ZEKİ UZUNDURUKAN HİÇ ŞAŞIRTMIYOR
Zeki Uzundurukan… Fotomaç Gazetesi’nin 1990’lı yılların başlarında kurulduğu günden itibaren genel yayın yönetmeni olarak görev yapıyor. Bir spor gazetesini yaşatmak kolay değildir. Ama Uzundurukan ve ekibi, 30 yılı aşkın bir süredir Fotomaç Gazetesini ayakta tutarken, gündem belirlemede de önemli bir işlev görüyor. Kuşkusuz Zeki Uzundurukan’ın güçlü bir spor gazetesinin genel yayın yönetmeni olmasıyla birlikte herkes de bu isimden sporla ilgili çok doyurucu ve tutarlı, kararlı, düz bir çizgisi olan gazeteci bekler. Ama maalesef… Uzundurukan, Trabzonsporlu Serhat Albayrak’ın patronluğundaki gazetede sanırım ne söyleniyorsa onu konuşuyor ya da yazıyor. Bu anlı şanlı gazeteci, Nenad Bjelica gelirken, “Böyle bir teknik adam görülmedi. Muhteşem seçim, Trabzonspor’u zirveye taşıyacak” gibi yazılar yazıyor, TV’de de bu minvalde konuşuyordu. Bizim gibi tıfıl gazeteciler ise, “Bu adam yaramaz” diyorduk.
***
BU NASIL YAĞLAMA NASIL BALLAMA ANLAMAK ZOR
Neyse Bjelica rezaletine destek veren Uzundurukan, Trabzonspor kötü gidince de eleştirmeye başlamıştı. Neyse bu dönem bitti, Abdullah Avcı iş başı yaptı. Bir yazı yazdı, gerçekten yenilir yutulur değil… Bu nasıl bir yağlama, ballama… Abdullah Avcı ile Bordo-Mavili takım müthiş bir hava yakalamış, taraftar keyiften dört köşe olmuş, müthiş bir bütünlük sağlanmış… Abdullah Avcı ile birlikte takımın şampiyonluk yarışına katılmasının sürpriz olmayacağını dile getirmiş… Daha neler neler! Oysa gazeteci bir teknik adamın dönüşünü yazarken, onun giderken nasıl bir eser bıraktığı, kulübün ekonomik batağa saplanmasında rol alıp almadığını, paraya ve transfere nasıl düşkün olduğunu ve bunun da mevcut koşullarda Trabzonspor ile asla uyumlu olamayacağını yazması, çizmesi, konuşması gerekmez mi? Yani ülke yanarken, Penguen belgeseli yayınlayanlar gibi, Bordo-Mavili kulüp yangın yerine dönmüşken, Zeki Uzundurukan ise patronlarını mutlu edip, koltuğunda rahat rahat uzun bir süre daha oturmayı garanti etme peşinde koşuyor.
Trabzonspor’u ulusal medyada da böyle isimler temsil ettikten sonra gerçekten boşuna nefes tükettiğimizi düşünmekten kendimizi alamıyoruz. Ama olsun, biz yine de gerçek gazeteci gibi davranmaya devam edip, on kişi tarafından da okunsak kulübün haklarını, hukukunu korumaya devam edeceğiz. Kalemini kiraya verenlere inat!
***
HAKAN ÇALHANOĞLU’NA DA YOL VERİLMELİ!
Türkiye Futbol Federasyonu yıllardır kötü yönetiliyor. Bunun sonucu olarak da futbolda istikrarlı bir şekilde sürdürülebilir başarı elde edilemiyor. Ay-Yıldızlı takımımızın hayal kırıklığı yaratan kadrolarında önemli değişiklikler yapıldı. Bunun yanında Alman Stefan Kuntz ile yollar ayrıldı. Yerine İtalyan Vincenza Montella getirildi. Hırvatistan ve Letonya zaferleri ülkeyi adeta bayram yerine çevirdi. Artık Almanya’da yapılacak olan finallerde önemli başarılar yakalanabileceği de konuşulmaya başlandı. Takımda bir kolej havası egemen gibi gözüküyor ancak bir tek Hakan Çalhanoğlu sırıtıyor. Bu oyuncu İtalya Serie A’da Milan forması giydi. İnter’de harikalar yarattı. Uzaktan attığı harika goller, duran toplardaki ustalıkları herkesi kendisine hayran bırakmaya yetiyor fakat aynı Hakan, A Milli takımda adeta halı saha futbolcusu görüntüsü veriyor. Krallığını ilan etmiş gibi bir hava estiriyor.
***
İTALYA’DA BAŞKA MİLLİ TAKIMDA BAŞKA!
Her yönüyle iyiye doğru gitme eğilimi gösteren Ay-Yıldızlı takımda birçok oyuncuyla ilgili yapılan operasyonun tek eksik ayağı Hakan Çalhanoğlu gibi görülüyor. Arda Güler’in sakatlığının geçmesi ve yeniden Ay-Yıldızlı formayı giymeye başlamasıyla birlikte yapılması gereken en önemli eylem Hakan Çalhanoğlu gibi milli takımı adeta yan yatma yeri gibi gören bir ismi de saf dışı bırakmaktır. Bu kadar düzgün şut atan bir oyuncunun, Ay-Yıldızlı formayı giyerken attığı tek bir şut kaleyi tutmaz mı? Adamda zaten öyle duygusal açıdan ülkeye bağlılığı tartışılır. Kendisini tamamen İtalya’daki kariyerine adamış gibi gözüküyor. Görüntüde efendi bir kişilik olarak görülmesine rağmen kapı aralıklarında kulisleri seven ve sevmediği oyuncuların ayaklarını kaydırma çabası gösterdiğine dair de söylentiler dolaşıyor. Montella, Ay-Yıldızlı takımda iyice rahat etmek ve kolej havasını estirmek istiyorsa bir an önce Hakan Çalhanoğlu’ndan kurtulması gerekiyor. Yoksa yakında o da sıkıntı yaşamaya başlayacaktır.
***
6 NUMARA VE İSMAİL YÜKSEK GERÇEKLERİ
Türkiye’de spor gazetecileri gerçek bir kara cehalet örneği sergiliyorlar. Bu sözde spor gazetecileri, her transfer mevsiminde yaptıkları haberler, yorumlar ve analizlerle kulüpleri yönetenlerin en büyük belaları haline dönüşmüşler gibi gözüküyor. Sosyal medyadaki ne oldukları belirsiz troller gibi hareket ediyorlar. Ülke futboluna zerre kadar yararları dokunmuyor. Zarardan başka da bir şey vermiyorlar. Bir yandan ülkede futbolcu yetişmemesinden söz ediyorlar, diğer yandan da transfer mevsimlerinde kulüplerin kadrolarını yabancılarla doldurmaları için çırpınıyorlar. Geride bıraktığımız transfer döneminde Fenerbahçe birçok yıldız oyuncu alırken, sürekli olarak, “Bu takıma şimdi çok iyi bir 6 numara gerekli… Eğer bir 6 numara alınmazsa, bunca transfer çöp olur” havası estiriyorlardı. Oysa Fenerbahçe’de yabancı olarak geçen sezon Portekiz A Milli takımına layık görülen Crespo’nun yanında Türkiye A Milli takımında oynayan İsmail Yüksek bulunuyordu. Farklı alternatifler de vardı ama transfer delisi medya susmuyordu. Peki şimdi ne oldu? İsmail Yüksek Fenerbahçe’de başarılı bir dönem geçirirken, Ay-Yıldızlı takımımızda da muhteşem performansıyla herkesin haklı takdirini kazandı. Hatta, Avrupa devlerinin peşinde koştuğu yazılıp çizilmeye başlandı. Peki, Fenerbahçe’ye 6 numara yamatmaya çalışan gazeteciler hiç utandı mı?
Ne gezer! Onların mesleği gazetecilik değil, yüzsüzlük!
Hem de büyük yüzsüzlük!!!
Yorumlar
Kalan Karakter: