AK PARTİ’DE HESAP ZAMANI
AK Parti’nin geleneksel istişare kampı bugün Kızılcahamam’da başlıyor.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığındaki kampta 31 Mart yerel seçim sonuçlarının yanısıra partide kapsamlı bir değişimin yaşanacağı olağan kongre sürecine ilişkin değerlendirmeler yapılacak.
Hem genel hem de yerel seçimlerde ciddi irtifa kaybı yaşayan Trabzon için Trabzon Milletvekilleri de hazırladıkları raporları toplantıda aktaracak.
31 Mart yerel seçimleri sonrası Trabzon İl ve başarısız olan İlçe yönetimleri sallanmaya başlamıştı. Bu toplantı sallatıda olan bu teşkilatların tasfiye sürecinin başlamasındaki ilk adım olacak.
AK Parti Trabzon Milletvekilleri’nin ecel terleri dökmesi beklenen istişare toplantısı sonrası Trabzon’daki köklü değişiminde fişeği ateşlenmiş olacak.
***
BÜYÜKŞEHİRDE ATAMALAR SÜRÜYOR
Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nde atamalar devam ediyor. Belediyenin iki önemli iştirak şirketlerinden Kent A.Ş ve TRABİTAŞ’ın yeni yönetim kurulları dün yapılan atamalar sonrası belli oldu.
MHP Genel Merkezi tarafından önce aday gösterilen ve daha sonra adaylıktan el çektirilen Çarşıbaşı eski Belediye Başkanı Mümin Nuhoğlu, KENT AŞ’nin Yönetim Kurulu Başkanlığı’na getirildi.
Ahmet Metin Genç’in Ortahisar Belediye Başkan dönemindeki başkan yardımcısı olan Mustafa Dinçer’de TRABİTAŞ’ın Yönetim Kurulu Başkanı oldu.
Her iki başkanın yönetiminde tanıdık isimler bulunuyor. Mümin Nuhoğlu’nun yönetim kurulunda Fatih Göktaş, Mehmet Tatar, Mustafa Akgün ve Derviş Köz yer aldı.
TRABİTAŞ yönetimi de Ali Şahin, Eyüp Aktürk, Mehmet Yanık, Abdullah Uraloğlu, Galip Hacıoğlu ve Eyüp Kitapçı’dan oluştu.
***
DOĞAN’IN GÖREVİ ONLARI ZENGİNLEŞTİRMEK Mİ?
Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan’ın hem Nenad Bjelica, hem de Abdullah Avcı aracılığıyla kulübü nasıl da ekonomik darboğaza soktuğunu, bu isimleri de zenginleştirdiğini görmek için Galatasaray’ın Okan Buruk ile yaptığı ve yapmaya hazırlandığı sözleşmelere bakmak yeterli olsa gerek… Türkiye’de ekonomik açıdan geliri dördüncü sırada gelen kulüp Bordo-Mavililerdir. En fazla geliri olan kulüplerin başında kuşkusuz Galatasaray ve Fenerbahçe gelir, ardından da Beşiktaş üçüncü sıradadır. Bu kulüplerin camialarında çok sayıda ülkenin dev sanayicilerinin bulunması da bir başka büyük avantajlarıdır. Bu kulüplerinin ligde şampiyonlukları çok daha fazla olduğu için naklen yayın gelirleri daha yüksektir. Taraftar sayıları fazla olduğu için hem kombine, hem loca, hem tribündeki taraftarlarının maçlarda bıraktığı hasılat çok daha yüksektir. Bunun yanında sponsor gelirleri fazladır ve lisanslı ürün satışları da Trabzonspor’a fark atar…
BU BONKÖRLÜĞÜN SEBEBİNİ AÇIKLAMASI GEREKİYOR
Tüm bunlar bir araya geldiğinde de Trabzonspor’un şampiyonluk mücadelesinde yer alıp, üstünlük kurmasının tek yolu oyuncu ve teknik adam üretimidir. Aksi durumda eğer transferde bu kulüplerle yarışmaya kalkarsanız şampiyon olsanız da orta ve uzun vadede iflası kaçınılmaz olur. Zaten İstanbul yabancı ve yerli birçok yıldıza Trabzon’dan çok daha caziptir. Tüm bunlar göz önüne alınarak politikalar üretilmelidir. Peki Trabzonspor başkanı Ertuğrul Doğan’ın bu noktada hiçbir duyarlılığı var mı? Kesinlikle yok! Göreve gelirken ekonominin nasıl da felç olduğunu açıklayan Doğan ne hikmetse 16 transferle bir dönemde en yüksek oyuncu alma rekoru kırarken, birçok isme de astronomik paralar ödemişti. Fakat asıl sorgulanması gereken bu Ertuğrul Doğan’ın özellikle teknik direktörlere ödediği rakamlardır. İstanbul’un gelirleri Trabzonspor’un çok üzerinde olan kulüplerinden bile çok yüksek ücretlerin ödenmesi kabul edilebilir değildir ve bunun altında art niyet aranırsa da kimsenin tepki göstermeye hakkı yoktur.
KULÜP, TEKNİK ADAM ZENGİNLEŞTİRME ARACI MI?
Bakın Galatasaray kulübü Başakşehir’i şampiyon yapan Okan Buruk’u göreve getirirken kendisine 10 milyon lira vermiş, sonra bu rakamı 20 milyon liraya çıkarmıştı. Buruk geçen sezon takımı 20 milyon liraya çalıştırırken, Abdullah Avcı ise 25 milyon lira kazanıyordu. Buruk takımı şampiyon yaptı. Şampiyonlar Liginde grup oynadı. Aldığı ücret 30 milyon liraya yükseltildi. Trabzonspor Nenad Bjelica’ya yıllık 1 milyon 600 bin Euro olarak belirledi. Yani 55 milyon lira civarında bir rakam… Kim bu Bjelica? Nedir özelliği? Hiçbir özelliği olmayan bir sıradan teknik adam… Bu isime 1 milyon 600 bin Euro tazminat ödenip kapının önüne konulurken, geçen sezon Trabzonspor’u perişan eden Abdullah Avcı’ya 7,5 aylık çalışma süresi karşılığı tamı tamına 40 milyon lira ödenme kararı alındı. Ya anlaşılır gibi bir şey mi? Biri bana bu bonkörlüğün sebebini açıklayabilir mi? Takımı rezil etmiş, ayrılalı 7 ay olmuş ve hiçbir kulübün yüzüne bile bakmadığı Abdullah Avcı’ya 7,5 ay için 40 milyon lira hangi gerekçeyle verilebilir?
Aklımda deli sorular… Neyse!...
RAKİP BAŞKANLAR BU KADAR ZARAR VEREMEZ
Gelelim gelecek sezona… Okan Buruk ikinci kez Galatasaray’ı şampiyon yaptı… Hem de takım 102 puan topladı. Yani Sarı-Kırmızılılar her açıdan kasayı doldurdu. Sponsorlarının kulübe vereceği paralar katlanacak. Şampiyonlar Liginde yine boy gösterilecek. Ama Sarı-kırmızılılar Okan Buruk’un maaşını şimdi 50 milyon liraya çıkarmaya hazırlanıyor. Buruk da buna hiç ses çıkarmıyor. Peki Trabzonspor, Abdullah Avcı’ya gelecek sezon için ne kadar ödeyecek? Tam 60 milyon lira!. Bu nasıl bir kafadır, bu nasıl Abdullah Avcı sevdasıdır? Bu nasıl bir Avcı’nın Trabzonspor aracılığıyla zenginleştirilme çabasıdır! Ya, Fenerbahçe İsmail Kartal’ı 25 milyon lira ödüyor. Beşiktaş Portekiz’i Avrupa şampiyonu yapan Fernando Santos’a 1,5 milyon Euro, Şenol Güneş gibi bir dünya markasına da yine 1,5 milyon Euro ödemişti. Bu Ertuğrul Doğan kendisini tribünden gelmiş bir Trabzonsporlu göstermeye çalışıyor ama artık ben hiç de böyle düşünmüyorum. İnanın Ali Koç, Dursun Özbek, Aziz Yıldırım, Hasan Arat Bordo-Mavili kulübe başkan olsalar, bu kadar büyük bir ekonomik tahribat yaratamazlar.
Çünkü, “Bizim bu kulübü bitirmeye çalıştığımız anlaşılır” diye düşünürler. Bu Ertuğrul Doğan’ın böylesine özgüveninin sebebi ne ola ki!
Bir gün birileri anlatır umarız kapı arkalarında yaşananları…
Zaman her şeyin ilacı ve bekleyeceğiz artık!...
Galatasaray Okan Buruk’un maaşını 50 milyon liraya çıkarıyor.
***
JEAN MARİA PFAFF VE NİCOLAS PEPE!
Trabzonspor’un tarihi bir çok yıldız eskisini transfer etmesiyle bilinir. Bu noktada belki de döneminde dünya starı kabul edilen transferlerin başında da Belçikalı kaleci Jean Maria Pfafff gelir. Takımda bir yıl kalmasına ve birçok maçta sakatlığı nedeniyle oynayamamasına rağmen bu oyuncunun ismi hiç unutulmamıştır. Son büyük yıldız transferi ise NicolasPepe’ydi. Paff, Mehmet Ali Yılmaz başkanlığındaki yönetim tarafından çuvalla para verilerek transfer edildiğinde buna hiç kimse inanamamıştı. Çünkü o dönem Belçikalı kaleci Alman Scmuhaer ile birlikte dünyanın en iyi iki kalesinden biriydi. O zamanlar özel uçak yoktu. Pfaff 1989 sezonunun başında imza atmak için gündüz saatlerinde Trabzon Hava Alanına indiğinde, burada 10 bine yakın taraftar büyük bir coşku içinde onu bekliyordu. Tecrübeli eldiven, omuzlara alınarak özel hazırlanmış üstü açık aracına bindirilirken, ayakları yere değmemişti.
BÜYÜK BALON ÇOK ÇABUK SÖNMÜŞTÜ
Jean Maria Pfaff öylesine büyük etki yaratmıştı ki, bu üstü açık otomobille şehir turu yapmış ve sokaklara dökülen Trabzonluları selamlamıştı. Onu yakından görebilmek için gençler, çocuklar neredeyse birbirini eziyordu. O zaman idmanlar da taraftarlara ve medyaya sonuna kadar açıktı. Şimdiki yasakçı zihniyet de yoktu. Bordo-Mavili takımın idmanlarını izlemek için binlerce taraftar Mehmet Ali Yılmaz tesislerine akın ediyordu. Takım kaptanlığı da hemen bu isme verilmişti. Pfaff tesislerde de, tesis dışında da büyük otoriteydi ve deyim yerindeyse terör estiriyordu. Futbolcular da ondan çok korkuyordu. Zaten o kadar güçlü gelmişti ki Teknik Direktör Şenol Güneş’in işine son verdirmiş ve eski hocası Belçikalı Urbain Braems’i takımın başına getirtmişti. Güneş ise kulübün efsanesi olarak boş bir çuval gibi kenara atılmanın acısını iliklerine kadar hissetmişti. Lig başladığında Jean Maria Pfaff’tan takımı şampiyon yapması, Avrupa’da da zirveye taşıması bekleniyordu.
TAM 37 BAVULLA BİRLİKTE TEK BAŞINA GİTTİ
Belçikalı dünya yıldızı kaleci Jean Maria Pfaff 37 yaşındaydı ve hem dizinde, hem de kasıklarında çok önemli sakatlıklar vardı. Kaleye geçtiğinde genel olarak devleşiyordu ama birçok maçta oynayamıyordu. Çünkü sakatlığı oynamasına izin vermiyordu. Tam bir hayal kırıklığı yaratmıştı. Sezon biterken Özkan Sümer takımın başına getirilip, Braems ile yollar ayrılırken, Jean Maria Pfaff da istenmeyen adamdı. Özkan Sümer, “Kulübün üzerinde kendini gören bir adamla çalışamam” dedi. Mehmet Ali Yılmaz bir çuval daha para vererek bu isimle olan sözleşmeyi sonlandırdı. Pfaff, Trabzon’dan ayrılacaktı. Biz de onu İstanbul’a götürecek tarifeli uçağa gitmiştik. Belçikalı kaleci tam 37 bavul ile birlikte hava alanına geldi. Yanında bir tek kişi bile yoktu. Tüm bavullarını tek başına taşımak zorunda kaldı. Bir ara bavulların üzerinde terden sırılsıklam olarak bana hitaben, “Buraya gelirken binlerce insan beni kahraman gibi karşıladı, şimdi bavullarıma yardım edecek bir personel bile bana çok gördüler. Ayrılıklar böyle olmamalı” derken göz yaşlarını zor tutuyordu.
NİCOLAS PEPE DE BENZER KADERİ PAYLAŞTI
Kuşkusuz daha sonra gelen ve yıldız kabul edilen birçok yabancı da benzer olayları yaşadı. Hava alanında binlerce taraftarla karşılanan, sonra da tek başına gitmek zorunda kalan sözde kurtarıcı büyük yıldızlar(!) Bunlara şimdi de Nicolas Pepe eklendi. Geçen sezonun başında transfer edilirken, TV’lerde, gazetelerde, internet sitelerinde yapılan haberleri hatırladım. Hava alanını dolduran binlerce taraftar aklıma geldi. Fildişi Sahilli sözde dünya yıldızının nasıl da krallara layık bir şekilde özel uçakla getirildiği, omuzlara alındığı, taraftarların onu bağrına bastığı gözlerimin önüne geldi. Canlı yayınlar film şeridi gibi… Ama hayal kırıklığı yaratan bir sezondan sonra Nicolas Pepe ile yeni sözleşme yapılması yönünde karar çıkmadı. Bu isimle yollar ayrıldı. Ama ne kulübün internet sitesinde bir teşekkür yazısı, ne son maçında plaketle birlikte uğurlama görüntüsü… Ve Pepe kısa bir sosyal medya paylaşımıyla Trabzon’a ve Trabzonspor’a veda ederken, hava alanında yalnızlığı yaşamanın dayanılmaz acısını hissetmiştir. Gelirken gördüğü ile giderken yaşadığı arasındaki fark onu üzmüştür ama asıl üzülen Bordo-Mavili kulübün 4 milyon Euro’nun üzerinde bir bedelle aldığı bu oyuncudan bir tek üst seviyede maç izleyemeyen taraftardır kuşkusuz…
BÜYÜK KULÜP MENSUBU GİBİ DAVRANMAYI ÖĞRENİN
Son söz… Kendisine taraftar diyenler, sözde yıldız eskisi futbolcuları, başkanlardan yöneticilerden para aldıkları için hava alanlarında binlerce kişiyle karşılamayın. Bu futbolcuların verdikleri hizmeti görün ve sonra giderken binlerce kişi olarak hava alanına gidin, uğurlayın… Gerçek taraftarlık ancak böyle olur. Bir sözümüz de yönetime olsun… Bir futbolcuyu, büyük beklentilerle, süsleyerek, püsleyerek ve milyonlarca Euro vererek Trabzonspor’a getirirken, adeta karşısında ezik Anadolu delikanlısı havası estirirken, giderken ise değersiz bir nesne muamelesi yapmaktan vazgeçin. Gelen futbolcuya da Bordo-Mavili kulübün büyüklüğüne yakışır başkan ve yönetici gibi davranın. Giderlerken de aynı büyüklüğü hissettirin olmaz mı? Bakın Avrupa’da büyük kulüpler futbolcularına vedaları nasıl hazırlıyor izleyin, görün ve örnek alın… İşte bunu yaparsanız kulübü daha da büyütürsünüz, herkese de bunu hissettirirsiniz.
Büyük kulüp olmak sadece şampiyonluklara ulaşmak değildir. Bir davranış biçimiyle tüm ülkeye ve dünyaya örnek olmak da büyük kulüp olmanın gereğidir.
Bir kez daha hatırlatalım istedik…
Yorumlar 1
Kalan Karakter: