Antalyaspor maçının son 60 dakikasında kötü oynamasına rağmen kazanan, Galatasaray karşısında ise rakip kaleye tek şut bile çekemeyen ve Nenad Bjelica yönetiminde hiç kimseye en küçük bir güven vermeyen Trabzonspor’un komşu ilin takımı Çaykur Rizespor maçında beklenti, iyi futbol ve 3 puandı.
Ancak maç öncesi 11’ler açıklandığında Enis Bardhi gibi geçen sezonun başından itibaren aldığı hiçbir görevi yerine getiremeyen, takımı sahada 10 kişi bırakan ve bu görüntüsünü yeni sezonda sürdüren Enis Bardhi’nin, Bjelica’nın torpillisi gibi yine sahaya sürülmesi, takımın tek kreatif ismi Abdulkadir’in ise kulübeye çekilmesi şaşkınlık nedeniydi. Kuşkusuz Abdulkadir, Galatasaray maçında kötüydü ama Bardhi daha kötüydü.
Kourbelis ve Bakasetas da berbattı. Burada kulübeye çekilmesi gereken tek isim Bardhi’ydi ama Abdulkadir tercihi Bjelica’nın iyi niyetini sorgulamaya neden olacak bir uygulamaydı. Bir de yine iki maçta da kötü oynayan Umut Bozok’un yerine Enis Destan’ın düşünülmemesi Bjelica’nın genç isimlere karşı negatif bakışının göstergesiydi ve bu teknik adamla Trabzonspor’un bu sezon işinin hiç de kolay olmayacağını söylemek abartı olmaz sanırım. Umarım yanılırım…
Neyse artık maça geçelim…
Karşılaşma başladığında sanki uzun yıllardır Süper ligde mücadele eden bir Çaykur Rizespor gördük. İlk dakikalardan itibaren Trabzonspor’dan hiç çekinmeden futbolu çirkinleştirmeden, etkili paslarla gol aradılar. Bordo-Mavililerin rahat pas yapmasını engellediler. Birkaç pozisyon buldular ama final paslarını iyi yapamadıkları için sonuç alamadılar. Bu fırtına atlatıldıktan sonra Trabzonspor oyunda dengeyi kurar gibi oldu fakat rakip kalede etkili olacak tek atak geliştirilemedi. Bordo-Mavili ekipte soldan Eren Elmalı zaman zaman iyi bindirmeler yaptı, ceza alanına da etkili ortalar yaptı ama bunlar sonuç vermedi. Aynı Eren, savunma görevinde ise tam bir rezaletti. Savunduğu kanat elek gibiydi. Çaykur Rizespor’un tüm tehlikeli ortaları bu bölgeden geldi.
ÇOK KÖTÜ BİR TAKIM VARDI SAHADA
Trabzonspor’un savunmasının sağında oynayan Larsen de, Zeqiri karşısında çaresiz bir görüntü verdi. Bu oyuncu hücuma çıkamadığı gibi, savunmada da birçok pozisyon hatasıyla birlikte ilk yarıdaki hem futbolun, hem de sonucun sorumlularından biri olarak öne çıktı. Savunmanın göbeğinde oynatılan Benkovic ve Rayyan Baniya tank gibi ağırlar ve sürekli rakiplerini kaçırıyorlar.
Ne duran toplarda ileri çıktıklarında bir tek kafa vuruşu yapabildiler, ne kendi kalelerindeki tehlikeler karşısında varlık gösterebildiler. Hüseyin ve D:ensw-il ikilisi, bunlara göre dünya yıldızı denebilir hani!... Benkovic orta sahada oyunu kurmaktan aciz, birçok pası rakibe gitti. Bakasetas uzun top kullanırken etkili ancak oyunu yönetmekte zayıftı. Bardhi her zamanki bildiğiniz gibiydi… Visca sakatlığın etkisinden kurtulamamış, Umut Bozok tüm iyi niyetine rağmen Trabzonspor’un forveti olmadığını bas bas bağırıyor. İlk kez 11’de yer alan Teklic’in de takıma katkı vermesi için on fırın ekmek yemesi gerekir sanırım…
Sonuç olarak Trabzonspor ilk yarıda takım olarak ne savunmayı, ne hücum organizasyonlarını doğru dürüst yapabildi. Çaykur Rizespor ise dinamik görüntüsünün yanında orta sahada Miktat, sol kanatta Zequri, sağ dışta Muhammet, Trabzonspor’u felç eden isimlerdi. Savunma da hatasız oynadı.
BJELİCA UYANANA KADAR MAÇ KAYBEDİLDİ
Bordo-Mavili takımın teknik direktörü Nenad Bjelica ne kadar kötü bir 11 sahaya sürdüğünü takım 2-0 geriye düşünce anladı ama bu işe yaramadı. Bjelica Larsen ve Teklic’i kenara alıp, Mehmet Can Aydın ve Fountas’ı sahaya sürdü. Bu değişiklik ilk önce etkisini gösterdi. Özellikle Fountas ikinci yarının başında iki etkili atakta, kaleyi yokladı, birinde Gökhan Akkan, diğerinde savunma gole izin vermedi.
Sağbekte görev alan Mehmet Can Aydın ise harika bir ikinci yarı çıkardı. Larsen’in çok üzerinde bir bek olduğunu gösterdi. Hem savunmada kusursuzdu, hem de hücuma katıldığında yaptığı ortalar ve attığı sürpriz şutların yanında takım arkadaşlarıyla top alışverişindeki becerisi çok olumluydu.
Trabzonspor bu iki oyuncunun etkisiyle oyunu rakip alana yıkıp, Eren Elmalı’nın yarattığı pozisyon ile de penaltıyı kazanınca ve Bakasetas ile farklı bire indirince çok umutlandı. Fakat her şey Bordo-Mavili ekibin lehine gelişirken, Eren Elmalı’nın yerini kaybetmesi ve Benhur’un bomboş kaleciyle karşı karşıya attığı gol her şeyi berbat etmeye yetti.
Bjelica belki de ikinci yarının başında yapması gereken değişiklikleri 69’ncu dakikada gerçekleştirdi. Abdulkadir ve Enis Destan, Visca ile Umut’un yerine oyuna dahil oldu.
Abdulkadir hızıyla, çabukluğuyla, dripling yetenekleriyle oyunu rakip alana yıktı. Enis de duvar pasları ve rakip savunmayı yıpratma özelliğiyle birlikte Çaykur Rizespor’un iyice kendi kale alanına gömülmesine neden oldu. Takım birçok pozisyon buldu.
Ceza sahasında karamboller yarattı. Enis Destan, Enes Bardhi’nin 90 dakikadaki tek olumlu ortasına harika yükselip kafayla golü atınca Trabzonspor yeniden umutlandı ama sonraki dakikalardaki baskı sonuç vermedi. Keşke Abdulkadir ve Enis ikinci yarının başında oyuna alınsaydı. Çünkü idman eksikliği basbas bağıran Fountas, ikinci yarının başındaki etkinliğini sonraki dakikalarda sürdüremedi ve takımı adeta 10 kişi bıraktı.
Sonuçta Trabzonspor, kendi sahasında oynadığı maçta mağlup oldu ve geleceğe dönük hiç de olumlu sinyaller vermedi. Bu noktada en son sözümü söylemek isterim ki bu Nenad Bjelica bu kulübün başına çok dertler açar…
Skordan bağımsız söylüyorum. Yönetim bir an önce bu isimden kurtulur ve Trabzonspor’u doğru yönetecek bir teknik adam bulursa, umutlarını yeşertebilir. Yoksa bu atmosfer Bjelica ile birlikte takımı bir felakete sürükleyebilir. Zararın neresinden dönersen kardır derler ya… Bu Bjelica, Trabzonspor’a çok daha büyük zararlar vermeden, biraz ekonomik kayıp, çok da sıkıntı olmaz sanırım.
Çünkü böyle devam ederse Hırvat hocayla birlikte bu kulüp hem ekonomik açıdan, hem prestij bakımından, hem de saha sonuçları yönünden büyük kayıplar verecektir.
Umarım yanlıştan en kısa sürede dönülür!
Yorumlar 1
Kalan Karakter: