MHP grup toplantısında konuşan Devlet Bahçeli, gündeme yönelik değerlendirmelerde bulundu.
Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
HİÇ KİMSENİN SIRTINA BİNMEDİK, HİÇ KİMSEYİ DE SIRTIMIZA BİNDİRMEDİK
Cumhur İttifakı olarak konuşup tartışarak orta yolun, makul çözümün, yeni sistemin doğasını zedelemeyecek tamirat ve onarımın karşılıklı anlayış ve uzlaşmayla yapılacağının inancına ve iradesine de sahibiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın bahse konu açıklamasını çarpıtıp Cumhur İttifakı etrafında tezvirat ve tefrika imal eden fırsat düşkünü meczuplara da prim vermeyiz, itibar etmeyiz, bunları adam yerine bile koymayız. Bazı zeka ve vicdan özürlülerin, “Erdoğan, Bahçeli’yi sırtından atacak mı?” diye yazı kaleme almaları, AK Parti ile MHP arasında sorun olduğundan bahsetmeleri, fitne tezgahı açmaları alçak bir teşebbüs, namert bir telaffuzdur. Allah’a çok şükür siyasi hayatımız boyunca hiç kimsenin sırtına binmedik, hiç kimseyi de sırtımıza bindirmedik. Onun bunun sırtından geçinen keneler bizi anlayamaz, anlasa da anlatmaya takatleri yetmez, yetemez. Yük aldık, yük olmadık; bedelse ödedik, yeri geldi şehadet düştü hissemize, ne gam ne tasa katiyen şikayet etmedik, önce ülkem ve milletim demekten de asla vazgeçmedik.
CUMHURBAŞKANIMIZLA HİÇ KİMSE ARAMIZA GİREMEYECEKTİR
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’ne bakan vermedik, doğrudur. Ne var ki bu kabine Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin kabinesidir. Alacağı her kararın yanındayız, sefasına değil gerekirse cefasına talibiz. Milliyetçi Hareket Partisi tufeyli değildir, yancı değildir, ufakçı değildir, ulufeye talip değildir, ikbale meraklı değildir; Türklüğün, Türkiye’nin ve Türk milletinin serdengeçti şuuru, son kalesi, tüm çareler tükendiğinde düşmana sıkılacak son kurşunudur. Bilmeyen varsa tekrar hatırlatayım; Sayın Cumhurbaşkanımızla diyaloğumuz hasbidir, harbidir, haysiyetlidir, hakseverlik üzerinedir, saygı ve sevgi temellidir, hiç kimse de aramıza giremeyecektir. Cumhur İttifakı’yla ilgili polemik ve spekülasyon yapan kara sinek tabiatlı güruhun durumu aynısıyla şudur: 'Sineğin akıllısı kiraza biner şehre gider, sineğin aptalı gübreye düşer bunlar gibi ahıra girer.' Cumhur İttifakı’nda pazarlık yoktur. Cumhur İttifakı’nda ihtilaf yoktur. Cumhur İttifakı bir planın ürünü, sipariş edilmiş bir projenin üretimi değildir.
PARTİMİZDEN İHRAÇ EDİLEN BİR ŞAHISLA BİLE AYNI KAREYE GİRMEYE İÇİMİZ ACISA BİLE SES ÇIKARMADIK
Sayın Cumhurbaşkanımızın 14 ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde başarıya ulaşması için her özveriyi gösterdik, kiminle istiyorsa görüşüp temas kurmasına destek verdik, hatta partimizden ihraç edilen bir şahısla bile aynı kareye girmeye içimiz acısa bile ses çıkarmadık. Sanıyorum herkes mesajı aldı ve anladı, ne diyeceğimi merak edip karmaşa ve kavga bekleyenler külahı kafalarına ters giyerek arkalarına bakmadan nifak mevzilerine tekrar geri dönmek zorunda kaldı. Bu bedhahlara, bu gafillere diyorum ki, buradan size ekmek çıkmaz. Dedikodu çarkınız bize sökmez, ittifakımızı öğütemez, önümüzü de kesemez.
CHP GENEL BAŞKANI MAALESEF KUKLADIR, KUKLACI İSE İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI MAKAMINDA OTURAN ZATTIR
Madde atomlardan, zaman anlardan oluşur. Bir olay iki anda yaşanmaz, yaşanamaz. Hayat ve fizik kuralları bunu söylese de, siyasette bir olayın iki anda yaşanması mümkün ve muhtemeldir. CHP’ye bakınız, göreceğiniz budur. İYİ Parti’ye bakınız, fark edeceğiniz de budur. CHP’nin yeni Genel Başkanı aslında siyasi birikim ve deneyim çerçevesinde pek ciddiye ve dikkate alınacak birisi değildir. HEDEP’e uzattığı zeytin dalı, İYİ Parti’yle ortak payda arayışı, zillet masasını tekrar kurma anlayış ve amacı geçmişin birebir kopyasıdır. CHP’de yeni bir şey yoktur. Hamamda kurna, düğünde zurna beğenmeyen bugünkü CHP yönetimi her şeye karşı, geçmişine karşı, işin özünde karşıya bile karşıdır. Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkanı’nın İstanbul Kadıköy’de bir operaya HEDEP’lilerle birlikte katılması, sahne alan ve Kürdistan’dan bahsedip Türkiye’yi işgalci diye karalayan sözde bir sanatçının elini öpmesi utanç verici bir ayıp ve rezalettir. Öpecek eli tanımayanların milletten tekme yemeleri mutlaktır. CHP gerçekten de sömürgeleşmiş, vesayet zincirine vurulmuştur. Bir bölücünün saygıyla elinin öpülmesi CHP’nin mazisini inkar, Türkiye’ye rest çekmektir. Bu sefil fikri kimin verdiği az çok bellidir. CHP Genel Başkanı maalesef kukladır, kuklacı ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamında oturan zattır. Onun da ipini tutanlar iç ve dış husumet cephesidir. CHP’de patron çıldırmış, tasfiye işlemi hızlanmış, yağma vites yükseltmiş, Atatürk’ün partisi kapanın elinde kalmıştır. Bizim üzüntümüz siyasetteki kirlilik ve yozlaşma, muhalefetteki dağınıklık ve pespayeliktir. Bu durum Türk demokrasi kültürünü erozyona uğratmaktadır. Bununla bağlantılı olmak üzere, son dönemlerde sosyal medya, yazılı ve görsel medya kanalıyla gözümüzün içine sokulan bohem hayatlar, bayağı heyecanlar, ilkel dürtüler, sonradan görme hayasızlar, harcadığı paranın kaynağı meçhul şaibeli kişiler toplumsal ahlak ve huzuru tehdit etmektedir. Bunun adı hiç şüphe yok ki özgürlük olamaz, bu şekilde yorumlanamaz. Sosyal medya fenomeni diye takdim edilen bazı süfli tiplerin Türk ve İslam değerleriyle taban tabana zıt yaşantıları mücadele edilmesi gereken kokuşmuşluk alametidir. Temiz toplum, temiz siyaset, temiz vicdan ertelenemez bir mecburiyet, hepimizin de mükellefiyetidir. Siyasi ahlaktaki ağır buhranlar, azınlıkta da olsa toplumsal bünyede sürekli gösterime sunulan servet, şöhret ve şehvet tutkunlarının rezillikleri milli birlik ve dayanışma hisarlarımızı aşındırmaktadır. Alın teri dökülmeden, emek sarf edilmeden, helal-haram ayrımı yapılmadan ve bir yolla elde edilen servet düzeyindeki paraların pervasızca ortalığa saçılması, gösteriş için harcanması milletimizde haklı tepkiye neden olmaktadır. Toplumsal hassasiyetleri kaşımanın ve insanlarımızın sinir uçlarıyla oynamanın hiç kimseye bir yararı olmaz, böylesine bir imtiyazları da olamaz.
HİÇ KİMSE TÜRK POLİSİNİ TÖHMET ALTINDA BIRAKAMAZ
İYİ Parti Başkanı Şile’de düzenlenen istişare toplantısında Türk polisini hedef alarak korkunç bir iddiada bulunmuştur. Nitekim huzursuzluk ve hezimet sarmalındaki bu hanımefendi şöyle demiştir: "Oteli olan polis müdürleri var. O otellerde fuhşun ötesi öksüz kızlar çalıştırılıyor. Bunlara karşı olduğumuz için, bunlara göz yummadığımız için İYİ Parti'ye psikolojik harp uyguluyorlar.” Fırtınaya tutulan İYİ Parti’nin şu anki dalgalı ve krizli hali pek tabii bizi ilgilendirmiyor. Herkes kalbinin ekmeğini yer. Hz. Mevlana’ya atfedilen şu söz bizim için çok kıymetli ve manidardır: “Eden kendisine eder; yapan bulur ve çeker. Unutma, kazanmak koca bir ömür ister. Kaybetmeye ise anlık gaflet yeter.” Efendimiz de bakınız ne söylemişti: “Üzülme, kim sana ne yaşatmışsa o da onu yaşayacak; bu dünya etme bulma dünyasıdır.” Çok söze gerek yoktur, anlayan ne demek istediğimi zannederim anlamıştır. Para-pul işlerinin takdirini de İYİ Parti’ye oy verenlerin ve milletimizin vicdanına havale ettiğimi huzurlarınızda ifade ediyorum. Gelelim İP Başkanı’nın polis müdürleriyle ilgili iddiasına, bu iddianın ispatlanması muhatabı için bir siyasi onur meselesidir. Hiç kimse Türk polisini töhmet altında bırakamaz. Sözü söyleyip de ucunu açık bırakmak pişkinlik ve kurnazlıktır. Otellerinde fuhuş yaptıran polis müdürleri kim ya da kimlerdir? İP Başkanı bunu açıklamak mecburiyetindedir. Açıklamazsa müfteri olarak anılacak ve kendine de yakışanı yapmış olacaktır.
Yorumlar
Kalan Karakter: