İBRAHİM USTA VE HATIRLATTIKLARI
Amansız hastalığa yakalanıp, ABD’de tedavi gördükten sonra dönüş yolunda yaşamını yitiren Trabzon’un önemli isimlerinden İbrahim Usta, sevenlerini ve spor camiasını adeta yasa boğdu. Bugün Arsin Ulu Camii’deikindi namazına müteakip kılınacak cenaze namazının ardından aile kabristanlığına defnedilecek. İbrahim Usta denince kendini Trabzon’un çok bilinen, tanınan ve etkili inşaat mühendislerinden ve önemli müteahhitlerinde biri olmasına rağmen, kamuoyu onu daha çok spor dünyasındaki etkinliğiyle tanıyordu. Usta, doğup büyüdüğü ve çok büyük bağlılığı bulunduğu Arsin ilçesinin takımı Arsinspor’da bir süre başkanlık yaptı. Bu kulübe önemli hizmetler verdi, tesisler kazandırdı ve takımı üçüncü lige taşıdı. Usta’nın bir özelliği aceleciliğiydi. Bir an önce büyük başarılar istemesi, Arsinspor’un kurumsal anlamda önemli bir altyapı kulübü olmasını engelledi. Daha çok önemli teknik adamlar ve bilinen futbolcu transferleriyle sonuca varmak istedi. Ancak hazıra dağ dayanmaz derler ya… Sonuçta Usta’nın da sabrı ve ekonomisi bir yere kadar taşıdı Arsinspor’u ama tıkanma olunca görevi devretti…
EN BÜYÜK HAYALİ TRABZONSPOR BAŞKANLIĞIYDI
Usta küçük yaşlardan itibaren Trabzonspor’un Bordo-Mavili renklerine aşıktı. KTÜ İnşaat Mühendisliği Fakültesinde okurken de, taraftar liderliği yapıyordu. Üniversitede çevresine topladığı Trabzonspor aşığı arkadaşlarıyla etkili işler yapıyor. Sevilen bir tribün lideriydi de… Üniversiteyi bitirip, iş hayatına atılınca önemli inşaatlara imza atınca ve ekonomik açıdan yükseldikçe Trabzonspor’da da etkili olmak için yoğun çaba içine girdi. Bizzat Üniversitenin her fakültesinden yakın ilişki kurduğu arkadaşları, Arsin’deki çevresi ve Trabzon’daki yakın olduğu herkesi kulübe üye yapmaya başladı. Öyle ki Usta’ya bağlı üye sayısı bini çok aşmıştı. Aralarında profesörlerin, akademisyenlerin, önemli iş insanlarının ve politikacıların da bulunduğu bu binin üzerindeki üye grubu İbrahim Usta’nın ağzının içine bakıyordu. Başkanlık yarışı çok adaylı olduğunda, onun desteğini almak adeta zorunluydu. Ama Usta’nın asıl hayali çocukluğundan itibaren gönül verdiği ve tribün liderliğini yaptığı Trabzonspor’a başkan olmaktı.
BAŞKAN ADAYLIĞI KONUSUNDA FİKRİMİ SORMUŞTU
Bir gün beni de aramış ve, “Adnan ağabey ne dersin, başkanlığa adaylığımı koymam konusunda bir fikrini alabilir miyim?” diye sormuştu. Çok uzun yıllardır yakın olmama rağmen kendisine, “Ben, Trabzonspor’da yöneticilikle başlayıp, asbaşkanlıkla stajını yapmayan hiç kimsenin başkan adayı olmasını istemem. Eğer gerçekten başkan olmak istiyorsan, önce inandığın bir başkan adayının listesinden yönetime gir… Kulübü yönetmenin yolu iyi taraftarlıktan ya da çok para olmaktan geçmez. İyi başkan olabilmek için önce kulüpte yönetici olmak, iç işleyişi, halkla ilişkileri, TFF’yle, diğer kulüplerle, tüm kurullarla, hakemlerle, siyasetle nasıl ilişkiler kurmak gerektiğini iyi öğrenmeli… Ayrıca sporcu, teknik adam, taraftar, medya, personel ilişkileri ve izlenmesi yollar konusunda da tecrübe edinmek şarttır. Bunlar konusunda yeterli tecrübe yoksa başarısızlık da kaçınılmazdır” demiştim kendisine… Daha sonraki süreçte başkan adayı hiç olmadı… Olmak istemedi. Sanırım süreç içinde iktidar siyaseti kulübün başkanlık koltuğuna kimin oturacağına karar vermeye başladığı için İbrahim Usta’ya hiç sıra gelmemişti ama yönetici olmayı da içine sindirememişti. Sanırım, birilerinin iki dudağı arasından çıkacak sözlerle hareket etmeyi hiç istemiyordu. Özellikle futbol dünyasında ve bu nedenle yönetici de olmadı…
TFF YÖNETİCİSİYKEN HAKEM ODASINI BASMIŞTI
İbrahim Usta’nın Trabzonspor başkanı olamamasına rağmen kulüpte çok etkili olduğu da bilinen bir gerçekti. Birçok başkan adayıyla oturup konuşur, belli alanlarda etkili olmayı ister, kabul eden isimlere destek verir ve kazanmasını sağlardı. Bu isimlerden biri de İbrahim Hacıosmanoğlu’du. Usta, bu isme destek verirken, 1461 Trabzon’un yönetimi konusunda yetki istemişti ve kabul edilmişti. Bunun yanında TFF yönetimine de girmek istemiş ve Trabzonspor’un adayı olarak listeye girmiş, başkan verili olarak görev yapmıştı. İbrahim Usta burada çok etkili olmaya çalışırken, Bordo-Mavili takımın haksızlığa uğramasını da kabullenemezdi. Bir Trabzonspor-Gaziantepspor maçında orta hakem Çağatay Şahan rezil bir yönetim sergilemişti. Hakem odasına hapsedilmişti. Hatta İbrahim Usta’nın da hakem odasını bastığı, yumrukladığı biliniyordu. Trabzonspor deyince onun için akan sular duruyor, yerini, makamını unutuyordu. İşte bu olaydan dolayı da tam 18 ay hak mahrumiyeti cezası almış ve daha sonra bu ceza 9 aya indirilmişti. Böylesine bir olaydan sonra da bir daha TFF Yönetiminde ya da her hangi bir biriminde görev almamıştı.
USTA’YLA GÜLÜMSETEN BİR ANI
Trabzonspor’da eski yıllarda taraftarlar hep tesisleri basar, futbolcuları protesto ederdi. Bu protestocular arasında İbrahim Usta da vardı. Yine 1990’lı yıllar ve takım Konyaspor’a 1-0 mağlup olmuştu. Bu yenilgiden sonra bazı futbolcular, KTÜ’ye gitmiş, burada kafelerde takılırken, yanlarında da kız arkadaşları olunca başta Usta olmak üzere, birçok taraftar isyan etmiş, bu isimlere saldırmıştı. Futbolcular da kaçarak olası büyük bir skandalın önüne geçmişlerdi. Ama İbrahim Usta hızını alamamıştı. Takım mağlup olduğu bir haftada futbolcuların KTÜ’ye gelip, kız öğrencilerle vakit geçirmelerini içine sindirememişti. Bir gün sonra soluğu tesislerde aldı. Yanında da 30-40 kadar arkadaşı vardı. Tüm gazeteciler idman sahasındaydı. Ben ise biraz geç kalmıştım. Tam idman sahasına hareket etmiştim ki İbrahim, beni görünce, “Adnan ağabey, Şenol Hoca idmana çıktı mı?” diye sordu. Bir anda şaşırmıştım. Nedenini sormuş, çirkin bir olay yaratmamalarını istemiştim. “Olay çıkarmayacağız, sadece bazı futbolcuları şikayet edeceğiz” derken, daha benim bir şey dememe fırsat kalmadın Şenol Güneş soyunma odasından çıkıp sahaya doğru yürümeye başlamıştı.
AZ KALSIN GÜNEŞ VE FUTBOLCULARLA BİRBİRİNE GİRECEKTİK
İbrahim Usta arkadaşlarının önünde, Şenol Güneş’e, “Hocam seninle bir şey konuşmak istiyoruz” dedi ama Güneş, ”İdmana geç kaldım, çalışma sonrasında konuşalım” dedi ve sahaya yöneldi. İbrahim ve arkadaşları da tribüne çıktılar. Buradan Lemi’ye, Hamdi’ye, Şevki’ye, Aykut’a tepki gösteriyorlardı. Aleyhlerine tezahüratta bulunuyorlardı. Bir ara Şevki de kendilerine karşılık verdi. Büyük gerilim vardı. Bu arada benim önemli bir işim vardı ve idmanı bitirmeden ayrılmak zorundaydım. Başka arkadaşlara görev verdim. Sonra idman sahasından ayrıldım ve taksi beklerken, tribüne çıkıp, İbrahim Usta’ya, “Ben gitmek zorundayım. Hocayla konuşursanız, ne konuştuğunuzu, onun ne dediğini telefon açıp bana anlatırsın” dedim… O da, “Tamam” dedi ve ben dolmuşa bindim ve gittim. Fakat onunla konuşurken bizi gören bazı futbolcular, Şenol Güneş’e, “Taraftarların bize tepki göstermesi için Adnan Sungur yönlendirme yaptı” demişler. Bunu duyduğum anda çok kızmıştım. Bir işyerinde Şevki ve Aykut’u yakaladım ve çok ağır tepki verdim. Şenol Hocanın da, “Tüm gazeteciler, idman sahasındaydı, bir tek Adnan soyunma odasının önündeydi. Tribünde de olduğuna göre, bu işi kesin o organize etti” sözleri kulağıma geldi. Tabii tesisler şimdiki gibi kale gibi korunmuyordu. Soluğu tesislerde ve Şenol Güneş’in odasında aldım ve ona da durumu anlatıp çok büyük tepki gösterdim. Güneş de, yanlış anladığı için özür diledi ve durum tatlıya bağlandı…
Gazetecilik hayatım boyunca hiçbir taraftar, hiçbir grup, kişiyi organize edip haber konusu gibi kutsal bir amaç için asla kullanmadım, kullanmam da… Bu bir gazeteci için utanç nedenidir. Ne yazık ki tesadüfen idman sahasına geç gitmiş olmam, İbrahim ile olan yakınlığım nedeniyle, kendisinden daha sonrası için bilgi vermesini istemem nedeniyle az kalsın ismim ‘komplocu gazeteci’ye çıkacaktı. Neyse ki kararlı duruşum ve verdiğim aşırı tepki sanırım beni temize çıkarmış oldu…
Evet, Trabzon’un ve Trabzonspor’un önemli bir neferi artık aramızdan ayrıldı. Ailesinin, sevenlerinin, spor camiasının ve Trabzonspor’un başı sağ olsun….
Üzdün bizi İbrahim Usta… Çok erken ayrıldın aramızdan… Huzur içinde uyu olur mu, hırçın ama kalbi sevgiyle ve merhametle dolu kardeşim…
Yorumlar
Kalan Karakter: