GURUR YAPMAYIN BJELİCA’YI GÖNDERİN
Trabzonspor’da başkanlık koltuğuna oturan Ertuğrul Doğan’ın ilk hedefi ekonomik tasarruftu ama bu arada yarışmacı takım olacaklarını da dile getiriyordu. Fakat ne hikmetse tasarrufu ağzından düşürmeyen Başkan Doğan, ilk iş olarak yıllık tam 1 milyon 600 bin Euro ücretle iki yıllığına Hırvat Nenad Bjelica’yı takımın başına getirdiğini açıkladı. Bu ismin yardımcılarıyla, vergilerle, KDV ile birlikte maliyeti ise iki yıl için tam 5 milyon Euro’yu buluyordu. Bir de üstüne üstlük adam, sanki Trabzonspor aile şirketiymiş gibi hiçbir tecrübesi, çalışması bulunmayan oğluna da kulüpte yüklü miktarda maaşla işbaşı yaptırmaktan da utanmamıştı. Ama asıl suç da böyle bir görevlendirmeyi yönetimin kabul etmesiydi. Aslında tam bir rezaletti. Aslında Bjelica’nın oğlu için görev tevdi ettiğinde anında tepki koyulmalıydı. Ama nerede Trabzonspor’da böyle bir dirayetli yönetim anlayışı… Oysa Ertuğrul Doğan, Bjelica’nın bu yüzsüz görevlendirmesine karşı, “Bu kulüp hiç kimsenin aile şirketi değil. Oğluna Türkiye İş Bulma Kurumuna başvuruda bulun, oradan iş ara” demesi gerekirken, seve seve bu talebi kabul etti. Yardımcıları arasına bir tek Trabzonspor kökenli isim almadı, kendi ekibini tümüyle dayattı ve krallığını iyice ilan etti. Son olarak da Alper Boğuşlu’nun görevden ayrılmasını sağladı. Sanki adam Ali Kıran Başkesen’di!
***
İLK GÜNLERİNDE TAM BİR CAMBAZ TAVRI SERGİLEDİ
Neyse; bu isimle ilgili olarak çok uyarmamıza, tasarruf yapılacaksa takımın başına Çağdaş Atan, İlhan Palut ve Fatih Tekke ya da Hüseyin Çimşir gibi isimlerden birinin getirilmesini, hatta İhsan Derelioğlu ile sezon sonuna kadar devam edilip, takımın durumuna göre, ortaya koyduğu futbol ve aldığı sonuçlar baz alınarak bu isimle bile devam edilebileceğini dile getirdik. Hatta Bjelica imza atmadan önce, “Bu isim bir transfer delisi, her gittiği kulüpte sorunlar yaratıp, sonra yüklü tazminatını alıp, gidiyor ve ekonomik enkaz bırakıyormuş” diye de uyarılarımızı yaptık. Göreve ilk başladığında şapkadan tavşan çıkarmaya kalkmış, Bartra’dan sağ açık, Larsen’den sol açık, Lazarov ve Trezeguet’ten santrafor yaratmaya çalışmıştı. İlk işi Gomez’i yemek ve kendi istediği santraforu getirmekti. Uygulamaları bunu gösteriyordu. İhsan Derelioğlu yönetiminde, Beşiktaş ile golsüz berabere kalan ve oynadığı futbol, kaçırdığı goller ya da Mert’in kurtarışlarıyla galibiyeti kaçıran bir Trabzonspor teslim edilmişti Bjelica’ya… Hem de takım yerlerde sürünürken, darmadağın olmuşken…
***
MACERA ÜZERİNE MACERA ARADI
Ne yazık ki İhsan Derelioğlu’ndan derli toplu bir takım alan Nenad Bjelica kadro yapılanması ve oyun sistemiyle birlikte tam bir felaket tellalı olmuş, Sivasspor, Konyaspor, Fenerbahçe gibi takımlar karşısında alınan inanılmaz yenilgilerle Trabzonspor’u iyice gömmüştü. Bir süre doğru kadro yapılanmasına yakın işler yaptı ve Trabzonspor yeniden kazanma alışkanlığı gösterdi fakat Bjelica, transfer çılgınlığını kafaya koymuştu. Buna göre işler yapıyordu. Trabzonspor asbaşkanı Zeyyat Kafkas, o günlerde, “Gelecek sezon kamp kadrosuna tüm futbolcular dahil edilecek. Her biri kampta hünerlerini gösterecek ve kimin kalıp kalmayacağını ondan sonra karar vereceğiz” demişti. Fakat Fode Koita, Djaniny Semedo, Abdulkadir Parmak, Murat Cem Akpınar, Kerem Baykuş, Batuhan Kör, Emirhan Gedikli gibi isimler kamp kadrosunda yoktu. Yani Bjelica yönetim kararını hiçe saymış, çöpe atmıştı. Adamın aslında tek derdi kendi istediği isimleri transfer etmekti. Bu arada İhsan Derelioğlu gibi hem İzleme Komitesi, hem de Altyapı koordinatörünün işine son verilince uyanık Hırvat Teknik Adam tam bir dikensiz gül bahçesi bulmuştu.
***
6-8 TRANSFER YAPILACAK DEDİ ŞİMDİ 15 İSTİYOR
Bu sezon başlarken tam 10 transfer gerçekleştirdi. Özellikle yabancılar tümüyle Nenad Bjelica’nın istediği isimlerdi. Takımda yararlı olabilecek isimlerden Dorukhan Toköz’ü bile kısa sürede pes ettirdi. Manolis Siopis onun tutumu yüzünden, ayrılmak istediğini, ülkesine döneceğini söyledi. Abdulkadir Parmak’ı da dışlayan Bjelica’nın ön liberoya transfer ettiği Kourbelis tam bir hayal kırıklığı oldu. Ne Abdulkadir’in ne de Siopis’in tırnağı bile olamayacağını gösterdi. Transfer ettiği stoperler kule gibiler ama tam tank gibi ağırlar ve her takımın forvetleri için kolay lokma olacaklarını gösterdiler. Takımda oynayacak oyuncu tercihi yaparken, kesinlikle kendisine yakın duran, ya da hiç ses çıkarmayan isimleri oynatmayı, belki de menajerleriyle yakın olduklarını sahaya sürüyor. Bu da Trabzonspor’un ideal kadroyla sahaya çıkmasını engelliyor. Adam sürekli transferden söz ediyor. Geldiğinde, ‘6 ile 8 arası transfer yapmamız gerekir” dedi, bu bile fazla bulunmuştu ama 10 transfer yaptırmasına rağmen hala daha 4-5 pahalı transfer isterken yüzü bile kızarmıyor. Bu sözleri söylerken, geçmişte ifade ettiklerini unutuyor. Hem kulübün ekonomik krizde olduğunu biliyor, hem de yetersiz transferler yaptırıp, yenilerini de istemekte hiçbir sakınca görmüyor.
***
TAM BİR GENÇ OYUNCU HARCAMA MAKİNESİ
Genç oyunculara ve altyapıya çok düşkün olduğu söylenen, bunu kendisi de açıklayan Hırvat Teknik Direktör, geçen sezon büyük çıkış yapan Arif Boşluk’u henüz bir dakika bile oynatmadı. Umut Bozok ağır tepki alınca Enis Destan’ı dostlar alışverişte görsün diye sahaya sürdü. Mehmet Can Aydın’ı da, üzerinde ısrarla durduğu Larsen’in felaket oyunundan sonra zorunlu olarak oynattı. Takımın yumuşak karnı olan ve her maçta Trabzonspor’u 10 kişi oynatan Enis Bardhi aşkının sebebi bir türlü anlaşılamadı. Altyapıdan gelen ve umut vaat eden ne kadar isim varsa pilot takım 1461’e gönderdi ve Trabzonspor’daki yerli alternatiflerin sayısını da azalttıkça azalttı. Düşünün ki Eren Elmalı ve Abdulkadir Ömür gibi oyuncuları oynattığı için, “Ben gençleri severim. Abdulkadir ve Eren de genç sayılır” derken utanmıyor bile… Ya Abdulkadir 7 yıl önce oynamaya başladı. Eren 4 sezondur Süper Ligde… Sen geçen sezon yıldızı parlayan Arif Boşluk’a bir dakika forma veremiyorsun. Emirhan Zaman’ı, Hakan Yeşil’i, Kerem Baykuş’u bir kalemde harcıyorsun, sonra da pişkin pişkin açıklama yapmaktan utanmıyorsun. Böylesine kendine yontan bir teknik adamdan en küçük bir yarar gelir mi?
***
OYUNCUSUNU TOPLUMA ŞİKAYET EDEN TEKNİK ADAM
Bir teknik direktör, oyuncusu ne yaparsa yapsın kamuoyunun önünde asla eleştiride bulunmaz. Tüm hataların kendisinden kaynaklandığını, bunları düzelteceğinden söz eder. Oysa Nenad Bjelica ne yapıyor. Her başarısız sonuçtan sonra hemen oyuncularına yükleniyor. Verdiği taktiğin sahada uygulanamadığından söz ediyor. Yeni bir takım olduklarından ve uyum sorunu yaşadıklarından dem vuruyor. Son Çaykur Rizespor maçından sonraki, “Hiçbir oyuncu takımdan büyük değildir. Bunlarla yola devam etmeyeceğiz” şeklinde ifadeler kullanması nasıl bir aymazlığın, utanmazlığın yansımasıdır hiç düşündünüz mü? Bir teknik adam oyuncusunu birebir ya da grup içinde azarlar, kızar, tepki gösterir. Yedek soyundurur, tribüne gönderir. Ama asla kamuoyu önünde şikayet etmez. Onları taraftarların önüne atmaz. Bu Bjelica, teknik adamlık misyonu açısından çukurda gezinen bir isim… Bunca yıldır futbolun ve Trabzonspor’un içindeyim, böyle açıklamalar yapan birkaç teknik direktör gördüm. Ersun Yanal, Halilhodzic gibi… Ve onların da ömrü hiç uzun sürmedi… Bjelica’nın yarın başka başarısızlıkta kim bilir neler söyleyeceğini kestirmek olanaksız. Böylesine saatli bombayla yönetimin yol alması, Trabzonspor’u her açıdan düzlüğe çıkarması da mümkün değil.
***
YÖNETİME YALAKALIK YAPMAKTAN GERİ DURMAYAN İSİM
Beraber çalıştığı, takım olması gerektiği oyuncularını utanmadan toplumun önüne atan Bjelica iş başkan ve yönetime geldiğinde yağdanlık olmaktan geri durmuyor. Ne diyor, “Biz başkanla, asbaşkanla, yönetimle 24 saat bu kulübün başarılı olması için mesai harcıyoruz.” Utanmıyor bunu derken… Oysa futbolcuları toplumun önüne atmaktansa hala daha 4-5 transferin yapılması gerektirdiğini söyleyen bir teknik adam onurluysa yapması gereken açıklama, “Yönetimimiz benim verdiğim transfer listesinde en önemli isimleri transfer edemedi. Başarısızlığın asıl sorumlusu başkan ve yönetimdir” şeklinde olmalıydı. Ama uyanık Hırvat, başkan ve yönetime yağcılık yaparak istediği 4-5 transferi daha kulübün bağrına kazık olarak sokacak, sonra kötü sonuçlar gelirse işine son verilmesi adına her türlü çirkin tavrı sergileyecek, sonra da banka hesabını şişirip ülkesinin yolunu tutacak. Bu Bjelica’nın bugüne kadar gösterdiği tavrın özeti bu… Ayrıca Çaykur Rizespor maçından sonraki yeni takım olma mazeretini uydururken, rakibin kadrosunun nasıl oluştuğunu hiç düşündü mü bu Bjelica? Trabzonspor yönetiminin beğenmediği için takımın başına getirmediği İlhan Palut, neredeyse hiç kimsenin ismini bilmediği 2’ncı ya da 1’nci ligde oynamış genç çocukları takıma toplamış. Onların yanına da yine çok düşük maliyetli yabancıları toplamış… Hem de Süper Lige yeni çıkmış, adeta toplama takım yapmış ve ne istediğini Trabzonspor’dan çok daha iyi bilen bir takım ortaya koymuş… Palut çok ucuz oyuncularla bir takım oluştururken, sen onların 4-5 katı pahalı isimleri aldırmana rağmen hala mazeret üretmekten geri durmuyorsun…
***
BJELİCA GÖNDERİLMELİ DOĞRU TEKNİK ADAM BULUNMALI
Bakın Trabzonspor 2019-20 sezonunda bir büyük skandalla başlamıştı lige… Bir sezon önce takımı şampiyonluğa oynatan, kupa finaline çıkaran ve yanına verilen teknik adamların yanışına ara transferde rezil 5 oyuncu transferiyle birlikte altı oyulan Hüseyin Çimşir’in yerine İngiliz futbol soytarısı Eddie Newton’u getirdi. Takım kupayı kazanınca Newton adeta el üstünde tutuldu. Transfer mevsiminde bu ismin talepleri doğrultusunda birçok oyuncu alındı. Premier Ligin ne kadar çöp ismi varsa Trabzonspor’a toplandı. Sonra ne oldu. Takım rezil futbol oynadı, berbat sonuçlar aldı. Ligde 6’ncı hafta oynanırken 17’nci sırada yer aldı ve küme düşme korkusunu hissetmeye başladı. Ama yönetim erken uyandı. Hemen işine son verdi ve Abdullah Avcı ile yola devam etti. Keşke başka bir isim olsaydı. Çünkü Trabzonspor’un ekonomik yıkımı Newton ile başladı ve Avcı ile doruğa yükseldi. Trabzonspor’un şampiyonluğu tüm defoları örtmeye yetti. Neyse, şimdi de yeni Eddie Newton olarak Nenad Bjelica görülüyor. Tavırlarıyla, davranışlarıyla, uygulamalarıyla, transfer talepleriyle Trabzonspor’u çukura düşürecek bir isim olarak tarihe geçecek. Başkan Ertuğrul Doğan ve yönetimi hiç gurur yapmadan bu isimle bir an önce yolları ayırmalıdır. Kuşkusuz bir tazminat ödenecektir bu isme… Ama unutmayın bu Bjelica kalırsa Trabzonspor’da yaratacağı ekonomik tahribat 50 milyon Euro’yu aşacaktır. Ve belki de Bordo-Mavili takım tarihinin en acı günlerini yaşayacaktır.
Biz tarihe not düşelim. Birkaç milyon Euro tazminat mı, 50 milyon Euro zarar ve prestiji yerlerde sürünen bir Trabzonspor mu?
Karar Başkan Doğan ve yönetimin!...
Bu arada bir not daha düşelim; Şayet Nenad Bjelica gibi maceracı bir isim gönderilirse yerine doğru, düzgün ve Trabzonspor’un DNA’sına uygun bir teknik direktör göreve getirilmelidir. Ama bu isim kesinlikle Sergen Yalçın gibi kompleksli, tembel ve ilişkilerinin iyi olduğu belli menajerlerden oyuncu transferi yapmayı çok isteyen bir isim olmamalı…
Biz tarihe not düşelim de!
Yorumlar
Kalan Karakter: