sınıfının iki yüzlülüğünü topluma aktaran Koç, Trabzonspor-Fenerbahçe maçından sonra yaşanan süreci şampiyonluk için bir fırsata çevirebilmek adına elinden geleni ardına koymuyor. Gerçekten utanç verici bir süreci yaşıyoruz. TFF rezil yönetiliyor. MHK berbat durumda ve ne başkanı ne yönetimi kişilik adına bir tek tavır ortaya koyamıyorlar. Onların güdümündeki hakemler de şaşkın ördeğe dönmüşler, kime yaranacaklarını bilmeden düdük çalıyor, bayrak sallıyorlar. VAR’dakiler de kararlarının hangi takıma yarayacağını milimetrik hesaplayarak veriyorlar. Futbolun kaderiyle oynuyorlar.
***
ŞAMPİYONLUK YAŞAMAK İÇİN HER YOL MEŞRU
Bunlar yaşanırken sezon başından itibaren yapılan hatalara bakıldığında en fazla Fenerbahçe ile Galatasaray yararlanmış bu kirli sistemden… Ancak göreve geldiğinden itibaren bir tek kez şampiyonluk yaşayamayan, dededen ve babadan kalan 10 milyarlarca dolarlık mirası bile bir işe yaramayan Ali Koç artık hedefe ulaşabilmek için şantaj edebiyatından kaçınmıyor. Ligden çekileceklerine dair sinyaller veren Koç, 2 Nisan tarihindeki Olağanüstü Genel Kurulda da ligden çekilme dahil her eylem için yetki talep edecek. Büyük ihtimalle bunu da alacak. Sonra da, “Bakın eğer tüm maçlarda bizim lehimize karar vermezseniz, şu eylemi yaparız, bu eylemi yaparız” diye tehditte sınır tanımayacak. Trabzon’da saha ortasında futbolcularının taraftar dövmesinin cezalandırılmaması için de şantajdan kaçınmadığını gösteren Ali Koç, ne yazık ki Türk kapitalist sisteminin burjuva sınıfının aslında kağıttan kaplan olduğunu da gösteriyor böylece… Bakalım onun bu şantaj edebiyatı bir sonuç verecek mi?
Ve Türk futbolu bir kez daha ihanete uğrayacak mı?
Bekleyip göreceğiz.
***
AVCI’NIN GÖZ BOYAMA STRATEjİSİ
Türkiye’nin altyapıdan oyuncu kullanma konusunda istatistikleri eksi veren ve bu ülkenin futbolcu üretme fabrikası Trabzonspor’un da çöle dönmesine sebep olan Teknik Direktör Abdullah Avcı, göz boyama, insanların duygularına oynama ve sonuçta onları aldatmaya yönelik hareketlerde ise müthiş bir yetenek sergiliyor. Yaşamında sanki daha önce Trabzonspor varmış gibi, kasket takıp Özkan Sümer ve Ahmet Suat Özyazıcı’nın mirasından yararlanmayı bilen Avcı, altyapıya adeta düşman gibi bakmasına rağmen, sanki burasıyla çok ilgileniyormuş gibi hava estirmekten de geri durmuyor. Hele transfer mevsimi yaklaşırken, Özkan Sümer Futbol Akademisini ziyaret etmesi, burada gençlere hitap etmesi, sonra hücum ve savunma prensipleri üzerinden taktikler vermesi, ardından altyapı hocalarını idmana davet edip, son olarak da iftarda buluşması gerçekten eyyam kokan davranışlar olarak kabul edildi.
***
VERİMLİ HALE GETİRMEYE ÇALIŞIYORMIŞ!
Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı altyapıda yaptığı açıklamada, “Akademimizi çok daha verimli hale getirmek istiyoruz” dedi ve sonrasında da kariyerine altyapı takımlarında görev alarak başladığını belirtmesinden sonra, “Bu zamana kadar çalıştığım hem kulüp hem de milli takımda akademi organizasyonlarının sağlıklı bir şekilde oluşmasına ve işlemesine büyük önem verdim. Bu yörenin bir çocuğu olarak Trabzonspor’a geldikten sonra A takımla şampiyonluk ve kupalar kazanırken burası için ‘verimli topraklar’ ifadesini kullanmıştım. Geçmişten bu zamana kadar veya yakın tarihe baktığımızda, yani şampiyon olan takımda da bu kaynaktan çıkmış 4-5 oyuncu görüyoruz. Buranın kültüründe oyuncu yetiştirmek var. Önemli olan bunu daha iyi dizayn edebilmek. Bu yüzden akademi bizim için çok önemli. Double Pass bu amaçla çalışmalarını sürdürüyor. Akademimizi daha eğitimli, daha bilinçli, daha kullanılabilir ve özel çalışmalarla daha iyi bir hale getirmek istiyoruz. A Takıma çıkacak oyuncularımızın yukarıda yapılacak çalışmalara karşılık verebilmesi için sizlerin de bizim maçlara nasıl hazırlandığımızı, savunmada ve hücumda neler yaptığımızı ve analizlerde neleri kullanmamız gerektiğini bilmenizi istedik. Bizimle aynı zamanda, yan sahada çalışmalarını sürdüren U19 takımımızdaki gelişimi takip ediyoruz. Mesafe kat ediyorlar. Önümüzdeki sezon hedeflerimiz arasında altyapı antrenörlerimizi belli aralıklarla bünyemize alıp kendileriyle daha fazla çalışmak var. Bu uzun süredir benim aklımda olan bir çalışmaydı” ifadelerini kullandı.
***
TRABZONLUYU NE OLARAK GÖRÜYOR ACABA!
Ya Trabzonspor tarihinin altyapıyı çöplüğe çeviren teknik direktör olarak en başta gelen isimlerinden biri Abdullah Avcı’ya bakar mısınız? Ya kardeşim, kusura bakma da insan kandırma sanatı konusunda uzman olmaya çalışıyorsun ama bu noktada senin içinden geldiğin gelenek çok rahat kandırılmaya müsaittir. Trabzon insanı değil… Altyapıyı verimli hale getirmeye çalışıyorlarmış… Bundan dolayı da Duble-Pass firması acayip işler üretmek için iş başındaymış… Ya sen kiminle aşık atıyorsun farkında değilsin Abdullah Avcı…. Sen gelmeden önce bu kent futbolcu üretiyordu. Bak ne güzel demişsin, şampiyon kadronun içinde 4-5 altyapılı oyuncu vardı diye… Eğer sen biraz oyuncu üretmeyi isteseydin o sayı 15’i rahat bulur, 7-8’i de 11’de forma giyerdi… Sen gelmeden önce bu kent, 1970’lerden itibaren yüzlerce yıldız üretti. Ama sen geldin, öyle transferler yaptırmak istedin ki, insanın midesi bulanmıyor değil ve bunun sonucu olarak alttan gelenlerin canının çıkması için elinden geleni yaptın. İnan sen değil de bu takımın başında Trabzonspor gerçeklerine, misyonuna ve vizyonuna uygun bir teknik direktör olsaydı şimdi kadro alttan gelen yıldızlarla kaynıyordu. Bu kent yüzlerce yıldızı üretirken, Duble-Pass denen 2 milyon Euro’yu cukka eden firma mı vardı?
Bak Abdullah Avcı, transfer mevsimi başlarken, sözde altyapıya büyük değer verdiğini gösterme amacıyla yaptığın bu şovu ancak senin gibiler yer…
Gerçek Trabzonluya ve Trabzonsporluya bunu yutturamazsın…
Umarım artık Ertuğrul Doğan da yutmaz!!!
Yorumlar
Kalan Karakter: