Trabzonspor, Galatasaray’ı sadece 2-1 mağlup etmedi. “Kendine yeniden inanma” hakkını da kazandı...
Bazı galibiyetler sadece üç puan değildir. Onlar takımın yeniden ayağa kalktığını gösterir. Öyle gecleer vardır ki; sadece skorla değil, karakterle yazılır. İşte bu maç gecesi öyle gecelerdendi...
Galatasaray karşısında alınan bu galibiyet, şampiyonluk yarışını karıştıran sonuçtan çok daha fazlasıydı. Trabzonspor’un oyun aklıyla, duygusal olgunluğuyla ve en önemlisi tribün-saha birlikteliğiyle nasıl büyük bir güç haline gelebileceğini gösterdi.
Öncelikle; Trabzonspor taraftarı sınıfı geçti...
Hafta içinde yazdık; uyardık... “Bu maçta mesele sadece futbol değil... Uğurcan meselesi tribünün elinde büyürse, kazanan Galatasaray olur” dedik. Ne oldu?
Trabzonspor taraftarı olması gerektiği gibi davrandı. Olgunluğunu gösterdi.
Kulübünü düşündü. Maça odaklandı. Takımını sahiplendi... Tahriklere boyun eğmedi...
Kısacası; duygusunu kontrol etti, sevgisini sahaya doğru yansıttı ve kazanan tarafta oldu... Büyük taraftar, sadece bağıran değil; ne zaman susacağını, ne zaman sahip çıkacağını bilen taraftardır.
Bu sağduyunun Trabzonspor’un oyununa doğrudan yansıdığı çok net gördük..
* * *
Gelelim sahaya...
Fatih Tekke artık sadece takım çalıştırmıyor, bir futbol hafızası inşa ediyor. Tekke’nin Trabzonspor’da yaptığı “sıradan teknik adam dokunuşu” değildir. O, sadece diziliş, belirlemiyor, oyuncu seçmiyor, maç kazanmıyor. Trabzonspor’a yeniden oyun kimliği kazandırıyor. Takım artık ne oynadığını biliyor.
Defalarca anlattık... Beklemeyi öğütledik... Şimdi meyvaları alma zamanı... Yaşananlar tesadüf değil; Tekke’nin futbol aklının ürünüdür.
Topun nerede kazanılacağını, oyunun nerede sıkıştırılacağını, duygunun nerede serbest bırakılıp, nasıl frenleneceğini bilen bir teknik adam var kenarda. En önemlisi de Trabzonspor artık sadece reaksiyon veren değil, üreten bir takım haline geliyor. Böylesi dönüşümler kolay olmaz... Sessiz sessiz. Sabırla. İnatla... Ve doğru oyunla.
* * *
Bu galibiyetin asıl gücü skorda değil, görüntüdeydi!.. Skor tabelası 2-1 yazsa da sahadaki görüntü çok daha önemlilerini anlattı. Trabzonspor, sadece coşkuyla, motivasyonla da kazanmadı. Planla galip geldi..
Rakibini doğru yerlerde bozdu. Gerektiğinde sertleşti. Doğru zamanlarda sakin kaldı. İşte büyük takım refleksi budur. Eskiden Trabzonspor büyük maçları sadece duyguyla oynuyordu. Bugün ise duyguyla planı birlikte uyguladı.
Fatih Tekke’nin asıl farkı burada yatıyor. Takıma sadece cesaret vermiyor, onun nasıl kullanılacağını da öğretiyor. Bu akşamın tek kelimeyle özeti: KONTROL..
Tribünde kontrol. Oyunda kontrol. Duyguda kontrol vardı.
Trabzonspor yıllar sonra belki de ilk kez böyle bir büyük maçı kendine zarar vermeden oynadı. Duyguyu yıkmak için değil, itmek, taşımak ve büyütmek için kullanıldı. Bunun faydasını özümsemek şart...
Şimdi mesele bir maç kazanmak değil; bu aklı koruyabilmek...
* * *
Galatasaray galibiyeti çok büyük, bir o kadar değerli, fazlasıyla anlamlı. Ama bu maçın gerçek değeri, eğer doğru okunursa ortaya çıkacak.
Asıl soru; Trabzonspor bu aklı sürdürebilecek mi? Tribün aynı olgunluğu gösterecek mi? Takım oyuna sadakatte devamlılığı gösterebilecek mi? Camia bu yapının etrafında gerçekten kenetlenebilecek mi?
Eğer cevap “evet”se… O zaman bu gece sadece bir galibiyet olarak kalmaz; dönüm noktası olur.
Sözün özü: Trabzonspor, kendine yeniden kavuştu.
Hayırlı olsun!.. Devamı gelsin!..
Yorumlar
Kalan Karakter: