TEK ADAM DÜZENİ VE TRABZONSPOR!
Kapitalist sistemi özümsemiş kafalar, “Parayı veren düdüğü çalar” şeklinde bir Atasözüne sarılmaktan geri durmaz… Oysa o paranın kazanılmasının tek nedeni emektir… Emeğin sömürülmesiyle birlikte ancak para birikir. Yani kapitalistin parasının kaynağı emekçi sömürüsüdür. Ne yazık ki bu mantık paralı başkanlar döneminde kulüpler için geçer akçedir. Yani başkan paralıysa konuşma ve eylem yapma hakkı sadece onda görülür. Yöneticiler sadece süs eşyası gibi işlev görür. Onların kartvizitinde, “Şu kulübün yöneticisi” yazıyorsa yeter… O kartvizit, işyerinde, arkadaş çevresinde, ailesinde saygı görmesine sebep olur… Gerisinin önemi yoktur. Yani sorumluluk üstlendiği kulübün yaşadıkları pek de umurunda değildir. Oysa bu yöneticiler bilmez ki, eğer varsa kendi bilgilerinin katılmadığı eylemlerde kulüp tek adamla birlikte hep zarar görür. Yani parayı veren başkan çevresindeki dalkavukların da pompalamasıyla kendisini dünyanın en akıllı insanı sanır, yaptığı eylemlerle de kulübü ekonomik batağa götürür. Yarattığı ekonomik kaos ve diğer sıkıntılar, kulübe borç olarak verdiği paranın onlarca kat üzerindedir. Ama yine de, “Para vermezse kulüp batar” algısı tüm toplumun iliklerine kadar işler…
***
SANKİ KULÜP ERTUĞRUL DOĞAN’IN MALI
Bu noktadan hareketle, Trabzonspor özellikle 2006 yılından sonra paralı ya da paralı bilinen başkanlar veya paralı ve güçlü kişilere, siyasete dayanmışlar tarafından yönetildi. Böylece olunca da bu başkanlar adeta tek adam rejimi uyguladı. Astığı astık, kestiği kestik oldu. Onların verdiği zararlarla ne yönettikleri kulübün misyonuna saygı gösterdiler ve gelişmesine izin verdiler, ne vizyonunu genişlettiler, ne sahada prestijin yerlerde sürünmesine sebep olan başarısızlıkları önleyebildiler, ne de her yıl katlanan borcun önüne geçebildiler. Trabzonspor, kimsenin cebine sığmayacak noktadan yine kişilerin insafına terk edildi. Bunun Ertuğrul Doğan yönetimi döneminde doruğa çıktığını maalesef üzülerek görüyoruz. Bir kere kamuoyuna yansıyan manzara şu ki, Trabzonspor demek Ertuğrul Doğan demek… Ertuğrul Doğan demek Trabzonspor demek… Bunun tek sebebi de yönetimdeki basiretsiz ya da ses çıkaramayan, sadece kendilerine biçilen rolü oynayan yöneticiler…
Bu kanıya nereden mi varıyoruz?
***
BAŞKAN KADAR YETKİN İSİMLER DE VAR
Bakın kulübün bir etkinliği olduğunda mutlaka başında Başkan Ertuğrul Doğan olacak. Yani Doğan’ın olmadığı hiçbir önemli etkinliği yok Trabzonspor’un. Asbaşkan Zeyyat Kafkas ve Trabzon kanadı yöneticileri sanki sadece kulübe ziyarete gelen siyasilere, bürokratlara ya da iş insanlarına forma verme aracı olarak görülüyor. Bir tek televizyon programına Ertuğrul Doğan dışında bir yönetici çıkmaz mı? Oysa Zeyyat Kafkas’ın ağzı iyi laf yapar. Yani TV’ye çıktığında Doğan’dan çok daha etkin ve anlamlı konuşabilir. Yedek yönetici ki çocukluğundan itibaren tanıdığım Ceyhun Eskici bu kulübün tarihinden günümüze kadar ezbere bilir. Taraftar Derneklerinin bir kimlik kazanmasının tek nedenidir. Belki de Ertuğrul Doğan bile onun sayesinde düzgün bir taraftar profiline girmiştir kim bilir… Neyse, bu insanların bir teki Trabzonspor’u TV’lerde temsil edemez mi? Gazetelere röportaj veremez mi? Basın toplantısı düzenleyemez mi? Yok ama… Tümü Ertuğrul Doğan yapacak. Sadece o ön plana çıkacak. Bir tek o konuşacak.
***
BİR KULÜBÜ SADECE BAŞKAN YÖNETEMEZ
Kulübün bir projesi olur, bunu Ertuğrul Doğan açıklar… Bir reklam anlaşması ya da sponsorluk konusu açıklanacak tek yetkili Başkan Doğan… Trabzonspor teknik direktör belirleyecek, Ertuğrul Doğan, “Bu ismi istiyorum” diyecek. Yöneticiler de zorunlu olarak, “En iyi isim o zaten” demek zorunda kalacak. Tüm transferleri yakın akrabasıyla yönlendirecek, yöneticiler tamamen dışlanacak. Bir de teknik direktörle dirsek temasına geçilecek. Tüm iç ve dış transfer böyle yürütülecek. Ne yazık ki kulübün ne asbaşkanı, ne genel sekreteri, ne mali saymanı organizasyona hiçbir şekilde dahil olmayacak. Onlar sadece transfer biterken haberdar olacak. Taraftarlarla ilişkileri Ertuğrul Doğan yürütecek. İktidar siyasetiyle can cana kan kana Ertuğrul Doğan olacak. Kurullarla muhatap olacak tek isim Doğan olarak ön plana çıkacak. Neyse tüm bu görüntü gerçekten Trabzonspor’a yakışmıyor. Oysa bizim bildiğimiz Trabzonspor’da asbaşkan, genel sekreter, mali sayman, hele hele genel kaptan, yani futbol şube sorumlusu en az başkan kadar önemliydi. Onun yetkilerini kullanmakta en küçük bir sakınca görmezlerdi. Çünkü onlar da en az başkan kadar kulüplerini düşünür, ona göre hareket ederlerdi. Şu anda yaşanan ise bir tek adam düzeni ve bunun sonucu da bir felakettir.
Lütfen geri dönün!..
***
YİNE EKONOMİK DARBE YAŞANACAK
Önceki akşam Başkan Ertuğrul Doğan, telefonla Aspor’da canlı yayına bağlandı. Burada özellikle Ulaş Özdemir’in soru sorarken, adeta başkana çanak tutmaya çalışması dikkatlerden kaçmadı. Şampiyonluk sezonundaki gibi nasıl da transferi harika planladıklarını anlattı Özdemir, sonra da transfer sorusunu sordu, 31 yaşındaki Hırvat sol bek Borna Borisic’in işini bitirip bitirmediklerini öğrenmek istedi. Oysa eğer gazeteci olsa sorması gereken soru, “Glasgow Rangers’te Rıdvan Yılmaz’ın bile gerisine düşen, yedek kulübesini mesken tutan ve 31 yaşındaki bir sol bek Trabzonspor’un kriterlerine uyar mı? Kaldı ki elinizde Eren Elmalı gibi genç yerli ve yetenekli bir sol bek varken… Hatta Arif Boşluk gibi altyapıdan yetişmiş ve çoktan oynaması ve Türk futboluna sunulması gereken ama Abdullah Avcı’nın kadrine uğramış, geleceği olan bir sol bek 1 dakika bile oynatılmazken, Borisic gibilere ödenecek milyonlarca Euro’su var mı kulübün?” diye sorması ve sonra da, “Uyguladığınız transfer politikasıyla kulübün borcunu hangi rakama çıkardınız?” diye de eklemesi gerekirdi. Ama dedim ya özgür gazeteci olsaydı. Başkan da hemen “İsim veremem ama imza attırdığımız, imza aşamasına geldiğimiz isimler var. Birkaç ay içinde transferin yüzde yetmişini tamamlarız” diyerek taraftarı heyecanlandıran açıklamalarda bulundu.
***
HANGİ YABANCI TAZMİNAT ALMADAN GİDER?
Bunu dedikten hemen sonra da, en doğru soruyu Galatasaraylı Levent Tüzemen sordu ve, “Gelecek sezon 12 yabancı olacak ve sizin yabancılarınız çok fazla. Bunları nasıl boşaltacaksınız?” dedi… Bunun üzerine de Ertuğrul Doğan hemen bir U dönüşüyle, “Kiralıklar var, onlarla devam etmeyeceğiz. Üç yabancıya da kulüp bulmalarını söyledik. Oyuncularımızı elden çıkarırken kulübü zarara uğratmak niyetinde değiliz” ifadelerini kullandı. Ertuğrul Doğan, bugüne kadar yaşanan gerçeklerden sanki habersiz gibi açıklamalar yapmaktan geri durmuyor. Bruno Peres’i, Marc Bartra’yı, Fode Koita’yı kulübe zarar vermeden gönderebildiniz mi diye biz soralım bari… Hangi yabancı oyuncu, gönderilmek istendiğinde ve başka bir kulüpten Trabzonspor’dan kazandığından daha iyi bir teklif almadığında tazminat istemeden gitti ki? Siz transfer ettiğiniz yabancılara, piyasa değerinden çok yüksek paralar ödediğinizin farkında değilsiniz her halde… Bu paraları hiçbir kulüp ödemez Sayın Doğan… Siz de Abdullah Avcı’nın güdümünde yeni transferler yapabilmek için elinizdekinin avuçlarına milyonlarca Euro’yu sayarsınız, öyle gönderirsiniz. Bunu sakın aklınızdan çıkarmayın…
***
ARTIK BU POLİTİKADAN VAZGEÇMELİSİNİZ
Zaten bonservis bedeli getirerek gidecek yabancı futbolcular takıma önemli katkılar verenler olacaktır. Onların gitmesiyle de çok daha yüksek bedellerle yeni yabancılarla kadro kalitesini korumak ve biraz daha yukarı taşımak isteyeceksinizdir. Eğer beklenen sonucu alamazsanız da bu kısır döngüyle birlikte kulübü her geçen gün biraz daha iflas noktasına taşıyacaksınızdır. Bunu geçen sezon yaşadınız değil mi? Bu sezon da benzer bir durum söz konusu… Yoksa borç bir yılda 3 milyon 200 milyon liradan, 5 milyar liranın üzerine çıkmazdı değil mi? Hatta bazı iddialara göre 6 milyar liraya… Ertuğrul Doğan başkanlık yapıyor ama çevresindeki dalkavuklar ve kendi aklına çok güvendiği için bir türlü aynı kısır döngüyü tekrarlamaktan geri durmuyor. Gelecek başarıyı da sadece gelecek transferlere bağlıyor. Oysa başarının ancak büyük oranda futbolcu üretmekten geçtiğinin farkına bile varmıyor. Ne yazık ki Galatasaraylı olan ve Başakehir’i yuvası olarak gören Abdullah Avcı’nın futbol aklına ve kalbine güveniyor(!). Oysa Avcı uygulamalarıyla birlikte Trabzonspor’u hiç düşünmediğini sadece kendi kariyerine katkı yapacak işlerin peşinde koştuğu gerçeğini biz uzaktan görüyoruz ama o burnunun dibinde hiçbir şeyin farkına varmıyor. Eğer Avcı gibi başarıyı sadece transfere bağlayan bir ismin aklına ve kalbine güvenirse Doğan’ın gideceği yer uçurumdur.
Bu bizi ilgilendirmez de asıl Trabzonspor’u uçuruma taşıması tüylerimizi diken diken ediyor.
Ama bunu Ertuğrul Doğan ne de yöneticiler anlayabilir!!!
***
DOĞAN’A BİR BÜYÜK ALKIŞ VE BİR DE ELEŞTİRİ
Ertuğrul Doğan programda hakemlerle ilgili olarak konuşurken, özellikle VAR’ın standart tutturamamasından söz etti. En çok da Anadolu kulüplerinin mağduriyetini dile getirdi. Doğan, “Bizden daha çok Anadolu kulüpleri mağdur ediliyor. Buna artık bir son verilmeli” dedi… Bu sözüyle birlikte hakem hataları konusunda adil davrandığı görüntüsü verdi haklı olarak takdir edildi. Biz de bu noktada Başkan Doğan’ı alkışlıyoruz. Ancak çözüm olarak da Anadolu kulüplerinin önüne geçmesini, hem TFF başkan ve yönetimini, hem MHK’yi, hem PFDK ve Tahkim Kurulu’nun seçimlerinde gerçek bir güç haline gelmeleri için birlik olarak hareket etmelerinin temellerini atmalarını öneriyoruz. Eğer bunu yaparlarsa zaten hakemler güç karşısında boyun eğeceği için İstanbul takımlarını okşamaktan vazgeçerler doğal olarak… Ertuğrul Doğan’ın, “Fenerbahçe ile bir sorunumuz yok” demesi ise yadırganmalı… Ne demek sorun yok? Yoksa 1995-96’nın bir taşla alınan şampiyonluk kupası Trabzonspor’un müzesine geldi de haberimiz mi yok? Ya da 2004-05 sezonundaki Cem Papila operasyonuyla elimizden alınan şampiyonluk için bir özür mü dilendi? Hele hele 2010-11 sezonunda şike ve teşvik priminin ete kemiğe büründüğü tapelerde ortaya çıkmasına karşın, siyaset kurumunun da işgüzarlığıyla Fenerbahçe müzesinde sergilenen kupa, Trabzonspor için yola mı çıktı da bilmiyoruz…
Ertuğrul Doğan şunu unutmamalı ki, “Tarihini unutan hiçbir kurum yaşayamaz”
Trabzonspor tarihi de Fenerbahçe’nin darbeleriyle yazıldığı çoğunlukla…
Unutmayız, unutturmayız!
Siz unutup, eyyamcılık yapmaya kalksanız bile…
Yorumlar
Kalan Karakter: