Trabzon’da asırlık bir aile geleneğiyle süt ürünleri sektöründe faaliyet gösteren iş insanı Mehmet Karadeniz, bölgedeki hayvancılığın ve süt üretiminin geleceğine dair Trabzonx Haber Sitemizin İmtiyaz Sahibi Hasan Bahadır’a önemli açıklamalar yaptı. Hasan Bahadır’ın sorularını yanıtlayan Karadeniz, “Süt sektörü alarm veriyor” dedi.
İşte Karadeniz’in o açıklamaları:
YAYLA VE KÖYLERDEKİ SÜTLERİ TERCİH EDİYORUZ
Soru: Süt ürünleri sektörünün en büyük avantajı nedir? Yöresel süt kullanmanız ürünlerinize nasıl yansıyor?
Cevap: En büyük avantajımız tamamen yöresel süt kullanmamız. Üretimde Trabzon'un doğasından, yaylalarından ve köylerinden gelen sütleri tercih ediyoruz. Bu nedenle ürünlerimiz diğer bölgelere göre daha lezzetli, daha kaliteli ve daha doğal oluyor. Trabzon'da özellikle Tonya, Şalpazarı ve Beşikdüzü gibi ilçelerden gelen sütler, hayvan ırkı ve doğal beslenme koşulları sayesinde yüksek kaliteye sahip. Kullandığımız sütün kalitesi doğrudan ürettiğimiz tereyağı ve peynirlere de yansıyor. Bu nedenle Türkiye genelindeki birçok ürüne göre daha kaliteli ürünler ortaya koyduğumuza inanıyoruz.
ÜÇ KUŞAKTIR SÜRDÜRÜYORUZ
Soru: Bu meslek aile geleneğiniz mi?
Cevap: Evet. Bu işi üç kuşaktır sürdürüyoruz. Dedemden babama, babamdan bana geçti. Hatta ailemizin bu işle uğraşması dedemin babasına kadar uzanıyor. Yaklaşık 100 yıllık bir geçmişimiz var. Bu kadar uzun yıllardır aynı işi yapıyor olmak büyük bir avantaj. Çocukluktan itibaren işin içinde yetişiyorsunuz. Edindiğimiz tecrübe sayesinde bölgenin en kaliteli ürünlerini üretmek için büyük emek veriyoruz.
GÜNLÜK 20 TON SÜT ÜRETİYORUZ
Soru: Günlük ne kadar süt işliyorsunuz? Hangi ürünleri üretiyorsunuz?
Cevap: Günlük ortalama 20 ton süt işliyoruz. Üretimimizin tamamı yöresel süt ürünlerinden oluşuyor. Telli peynir, kolot peyniri, dil peyniri, kaşar peyniri ve tereyağı başta olmak üzere bölgeye özgü birçok ürün üretiyoruz.
KENDİ BÖLGEMİZDEN TEMİN EDİYORUZ
Soru: Sütü nasıl temin ediyorsunuz? Başka illerden de alım yapıyor musunuz?
Cevap: Sütü tamamen bölgedeki köylerden temin ediyoruz. Köylerde bizim adımıza çalışan süt toplayıcıları bulunuyor. Onlar üreticilerden sütü topluyor ve nakliye organizasyonunu sağlayarak işletmemize ulaştırıyor.
FİYATLARI ULUSAL SÜT KONSEYİ BELİRLİYOR
Soru: Süt fiyatlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cevap: Süt fiyatları Ulusal Süt Konseyi tarafından belirleniyor. Biz de belirlenen referans fiyat üzerinden, sütün yağ ve protein değerlerini dikkate alarak üreticiden alım yapıyoruz.
GİRDİ MALİYETLERİ ÇOK YÜKSELDİ!
Soru: Mevcut süt fiyatları üretici açısından yeterli mi?
Cevap: Bana göre yeterli değil. Türkiye'de girdi maliyetleri çok yükseldi. Bizim bölgemizde hayvancılık büyük çiftlikler şeklinde değil, daha çok aile işletmeleri tarafından yapılıyor. Özellikle çay ve fındığın yetişmediği yüksek kesimlerde insanlar geçimlerini sağlayabilmek için hayvancılıkla uğraşıyor. Ancak yem başta olmak üzere üretim maliyetleri çok arttığı için süt üreticisi emeğinin karşılığını alamıyor. Kazandığı gelir çoğu zaman sadece geçimini sağlayacak seviyede kalıyor.

YEM FİYATLARI ÜRETİCİYİ ZORLUYOR
Soru: Süt üreticisinin bugün yaşadığı en büyük sorun nedir?
Cevap: En büyük sorun kesinlikle girdi maliyetleri. Özellikle yem fiyatları üreticiyi çok zorluyor. Yem maliyetleri arttıkça üreticinin kârlılığı düşüyor. Sonuçta üretici emeğinin karşılığını alamıyor ve sadece ayakta kalabilecek kadar gelir elde edebiliyor.
TRABZON’DA BİTME NOKTASINA GELDİ
Soru: Sektörün geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Cevap: Açık konuşmak gerekirse Trabzon'da süt hayvancılığı bitme noktasına geldi. Bugün bu işi yapanların büyük bölümü ileri yaşta. Gençler ise hayvancılığa ilgi göstermiyor. Çünkü bu meslek artık ekonomik olarak cazip görülmüyor. Çok emek veriliyor ancak karşılığında yeterli kazanç elde edilemiyor. Benim görüşüme göre, gerekli önlemler alınmazsa 10-20 yıl sonra Trabzon'da hayvancılık büyük ölçüde sona erecek.
EN BÜYÜK MALİYET KALEMİ YEM
Soru: Bunun temel nedeni nedir?
Cevap: Hayvancılık ancak yem üretiminin de yapılabildiği bölgelerde ekonomik olarak sürdürülebilir oluyor. Büyük çiftliklerin bulunduğu yerlerde üretim profesyonel şekilde yapılıyor. Bizim bölgemizde ise en büyük maliyet kalemi yemdir. Bunun yanında enerji ve ambalaj maliyetleri de sürekli artıyor. Özellikle ambalaj sektörünün petrole bağlı olması nedeniyle son yıllarda maliyetler ciddi şekilde yükseldi. Bir miktar gerileme yaşansa da fiyatlar hâlâ oldukça yüksek seviyede bulunuyor. Bu nedenle hem üretici hem de sanayici açısından üretim yapmak her geçen gün daha da zorlaşıyor. Bu şartlar değişmediği sürece sektörün geleceği konusunda iyimser olmak maalesef mümkün görünmüyor.
HAYVANCILIK ZORUNLULUKTAN YAPILIYOR
Soru: Üreticilere nasıl destek sağlıyorsunuz? Devletin bu konuda nasıl bir politika izlemesi gerekiyor?
Cevap: Devletimizin hayvancılığa yönelik çeşitli destekleri var. Ancak bölgemizde bu desteklerin amacına tam olarak ulaştığını söylemek zor. Çünkü Trabzon'da süt hayvancılığı zaten oldukça sınırlı. Bölgemizde hayvancılık tamamen zorunluluktan yapılıyor. Çay ve fındığın yetişmediği yüksek kesimlerde insanlar geçimlerini sağlayabilmek için hayvancılıkla uğraşıyor. Bu bölgelerde başka bir üretim alternatifi olmadığı için insanlar otlakları değerlendirerek hayvan yetiştiriyor. Sahil kesimlerinde ise durum tamamen farklı. Beşikdüzü, Vakfıkebir, Araklı, Sürmene ve Of gibi çay ve fındığın yoğun olduğu bölgelerde neredeyse hiç büyükbaş hayvancılık yapılmıyor. Hayvancılık yalnızca yüksek rakımlı yerleşimlerde devam ediyor.
SÜT ÜRETİMİ 400 TONDAN 50 TONA DÜŞTÜ!
Soru: Hayvancılığı sürdüren son kuşağın da sektörden çekildiği yönünde görüşler var. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Cevap: Ne yazık ki bu tespit doğru. Bugün hayvancılığı sürdürenler daha çok eski kuşak. Gençler bu işe yönelmiyor. Mevcut üreticiler de faaliyetlerini bıraktığında bölgede süt üretiminin büyük ölçüde sona ereceğini düşünüyorum. Yaklaşık 20 yıl önce yalnızca Tonya Havzası'nda günlük 400 ton civarında süt üretimi yapılıyordu. Bugün ise bu rakam yaklaşık 40-50 ton seviyelerine geriledi. Bu tablo devam ederse önümüzdeki 20 yıl içinde Trabzon'da süt hayvancılığı neredeyse tamamen ortadan kalkabilir.
DEVLET ÜRETİME YÖNELİK DESTEK SAĞLAMALI
Soru: Bu gidişatı tersine çevirmek için devletin nasıl adımlar atması gerekiyor?
Cevap: Öncelikle hayvancılığı yeniden cazip hale getirecek politikalar uygulanmalı. Ancak bunun yolu doğrudan nakit destek vermek değildir. Bence devlet üreticiye para yerine üretime yönelik destek sağlamalıdır. Özellikle hayvan ve yem desteği çok daha etkili olur. Verilen hayvanların ve desteklerin takibi de artık teknoloji sayesinde kolaylıkla yapılabiliyor. Böylece desteklerin amacı dışında kullanılmasının da önüne geçilebilir. Nakit desteklerde ise bu kontrolü sağlamak mümkün olmuyor. Verilen para çoğu zaman üretime değil farklı ihtiyaçlara harcanabiliyor. Bu nedenle desteklerin doğrudan üretime yönelik olması gerektiğini düşünüyorum.
FINDIKTA BAKIM YAPAN YÜKSEK VERİM ALIYOR
Soru: Aynı yaklaşım diğer tarımsal ürünler için de geçerli mi?
Cevap: Kesinlikle. Bugün birçok tarımsal destek üretime göre değil, arazi büyüklüğüne göre veriliyor. Bu sistem doğru değil. Örneğin aynı büyüklükte iki fındık bahçesi düşünün. Bir üretici bahçesine iyi bakıyor ve yüksek verim alıyor, diğeri ise bakım yapmadığı için çok düşük verim elde ediyor. Buna rağmen her ikisi de aynı arazi desteğini alıyor. Oysa destek üretim miktarına göre verilse, üretici daha fazla üretmeye teşvik edilir.
HEM ÜRETİM ARTAR HEM MALİYET AZALIR
Soru: Sizce nasıl bir destek modeli uygulanmalı?
Cevap: Devlet üreticiye "Ürünü üret, bana teslim et, desteğini de buna göre al." demeli. Örneğin üretici ürününü Toprak Mahsulleri Ofisi gibi kamu kurumlarına teslim eder, aldığı destek de üretim miktarına göre belirlenir. Devlet daha sonra bu ürünleri değerlendirerek yem üretiminde kullanabilir ve yetiştiricilere daha uygun fiyatlarla ulaştırabilir. Bu sistem hem üretimi artırır hem de aracı maliyetlerini azaltır. Bugünkü uygulamada ise araziye göre ödeme yapılıyor. Bazı üreticiler üretim yapmasa bile destek almaya devam ediyor. Bu durum üretim yapan çiftçi açısından adil değil. Bana göre desteklerin tamamı üretime ve verime dayalı olmalı. Böylece hem üretici daha fazla üretmeye teşvik edilir hem de ülke tarımı uzun vadede daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşur.
TARIM MÜDÜRLÜĞÜ DÜZENLİ DENETİMLER YAPIYOR
Soru: Kaliteli ürün üretimi için üreticilere nasıl destek sağlıyorsunuz? Ürünlerinizin doğal üretimini ve kalitesini nasıl garanti ediyorsunuz?
Cevap: Ürünlerimizin kalitesini öncelikle kendi kontrol sistemimizle takip ediyoruz. Üretimin her aşamasını titizlikle denetliyoruz. Bunun yanında İl Tarım ve Orman Müdürlüğü de düzenli denetimler gerçekleştiriyor. Yetkililer haftalık olarak işletmemize geliyor, numune alıyor ve gerekli analizleri yapıyor. Sadece işletmede değil, piyasadan da ürün alarak kontrollerini sürdürüyorlar. Dolayısıyla hem kendi denetim mekanizmamız hem de resmi kurumların kontrolleri sayesinde ürün kalitesini güvence altına alıyoruz.

TONYA TEREYAĞI COĞRAFİ İŞARETLİ BİR ÜRÜN
Soru: Coğrafi işaret ve yöresel ürünler konusunda çalışmalarınız var mı?
Cevap: Bölgemizin en önemli değerlerinden biri Tonya tereyağıdır. Tonya tereyağı zaten coğrafi işaret tesciline sahip bir ürün. Bunun dışında işletmemiz adına yürüttüğümüz farklı bir coğrafi işaret çalışması bulunmuyor.
MARKA HEDEFİMİZ VAR AMA
HAMMADDE SORUNUMUZ VAR
Soru: Trabzon süt ürünlerini Türkiye genelinde daha güçlü bir marka haline getirmek için çalışmalarınız var mı?
Cevap: Elbette böyle bir hedefimiz var. Ancak en büyük sorunumuz ham madde yetersizliği. Kısa süre önce İstanbul'da düzenlenen büyük bir fuara katılmam için davet aldım. Fuar oldukça önemliydi ve birçok zincir market ile alıcı yer alacaktı. Ancak ben bu fuara katılmanın şu an için doğru olmayacağını düşündüm. Çünkü ürün talebi oluştuğunda bunu karşılayabilecek üretim kapasitemiz yok. Markalaşmak ve yeni pazarlara açılmak önemli ancak yeterli üretiminiz yoksa bu sürdürülebilir olmuyor. Öncelikle ham madde sorununu çözmemiz gerekiyor.
MEVCUT ŞARTLARDA İHRACAT MÜMKÜN DEĞİL
Soru: İhracat hedefiniz var mı?
Cevap: İhracat elbette her üreticinin hedefidir. Ancak mevcut şartlarda bunun mümkün olduğunu düşünmüyorum. Türkiye'de süt ve süt ürünlerinin üretim maliyetleri oldukça yüksek. Avrupa'daki birçok ülkede tereyağı ve süt ürünleri bizden çok daha düşük maliyetlerle üretiliyor. Bu nedenle uluslararası pazarlarda fiyat açısından rekabet etme şansımız oldukça düşük. Bugün nasıl et ve bazı süt ürünlerinde ithalat yapıyorsak, bunun temel nedeni de üretim maliyetlerinin yüksek olmasıdır.
TÜKETİCİLER HEM TEREYAĞINI HEM DE
PEYNİRİ AYNI İLGİYİ GÖSTERİYOR
Soru: Tüketiciler en çok hangi ürünlerinizi tercih ediyor?
Cevap: Tereyağı ve peynir arasında belirgin bir ayrım yapmak zor. Tüketiciler her iki ürüne de yoğun ilgi gösteriyor. Aslında bu iki ürün birbirini tamamlıyor. Bölgenin doğal sütünden üretildiği için hem tereyağı hem de peynir aynı kalite anlayışının bir parçası.
GENÇLER İSTERSE HAYVANCILIK
ÖNEMLİ BİR GELİR KAPISI OLABİLİR
Soru: Gençlere bu sektöre yatırım yapmaları konusunda ne önerirsiniz?
Cevap: Bölgemizde hayvancılık giderek azalıyor. İnsanlar üretimi bıraktığı için birçok mera ve otlak artık kullanılmıyor. Eskiden büyük değer taşıyan yayla otlakları bugün boş durumda. Bakım yapılmadığı için bu alanlar atıl kalıyor. Oysa gençler için burada önemli bir fırsat var. Bugün asgari ücretle çalışan bir genç, dört veya beş sağlıklı süt ineğiyle benzer bir gelir elde edebilir. Üstelik çalışma süresi de sanıldığı kadar uzun değil. Sabah, öğle ve akşam olmak üzere yaklaşık birer saatlik bakım yeterli olabiliyor. Devletin hayvancılığa yönelik çeşitli teşvikleri de mevcut. Bu desteklerden yararlanarak küçük ölçekli ama verimli bir işletme kurulabilir.
DOĞRUDAN TÜKETİCİYE SATIŞ DAHA
YÜKSEK KAZANÇ SAĞLAYABİLİR
Soru: Genç girişimciler için başka hangi fırsatlar bulunuyor?
Cevap: Bugün bölgemizde süt üretimi az olduğu için kaliteli ürün üretenler doğrudan tüketiciye satış yapabilir.
Örneğin çiğ sütün litresini üretici belirli bir fiyata satıyor. Ancak aynı süt kaliteli şekilde işlenip doğal tereyağı veya peynir olarak tüketiciye ulaştırıldığında çok daha yüksek katma değer oluşturuyor. Kaliteli ve güvenilir bir yerel marka oluşturabilen üreticiler, doğrudan satış modeliyle önemli gelir elde edebilir. Bu nedenle gençlerin sadece hayvancılığı değil, markalaşmayı ve katma değerli üretimi de düşünmeleri gerektiğine inanıyorum. Böylece hem kendi ekonomilerine katkı sağlarlar hem de bölgedeki üretimin yeniden canlanmasına destek olurlar.
Soru: Devletten ve yerel yönetimlerden beklentileriniz nelerdir?
Cevap: Yerel yönetimlerin destek kapasitesi sınırlı. Gerektiğinde makine desteği veya küçük çaplı teknik yardımlar sağlayabiliyorlar ve bu konuda yardımcı da oluyorlar. Ancak hayvancılık ve üretim gibi büyük ölçekli sorunların çözümü yerel yönetimlerin imkânlarını aşıyor. Bizim asıl beklentimiz devletten. Öncelikle ekonomik şartların iyileşmesi gerekiyor. İnsanların alım gücü yükselirse üretim ve tüketim de canlanır. Ayrıca bankaların faiz oranları hem çok yüksek hem de finansmana erişimi zorlaştırıyor. Üreticinin ve yatırımcının önünü açacak ekonomik düzenlemelere ihtiyaç var.
EN BÜYÜK ENDİŞEMİZ HAM MADDEYE ULAŞAMAMAK
Soru: Önümüzdeki beş yıl için sektör adına en büyük hedefiniz ve en büyük endişeniz nedir?
Cevap: En büyük endişem ham madde sorunu. Daha önce de söylediğim gibi, mevcut gidişat devam ederse Trabzon'da süt üretimi önümüzdeki yıllarda çok daha azalacak. Bölgede yeterli süt bulunmazsa ham maddeyi başka illerden temin etmek zorunda kalacağız. Ancak bu da taşıma maliyetlerini artıracağı için sürdürülebilir bir çözüm olmayacaktır. Böyle bir durumda işletmemizi, süte daha kolay ulaşabileceğimiz başka bir bölgeye taşımak zorunda kalabiliriz. Asıl endişem bu. Satış konusunda önemli bir problem yaşamıyoruz. Sorun tamamen ham maddeye ulaşmakta.
ÜRETİM AZALINCA MALİYET DAHA DA YÜKSELİYOR
Soru: Ham madde yetersizliği işletmenizi nasıl etkiliyor?
Cevap: Üretim kapasitesi düştükçe maliyetlerimiz artıyor. Bugün 10 ton süt işlesek de, 20 ton ya da 30 ton işlesek de işletmenin birçok sabit gideri değişmiyor. Üretim azaldığında bu giderler daha az ürünün üzerine dağıldığı için birim maliyet yükseliyor. Ham maddeyi başka şehirlerden getirmek ise nakliye maliyetini artırıyor. Böyle bir durumda üretimi burada sürdürmek yerine, süt kaynağına yakın bölgelerde üretim yapmak daha ekonomik hale geliyor. Zaten son yıllarda birçok süt işletmesi de bu nedenle üretimin yoğun olduğu bölgelere taşınmaya başladı.
KÖYLER YENİDEN CANLANDIRILMALI
Soru: Tarım ve Orman Bakanı size üç öneri sunmanızı istese neler söylerdiniz?
Cevap: Öncelikle köylerin yeniden canlandırılması gerektiğini söylerdim. Ancak bu yalnızca hayvancılığı destekleyerek mümkün olmaz. İnsanların köylerden göç etmesinin en önemli nedenlerinden biri çocuklarının daha iyi eğitim almasını istemeleri. Taşımalı eğitim sistemiyle öğrenciler köylerden şehir merkezlerine taşındı. Bunun yerine eğitim imkânları köylerde güçlendirilseydi insanlar yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalmazdı. Eskiden köy okulları dolup taşardı. Bugün ise öğrenci sayısı yetersiz olduğu için birçok okul kapandı. Eğitim ve sosyal imkânlar güçlendirilirse insanlar yeniden köylerde yaşamayı tercih edebilir. Köyde yaşayan insan yalnızca hayvancılık yapmaz. Tarım üretir, sebzesini yetiştirir, hayvanını besler ve kırsal ekonomiye katkı sağlar. Bu nedenle kırsal yaşamı yeniden cazip hale getirecek politikalar uygulanmalıdır.
TURİZM SADECE İKİ AYLIK BİR SEZONLA SINIRLI
Soru: Aynı zamanda turizm sektöründe de faaliyet gösteriyorsunuz. Bölgedeki turizmi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cevap: Turizm sektöründe de işletmemiz var ancak bu işe planlı şekilde girmiş değiliz. Biraz şartların getirdiği bir süreç oldu. Bölgemizde turizm sezonu yaklaşık iki ay sürüyor. Geriye kalan on aylık dönemi ise bu iki aylık gelirle finanse etmeye çalışıyoruz. Bu da işletmeler açısından oldukça zor bir süreç oluşturuyor. Turizmle doğrudan uzun yıllardır ilgilenen biri değilim. Ancak işletmeci olarak gördüğüm en önemli sorun, sezonun çok kısa olması ve yılın geri kalanında işletmelerin ayakta kalmakta zorlanmasıdır. Bu nedenle bölge turizminin sadece yaz aylarına bağlı kalmayacak şekilde çeşitlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Yorumlar
Kalan Karakter: