TESADÜFİ ŞAMPİYONLUK HERKESİN AKLANI BAŞINDAN ALDI
Trabzonx: Trabzonspor, tam 38 yıl aradan sonra geçen sezonu şampiyon tamamladı. Hem de rakiplerine 8 puan fark atıp 81 puan toplayarak tüm Türkiye’nin takdirini kazandı. Ayrıca Süper Kupayı da kazanmayı başardı ve bu sezonun da en büyük favorisi olarak kabul edildi. Tüm bunların bilinçli bir seçimin ürünü olduğu şeklinde düşünüldü, tesadüfler ve bir takım şansların bir araya gelmesiyle başarının yakalandığı gerçeği görülmedi. Artık kulübün çok iyi bir yola girdiği ve bundan sonraki süreçte sürekli şampiyonluklara ambargo koyulabileceği yanılgısına düşüldü, giden oyuncuların kalması için çaba harcanmadı, gelenlerle birlikte çok daha büyük başarılar elde edileceğine inanıldı, ortak akıl yerine, bireysel tercihler ön plana çıktı. Bunlarla birlikte de kulübün de takımın da şahlanacağı düşünüldü. Ancak işler hiç de beklendiği gibi gitmedi. Bordo-Mavililer son yıllardaki en başarısız dönemini yaşarken, bu süreçte yönetimden teknik kadroya, futbolcudan taraftara ve medyaya kadar herkesin büyük sorumluluğu olduğu gerçeği ortaya çıktı. İşte şampiyon bir takımın dağılışı ve perişan bir duruma gelişinin taşları böyle örüldü:
SAKATLIKLARÇARESİZ BIRAKTI,KADRO PLANLAMASI KÖTÜYDÜ
1-Geçen sezonun kadrosunda yer alan özellikle Cornelius’un gitmek isteğinin 6 milyon Euro bonservis bedeli tatlı geldiği için kabul edilmesi…Berat Özdemir ve Abdulkadir Parmak gibi orta sahadaki iki dinamik ismin takımdan ayrılması… Nwakaeme’nin çok yüksek bedel istemesinin yanında Abdullah Avcı’nın bu isme olumsuz bakması. Giden Nijeryalı oyuncunun yerine topu rakip kaleye taşıyacak, ayağında tutacak ve dripling yeteneğiyle rakip savunmaları zorlayacak bir oyuncunun alınmaması…
2-Takımdan bir çok futbolcu gönderilirken, alınanların sahada dinamik bir yapıya uygun mu uygun değil mi hiç dikkat edilmemesi…Önemli liglerden alınan futbolcuların genel olarak ‘Dünya yansa bir bağ otum yanmaz’ havası içinde olmaları… Zor anlarda liderlik ve isyan duygusuyla hareket edecek futbolcunun sahada bulunmaması..
3-Dorukhan Toköz ve Edin Visca gibi takımın iki önemli parçasının sakatlanması ve bu isimlerin boşluğunun doldurulamaması…Maxi Gomez’in gol bölgelerinde yetersizliği… Umut Bozok gibi sıradan bir futbolcunun bir kez Süper Lig gol kralı olmasından dolayı transfer edilmesi. Oysa daha eski yıllarda alınan tüm gol krallarının takımda hiçbir şey üretemedikleri bilgisinin eksik olması ya da bundan ders çıkarılmaması…
AVCI’YA BİAT, YÖNETİMDE İKİLİK, KÖTÜ ÇALIŞMANIN SONUCU
4- Yönetimin hem transferde, hem teknik yapılanmada, hem de tüm organizasyonlarda Abdullah Avcı’ya teslim olması… Onun iyi laf yapan ağzından çıkan sözleri kanun kabul etmesi, doğru dürüst uyarılmaması ve sürekli el üstünde tutulması. Bu isimle gereksiz yüksek maliyetli ve 3 yıllık süreyle sözleşme yenilenmesi. Bunun sonucu olarak da Avcı’nın artık ehli-keyif hareket etmesi, şampiyonluğun nimetlerinden uzun süre yararlanma isteği…
5-Başkan Ahmet Ağaoğlu ile Asbaşkan Ertuğrul Doğan arasında yaşanan çatışmaların artık sağır Sultan tarafından bile duyulması… Bu ikilinin anlaşamaması ve yönetiminde bu nedenle ikiye bölünmesi… Camianın akil insanlarına danışma gereği hiç hissedilmemesi, ‘Biz başarırız, biz yönetiriz” tavrıyla hareket edilmesi.
6- Geçen sezonu şampiyon bitiren Abdullah Avcı’nın her başarısız sonuçtan sonra sürekli, ‘Takıma hiçbir şey veremiyorum. Ne yaparsam olmuyor. Burada çok önemli sorunlar var” demesi ve çözüm üretmemesine rağmen zamanında kendisiyle yolların ayrılmaması… Avcı 8,5 milyon lira alıp ayrıldıktan sonra yardımcısı Orhan Ak ile yola devam edilmek istenmesi…
7- Bankacılık ve Yüksek Kurulu’nun daha önceki iki yılda gelirlerin yüzde 70’ine el koyup, futbolcuların ve teknik kadronun maaşını günü gününe yatırmasına karşın, bankalara olan borçların ana para ve faiz ödemesi sürecinin başlamasıyla tüm ödemelerin yönetimin uhtesine geçmesi. Futbolculara ödemelerin sürekli gecikmesi.. Daha önce hep zamanında paralarını alan futbolcuların bu nedenle motivasyonlarının bozulması… Birçoğunun FİFA’lık olma noktasına gelmesi, kulübe ihtar çekecek noktaya gelmeleri…
ÖDEMELER AKSADI, TAKIM İYİ ÇALIŞMADI, ÖZGÜVEN KAYBOLDU
8-Ödemelerin sürekli aksaması, verilen sözlerin yerine getirilememesinden dolayı teknik kadro ve futbolcuların yönetime olan güveninin bitmesi… Yeni gelen yönetimin de ancak Aralık ayı sonuna kadar olan borçları ödeyebilmesi, içeride 3 aylık paranın kalması, oyuncuların kendilerini güvencesiz hissetmesine sebep oldu, sahada da kendilerini zorlamaktan alıkoydu.
9-Takımın bu sezon özellikle fizik kondisyon açısından iyi hazırlanamaması… Takımda sık sık ve çok sayıda sakatlıklar yaşanması, oyuncuların 90 dakikayı çıkarmakta zorlanması…
10-Büyük umutlarla başlanan sezonda önce Şampiyonlar Ligi’nden, ardından da UEFA Avrupa Liginden elenmenin ardından şampiyonluk yarışından erken kopmanın yarattığı travmanın bir türlü anlatılamaması, oyunculara üst düzey psikolojik destek sağlanamaması…
11-Alınan her başarısız sonuçtan sonra oyuncunun öz güveninin azalması ve artık kazanmanın olanaksız hale geldiği düşüncesine sahip olarak sahada rakipler karşısında ezik oyun oynama noktasına gelinmesi… Her maça çıkılırken, ‘yine mi kaybedeceğiz?” korkusu, bunun gerçekleşmesine neden oldu.
YÖNETİM KİBİRLENDİ, TARAFTAR TERK ETTİ, MEDYA SEYRETTİ
12-Yeni yönetim belirlenirken futbolun bilge insanları ve Trabzonspor’u çok iyi yönetebilecek tarihi tecrübeye sahip isimlerin dışlanması… Ertuğrul Doğan’ın adeta arkadaş grubunu yönetim listesine alması ve yaşanan kaotik süreci yönetme becerisinin zayıf olması…
13-Bazı futbolculara gelen transfer tekliflerinden ve Trabzonspor’u kendilerini bırakacağını bildiklerinden dolayı artık sakatlanma riskiyle karşılaşmamak için kendilerini feda edercesine oynamaması, ipe un sermeleri ve profesyonelliklerini adeta unutmuş olmaları…
14-Geçen sezon takım şampiyon olurken büyük coşku yaşayan, tüm Dünyayı ayağa kaldıran, Akyazı Şenol Güneş Stadı’nı dolduran, karnaval havasıyla hareket eden taraftarın da enerjisinin tükenmesi…En küçük bir başarısız sonuçta anında futbolculara tepki göstermesi…Sahiplenmemesi…Nihayetinde başarılı sonuçlar gelmeyince tribünleri boşaltmaları, takımı yalnızlaştırmaları…
15-Trabzonspor şampiyon olurken yapılan fahiş hatalara rağmen sadece başarının büyüsüne kapılan, kulübün hangi yöne doğru evrildiğini ve sonunun nasıl da hüsran olabileceğini görmekten aciz, günü yaşayan, yapılan her transfere alkış tutan, yönetimi, teknik kadroyu uyarmayan bir medya… Sadece iyi sonuç alındığında futbolcuları ve teknik kadroyu kahramanlaştıran, kötü sonuçlarda ise hainleştiren bir gazetecilik anlayışının yarattığı bir sonuç…
Yorumlar
Kalan Karakter: