Maçın başında Trezege ‘ nin yediği sarı kartı görünce daha ilk temas ve kasıtlı değil, sarı kart fazla ağır diye düşünmüştüm; Meğerse hakemin bu aceleci kartı maçın sonlarına doğru Trabzon’un penaltısını görmezden gelmesine engel olacakmış.
Futbol bazen adalet dağıtıyor, bu maç da onlardan biriydi. Eğer ilk dakikalarda Bartra’ın Kayseri defansının arkasına attığı mükemmel pası gole çevirebilseydi Maxi Gomez rakibin kalesine yaklaşmak için ille de maç boyu devamlı set hücumu yapmak zorunda olmadığımızı hissedecektik ama maalesef onun yerine Trezege’nin sağ ayak içi plaselerinden birinin ağlarla buluşmasını bekleyerek geçirdik ilk devreyi. Bu arkadaş niye plaseye bu kadar düşkün anlamıyorum. Topu havada döndüre döndüre doksana takınca daha fazla mı puan veriyorlar? Düzelt nişan al vur işte. İlla ki biri kaleye, kaleciye, defansa çarpacak. Gol olmasa bile karambol olur, heyecan olur. Yada ver ara pas araya -öne, kaçır forveti arka direğe, penaltı noktasına; asist yapmış ol. Golü sen atmasan da seviniriz biz merak etme. Umursamayız Trezege’ymiş, Maxi Gomez’miş, Bakesatas’mış. Bizim için aslolan Trabzonspor‘un galibiyetidir yoksa herhangi bir futbolcunun gol sayısı değil. Abdullah hocamızın Trezege’ye bu pas işini çok anlatması lazım. Bu kaçıncı maç Trezege’nin gol kaçırma resitallerini seyrediyoruz. Ha koşuyormuş, basıyormuş, geriye gelip top alıyormuş, sol kanat oyuncusunun tek işi bunlar değildir sanırım. Kızılyıldız maçında Hamşik’ in kafasına bıraktığı asisti gördükten sonra pas konusunda da yetenekli olduğundan eminim ama sanırım bencillik işte.
Neyse sağ kanat Abdulkadir Ömür hatırlayabildiğim Maxi Gomez’in kafasına servis ettiği kafa pası dışında bir de gerilerde Kayseri atağına basıp sonlandırmasını da sayarsak eh işte! Ben olsam sağ kanatta onu oynatmam , mevkisi değil! Maç içinde kısa bölümlerde belki ama tüm maç asla olmaz. Bir de Ömür kardeşimizin atağa çıkarken yavaşlayıp durup gerilerden pas atabileceği birilerinin gelmesini beklemesi kişisel bir tercihi mi? yoksa set hücum denilen organizasyonun sonucu mu? Yani rakip kaleye bir çalım bir koşu kalmışken durup neyi bekliyorlar anlamıyorum. Darlanıyorum hatta. Hayır temkinli paslı isabetli futbola karşı değilim de, önemli olan galibiyet nihayetinde. Onun için de rakip kaleye gitmeniz lazım, rahat bölgelerde çevirdiğiniz rahat paslaşmalar yeterli olmayabilir. Maxi Gomes ilk maçların ve Umut’a verdiği net gol pasının hatırına geçer not almayı hakketti. Hareketli; geliyor, alıyor, kaçıyor. Ama gol atamazsa yada bu maçtaki gibi bire birde gol kaçırmaya devam ederse hem bize hem kendisine zahmet eder.
Uğurcan maç başında mükemmel bir kurtarış yaptı. Yediğimiz golde ki hata sadece ona ait değildi. Hügo Penaltı yapmadan müdahele etmeyi tam ayarlayamadığı için kale ağzında net bir çalım yedi, aslında Gavranoviç yerden garanti bir şut çekince yerde seke seke birilerine çarpa çarpa gol oldu. Bence golü Trezege’ ye izletmek lazım, şut pek de havalı değildi ama gol oldu işte. Yani illa havalı şutlar çekmek lazım değilmiş. Uğurcan’a hatası için neden kızmadım? Pozisyonun hemen başı topu eline aldığında öyle yuhalandı, ıslıklandı ki sanki gardı düştü, belli ki duygusal bir çocuk bu tarz saygısızlıklardan çabuk etkileniyor, dikkati dağılıyor. Niye dağılıyor diye soramayız, insan işte! huy bu! Yalnız diğer rakip takım taraftarları bu zafiyetinin üzerine gitmeye başlarlarsa o zaman net bir sıkıntı olur benden söylemesi.
Abdullah Hocanın eğer galip değilsek, maçın sonlarına doğru forvete yancı koymasını seviyorum. Geçen sene çok işe yaramıştı, bu maçta da yaradı. Sağ olsun Umut ayağına gelen fırsatı zayi etmedi. Ayağına sağlık. Hep böyle olur inşallah. Sadece hocamıza şunu söylemek istiyorum. Abdullah Hocam! Ne olur maçın başında atın birkaç gol de rahat rahat izleyelim şunları. Dayanamayriz artık bu strese, gerginliğe. Hayır eskiden olsa birkaç haftada potadan düşer rahatlardık ama sen potadan da kopmuyorsun bir türlü, rahat galibiyetler de olmayınca geriliyoruz işte. Ne yap et hocam hallet bu işi.
Yorumlar
Kalan Karakter: