BU TABLO NASIL İBRA EDİLDİ?
Yıllar önce arkadaşlarla sohbet ederken ve Trabzonspor kulübünün nasıl da içinin boşaltılmasına camianın sessiz kalmasını değerlendirirken, “Ne yazık ki bu kulüp milyonlarca babası olan ama öksüz bir çocuk” deyimini kullanmıştım. Bu sözüm yıllar geçtikçe daha da ete kemiğe büründü. Yönetenler acı ki üç beş taraftar grubunu avucunun içine aldı, medya mensuplarının önemli bir bölümüne sus payı verdi, camianın akil insanları hiçbir sorumlulukları yok gibi kenara çekildi. Kimi para kazanırken Karun gibi zenginleşmenin, kimi siyasette zirveye çıkmanın peşinde koştu. Trabzonspor ile ilgilenenlerin büyük bölümü de aslında bu kulübü öyle çok da içselleştirmeyenler oldu. Trabzonspor’a ‘ne verebilirim’ değil, ‘ne alabilirim’ diye düşünenlerin daha çok cirit attığı bir kulüple karşı karşıya kaldık. Bu kulüp yıllardır yanlış yönetiliyor. Atay Aktuğ, ikinci başkanlığı döneminde kulübü borsaya kote hale getirdi. Bunu yaparken de çok tartışmalı yöntemler kullanıldı. Herkes bir dedikodu ortaya attı ama altı doldurulamadı. Ama kulübün yüzde 25’i satılırken, elde edilen gelir ile birlikte ne kadar borç varsa kapatıldı. Sonra Ziya Bey sitesi de elden çıkarıldı ve vergi borçları silindi. Artık tek kuruş borcu olmayan bir Trabzonspor vardı.
***
HER GELEN ADETA BİR TEKME VURDU
Bu borçsuzluk uzun yıllardır yaşanmayan bir durumdu. Hatta Borsa’dan gelen paranın 7 trilyon lirası kulübün kasasında kalınca bununla birlikte hisselerin yüzde 6’sı geriye alındı. Böylece Borsa’da işlem gören hisse miktarı kulübün değerinin yüzde 19’u olarak kabul edildi. Ancak Atay Aktuğ’un daha görev süresi bitmeden istifa edip, kulübü kongreye götürürken borç 10 trilyon liraya ulaşmıştı. (O dönem liradan 6 sıfır atılmamıştı) Sonra Nuri Albayrak başkan oldu. Acayip zengindi ve siyaset kurumunun en üst makamıyla çok içli dışlı olduğu için Trabzonspor’u uçuracaktı sözde.. Ama hiçbir başarı elde edemediği gibi yaptıkları transferlerle birlikte borcu 40 milyon liraya taşıdılar. Onun yönetimi 30 küsür oyla birlikte ibra edilmeyince yer yerinden oynamıştı… Neyse geçelim… Albayrak’ın ardından Sadri Şener geldi. Gelirler her gelen başkan döneminde iki üç kat artıyordu ama borç da füze gibi fırlıyordu. Şener, borcu indireceğini, kulübü öz kaynaklarına döndüreceğini söylemişti. Ama sözlerinin bir tekini bile tutmamıştı. Transferden büyük paralar gelmesine, Borsa’daki hisselerin yüzde 19’dan, yüzde 49’a kadar olan bölümünü, ‘Kağıt parçası’ diyerek satmasına rağmen tam bir enkaz bıraktı. Giderken borç 175 milyon liraya ulaşmıştı. (liradan 6 sıfır atılmıştı)
***
KULÜP MACERAPERESTLERE EMANET EDİLDİ
Sadri Şener de istifa edince bu kez İbrahim Hacıosmanoğlu gibi beylik sözler söyleyen ama hiçbir sportif bilgisi bulunmayan, taraftarı avucunun içine almaktan öte bir şey yapmayan isim bu kulübe başkan seçildi. Sırtını siyasete dayadı ama sahada her şey kötü giderken, öyle berbat, öyle anlamsız transferler yapıldı, öyle paralar döndü ve bunların ne olduğu tam anlaşılamamasına karşın, kulübü bırakırken, daha doğrusu seçimi kaybederken bıraktığı borç 430 milyon liraydı. Muharrem Usta iş başı yapmıştı. Ondan da beklentiler büyüktü. Karşısındaki insanlara öyle bir tablo çiziyordu ki, dinleyenler mest oluyordu. Yönetiminde bile, “Bu kulübü Barcelona gibi yapacağız” sözlerini unutmayanlar vardı. Ama onunla birlikte de gelirler müthiş artarken, borç miktarı da 890 milyon liraya varmıştı. Artık kolları sıvama zamanı Ahmet Ağaoğlu’nundu. Ne yazık ki o da diğerlerinden farksızdı. Kuşkusuz sahada daha başarılı bir takım vardı ama öyle transferler yapıyor, öyle harcamalara ve uygulamalara imza atıyordu ki, tam bir rezaletti. Sığındığı liman 38 yıl aradan sonra gelen şampiyonluk kupasıydı. Ama bu kupaya rağmen kendi yönetimi tarafından darbeyle gönderilirken, borç bu kez 3 milyar liraya merdiven dayamıştı.
***
KİMSE HESAP SORMAZSA KAÇINILMAZ SON
Ahmet Ağaoğlu’nun sağ kolu Ertuğrul Doğan bayrağı devralmıştı. Verdiği çok sayıda söz vardı. Yöneticilik dönemlerinde kendisi de dahil büyük hatalar yapmışlardı ve artık bunlara dur diyeceklerdi. Koltuğa oturduğunda borç 3 milyar olarak açıklanırken, “Bu böyle devam edemez. Takımın maliyetini 25 milyon Euro’nun altına indireceğiz. Teknik kadroda istikrar sağlayacağız. Altyapımızı üretken hale getireceğiz. Buradan oyuncu üretemezsek Trabzonspor’u batırırız. Bu kulübü ortak akılla yöneteceğiz. Şeffaf olacağız” gibi sayısız sözler verdi. Görevi devraldıktan sonra hibe olarak kulübün kasasına önemli paralar koydular. Sonra sponsorluk ve reklam anlaşmalarıyla birlikte bayağı para topladılar. Kendi deyimleriyle 70 milyon Euro’luk bir kaynak oluşturdular ama yine de borcu indirmeyi başaramadılar. İndirme bir yana, füze gibi çıkmasına izin verdiler. Dün kulübün Olağan Genel Kurulu, KTÜ Prof. Dr. Osman Turan Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşti. Borç ise net 4 milyar 45 milyon 369 bin 412 TL olduğu açıklandı. Yani 26 Mart ile 8 ay içinde borç 1 milyar liranın üzerinde artmış…
Bu tablo da genel kurula katılanlar tarafından ibra edildi.
Gerçekten yazık…
Ertuğrul Doğan geldiği günden itibaren verdiği tek bir sözü bile tutmadı, tutamadı. Eylemleri tutarsız, kulübün tarihi kimliğiyle asla bağdaşmayacak bir tavır içinde… Ama bu durum genel kurul üyelerinin umurunda bile olmadı.
Hatta birçok etkin ve yetkin isim, “Aman ibra edelim de yarın başımıza bir dert almayalım” diyerek ellerini ‘evet’e kaldırmıştır büyük ihtimalle…
Yazık doğrusu…
Dediğim gibi, “Trabzonspor milyonlarca babası olan ama öksüz çocuk” olmayı sürdürüyor.
Bakalım nereye kadar!!!
***
BAŞKAN DOĞAN İYİ Mİ YAPTI KÖTÜ MÜ?
Trabzonspor’u yönetmeye talip olanların halkı kandırmak için kullandıkları ilk araç altyapıdır. “Buradan oyuncu üreteceğiz, Bordo-Mavili kulübü tarihi kimliğiyle yeniden barıştıracağız. Hem yetiştireceğiz, hem başaracağız, hem de yetişen oyuncuların bir kısmını satıp, kulübü borçsuz hale getireceğiz.” Açıklamasını yaparlar, Toplumda da tarihe bir özlem vardır ama altyapıdan yetişen bu kentin değerlerine de hiç tahammül edemezler. Neyse konumuz bu değil. Asıl işlemek istediğimiz durum, kulübün ekonomik krizler yaşarken son olarak Başkan Ertuğrul Doğan’ın devreye girmesiyle önlendiği ifade edilen krizi ele almak istiyoruz.
***
TRANSFER YASAĞINDAN KURTULMUŞ
Bilindiği gibi geçtiğimiz günlerde de kamuoyuna yansıyan haber şu şekildeydi: Trabzonspor’da daha önce forma giyen Vitor Hugo, Ekuban ve bir diğer oyuncunun menajerlik ücretleriyle ilgili yaptıkları başvuru sonucunda CAS, Trabzonspor’un 700 bin Euro ödemesine karar vermişti. CAS önceki gün Trabzonspor’a ulaşarak ödeme yapılması tebligatını gönderdi.Yaşanan bu gelişme üzerine harekete geçen Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan bugün ödemeyi gerçekleştirerek olası büyük bir krizin önüne geçmiş oldu. Kulüp söz konusu oyuncuların menajerlerine ödemeyi bugün yaptı. Eğer ödeme yapılmamış olsaydı, kulüp transfer yasağı ile karşı karşıya kalacaktı.
***
KEŞKE KURTULMASAYDI DİYORUZ
Ertuğrul Doğan’ın yaptığı ödemelerle birlikte kulübün çok önemli bir krizden kurtulduğu yazılıp çizilirken, aslında bunun tam tersi olsaydı, Trabzonspor için en iyisi yaşanabilirdi belki de… Düşünün iki yıl transfer yasağı gelmiş, Abdullah Avcı bir tek oyuncu transferi talebinde bulunamıyor. Oyuncu alma çılgını Doğan’ın eli kolu bağlanıyor. Altyapıdan yetişen oyunculara kalıyor meydan… Oradan birçok futbolcu geliyor, kiralık gönderilmişler gelecek sezondan itibaren forma giymeye başlıyor. Bordo-Mavili kulüp bir yandan ekonomisini düzeltirken, diğer yandan genç ve dinamik bir kadro oluşturuyor. Vizyonuna ve misyonuna uygun bir yaklaşım zorunluluktan ortaya çıkıyor.
***
AĞAOĞLU DÖNEMİNİ HATIRLAYIN
Ahmet Ağaoğlu’nun ilk başkanlık döneminde transfer yasağı gelmişti de kötü mü olmuştu? Yusuf Yazıcı, Abdulkadir Ömür, Uğurcan Çakır, Hüseyin Türkmen, Abdulkadir Parmak, Abdurrahim Dursun, Serkan Asan, Murat Cem Akpınar, Arda Akbulut gibi isimler adım adım kazanılıyordu. Ama transfer tahtası açılınca bu yukarıdaki isimlerin birçoğu kaybedildi. O altın nesil tarumar edildi. Elde kalan Uğurcan Çakır, Abdulkadir Ömür ve Hüseyin Türkmen ki bunlar da yakın bir gelecekte yok edilecektir. Ertuğrul Doğan aslında o menajerlere ödeme yaparak, kendi transfer yapma aşkına kavuşma eylemi gerçekleştirmiştir. Yoksa derdi Trabzonspor’u bir beladan kurtarmak değil, tam tersi borç çukurunun içinde iyice debelenmesini sağlayacak alanı açmak için ödeme yapmıştır. Bir de ödediği parayı da alacakları hanesine yazdırmıştır.
Bu eylemle Trabzonspor’a yazık etmiştir!
Yorumlar
Kalan Karakter: