Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Başkanı Erkut Çelebi, vaatlerinin çoğunu yerine getirdiğini, bu dönemde yaptıklarının üzerine devam etmeyi planladığını, önümüzdeki dönemde eksik kalanları tamamlamayı ve yeni projelerle iş dünyasına katkılar sunmayı hedeflediğini ifade etti. Erkut Çelebi, sanayi ve ticaretten ulaşıma, bir türlü hayata geçirilemeyen Yatırım Adası’ndan turizme, OSB’ler ve limandan şehrin birçok gündemdeki konularına kadar bir çok soruyu içtenlikle yanıtladı.
VAATLERİN ÇOĞU GERÇEKLEŞTİ
Seçimden önce neleri vaat ettiniz, hangilerini gerçekleştirdiniz?
“Seçim öncesi vaatlerimizin çoğunu gerçekleştirdik. En önemli meselelerimizin başında Yatırım Adası ve Endüstri Bölgesi geliyordu. Yatırım Adası mevzuatı tamamlandı ve tüm resmi işlemler hazır durumda. Eksik olan tek şey yatırımcı. Yatırımcı bulunduktan sonra projeyi hayata geçirebiliriz. Bu, bizim kendi bünyemiz için çok zor, büyük bir yatırımcı ya da hükümet desteği gerekiyor. Eğer buradan bir sonuç alamazsak Büyükşehir Belediyesi ile ortak bir proje planlıyoruz.”
DEPREM SONRASI RAFA KALKTI
“Bizden önceki yönetim döneminde bu proje gündeme geldi ama devlet bütçesine koyulamadı. Deprem sonrası devlet yatırımları başka bölgelere kaydı ve burası rafa kalktı. Bizim dönemde de bütçeye koyamadık, fakat proje vizyon olarak Trabzon için çok önemli. Orta ve yüksek teknoloji ürünleri üretilecek bir alan olacak. Şu anda Milli Emlak’tan büyük bir alan kiraladık ve tüm resmi işlemler tamam. Henüz yatırım yapılmadı, dolgu gibi çalışmalar yok. Harcanan para proje için önemli olmasa da resmi işlemler için gerekliydi. Proje devam ediyor. Öncelikli düşüncemiz hükümet veya büyük yatırımcı ile yapılması. Yatırımcılar burada yatırım yapmaya sıcak bakmıyor; avantajlar sağlanmalı. Projenin amacı ticari kazanç değil, teknolojik yatırımları çekmek. Ücretsiz alan verilirse firmalar gelir, satılırsa gelmez. Samsun örneği önümüzde... Orada yatırım adası firmalara belli teşviklerle veriliyor ve elektrikli otomobil üretimi gibi projeler geliştiriliyor. Bizim projemiz de orta ve yüksek teknoloji, medikal veya savunma sanayi ürünlerini üretecek firmalara uygun olmalı. Sıradan bir Organize Sanayi Bölgesi (OSB)gibi olursa, bu kadar yatırım yapılmasına değmez. Alanın kendine özgü teşvikleri ve cazibesi olursa, değer kazanır. Projenin böyle olmasını istiyoruz.”
B PLANI BELEDİYE İLE BERABER
“Devlet şu anda yatırım yapamayacaksa, alternatif planlar düşünmemiz gerekiyor. Belediye ile görüştüğümüzde, denizin içine yapılacak yapıların derinliği farklı bölgelerde değişiyor. Ana yapıları kıyıya yakın bölgeye yapabiliriz. Üniversiteyle yapılan çalışmalarda, arındırılmış toprak veya nitelikli dolgu kullanabileceğimiz gösterildi. Bu alan belediye tarafından dolgu sahası olarak kullanılabilir. Fore kazıklarla sağlamlaştırma yapılması şart; hem arındırılmış toprak hem nitelikli dolgu kullanılabilir. Belediye dolgu için ücret alır ve gerekli altyapıyı sağlar. Arsanın bir kısmı ticari bir şirket tarafından kullanılabilir, bir kısmı belediyeye devredilebilir. Belediyeye devredilen alan, firmalara hibe şeklinde verilmelidir, satış yapılmamalıdır. Aksi takdirde teknoloji yatırımı yapacak firmaları çekmek zorlaşır. Kısa sürede çözümler üretmek kolay değil. Projenin başlangıcında olan önceki dönem başkanları ve ilgili bakanlarla görüşmeler yapıldı. Şu anda bekleme aşamasındayız ve hükümetle birkaç görüşme daha yapılacak. Eğer sonuç alınamazsa alternatif bir plana geçilecektir. Projeyi unutmamak gerekiyor. Yapılan harcamalar ve çalışmalar göz önüne alındığında, proje buraya kadar gelmişken rafa kalkamaz. Samsun örneğinde olduğu gibi denizi doldurarak alan kazanımı çalışmaları yapılırken, bu projeyi de değerlendirmek doğru olur.”
TRAFİKTE GEÇ KALINMIŞTIR
Trabzon’da başlı başına bir problem olan trafik için neler söyleyeceksiniz?
“Önceden sadece yaz aylarında yoğunluk oluyordu. Göçmenler, diasporadan gelen yerel insanlarımız buralarda yoğunluk oluşturuyordu. Kışın da bu yoğunluk oluşmaya başladı. Dönel kavşaklar yapıldı ama yeterli olmadı. Güney Çevre Yolu için geç kalındı ve en az 5-6 yıl sürecek bir süreç var. Trabzon trafiğinin çözülmesi bir devlet politikasıdır ve geç kalınmıştır. Trabzon için olmazsa olmazımız trafik yoğunluğunun çözülmesidir. Yol içinde Güney Çevre Yolu’nun bir an önce tamamlanması gerekiyor. Yaklaşık 48-50 kilometrelik bir yol. Önce 17 kilometrelik bir yol yapılacak, daha sonra ikinci etap devam edecek. Ancak bu sürecin daha hızlı olması gerekiyor; aksi halde uzun sürecek. Trafik yoğunluğu Trabzon’un bir numaralı sorunu haline geldi. Çevre yolu etaplarını bölge bölge başlatıp süreci hızlandırmak gerekiyor, çünkü Trabzon’un dayanacak gücü kalmadı. Bana sorarsanız yatırım alanı mı, havalimanı mı ya da sanayi bölgeleri mi? Hayır. Birinci öncelik trafiktir; Güney Çevre Yolu çözüm olacaktır.”
TURİZM SEZONUNU UZATMALIYIZ
Son yıllarda turizmde yaşanan hareketlilikte ortaya çıkan eksiklikler nedir sizce?
“Trabzon sanayi ve ticaret anlamda çok güçlü değil. Turizmle ilgili hareketlilik oluyor. Trabzon denilince akla gelen ilk bölge Uzungöl’dür. Bu üç aylık kısa bir yaz sezonu oluşturuyor. Yaz sezonundan sonra işletmeler kapanıyor. Sezon yoğunluğundan dolayı en çok turist alan bölge Trabzon’dur. İstanbul’a gelen turist sayesinde diğer yerler de gezilebilir, ama lokal olarak en fazla Trabzon ziyaret ediliyor. Eksikler var mı? Var. Destinasyon noktasında eksikler var mı? Var. Turistin burada daha fazla zaman geçirmesi için alternatif yerler eksik. Bunda hemfikiriz. Daha çok çalışma yapmamız lazım. En çok turizmi pazarladığımız Körfez ülkesindeki destinasyon noktası Uzungöl. Burada sezonu uzun tutabilmek için çalışmalar yapıyoruz, 12 aya yaymaya çalışıyoruz.”
3 AYLIK TURİZMLE YIL BİTMEZ!
Yaz aylarında fiyatlardan şikayetler yoğun oluyor, bu sorunun üzerine gidiliyor mu?
“Yaz aylarında fiyatların yüksek olması kış aylarındaki turist hareketini de daraltıyor. Turistleri geri alabilmek için fiyatları düşürüp hafta sonları aktiviteler yapıyoruz: horon oynatmak, halay çektirmek, mangal etkinlikleri düzenlemek, insanları yukarı Uzungöl’e getirmek. Aşağıdaki yerli vatandaşlar Uzungöl’ün pahalı olduğunu bilerek gelmiyor. İşletmeler ayakta durabilsin, ama yerel turistleri de çekelim. Şu anda otellerin yüzde 70-80’i kapalı. Üç ay çalışıyorlar; üç aylık turizmle alınan para ile 12 ay geçinmek kolay değil. Uzungöl’ün yukarısında kayak tesisleri yapılabilir; yatırımcılar oraya gelir, kar arabaları ve diğer aktiviteler yapılabilir. Uzungöl sahipsiz değil, ama birçok kurum var ve yetki karmaşası mevcut. İlçe belediyesinin gücü yetmiyor. Uzungöl’e münhasır bir birim veya bakanlıkta özel bir yönetim olması öneriliyor. Güçlü bir organizasyon gerekiyor. Uzungöl’ü oradaki insanlar yönetmeli. Orada dört farklı dernek var, bir araya gelmekte zorlanıyorlar. İmar konusunda herkes kafasına göre hareket edemez. Sistem konulmalı; inşaat izni verilmemeli, Uzungöl’ün doğal yapısı korunmalı. Oteller ve tesisler olmalı, ama çevreyi mahvetmeden yapılmalı. Oradaki tesisler yeterli. Kış turizmini burada yaymamız gerekiyor; kayak turizmi için pistler, teleferik ve kar arabaları yapılmalı. Yollar zaten yapılmış, altyapı var ama üstyapı eksik; çöpler toplanmalı, büfeler ve diğer tesislerin düzenlenmesi gerekiyor. Şu anda Uzungöl terk edilmiş gibi; bu olmamalı. Kar yağışında inanılmaz bir güzelliği var, bunu pazarlamamız lazım. Özel bir yönetimle çözüm sağlanmalı; başında Vali veya Büyükşehir Belediye Başkanı olabilir, burayı yönetmesi lazım. Mevcut işletmeler yerli halkın elinde; dışarıdan gelip günübirlik fiyatları değiştiren kişiler kontrol altında tutulmalı. Fiyat politikası düşük olmalı, özellikle kış aylarında Trabzon, Rize, Gümüşhane ve Ordu’dan gelen insanlar birkaç gün kalabilmeli.”
ARAP TURİSTLERE UYGUN OLMALI
Uzungöl dışında destinasyonlar için neler yapılıyor?
“Turizm konusunda yeni destinasyon noktaları yaratılmalı ve yeni aktiviteler eklenmeli. Uzunkum projesi ve daha önce Gülcemal projesinin tamamlanması gerekiyor. Arap turistler için uygun hale getirilmeli; komşu bölgelerde de güzel projeler var. Yerel halkın projelerinden biri elektrikli kayık ve yatların yapımı. Bunlar hayata geçerse turistler denizde daha çok zaman geçirecek; elektrikli kayıklar sessiz olduğu için insanları denize alıştırmak daha kolay olacak. Bir eğlence yeri ve gastronomi yeri olması lazım. Trabzon’un gastronomisi güçlü. Denizler, Dağlar projesini tekrar gündeme getirip Trabzon’un yemeklerini tanıtıyoruz. Taşacak Bu Deniz dizisi oynuyor. Trabzon’a katkısı inanılmaz; bizi çok etkiliyor. Tanıtım açısından çok önemli. Sağlık turizmi kümelenmesi yaptık; insanları yurt dışına getirip oradan buraya hastalar getirdik. Ordu’yu, Artvin’i, Gümüşhane’yi, Bayburt’u içine alacağımız bir kümelenme başlıyor. Bölgeyi bir sağlık turizmi yapmamız lazım; buraya hastalar getireceğiz. Tiflis uçağı vardı; mart ayından sonra tekrar başlatacağız.”
LİMANIN TAŞINMASI DÜŞÜNÜLEBİLİR
Trabzon yeterince limandan faydalanabiliyor mu?
“Liman trafiği sıkıntıya sokuyor; limanın taşınması veya yeni saha oluşturulması düşünülmeli. Ancak özel sektör burayı işletiyor ve hükümet izin verdiği için doğrudan müdahale mümkün değil. Mevcut işletmeciler sekiz yıl sonra devam etmeyebilir; onların imkanlarıyla düzenleme yapılabilir, ama devlet doğrudan müdahale edemez. Liman şehir içinde kalabilir ama taşınabilir de; şu anda sekiz yıl daha mevcut firmanın kararı geçerli. Bizim yasal bir hakkımız yok. Şu anda İran kapısı kapalı olduğu için limanın çalışma imkanı sınırlı; Rusya ile ilgili yükler Samsun’a kayıyor. Yol bağlantısı önemli. Kekit-Şiran-Gümüşhane-Sivas bağlantısı genişletilirse, Samsun Limanı ile Trabzon Limanı arasında yük taşımada yaklaşık yarım saat fark oluşuyor, bu avantaj sağlayabilir. Yol tamamlandığında liman daha iyi çalışacak. Bu proje hükümet tarafından yapılacak.”
YIKMAK İÇİN PARA İSTİYORLAR!
Ortak akıl söylemi çok yaygın… Trabzon’da yeteri kadar kullanılıyor mu?
“Kentte ortak akıl var ama kırsalda da ortak akıl olması gerekiyor. Valilik, Ticaret Odası, Büyükşehir Belediyesi ve diğer kurumlar bir araya geliyor. Ancak hızlı karar almak bazen sorun oluyor; belediye anında karar almak istiyorsa bizi aramıyor, kendi projelerini kendi yürütüyor. Mesela Boztepe’deki yolların yapılmasından birçok odanın haberi olmadı; sivil toplum kuruluşlarının da haberi olmadı. Bu yol belki sorulsaydı müsaade edilmeyebilirdi. Böyle birçok proje var; keşke bunlar bize daha önce sorulsaydı. Üst geçit yaptık; önümüzde bir üst geçit daha var. Yıkmak için para istiyorlar ama para bulamıyoruz. Bu yol yapılırken sivil toplum kuruluşlarıyla görüşülmedi; belki izin vermeyeceklerdi.”
KARMA OSB İLE DEVAM EDECEĞİZ
Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) şehre katkısı ne durumda?
“Beşinci OSB’yi yaptık; Tekstil OSB. Türkiye’de tekstil sektörü sıkıntıda olduğu için burayı Karma OSB’ye çevirmeye çalışıyoruz. Karma OSB ile devam edeceğiz. En çok ihtiyacımız olan Su Ürünleri İstasyonu. Acil ihtiyacımız var. Belediyelerle görüşüyorum, uygun hazine arazisi arıyoruz. Su ürünleri istasyonu yapabileceğimiz, şehir merkezlerine uzak, su kaynağı bol ve ulaşımı iyi bir yer gerekiyor. Böyle bir yer bulursak hemen yapacağız. Trabzon’dan fındıktan sonra en çok ihraç edilen ürünlerden biri somon balığı. Bunun işlenmesi için de böyle bir yere ihtiyacımız var. Hem yem üretimi, hem işleme, hem de diğer hayvansal üretimler için kullanılacak. Altyapıyı hazırladık; sadece arazi gerekiyor. Vakfıkebir’de bir OSB planımız var. Bizim ikinci OSB’miz aslında. Orada bir mahkemelik olay vardı; bir öğretmenimizin itirazı nedeniyle mahkemeler uzun sürdü ve oraya fazla dokunulamadı. Sonunda çözüldü ve altyapısı yapıldı. Karma OSB için batı tarafında yeni bir OSB ihtiyacı yok. Yerimiz mevcut ve talep fazla değil. Doğu tarafında bir OSB ihtiyacı var. Tekstil OSB’yi Karma OSB yaparsak doğu tarafında da OSB ihtiyacı ortadan kalkacak. Altyapı hazır, üretim yapılabilir. Yollar ve su işleri çözülüyor; her an başlanabilir. Üretimin tamamlanması 2026 yılında öngörülüyor; 2027’de fabrika üretime başlayabilir. Batı tarafında OSB ihtiyacı yok; talep olursa birkaç parsel müsait.”
İMPLANT PROJESİNDE 2026 HEDEFİ
Yeni projeler ne durumda?
“İmplant projesi var. Bunun altyapısını projeye geçirdik, makinelerin çoğunu satın aldık. Bunun üretimine ardından ticaretine başlayacağız; belki de 2026’da ilk satışları yapacağız. İkinci projemiz, bölgemizde çıkan endemik bitkilerle ilgili. Bu bitkilerin uçucu yağlarını ve aromasını çıkaracağımız bir proje yaptık. Bu çalışmanın laboratuvar çalışmaları bitmek üzere. O tamamlandıktan sonra bölgemizin aroması çok güçlü ve farklı aromatik bitkiler de var. Bunu ticarileştirmek için zirai bir ürün olması lazım. Öncelikle fındık ve çayla başlayacağız. Dünyada en çok fındık üreten ülke olmamıza rağmen fındığın aromasını dışarıdan ithal ediyoruz; bunları kendimiz üreteceğiz. Daha sonra çayla başlayıp, ardından bölgemize çok uygun olan ligarba dediğimiz yabanmersini üretimine başlayacağız. Ardından kokulu üzümle ilgili bir çalışmamız var; ekimlerini kendimiz yapıyoruz. Bunları çoğaltıp doğal ürünler olarak satacağız. Bir de aronya bitkisi var; bunu geliştirmeye çalışıyoruz. Belediyelerle görüşüp çiftçilere aronya bitkisi dağıtılmasını talep edeceğiz. Şu anda bizim orman çiftliğimizde dokudan fide üretebiliyoruz. Mesela ligarbadan günde 6 bin fide üretebiliyor; çok güzel bir rakam, bize değer katıyor.”
KAYNAK: KARADENİZDE SONNOKTA
Yorumlar
Kalan Karakter: