Sezonu büyük bir hayal kırıklığıyla ve hiçbir kulvarda istediğini elde edemeden sonlandırmaya hazırlanan Trabzonspor, sezonun son büyük maçında İstanbul’da Fenerbahçe karşısına çıktı. Bordo-Mavililer üç açıdan maçı önemsiyordu.
Birincisi tam 26 yıldır Ligde İstanbul’da yenemediği rakibine bu kez sahayı dar etmekti. İkincisi, sezonun tesellisi olarak bu zorlu karşılaşmayı kazanmaktı. Maçın bir başka önemi de yeni Teknik Direktör Nenad Bjelica’nın ilk büyük maçından yüzünün akıyla çıkmasıydı. Fenerbahçe için ise maç tam bir ölüm kalım niteliği taşıyordu.
Çünkü bu maçta kaybedeceği 2 puan şampiyonluk yarışında havlu atmasına sebep olacaktı. Kazanması yarışı son haftalara kadar sürdürmenin işaret fişeği olacaktı. Ayrıca Jorge Jesis’un da takımın başında kalması ya da ayrılması biraz da bu maçın sonucuna bağlıydı. Sonuçta iki takım için de farklı ama önemli anlamlar yüklenen karşılaşmanın 90 dakikası heyecana, üst düzey bir mücadeleye gemeydi.
Her maçta olduğu gibi Bjelica yine şapkadan tavşan çıkarma anlayışını dizilişle gösterdi bize… Takım sahaya 3’lü savunmayla çıkarken, Bartra ve Hüseyin’in yanında Eren Elmalı yerleştirildi. Orta sahanın sağında Edin Visca, ortasında ise çift ön libero Doğucan ile Siopis oynarken, hemen önlerinde Marek Hamsik ve forvete yakın bölgede Abdulkadir görev yaparken, sol orta sahaya Larsen’in yerleştirilmesi anlaşılması zor bir tercihti. Forvette Umut Bozok tek başına iki uzun stoper Samet ve Salazai ile mücadele etmek zorunda kaldı. Tabii ki bu oyuncu iki güçlü stoper arasında kayboldu. Sadece bir pozisyonda kendini kurtarabildi ve onda da etkili oldu ama Larsen mutlak golü kaçırdı. Bjelica’nın amacı belki 6’lı orta saha ile rakibin kanat ve orta saha etkinliğini kırmaktı ama yine de sol orta sahada Trezeguet’i tercih edebilirdi diye düşünüyorum.
LARSEN O POZİSYONU NASIL GOL YAPAMAZ!
Maça daha etkili başlayan ve oyunu Trabzonspor sahasında yıkan Fenerbahçe’ydi. Zaten bu baskısının sonucunda da 18’lık Arda’nın nefis hareketlerden sonra Batshuayi’ye aktardığı topun gol olmasıyla birlikte erken öne geçmenin rahatlığını yaşadı. Ev sahibi ekip baskısını 30’ncu dakikaya kadar sürdürdü ama Bordo-Mavili ekip savunmayı güçlü yaptı ve rakibine fazla pozisyon vermedi. Bu süreçte özellikle takıma yeni dönen Visca, Abdulkadir ve Siopis’ten çok şey bekleniyordu ama bu isimler hücum anlamında beklentilerin altında kalınca Trabzonspor uzun süre pozisyon bulmakta bile zorlandı.
Maçın 30’ncu dakikadan ilk yarının bitimine kadar ise iki kalede de çok pozisyon vardı. Yani ilk 30dakikadaki Fenerbahçe oyun üstünlüğüne rağmen kısır pozisyonlar yerine, çok pozisyonlu, iki takımın da oyun dengesini kurduğu bir 15 dakika izledik. Ne yazık ki Hamsik’in vuruşunun gol olmaması, Larsen’in de özellikle 36’ncı dakikada neredeyse boş kaleye altı pasta atamaması ve zoru başarıp auta göndermesi belki de bu yarının kaderinin belirlenmesine neden oldu. Tabii ki ilk yarının son 15 dakikasında Fenerbahçe de pozisyon buldu ama onlar da bunları skora yansıtamadı. İlk yarına hakemin Trabzonspor adına bir korneri kaçırması dışında tartışılacak bir kararı olmadı. Zaten 45 dakikada hakemlik bir pozisyon da yoktu.
HIRVAT TEKNİK ADAM NEYİ İSPATLAMAYA ÇALIŞIYOR?
İkinci yarıya Trabzonspor’un daha etkili başlaması bekleniyordu. Çünkü ilk yarının son 15 dakikasında oyunda dengeyi kurarken, pozisyon zenginliği açısından da Fenerbahçe’den daha iyi duruma gelmişti. Fakat ne yazık ki Bordo-Mavililer beklenen patlamayı yapmaktan uzaktı. Maçın 57’nci dakikasında Fenerbahçe üst üste dört korner kullandı. Bunlardan üçünde Uğurcan eğer kalesinde devleşmeseydi gerçekten farklı bir şey konuşuyor olurduk. Bu pozisyonda Trabzonspor takım savunmasının ne kadar zayıf kaldığına da tanıklık etmiş olduk. Ama bir dakika sonra Milan Zajc gibi ekstrem olmayan bir oyuncunun iki kişiyi aynı anda çalımlaması düşündürücüydü. Bu pozisyonda Peres farkı ikiye çıkardı. Bu golden sonra Nenad Bjelica tam 4 oyuncuyu aynı anda değiştirdi. Orta sahanın lideri Hamsik’in yanında Umut Bozok, Doğucan ve Abdulkadir oyundan alındı. Yerlerine ise Bardhi, Gbamin, Trezeguet ve Gomez sahaya sürüldü.
Bjelica adeta, ^”Bakın ben oyuna nasıl da müdahale ettim” demek ister gibiydi. Oyuna sürülen 4 isimden sadece Trezeguet bir şeyler yapmaya çalıştı. Bardhi sahada hiç görülmedi. Bu isimden ne bekleniyor anlamadım gitti. Ve Lazar Markoviç’in niçin kenarda çürütülmeye terk edildiğini de merak ettim doğrusu… Fenerbahçe 71’nci dakikada Valencia ile farkı 3’e çıkarınca iyice rahatladı. Trabzonspor şayet kaleci İrfan Can Eğribayat’ın iki hatalı pası olmasa pozisyon bile bulamadan bu yarıyı tamamlayacaktı. Ama birinde Gbamin, diğerinde Maxi Gomez’in vuruşlarında İrfan Can hatalarını telafi etti ve gole izin vermedi. Trabzonspor’un, Trezeguet aracılığıyla kazandığı ve bu oyuncunun ayağından attığı golle skoru 3-1’e getirdi ama bundan fazlasını yapacak gücü yoktu. Sonuç olarak sezonun son büyük maçını da kaybeden Bordo-Mavililerin hayal kırıklığı süreci devam ettiğini bir kez daha görürken, yeni teknik direktör Nenad Bjelica’nın bir sihirli değneği takıma değdirmesi bir kenara girdiği maceralar sonunda Trabzonspor’un canını yakmaya devam etti.
Yorumlar
Kalan Karakter: