BAZI GERÇEKLER YANLIŞ DEĞERLENDİRİLİYOR
Trabzonspor, geçen sezonun aksine bu sezon oynadığı futbolla keyif vermezken, bunda hem Teknik Direktör Abdullah Avcı’nın şampiyonluğun etkisinde kalarak işine geçen sezonki gibi sarılmamasının, hem yapılan transferlerin beklentilere yanıt verememesinin, hem de takım bütünlüğü içinde çağın gerektirdiği futbolun oynanamamasının rolünün büyük olduğu kaydedildi. Bordo-Mavililer, özellikle geriye düştüğü maçlarda, rakiplerin de kendi ceza sahasına gömülmesi nedeniyle, baskı kurması v bunun sonucu da gol ya da goller bulması yanıltıcı olurken, takımın her yönüyle diri olduğu sonucuna da varılıyor. Ancak Trabzonspor’un özellikle rakibin kendi alanına çekilmediği anlarda aynı baskıyı kuramaması, hatta zaman zaman baskı yiyip kalesinde goller ve ve tehlikeler görmesi dikkatlerden kaçıyor. Peki Bordo-Mavililerde neler yanlış gidiyor. İşte gerçekler:
TAKIM OYUNUNDAN UZAK, BEKLER ÇALIŞMIYOR
1-Trabzonspor, günümüz futbolunun gerektirdiği hızlı, çabuk ve etkin olma özelliğini taşımıyor. Özellikle orta alandaki futbolcuların büyük bölümünün hızlı, çabuk olmaması bunda etkin rol oynuyor. Marek Hamsik, Bakasetas, Gbamin gibi isimler yetenekli, tecrübeli ve etkili ama çabuklukları yok, oyunu hızlı bir şekilde rakip ceza alanına yığamıyor. Rakibin özellikle orta alanda baskı yaptığında da top kaptırıp, kendi kalelerinde tehlike yaratılmasına neden oluyorlar. Bunun yanında savunmadaki futbolcular da benzer nedenlerle oyunu arkadan çabuk kuramıyor. Hücumdaki futbolcuların yeteneklerinin sınırlılığı da takımı olumsuz etkiliyor.
2-Bordo-Mavili takımın iki beki de şampiyonluk kovalayacak bir ekibi taşıyacak niteliklere sahip değiller. Hem Eren Elmalı, hem de Jean Larsen, hücuma gerekli desteği veremiyor. Modern futbolda iki bekin, hücuma katkı vermesi olmazsa olmaz olarak kabul ediliyor. Bu iki isim ileri çıktığında da etkili ortalar ya da paslarla birlikte forveti besleyemediği gibi, kötü kullanılan toplar sonucu atak yenirken de savunmaya dönmekte zorlanıyorlar. Ayrıca yerleşik oyunda da kendi bölgelerinden çok atak yenmesine de engel olamıyorlar.
ÖNDE OYNAYAN KANAT OYUNCULARI DA YETERSİZ
3-Trabzonspor’un önde oynayan kanat futbolcularının da oyuna katkıları çok az gözüküyor. Solda oynayan Trezeguet, aşırı bireysel futbolu tercih ediyor. Pas atması gerekirken, dripling yapmaya çalışıyor, dripling yapması gerektiği anlarda geriye oynuyor, ne zaman şut, ne zaman orta yapacağı konusunda oyun bilgisinin zayıflığı dikkat çekiyor. Sağ kanatta forma giyen Enis Bardhi, Djaniny Semedo, Abdulkadir Ömür gibi isimler de oyunun rakip alana yıkılması ve burada etkin pas ya da ortalarla rakip ceza alanının zorlanması noktasında büyük eksikler gösteriyorlar. Savunma anlayışlarının da üst seviyede olmadığı gözden kaçmıyor.
4- Savunmanın ortasında forma giyen özellikle Marc Bartra’nın zaman zaman kontrolsüz hareketleri, rakibin ceza sahası içinde ya da çevresinde sürekli tehlike yaratmasına sebep oluyor. Yenilen birçok gol, ya da kalede yaşanan önemli sorunların büyük bölümü Bartra’nın zamanlama ve müdahale hatalarından kaynaklanıyor. Vitor Hugo da son haftalara kadar bu oyuncuya ayak uydurmuştu ama son dönemlerde iyiye gitmesine rağmen, topu oyuna sokma noktasında eksikler yaşaması da takımın hızlı oyun oynamasını engelliyor.
AVCI ŞAMPİYONLUĞUN ETKİSİNDE KALDI OYUNU GELİŞTİRMİYOR
5- Teknik Direktör Abdullah Avcı, geçen sezon takımın şampiyon olmasının etkisinde kaldı. Formsuz ve sürekli mazeretler üretiyor. Bazen çok maç yapmaktan, bazen sakatların fazlalığından yakınıyor. Ancak birçok takım da fazla maç yapıyor ve çok sayıda sakatları var, teknik direktörleri mazeretlerin arkasına saklanmıyor. Avcı’nın ezberlenmiş bir oyun mantalitesi var ve bunu kıramıyor. Rakipler de bu oyun anlayışını çözdüğünde de takım sahada kilitleniyor. Abdullah Avcı her rakibe göre farklı oyun planlarını sahaya sürebilecek bilgi birikimine sahip olduğunu göstermeli… Durmadan mazeret üretmemeli, kendi eksiklerinin farkına vararak öne işe buradan başlamalı…
6-Trabzonspor geçen sezon şampiyon olurken, bunda en önemli etkenler Uğurcan Çakır, Anthony Nwakaeme ve Andreas Cornelius gibi oyunculardı. Uğurcan her maçta neredeyse 1 puandı. Kurtarışları takımı ayakta tutuyordu. Nwakaeme topu ayağında saklarken, vücudunu iyi kullanıp, rakip savunmaları perişan ediyor, sürpriz goller atıp, attırıyordu. Cornelius da müthiş hava topu hakimiyetinin yanı sıra arkadaşlarına duvar olma ve rakip savunmalara yaptığı öldürücü presle önemli işler yapıyordu. Sadece bu isimler değil, Ahmet Can Kaplan gibi etkin bir stoper, Berat Özdemir gibi orta sahada yerli alternatif bir isim ve daha birçok oyuncu satıldı. Ya da gitmelerine izin verildi. Şampiyon kadro dağıtıldı.
ŞAMPİYON DAĞILDI, TARAFTAR COŞKUSUNU KAYBETİ
7-Şampiyonlukta çok büyük önemi olan ve giden futbolcuların yerine alınanlar ise henüz onların gölgesi bile olamadı. Bu futbolcuların yerine transfer edilen, büyük paralar ödenen oyuncular, daha çok bireysel oyunla öne çıkmak istiyor, hiçbir alanda beklentileri karşılayacak oyunu ve mantaliteyi göstermiyorlar. Özellikle Umut Bozok, Marc Bartra, Maxi Gomez, Muhammed Trezeguet, Maxi Gomez, Enis Bardhi gibi isimlerden çok şey bekleniyor ama beklentileri karşılayacak futbolu oynayamıyorlar. Ya da gidenlerin özelliklerini taşımıyorlar. Hala daha takıma yabancı gibi duruyorlar. Taraftarın da geçen sezon çitayı yükseltmesinin stresi altında, giden oyuncuların yarattığı ambiyansın gölgesinde kalmanın sıkıntısını yaşıyorlar.
8-Trabzonspor’un geçen sezonki şampiyonluğunda en önemli etkenlerden biri de taraftarlardı. Taraftarlar bir yandan tribünleri hınca hınç doldururken, tezahüratları, futbolcuları motive etmeleri, yarattıkları ambiyansla birlikte sahada mücadele edenleri ateşlerken, rakipleri de ürkütüyorlardı. Sadece statta değil, şehirde ve nerede Trabzonsporlu taraftar kitlesi varsa farklarını gösteriyorlardı. Yani şalpiyonluğa susamış ve inanmışlardı. Bu sezon ise aynı coşkulu, etkili taraftar kitlesini görmek mümkün değil. Tribünler boşaldı, stada gelenler de en küçük bir hatada oyuncularına tepki gösterip, motivasyonlarını düşürme görevi üstleniyorlar. Bu da başarıyı olumsuz etkileyen bir sürece zemin hazırlıyor.
YÖNETİMİN BÜTÜNLÜK İÇİNDE OLMAMASI SIKINTI YARATTI
9-Yönetim, neredeyse yok gibi gözüküyor. Bordo-Mavililerde Başkan Ahmet Ağaoğlu ile Asbaşkan Ertuğrul Doğan’ın kulübü yönettiği, diğer isimlerin kritik birçok karardan haberi bile olmadığı ileri sürülüyor. Bu da yönetim bütünlüğünü, inanmışlığını, birlikte hareket ederek tüm sorunları ortak akılla çözme yolunu engelliyor. Hatta Başkan Ağaoğlu ve Asbaşkan Doğan arasında da sıkıntılar olduğu dile getiriliyor. Düşünün takımın Mayıs ayında kazandığı şampiyonluk primleriyle futbolcu alacaklarının bile geçen hafta ödendiği gerçeği ortada duruyor. Yönetim şampiyon takımın nimetlerinden yararlanırken, geçen sezonki coşkusundan uzak kalıyor ve bu da bir başka olumsuzluk olarak sahaya yansıyor.
10-Futbolun hücum ve savunma formasyonlarından oluştuğu, günümüz futbolunda tüm futbolcuların oyunu iki yönüyle oynamasının şart olduğu gerçeğinden hareketle Bordo-Mavili takımı oluşturan futbolcuların önemli bölümünün bundan uzak bir yapı sergilemeleri de takım başarısını engelliyor. Sık sık maç yapılması, sakatlıkların çokluğu, idman formasyonunun tartışmalı olması da olumsuzlukların başka nedenleri olarak sahaya yansıyor. Abdullah Avcı’nın bu oyuncu kadrosuna yeni bir vizyon çizememesi de, saha içine yansıması gereken heyecanı azaltan etkenlerden biri olarak kabul ediliyor. Takım neredeyse tüm umudunu duran toplardan atılacak gollere, ya da rakip takım oyuncularının anlamsız hatalarını fırsata çevirmeye odaklanmış bir görüntü çiziyor.
DERLEME: ADNAN SUNGUR/ Trabzonx
Yorumlar 2
Kalan Karakter: