Trabzonspor, geçen sezonun açık ara şampiyonu olarak yeni sezona başlarken, tüm futbol otoriteleri tarafından yine zirvenin en büyük adayı olarak görülüyordu. Öyle ki, 3 İstanbul büyüğünün önemli transferlerine rağmen, bu ekiplerin Bordo-Mavilileri zorlayamayacağı düşünülüyordu. Yeni sezon başladığında hazırlık dönemindeki kötü görüntü tüm düşünceleri değiştirirken, ardından Sivasspor karşısında Süper Kupa’da alınan 4-0’lık galibiyet, yeniden Trabzonspor’u zirvenin en güçlü adayı haline getirmişti. Ancak lig başladıktan ve Şampiyonlar Ligi Play-Off karşılaşmaları oynanırken, Bordo-Mavililerde geçen sezondan eser olmadığı dikkatlerden kaçmadı. Zaman zaman galibiyetlerin gelmesine rağmen, geçen sezonki coşkulu futbol, rakibi ezen, önde baskıyı mükemmel yapan ve tüm izleyenlere futbol keyfi sunan Trabzonspor’dan eser yoktu. Hatta ligde 13 maç itibarıyla 10 puan eksik toplayarak tam bir hayal kırıklığına neden oldu. Peki bu düşüşün sebepleri nelerdi. Sizler için derledik.
İŞTE TRABZONSPOR’UN DÜŞÜŞ NEDENLERİ
1-Trabzonspor için birçok kez gönüllerde ve UEFA’ya göre de bir kez şampiyon olmasına rağmen, Türkiye Futbol Federasyonu tarafından 38 yıl aranın ardından tescilli şampiyonluğa ulaşması, tüm camiaya inanılmaz bir doping olmuştu. Bu başarı yaşanırken, taraftarından yönetimine, teknik kadrosundan futbolcusuna ve yerel medyasına rağmen tüm camia bir büyük bütünlük sergiledi. Hatta İstanbul medyası bile Bordo-Mavililerin şampiyon olmasına sıcak bakıp, bu yönde teşvik etmesi de dikkatlerden kaçmamıştı. Nihayetinde herkesin beklediği şampiyonluk geldi.
2-Bordo-Mavililer, sadece teknik kadrosu ve futbolcusuyla değil, özellikle taraftarıyla şampiyon olmuştu. Birinci haftadan başlayıp, 38’nci haftaya kadar müthiş bir taraftar sinerjisi vardı. Şampiyonluk ile birlikte bu sinerji büyük bir enerji boşalmasına sebep oldu. Adeta 8.7 şiddetinde bir depremde yer kabuğundaki enerji boşalması Trabzonspor camiasında yaşandı. Yani 38 yıllık resmi özlemin yarattığı büyük coşku, geçen sezon taraftarın da, sahadaki futbolcunun da, yönetimin de ve teknik kadronun da enerjisini tüketmişti. Bu sezona aynı enerjiyle ve büyük bir sinerji yaratarak başlayamadı.
3-Başta Başkan Ahmet Ağaoğlu ve Asbaşkan Ertuğrul Doğan olmak üzere, bu isimlerin yanında Abdullah Avcı da, şampiyonluğun gelmesindeki en büyük etkinin kendilerinde olduğunu düşündü. Bu başarıyı gerçek anlamda tüm camianın eşit paylaşması gerekirken, kulübü ve takımı yöneten isimler başarının neredeyse tek sebebi olduklarını düşündüler. Bu da önce transfer mevsiminde, sonra da maçlar devam ederken hatalar yapmaya başladılar.
4-Her başarımız sonuca bir kılıf arandı. Özellikle Teknik Direktör Abdullah Avcı sürekli sakatlıkların etkisine ve üst üste maç yapılmasına sığınıp, çözüm üretme yerine, sorunun teşhisini yanlış koymada buldu kurtuluşu… Sezon devam ederken, yönetimin hiç gereği yokken Abdullah Avcı’ya büyük zamlar yaparak, sözleşmesini 3 yıl uzatması da teknik ekipte bir rehavetin doğmasında önemli etken oldu. Çeşitli nedenlerle lige her ara verildiğinde 2 veya 3 gün yerine 4 hatta 5 gün tatil tercih edildi. Adeta lige devre arası tatili verilmiş gibi bir tavır sergilendi.
5-Birkaç sezonda yapılan sayısız transferin sonunda şampiyonluğa ulaşabilecek bir kadro oluşturulurken, aynı kadronun en önemli parçaları da dahil olmak üzere takımdan ayrıldılar. Ya da bizzat Abdullah Avcı’nın raporu doğrultusunda satıldılar, ya da kiralık gönderildiler. Öyle ki, lig ve Avrupa yarışı başladıktan sonra bile Cornelius, Berat Özdemir ve Kouassi gibi isimler bile satışla gönderilip, paraya tahvil edildiler. Ahmet Can Kaplan gibi takımın bel kemiği olması gereken genç savunma oyuncusu bile bütçe dengesi için elden çıkarıldı. Takımın hücumdaki en önemli silahı Nwakaeme’nin etkinliğinin değeri anlaşılamadı ve bunun faturası ödendi. Şampiyon kadronun adeta tarumar edilmesinin faturası ağır ödendi. Oysa kadro istikrarı her şeyden önemliydi.
6- Asbaşkan Ertuğrul Doğan ile Teknik Direktör Abdullah Avcı kafa kafaya verip, kadro mühendisliği yapmaya kalktılar. Takımın temel taşlarının yerine transfer ettikleri ve büyük iş yapacağı düşünülen oyuncular, beklentilerin çok altında kaldı. Öyle ki gol bölgeleri için alınan La Liga patentli Maxi Gomez ligde sadece 1 gol atabildi. Geçen sezonun gol kralı oyuncusu Umut Bozok da, çok etkisiz kaldı, o da gol bölgelerinde tam bir hayal kırıklığı oldu.
7-Geçen sezon takımın önemli silahları olarak kabul edilen ve sakatlanan Edin Visca ile birlikte sağbek Bruno Peres’in etkinliğinde oyuncu çıkmadı. Peres’in yerine transfer edilen Danimarka Milli takım patentli Larsen, halefini çok arattı. Stoper bölgesi için çok umut bağlanan Marc Bartra, takım arkadaşlarıyla uzun süre uyum sağlayamadığı gibi, bireysel hatalarıyla takıma çok gol yedirdi.
8- Transfer mühendisliği yapılırken ön liberoya ve orta alana çok sayıda yığılma yapılırken, sağbek, sol bek ve sağ kanat için gerekli takviyeler yapılamadı, ya da altyapıdan bu bölgelerin doldurulması çalışmasında bulunulmadı.
9- Geçen sezon takımın en önemli silahlarının başında olan ve kurtarılamayacak gol pozisyonlarındaki inanılmaz başarısıyla takımı ayakta tutan Kaptan-Kaleci Uğurcan Çakır, bu sezona sakatlığından dolayı kötü başladı. Toparlanana kadar çok puan kaybedildi. Daha sonraki süreçte de, geçen sezonki performansına ulaşması mümkün olmadı.
10- Çok büyük umutlarla transfer edilen Yusuf Yazıcı, beklentilerin aksine inanılmaz kötü performans gösterdi. Bu oyuncudan hiç yararlanılamadı. Neredeyse oynadığı her maçta takımı 10 kişi bıraktı. Aynı şekilde Edin Visca gelene kadar takımın en önemli silahlarından biri olan Djaniny Semedo’daki düşüş devam etti. Öyle ki, geçen sezonun gölgesi bile olamadı ve bunun yanında tek bir gol atamadı, bir tek asist yapamadı.
11- Abdulkadir Ömür gibi kreatif bir oyuncu da, geçen sezon sergilediği futbola yaklaşamadı bile… Bu sezon sadece 1 gol, 1 asistle oynayan 23 yaşındaki, “Yerli Messi” olarak anılan Abdulkadir’de anlaşılmaz bir tutukluk dikkatlerden kaçmadı. Bu oyuncunun beklentilerin çok altında olması da, takımın hem futbolunu, hem de sonucunu olumsuz etkiledi.
12- Abdullah Avcı, ne yazık ki, takıma daha korkak futbol oynattı. Geçen sezon 90 dakika sahanın her yerinde rakibe baskı yapan ve rakibe nefes alma şansı tanımayan takım yerine, topu ayağında tutmaya çalışan, yana, geriye oynayan ve bıktırıcı paslar yaparken, rakip savunmanın da kolay yerleşmesine sebep olan oyun anlayışı da Bordo-Mavilileri olumsuz etkiledi. Takım gol attığı gibi, skoru koruma telaşına kapılınca da gol yiyerek kaybedilen puanlara zemin hazırlandı.
13-Geçen sezonun özellikle başında İstanbul’un 3 büyük kulübünün, Avrupa Kupalarında oynaması ve hiç beklenmedik puan kayıplarından dolayı, Trabzonspor’un zirve yarışında neredeyse 10’ncu haftada yalnız kalması, sadece Konyaspor ile mücadele vermesi ve bu ekibin de kolay lokma olması, oysa bu sezon şampiyonluk mücadelesinin çok daha çetin geçmesi de bir başka handikap oldu. Öyle ki 14’ncü hafta sonunda Fenerbahçe liderlik koltuğunda otururken, Galatasaray ve Beşiktaş da tüm iddiasıyla zirvede yer alarak Bordo-Mavililere zorluk çıkarmayı sürdürüyor.
14-Abdullah Avcı yönettiği takımlarda, iki ayrı kulvarda mücadele verilirken, başarısız ya da vasat görüntü içinde olduğu dikkatlerden kaçmıyor. Geçen sezon Bordo-Mavili takım Avrupa’da ve Türkiye Kupası’nda mücadele ederken, ligde de olumsuz sonuçlar alıyordu. Aynı şey bu sezon da hem Avrupa’da, hem de Ligde maçlar olduğunda yaşandı. Bu da Avcı’nın takımı iki kulvara eşit oranda, fiziksel, psikolojik ve taktiksel olarak hazırlayamadığının bir göstergesi oldu. Avcı’nın iki kulvara takımı hazırlaması gerektiğinin altı çizildi.
15-Geçen sezonun şampiyonu olan Trabzonspor karşısında rakipler çok daha temkinli oynarken, önlemlerini de almakta zorluk yaşamıyorlar. Bordo-Mavili takım ancak rakip oyuncuların kaptırdığı toplarla sonuca ulaşıyor. Ya da duran top veya penaltılarla sonuç alabiliyor. Oyunu kurarak, rakip savunmayı dengesiz yakalayarak sonuca gitme noktasında önemli sorunlar yaşanıyor.
DERLEME: ADNAN SUNGUR / Trabzonx
Yorumlar
Kalan Karakter: