Trabzonspor'un İngiliz futbolcusu John Lundstram, Trabzonspor Dergisi'nin 224'üncü sayısına röportaj verdi. Önemli açıklamalar yapan 30 yaşındaki futbolcu, kendisini lider bir oyuncu olarak tanımladı. Lundstram sahada kazanmak için her şeyini ortaya koyduğunu dile getirdi.
İşte o röportaj:
Senin boksa ilgi duyduğunu, hatta ringe de çıkıp antrenman yaptığını öğrendik. Boksla ilgin ne seviyede? Boksun ne tür faydalarını gördün?
Sanırım aileden geliyor. Amcalarımın çoğu boksördür. Sadece babam gerçek manada futbol oynadı. Geldiğim şehir orta sınıf, mücadeleci bir şehir. Bu ilgi bölge yapısından da kaynaklanıyor sanırım. Futbolun dışında bir ilgi alanı. Bazen uzaklaşmak iyi gelebiliyor.
İngiltere’de ‘lider, cesur, yüksek enerjili, pes etmeyen, beyin’ şeklinde ifadeler kullanılıyordu senin için. Futbol tarzını ve enerjini nasıl değerlendiriyorsun?
En önemlisi sanırım her zaman her şeyimi ortaya koyuyor olmamdır. Sadece maçlarda değil, her bir antrenmanda dahi. Bir antrenörün birlikte çalışabileceği en çalışkan oyunculardan birisi olduğumu düşünmekten hoşlanırım. Ben bir liderim ve liderlik yapabilirim. Kötü bir oyuncu olmadığımı da düşünüyorum. İngiltere’de İskoçya’da oynadım, artık tecrübeyle alakalı da yol kat ettim. Tecrübenin beraberinde liderliği de getirdiğini düşünüyorum. Elbette esas olan, insanlara sizinle alakalı söyledikleri şeyleri çıkıp sahada göstermelisiniz.
Özellikle Rangers taraftarı ile müthiş bir uyum yakalamıştın ve sana çok güveniyorlardı. Bu nasıl gerçekleşti? Trabzonspor taraftarı ile ilgili neler düşünüyorsun?
Sanırım bu ilişkiyi sahada kurmak benim görevim. İyi performans sergilemeliyim, bunu yaparsam takımın performansına katkı sağlayacağım ve bu da takımın maç kazanmasını sağlayacaktır. Bu ilişkiyi daha da ilerletebilmek için hep iyi oynamalıyım ve elbette neler yapabileceğimi de göstermeliyim. Rangers taraftarlarıyla olan ilişki harikaydı. Fakat bu yıllar içinde gelişen bir ilişkiydi ve daha çok iyi gidişat ile alakalıydı. Benim Trabzonspor’da yapmayı hedeflediğim şey de bu. Umarım buradaki coşkulu taraftarlarımızın bana olan inancının karşılığını verebilirim ve ilerleyebilirim çünkü süreç boyunca onlara ihtiyacım olacak.
İngiltere’de bir dönem sana palyaço ayağı resimleri gönderilmiş ve bu durum gündem olmuştu. Bunun hikayesi neydi, niye palyaço ayağı?
Deplasmanda Tottenham Hotspur ile karşılaşmıştık. Ben o maçta bir orta yaptım ve gol attık. Fakat, ayak parmağım ile ofsayta yakalanmışım. VAR’da ayak parmağımın ucuyla 3 milimetre kadar ofsaytta kaldığım için gol iptal edildi. Bu nedenle insanlar palyaço ayağı diye şakalar yapmaya başlamıştı, ama daha çok VAR’ın çok kötü olduğunu söyleyerek şaka yapıyordular. Ayak tırnağıyla nasıl ofsayt olabilir? Dolayısıyla bir süre bu şaka devam etti, eğer gol iptal edilmeseydi maçı 2-1 kazanmış olacaktık.
Maç içinde uzun süren VAR kararını beklemek nasıl bir duygu, o sürede neler hissediyorsun?
VAR’ın oyunu daha iyi hale getirdiğini düşünmüyorum. Elbette VAR yokken de hakem kararlarında hatalar vardı. Fakat VAR geldiği halde hala hatalar oluyor. Bu hatalar devam ediyorsa VAR’ın gelmesinin nedenini anlayamıyorum. Eğer hakem bir kararla alakalı ekrana gidiyorsa, örneğin bir kırmızı kart pozisyonu, demek ki kart olduğunu veya olmadığını düşünenler var. Bence hakemin maçı kendi bildiği şekilde yönetmesine müsaade etmemiz ve bu şekilde ilerlememiz gerekir. Ayrıca, mesela gol attığınızda kutluyorsunuz ve daha sonra bu sevinç yarıda kesiliyor. Bekliyorsunuz, VAR karar veriyor, 10 dakika sonra tekrar kutluyorsunuz. Veya üzgünsünüz, VAR’ın kararıyla birden seviniyorsunuz! Böylece oyunun hızı, akışkanlığı kayboluyor. Bu çok ideal değil, dolayısıyla bunun değişmesindeki amacı göremiyorum.
Daha önce oynadığın ligleri değerlendirerek Türk futbolu ve Trabzonspor kulübü ile ilgili izlenimlerini öğrenebilir miyiz?
Trabzonspor’a gelirken takımın iyi futbol oynadığını, çok teknik ve iyi oyunculardan kurulu olduğunu biliyordum. Fakat lig bir bütündür. Çok iyi bir lig olduğunu düşünüyorum ve birçok takım iyi futbol oynuyor. Trabzonspor açısından üst düzey oyuncular var, antrenmanda bu üst seviye oyuncuları görüyorum. Fakat, yapmamız gereken şey maç günü sahaya çıkmak ve bunu daha çok göstermek. Büyük kulüplerde büyük de baskı oluyor ve her şey büyük oyuncuların iyi performans sergilemesine dayanıyor.
Hayatında zorlandığın ve pes etmeyi düşündüğün zamanlar oldu mu?
Dürüst olmak gerekirse pek de değil. Ben her daim iradesi kuvvetli biri olmuşumdur. Elbette hepimizin hayatta inişleri ve çıkışları oluyor. Fakat ben her zaman ‘bardağın yarısı dolu’ diyenlerden olmuşumdur. Ve her zaman ve her durumda çok çalışarak yola devam etmeye çalışırım. Gençken çok zorluklar yaşadım, o dönemlerde dünyanın size karşı olduğunu düşünürsünüz. Fakat konu bununla alakalı değildir. Asıl mesele çıkıp mücadele etmekle ve kendinize inanarak yolunuza devam edebilmekle alakalıdır. Sanırım ister futbolda olsun ister hayatta olsun en önemlisi de budur. Sadece kendinize güvenmeli ve yolunuza devam etmelisiniz.
Futbolda tecrübeli sayılacak yaştasın. Buna rağmen eksik bulduğun ve geliştirmeye çalıştığın bir yönün var mı?
Daha iyi olmaya ihtiyaç duymayan tek kişi sanırım Lionel Messi’dir. Elbette her zaman daha iyi olmam gerekiyor. Öğrenmek bitmiyor, daha iyi olmam gerek elbette şeyler var; topu dar alanda almak gibi. Hızlı ayaklarım yok. Belki topla hatlar arasında buluşmak gibi. Bunlarda gelişmeye ihtiyacım olabilir. Belki de daha fazla gol atma konusunda gelişmeliyim. Kariyerimde düzenli gol attığım bazı dönemler oldu. Bunu koruyabilmek bir gelişim olurdu. Ama bu söylediğim biraz daha ileriye dönük oynadığım zamanlardı. Fakat şimdi kendimi 6 numara olarak görüyorum. Ama sonuçta benim için en önemli şey çok çalışmaktır. Eski bir söz vardır: ‘Yetenek yeteri kadar çalışmazsa, çok çalışmak yeteneği alt eder.’ Bunun hayatımda sahip olduğum büyük bir meziyet olduğunu düşünüyorum.
Bir maçta rakiplerin hangi davranışını kabul edilemez olarak değerlendirirsin? Doğrudan karşılaşıp sinirlendiğin bir olay var mı?
Hiçbir zaman o çizginin ötesinde bir şey yaşamadım. Elbette provokasyon ve benzeri şeyler yaşıyorsunuz, ancak çizgiyi aşan hiçbir şey yaşamadım. Bence bir kez kişisel çizgi geçildikten sonra konu futbol oyununun ötesine geçiyor. Ama insanların yüzde 99’unun iyi olduğuna inanırım. Bu nedenle böyle bir durum daha önce hiç yaşamadım. Ancak, sanırım aile, etnik köken gibi konular kullanılmaya başlanırsa o zaman bir adım ileri gidilmiş oluyor.
Futbol geçmişini düşündüğünde pişmanlık duyduğun hareketin veya kararların oldu mu?
Evet, çok gençken keşke daha fazla açık açık konuşsaydım diyorum. Artık o an için yapılması doğru ya da yanlış bile olsa aklıma geleni söylemekten korkmuyorum, bir şey söylemem gerekiyorsa onu söylerim. Keşke bu özelliğim gençken olsaydı. Elbette tecrübe size öteki insanların saygısını kazandırıyor çünkü iyi bir seviyede futbol oynamışsanız insanlar fikirlerinize saygı duymaya başlıyor. Genç bir oyuncuyken üst seviyeye daha hızlı çıkabilirdim eğer biraz daha kendimi ifade edebilseydim. Çok fazla mütevazı olmaktansa yeteneğinin farkına varıp bunu açıkça dile getirmek doğrusuydu.
Unutamadığın maç veya unutamadığın gol hangileri?
Crystal Palace’a karşı attığım Premier Lig’deki ilk golüm derdim. Benim için muazzam bir andı. Elbette çocukken Premier Lig’de oynamak hayalimdi. Bunun olması, ailemin orada beni izlemesi kariyerimdeki en büyük anlardan biriydi. İkincisi de UEFA Avrupa Ligi yarı finalinde Leipzig’e karşı galibiyeti getiren golü atmamdı. Herhalde Premier Lig’de attığım golün de üzerindedir. O gece Rangers Futbol Kulübü’ndeki herkes için kader anıydı, ama galibiyeti getiren golü atan oyuncu olmak da benim en özel anımdı. O anı hiçbir zaman unutmayacağım.
Eğer yetkin olsaydı, futbolda değiştirmek veya yeni uygulamak istediğin bir kural olur muydu?
VAR gelince büyük bir değişim olurdu diye düşünüyordum. FIFA’nın şu anda kullandığı otomatik ofsayt sistemi de gayet iyi. Fakat, kararları tekrar tekrar kontrol etmek çok sinir bozucu. Herkesin futbol oyununu sevdiğini düşünüyorum. Onların oyunla alakalı gözünden düşen şey biraz VAR sistemi. Oyun bizi şuanda olduğumuz yere getirdi. Eğer bozulmamışsa o halde değiştirmeyin. Öte yandan, kalecinin topu elinde 6 saniyeden uzun tutması ile ilgili kurallar geliyor sanırım. Aslında bu iyi olurdu çünkü kaleciler o kadar uzun süre alıyorlar ki, topu her eline alışında 15 saniye. Genel olarak bütün futbolcuların skora göre vakit geçirmesi çok sinir bozucu. Belki bunu değiştirirdim.
Bir sporcunun hayatına asla sokmaması veya uzak durması gereken şey?
Bu zor bir soru çünkü ben yapmamam gereken her şeyi muhtemelen yapmışımdır (Gülüyor). Bir sporcusunuz ama aynı zamanda bir hayatınız da olmalı. Eğer futbolcu olmak istiyorsanız, bu tamamen kendinizi adamayla alakalı. Fedakarlık, fedakarlık. Fakat aynı zamanda genç oyuncular, genç insanlar açısından da düşünüyorum; bir hayatınız olmalı. Futbola dar bakış açısı ile bakarak arkadaşsız ve sosyallikten uzak olamazsınız. Çünkü bu işe başlayanların yüzde 99’u futbolcu olamıyor ve böylece çocukluğunuzu, çevrenizi kaybediyorsunuz. Bunun büyük bir problem olduğunu düşünüyorum. Aynı geçiş sürecini Everton’da yaşadım. Genç bir çocukken arkadaşlarımla dışarı çıkmayı çok severdim, ancak onlardan ayrılmak ve antrenmana gitmem gerekirdi. Bundan nefret ederdim. Futbola dönmeyi ne kadar çok sevsem de arkadaşlarımı bırakmak beni sinir ederdi. Bence sosyalleşebilmek için dengeli olmak gerekiyor. Dışarı çıkıp alkol almak gibi şeylerden bahsetmiyorum, ancak iş hayatınız kadar bir özel hayatınızın da olması gerekiyor. Sanırım bende bu denge oldukça iyiydi.
Forma numarası olarak farklı rakamlar tercih ediyorsun. Uğurlu bir rakamın ya da rakamların bir önemi yok mu senin için?
Yok çünkü ben batıl inançlara hiç inanmam. Numaraların benim için hiçbir anlamı yok. O an için hangisi müsaitse onu alırım. Batıl inanç ya da sırtınızdaki numarayla ilgili duygular size maç kazandırmaz. Bazı durumlarda hoş olabilir, mesela kızımın doğum gününü giysem mükemmel olurdu, ancak bu bize galibiyeti getirmeyecek. Dolayısıyla rakam sadece bir rakamdır. Her şey sahada neler yaptığınızla alakalı, sırtınızdaki numara ile değil.
Futbola başladığın dönemde idollerin var mıydı? Şimdi bunlara yeni isimler eklendi mi? İsim verebilir misin?
Evet, adeta Steven Gerrard ile büyüdüm. Zaten Liverpool’da aynı bölgeden geliyoruz. Ayrıca bir Liverpool hayranı olarak büyüdüm, Gerrard da Liverpool’da oynadı ve kaptanlık yaptı. Benim jenerasyonumdan herkesin hayran olduğu tek kişi odur, benim ve yaşıtlarım için bu böyledir.
Bir yandan ‘takıma sertlik getireceğim’ şeklinde açıklamaların var ama özel hayatta tam tersi, kırmızı güllerle dolu masada evlenme teklifi edecek kadar romantik olduğunu öğrendik. Futbol dışındaki hayatında nasıl birisin?
Ailesini seven her normal erkek gibiyim, herhangi bir insan gibi. Ailemle ve kızımla keyifli vakit geçiriyorum. Bu konuda inanılmaz bir desteğim olduğu için gerçekten çok şanslıyım. Arkadaşlarım, ailem… Hayatım detay verebilecek kadar heyecanlı değil. Futbol, ev ve kızımla oynamak. Hepsi bu. Gençlik yıllarım, heyecanlı zamanlar bitti. Şu anda hayatım aileme ve kızıma adanmış durumda.
Maça çıkmadan sana iyi geldiğini düşünerek yaptığın motive edici bir şey var mı?
Hayır, hiçbir şey. Özel bir şey yok. Geliyorum, hazırlanıyorum, sahaya çıkıp en iyisini yapmaya çalışıyorum. O gün için yapabileceğinin en iyisi. Tekmeliklerimi sağ ya da soldan başlayarak giymek gibi bir sıralamam bile yok. O an hangisini alırsam onu giyerim. Beyaz çizgiyi geçip sahaya girdiğiniz an, oynayacak olan sadece sizsiniz.
Türkçe öğrenmeye başladın mı bu konuda zorlanıyor musun?
Birkaç kelime biliyorum, ‘günaydın, afiyet olsun merhaba’ gibi, ayrıca restoranlarda öğrendiğim kelimeler de var. Türkçe çok farklı. Örneğin İspanyolca bilmiyorum, ancak benzer kelimeler oluyor. Ancak Türkçede durum tamamen farklı. Bu nedenle de zor. Ama eminim aksanımdan dolayı sizler de beni anlamakta zorlanıyorsunuzdur.
Asla affetmeyeceğin şey nedir?
Eğer sizin birisi için yaptığınız bir şeyi, o sizin için yapmaz ise bu durum beni çok sinirlendirir, rahatsız eder. Sevdiğim ve saygı duyduğum insanlara elimden gelen ne olursa yapacağımı düşünüyorum, ancak aynı şeyi siz göremediğinizde bu biraz üzücü oluyor. Elbette ki her türlü saygısızlık ya da benimle belli bir tarzda konuşulması hoş karşılanmaz. İnsanlar sizin niyetinize aynı şekilde karşılık vermez ise bu durum beni rahatsız eder.
Eğer futbolcu olmasaydın, hangi meslekte yaşamını sürdürürdün?
Gençken askeri eğitim almaya gitmiştim. En yakın arkadaşlarımdan birisi aynı zamanda denizciydi, bu nedenle belki de askeriyede bir şey olabilirdi. Bunun dışında belki kripto paralarla alakalı bir şey yapabilirdim. Boks da yaptım ama futbol dışında bir spor seçecek olsaydım, golfu seçerdim. Golfçü olurdum. Boksu seviyorum, ancak her gün yüzünüze darbe almaktansa golf sopasını sallamayı tercih ederim. Golf oynamayı çok seviyorum
Trabzon şehri, doğası ve yemekleri ile ilgili neler söyleyebilirsin?
Ülkemle burası arasında pek bir fark yok aslında. Ama buradaki yemekler çok daha iyi. Yemek harika, her gün şefe söylüyorum. En çok ustanın köftelerini beğeniyorum. Antrenmana sonrasında ailemle vakit geçiriyorum ve yürüyüş yapıyorum. Burası çok daha hoş çünkü plaj boyunca yürüyüş yapabiliyorum. Geldiğim yerde yapamıyordum, dolayısıyla burası daha huzur dolu. Çok sakin bir şehir. Yeni bir tecrübenin tadını çıkarmaya çalışıyoruz. En önemlisi ise restoranlar. Buradaki restoranlar çok çok daha iyi.
Sence dünyanın gelmiş geçmiş en iyi 11’inde kimler var?
Peter Cechc - Ashley Cole, Van Dijk, John Terry, Cafu - Gerrard, Pirlo, Messi, Ronaldinho - Cristiano Ronaldo, Ronaldo Nazario
Yorumlar
Kalan Karakter: