İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın, Trabzonx’e özel açıklamalar yaptı. Sorumlu Müdürümüz Hüseyin Terzi’ye konuşan Yavuz Aydın, hem ulusal hem de yerel gündemle ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı. Milletvekili Aydın, İYİ Parti’ye her geçen gün daha da güçlenerek yoluna devam ettiğini ifade eden Aydın, “Milletimiz kendisini çaresiz görmesin, güçlü bir İYİ Parti var” dedi.
İşte Yavuz Aydın’ın açıklamaları:
MÜTHİŞ BİR SIKINTI VAR
Bayram tatilinde hem batı hem de doğu ilçelerini ziyaret ettiniz? Sahadaki izleminiz nasıl? Vatandaşların İYİ Parti’ye bakış açısı nasıl?
Bayramda bu 9 günlük tatili, hem memleketimde hem köyümde ailemle, çocuklarla birlikte geçirmek üzere bir plan yaptık. Bu 9 günlük tatili uzattık. 13 güne çıkardık. Burada hemşehrlilerimizle buluşalım dedik, hem dertlerini, taleplerini dinleyelim hem de bayramlaşalım dedik, saha çalışması yaptık. Daha önceki saha çalışmaları ile şuandaki sahadaki temaslarımızda esnafın, halkın, gençlerin, emeklilerin görüşlerini dinlediğimizde müthiş bir sıkıntı olduğunu, sorunlarının çok olduğunu, yani bayram tadında bir bayram geçiremediklerini gördük, izledik.
İYİ PARTİ’YE TEVECCÜH VAR
Yani sahada hemşehrilerimizin umutlarının tükendiği artık bu iktidarın kendilerine bir umut sağlayamayacağı ileriye dönük de bir umut ışığı olamayacağı noktasında bir durum gördük. Ama bizleri, İYİ Parti’yi, bizim kadromuzu görünce umutlarının tekrar yeşerdiğini, sahada özellikle genel başkanımız sayın Müsavat Dervişoğlu'na karşı büyük bir teveccühün olduğuna şahitlik ettik. Bunu da sahada görmenin ciddi anlamda mutluluğunu yaşıyoruz. Demek ki genel başkanımız sayın Müsavat Dervişoğlu, iki yıllık süre içerisinde bir duruş ortaya koydu. Bir söylem, bir politika üretti ve devlet adabının durduğu yerde durdu ki bu sevgi ve teveccühte ortaya çıktı. Devlet adabı içerisindeki söylemleri ve ortaya koyduğu omurga gerçekten bugün İYİ Parti'nin ciddi bir noktaya taşındığını ve toplumun ekseriyetinde de ciddi bir karşılık bulduğuna şahitlik ettik.
BİR GÜNDE 14 MİLYAR DOLAR HAZİNEDEN
PARANIN EKSİLDİĞİ İDDİASI VAR!
CHP’de mutlak butlan kararının ardından sayın Müsavat Dervişoğlu, demokrasi adına Özgür Özel’in yanında durdu, siz süreci nasıl değerlendiriyoruz?
Bu olayın sadece Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı alınmış bir hukuki karar olduğunu düşünmüyorum. Bu olayı, hukuku ve yargıyı kullanılarak yapılan bir siyasi darbe olarak nitelendiriyorum. Bunun sadece Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı yapıldığını da düşünmüyorum. Çünkü alınan bu hukuksuz kararların ortaya çıkartmış olduğu bir de ekonomik zararları oluyor. Peki baktığınız zaman öteye çıkan bu ekonomik krizin bu alınan kararla ilgili bir günde 14 milyar dolar gibi hazineden para eksildiği ve piyasaya sürüldüğü ile ilgili söylemler var. Peki bu açık nereden kapanacak? ya da böyle bir karar alınarak yani devletin hazinesinden ne bu kadar zarara uğratmanın gerekçesi ne? Ama ne yazık ki burada da baktığımızda bu alınan kararların bedelini de yine bu millet ödüyor. Yani sokaktaki millet ödüyor, esnaf ödüyor işte memur ödüyor, işçi ödüyor, emekli ödüyor! Çünkü maaş alan herkes vergi veriyor. Dolayısıyla bunun ekonomik bedelini de bu millet ödüyor.

VATANDAŞ ‘BİZİ KURTARIN’ DİYOR!
Ama milletin de bunun farkına vardığını yine bu gezilerimde gördüm. ‘Artık bizi kurtarın’ diyen bir kitleyle karşı karşıyayız. Aşağı yukarı 12 ilçeyi gezdim. Daha önce AK Parti’ye oy verdiğini söyleyip bugün itibariyle artık daha vermeyeceğini söyleyen ciddi bir kitle ile de karşılaştım. Trabzon'un doğusu batısı hiç ayırmadan söylüyorum bunu. İnsanlar arabayla yanımızdan geçerken camlarını açarak bize ‘Vekilim artık bu memlekette İYİ Parti’den başka oy verecek başka bir siyasi parti yok’ söylüyorlar. Bu da herkese İYİ Parti’nin, genel başkanımız sayın Müsavat Dervişoğlu’nun ve bizlerin ne kadar doğru noktada durduğunu, doğru politikalar ürettiğini gösteriyor. Bunun da sahadaki yansıması net olarak görülüyor. Bundan da ayrıca mutlu olduğumuzu da ifade etmek istiyorum.
BU BİR DEMOKRASİ MESELESİ
Mutlak butlan kararının ardından CHP’deki tartışmaların yaşanmasıyla birlikte CHP’lilerin İYİ Parti’ye bakış açısı nasıl? CHP’den İYİ Parti’ye katılanlar olur mu?
CHP’ye bu uygulama yapıldığında genel başkanımız bizi toplantıya çağırdı. Biz yaklaşık 4 saat toplantı yaptık. Ondan sonra genel başkanımız önce genel merkeze bir basın açıklaması yaptı. Daha sonra Özgür beyi ziyaret ederek orada bir basın açıklaması yaptı. Orada bir gazeteci arkadaşımız bu soruyu kendisine sordu. Bunun İYİ Parti'ye yansıması ne olur diye… Genel başkanımızın verdiği cevap üzerinden size de cevap vereyim. Biz selden kütük kapmanın peşinde değiliz. Bu bir demokrasi meselesidir. Bu duygu meselesidir. Bu bir adalet meselesidir. Ortada bir hukuksuzluk, adaletsizlik vardır. Bunun yansımasının ne olacağını düşünerek hareket etmiyoruz.
TÜRK MİLLETİ KENDİSİNİ ÇARESİZ GÖRMESİN
Ama Türk milleti şunu bilsin: Kendini umutsuz bilmesin, kendini çaresiz görmesin. Ben her gittiğim yerde söylüyorum. Burada söylemekte de beis görmüyorum. Türk milleti ne zaman umutsuz bir duruma düşse, çıkmaz bir hâl alsa kendine bir çıkış yolunu her zaman bulmuştur. Onun için ben Türk milletini ferasetine inanıyorum ve güveniyorum. Kaldı ki şu anda bakıldığında iradeli, güçlü bir İYİ Parti var. Genel başkanımız sayın Müsavat Dervişoğlu’nun liderliğinde güçlü bir kadromuz var. Mecliste bir grubumuz var. Özgür ağırlığının çok fazla olduğu bir meclis grubu var. Yani bunu özellikle ifade etmek istiyorum. Sayısal çoğunluk önemli değil mesele… Önemli olan o grubun özgür ağırlığıdır. Ortaya koyduğu projelerdir, söylemlerdir, eylemlerdir. Milletvekili arkadaşlarımızla birlikte mecliste bu mücadeleyi veriyoruz.
MİLLETİMİZİN BAKTIĞI YERDE POZİSYON ALIYORUZ
Ciddi anlamda da karşılık buluyoruz. Kaldı ki Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde özellikle Öcalan’a umut hakkı verilmesinden sonra işte bunun statükoya dönüşmesi, özgürlük verilmesi noktasında tek duruş ortaya koyan partiyiz. Meclis’te 6 tane siyasi parti grubu var. Bunların 5'i bir yerde biz bir yerdeyiz yani bu süreçte tek duruş gösteren bir siyasi parti olmanın bir taraftan üzüntüsünü, bir taraftan da böyle bir duruş sergilediğimiz için onun gururunu yaşıyoruz. Bu duruşumuz bizim tek başına karar alarak ortaya koyduğumuz bir duruş değil! Bu duruş, Türk milletinin ekseriyetinin duygularının ifade edildiği bir duruş, bir milletin içerisindeyiz. Milletimizle beraberiz. Milletimizin, bu bebek katili Öcalan’ın talimatıyla kurulmuş olan bu komisyona nasıl baktığını çok iyi biliyoruz ve o milletin baktığı yerde bir pozisyon alıyoruz ve duruş sergiliyoruz.
BUNLARI KONUŞMAK ERKEN AMA…
Sizce ilerleyen süreç içerisinde sayın Özgür Özel yeni bir parti kurmazsa İYİ Parti’ye katılma durumu söz konusu olabilir mi? Bu konuda kamuoyunda bazı iddialar var…
Çok erken bunları konuşmak için ama siyaset millet için yapılır. Bu milletin umudunun yıkılmaması için bu milletin umudunun yok olmaması için İYİ Parti nerede pozisyon alması gerekiyorsa o pozisyonu alacaktır. Yani burada Özgür beyin ileriye dönük hedefleri, planları ya da gelişmeleri ne şekilde olacağını ben şu anda kestiremem ama Türk milleti şunu biliyor ki güçlü, iradeli bir İYİ Parti var. Yani o yapı dağılsa bile arkada Türk milletini birleştirecek, muhalefeti birleştirecek bir İYİ Parti var. Şimdi genel başkanımız, genel başkan olduğu andan itibaren bütünleşik muhalefetten bahsediyor. Yani bütünleşik muhalefet derken genel başkanımız muhalefetin bir bütün içerisinde hareket etmesinden bahsediyor. Özellikle tatlı bir rekabetin olması ama cumhurbaşkanlığı seçiminde de ciddi bir bütünleşik bir muhalefetin de bir araya gelmesi noktasında çağrılarda bulunuyor. Yine genel başkanımız ve İYİ Parti başından beri parlamenter sistem diyor.
MİLLETİMİZDE BİR GÜVENSİZLİK VAR
Bugün biz parlamentodayız ve ben o parlamentonun bir üyesiyim. Türk toplumunun. parlamentoya, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ya da milletvekillerine karşı bakış açısının, yani kredisinin tükendiği bir dönemi yaşıyoruz. Yani siyasete ve siyasetçiye, siyaset mekanizmasına karşı bir güvensizlik var. Genel başkanımız bu duruşuyla bu söylemiyle, bu yaklaşımıyla sadece İYİ Parti'ye bir güven değil siyasete de bir güven kazanılması noktasında da bir mücadelesi var. Yani siyaset kurumunun da güvenini sağlamamız lazım. Çünkü geçmişte bir olumsuzluk var siyaset mekanizmasına ve siyasetçiye… Çünkü geçmişte farklı siyasi görüşte olan siyasi partiler bugün bir amaç için, kendi siyasi ikballeri için birbirlerine söylemedikleri laf kalmayan siyasetçiler, bugün kendi siyasi ikballeri için bir araya gelebiliyorlar. Toplum da bakıyor ki bunlar kendi emelleri için bir araya gelebiliyorlar. Bu doğrultuda bakıldığında siyaset mekanizmasına güvenin zedelendiğini de görmüş ve şahitlik etmiş oluruz.
VATANDAŞIN ELİNDEN DESTEKLEMEYİ ALDILAR!
Yaş çay taban fiyatı özel sektörde maalesef 28 TL’ye kadar düştü. Üretici yine mağdur. Çay Kanunu yıllardır konuşuluyor ama bir türlü adım atılmıyor. Bu konuda neler söylersiniz?
Bir kere tarım politikası ciddi anlamda çiftçinin lehine bir politika üretmesi lazım. Çayda da fındıkta da aynı sorun var. Çayla ilgili mecliste zaman zaman konuşuyoruz. Hem çay hem fındık hem kokarca ile ilgili. Çay fiyatı 35 TL olarak açıklandı destekleme içinde... Ama bundan iki yıl önce çay fiyatı ayrı desteklemesi ayrı açıklanıyordu. Haliyle açıklanan fiyatın üzerinde ekstradan bir destekleme anlıyordu. Şimdi destekleme dahil diyerek açıklanan fiyatın içerisinde desteklemeyi vermemek için kelime oyunu yaparak vatandaşın elinden destekleme oranını almış oldular. Bunu da profesyonelce yapıyorlar. Bunu da çay çiftçisinin görmesi, bilmesi gerekir. Tabii 35 TL açıklarsanız çay fiyatını özel sektör de bunu 28 liradan alıma çıkartır.
FINDIK CİDDİ TEHDİT ALTINDA
Aynı şey fındık için de geçerli olacak. Yani kaldı ki geçmiş dönemde de öyle oldu. Fiyat açıklandı. Bir dönem bir pik yaptı ama şu an açıklanan fiyatın altında fiyatlar. Yani 190 TL civarı açıklandı ama bugün piyasada sorduğumuzda 160-150 TL arasında. Devletin bununla ilgili ciddi bir politikası yok. Şuan bölge ve fındık ciddi bir tehdit altında. En büyük tehdit ne? Kokarca!
KOKARCAYI BİR TEK BAKANIN
GÖZÜNE SOKMADIĞIM KALDI!
Yani kokarcayı ben, bir tek bakanın gözüne sokmadım. Kavanozu getirdim. Komisyonda bakanının önüne koymaya utandığımı söyledim; ama kendisine gösterdim. Köprübaşı’nda programa gittik, o zaman bize söylemişlerdi işte bilinçlendirme yapıyoruz, broşür dağıtıyoruz, farkındalık yaratıyoruz diye… Köprübaşı’nda gördüm. Ben nasıl bir farkındalık yaptıklarını! Tarım ilçe müdürlüğü kokarcayla ilgili bir çerçeve yapmış, kokarcayı anlatan broşürleri oraya koymuş, koyalı da 1-2 sene olmuş! Yazısı bile okunmuyor. Bu şekilde kokarca sorununu çözemezsiniz. Bunu bir politika haline getirmek durumundasınız.
CİDDİ BİR ÇALIŞMA YOK!
Topyekûn çözülmesi gereken bir konu. Çünkü bir günde kilometrelerce yol yapabilen, bir larva döneminde ciddi anlamda çoğalma popülasyonu olan bir zararlıdan bahsediyoruz. Haliyle bunun tedbiri eş zamanlı bir şekilde yapılması gereken bir konu. Bir bölgenin tek başına yapacağı çalışmayla bu iş olmaz. Çünkü orada çalışma yaparsınız yan bölgedeki kokarcalar oraya uçarak oradaki yapmış olduğunuz çalışmayı alt üst edebilir. Yani yaptığınız çalışmanın bir önemi kalmayabilir. Onun için burada da yine devletin bir politikasının olmadığını görüyor ve şahitlik ediyoruz. Çayda da fındıkta da bölgenin en büyük sorunu olan kokarcada da devletin ciddi bir politikasının olmadığını, bununla ilgili ciddi bir çalışmasının olmadığını ‘mış’ gibi yaptıklarını şahitlik ediyoruz.
FINDIKTA 340 LİRANIN ALTINDAKİ
FİYAT ÜRETİCİYİ YIKAR!
Fındık fiyatına da sayılı günler kaldı. Sizce fındık fiyatları ne kadar olmalı?
Bununla ilgili şu anda biz bir teknik çalışma yapıyoruz. Bizim tarım politikalarımız var. Geçen yıl da bunun çalışmalarını yapıp ondan sonra görüşümüzü beyan etmiştik. Şimdi o çalışmayı daha bitirmedik. Onun için net bir rakam söylemeyi doğru bulmuyorum ama neticede de fındık geçen yıl serbest piyasada 340 liraya kadar gördü. Haliyle bunun altında açıklanacak olan bir fiyatın üretici anlamında çiftçi anlamında çok kabul göreceğini düşünmüyorum. Çünkü bir önceki dönem 340 liraya gören fiyatın altında bir fiyat açıklanırsa çiftçinin de umudu yıkılmış ve kırılmış olur.
ÇÖP TESİSİNDE SÖZLER UNUTULDU
HALKIK BİR TEPKİ VERMESİ GEREKMİYOR MU?
Sizin de Meclis’te gündeme taşıdığınız Araklı’daki kangren haline gelen Çöp Tesisindeki sorunlar ne yazık ki çözülmedi, çözülmediği gibi sorunlar daha da büyüdü. Çöp tesisi ile ilgili Araklı’nın ve bölgenin idarecilerine neler söylersiniz?
Bölgenin yerel yöneticileri 2025 yılında, yılbaşı itibariyle her şeyin hallolacağını, kokunun biteceğini söylemişti. Sorun çözüldü mü? Çözülmedi. Koku devam ediyor. Bunun sözünü veren yerel yöneticilere bu halkın ayaklanıp bir tepki vermesi gerekmiyor mu? Yani nereye kadar uyuyacak bu toplum?
DEVLETLE VATANDAŞ ARASINDAKİ BAĞI KOPARMAYIN!
Mesela Arsin’in Çubuklu köyüne çıktım. Orada da 2019 yılında heyelan olmuş. 26 tane hane orada zarar görmüş. 2019 yılından beri b hem amirler hem seçilmiş milletvekilleri hem de seçilmiş belediye başkanları seçim dönemlerinde oraya gitmişler ve taahhütlerde bulunmuşlar. Yapacağız, edeceğiz, mağduriyetinizi ortadan kaldıracağız. İşte TOKİ üzerinden yapacağız demişler ama ortada hiçbir şey yok. Ben o vatandaşları dinleyerek geldim. Şimdi burada isyan ediyorlar. Ayrıca burada ne oluyor biliyor musunuz? Vatandaşın devletine karşı olan güveni sarsılıyor. Bugünkü yöneticiler için söylüyorum bunu. Vatandaşın devletine olan güvenini azaltmayın. Yani bu sözleri vererek ama bu sözleri yerine getirmeyerek devletle vatandaş arasındaki bu bağı koparmayın.
DEVLETİ TEMSİL EDENLER İŞİNE
GELDİĞİ GİBİ KONUŞAMAZ!
Vatandaş devletine güvenmeyecek de ne yapacak ya da devlet bir olumsuz bir durum yaşandığında, bir doğal afet yaşandığında devlet kollarını açıp vatandaşına o mağdur insanlara sarılmayacak da kime sarılacak? Devlet niye var? Eğer bu devleti yönetiyorsanız vatandaşın bu sorunlarını çözeceksiniz. Deprem bölgesinde çözmeye çalışıyorsunuz. E buyurun afet bölgesi ilan ettiniz. Orası da ufak çaplı Trabzon'un bir deprem bölgesi! Böyle bakmak lazım olaya... Devlet sözü önemli bir söz, yani devlet verdiği sözü tutmalı. Devlet adına konuşanların devlet ağzıyla konuşmasını öneriyorum. Yani devleti temsil eden öyle önüne geldiği gibi konuşamaz, işine geldiği gibi konuşamaz. Ben konuşamıyorum. Şu anda benim bir temsil görevim var. O zaman herkes bu sorumluluk bilinci içerisinde hareket etmeli. Kaldı ki iktidarı temsil ediyorsunuz.
BAKANIN GÖZLERİNE BAKARAK SÖYLEDİM!
Verilen sözlerden söz açılmışken Trabzon’da yıllardır mega proje diye lanse edilen ancak hala somut bir adım atılamayan projeleri var… Hafif Raylı Sistem, Yatırım Adası bunlardan birkaçı. Bu mega projelere şimdi de Meydan-Çukurçayır arasında yapılacağı söylenen Füniküler Hattı eklendi. Sürekli dillerde olan ancak somut bir adım atılamayan mega projelerle iktidar partisinin vekillerine, kentin idarecilerine bir çağrınız var mı?
Bunu Ulaştırma Bakanlığının bütçe görüşmelerinde bakanın kendisine, gözlerine bakarak söyledim; hem de belgelerini çıkartarak. 2011 yılında Erdoğan Bayraktar döneminden beri konuşulan vaatleri çıkarttım. Arsin Yatırım Adası, Güney Çevre Yolu… Mesela bu güne çevre yoluyla ilgili önemli bir konu var. Şimdi bu Güney Çevre Yolu, çevre yolu değil. Başında planlanan, planlandığı gibi yapılan bir çevre yolu değil. Trabzon'un içinden geçen şehir içi transit yol bu. Bunun adına Güney Çevre Yolu diyemeyiz. Çevre yolunun aynı zamanda bir ekonomik değeri olur. Yapıldığı bölgeye bir ekonomik katkı sağlar. O çevre yolunun etrafında farklı yatırımlar oluşur.
ÇEVRE YOLU DEĞİL, ŞEHİR İÇİ TRANSİT GEÇİŞ YOLU!
Şimdi bu çevre yolu, şehrin içinden geçen, şehir içi transit yol! Bunu güney çevre yolu diye yutturuyorlar bize ve bu millete! Temelinin ne zaman atıldığını biliyorsunuz. Seçime 10 gün kala. Hiç planda olmayan bir temel atma töreniyle çabuk çabuk yani 2023 seçimlerinde sonuç almak için atılmış bir temeldir bu! Ama bu projenin aslı bu değildir. Trabzon'un girişinden başlarsın, çıkışından bitirirsin. İlçe sınırlarından bahsediyorum ve ne olacağı da belli. Tabi ne olacağı, nereye gideceği belli… Şehrin sahile sıkışmış bir aksı var. Güney Çevre Yolunu yukarıdan yaparsın. Asıl planlanan yerden yaparsın, şehri de yukarı doğru taşırsın. Sanayiyi taşırsın. Şu anda yapılan çevre yolu mu? Şehir içi transit geçiş yolu. Şehir içi transit geçiş yolunu, güney çevre yolu diye, yutturuyorlar. Akçaabat’tan başlayıp Arsin’de bitiyor. Oyalama taktiği!
SİYASİ HIRSIZLIK!
2011 yılından beri mesela Erzincan-Trabzon demir yolu konuşuluyordu. Şimdiki bakan ya da milletvekillerine sorun bakalım ne diyecekler size? Ben soru önergeleri veriyorum. Soru önergelerime kaçamak cevap veriyorlar. Ben Erzincan-Trabzon demir yolunu soruyorum bana Samsun-Sarp demir yolunu anlatıyor gelen cevapta. Erzincan-Trabzon demiryolunu söyleyerek kaç tane seçim geçirdin ve bu milleti kandırdın? Bu, milletin oyunu çalmak için yapılmış siyasi hırsızlıktır. Sen milleti kandırıyorsun. Millete yalan konuşuyorsun, bu yalanı konuşarak milletin oyunu çalıyorsun ve çalmak hırsızlık değil mi? Bu da bir hırsızlık, kandırıyorsun, kandırarak oyunu alıyorsun. Hangi birini sayalım?
BAKANLARIN GÖZÜNE BAKA BAKA SÖYLÜYORUM
Bunu sadece milletvekillerine değil, ben bunu ilgili bakanların gözüne baka baka konuşuyorum. Hatta kendilerine şunu da söylüyorum; diyorum ki bakın iyi şeyler yapın çıkayım ben bu kürsüye size teşekkür edeyim. Ettim de mesela Trabzon havaalanının dış hatları terminalini yaptılar. Meclis kürsüsünde teşekkür ettim. Ben siyaseti sadece eleştiri üzerine kurmuyorum, muhalefet yapmak için de söylemiyorum. Hepimiz Trabzon’a hizmet etmenin derdindeyiz. Evet, ben sizi uyarmakla mükellefim. Bu seçmen bana bu görevi verdi. Size de icraat görevi verdi. Bu millete hizmet edin yetkisini verdi. Siz o yetkiyi kullanmıyorsanız, beni görevlendiren bu seçmenin uyarma görevini de ben yerine getiririm.
KÜLTÜR YOLU FESTİVALİNİN TRABZON’A HİÇBİR KATKISI YOK
Trabzon’da Kültür Yolu Festivali tartışılıyor. Organizasyondan ne valiliğin haberi var, ne belediyelerin, işin içine dahil edilmemişler. Ayrıca festival Trabzon’un kültürünü yansıtmaktan çok uzak olduğu gibi yerel sanatçıların olmayışı da ayrı bir muamma. Bu konuda eleştiriler var. Siz neler söylemek istersiniz?
Kim yapıyor bu festivali, Turizm Bakanlığı yapıyor. Geçen yıl da yaptılar bunu. Hatta çok acı olaylar yaşadığımız anlarda yaptılar bunu. Şehitlerimizin olduğu bir dönemde burada davul-zurna çaldırdılar. Ben olaya şöyle bakarım, bu memleket için olumlu bir şey yapıyorlarsa taş üstüne taş koyuyorlarsa ben buna sıcak bakarım, olumlu bakarım ama mış gibi yapıyorlarsa kusura bakmasınlar! Yani bunun Trabzon şehrine ne katkısı var? Ben realist bir insanım. Ben iş dünyasından geliyorum. Ben kar zarar hesabı yaparım. Bu festivalin Trabzon şehrine ne katkısı var, şehrin ekonomisine ne katkısı var, şehrin kültürüne ne katkısı var, şehrin turizmine ne katkısı var ben buna bakarım. Geçen yıl yapıldı, görüldü. Hiç kimse memnun değil. Demek ki şehre bir katkı sunmuyor. Yani bunun tekrarlanmış olmasını da Trabzonlu hemşirelerimin takdirine bırakıyorum.
Yorumlar
Kalan Karakter: