Avrupa futbolu bazen büyük bütçelerin değil, doğru aklın kazandığını hatırlatan hikayeler üretir. Bodo Glimt tam da böyle bir hikayenin adı.
Şampiyonlar Ligi ve Avrupa kupalarında elde ettikleri sonuçlar, yalnızca başarı öyküsü değil; aynı zamanda futbol ekonomisinin ezberlerini bozan model olarak öne çıkmaktadır. Çünkü Norveç temsilcisinin arkasında devasa sermayeler, petrol zengini yatırımcılar yok. Doğal olarak da transfer piyasasında savrulan milyonlar söz konusu değil...
Onların sahip olduğu şey çok daha değerli... O da net bir futbol aklı. Türk kulüplerinin tam olarak ihtiyacı olan budur.
Bodo’nun başarısının temelindeki ün önemli unsur; istikrar, oyun kimliği ve doğru oyuncu üretimi.
Norveç kulübü yıllardır aynı futbol anlayışını sürdürüyor. Teknik direktör değişse bile oyun fikri değişmiyor. Kulüp sistemini kurmuş durumda. Oyuncular o sisteme göre seçiliyor ve yetiştiriliyor. Sonuç çok net.. Mütevazı bütçelerle Avrupa’da devlere kafa tutabilen bir takım.
* * *
Özellikle şampiyonluk sonrasında Trabzonspor, ne yazık ki yıllardır bunun tam tersini yapıyor. Her sezon değişen teknik direktörler, sürekli yeniden kurulan kadrolar, hepsinde sıfırlanan futbol aklı… Bir kulüp için bundan daha pahalı model bulamazsınız.
Trabzonspor’un en büyük sorunu para değil, model eksikliğidir. Oysa bu şehir kendi yöntemini üretmiştir. Kulübün DNA’sında üretmek vardır. Tarihine bakıldığında başarıların çoğu zaten sistemle gelmiştir. 1970’lerin Trabzonspor’u da aslında bir modeldi. Yerli oyuncu üretimi, güçlü oyun kimliği, istikrarlı ve devamlılık gösteren teknik yapı…
Yıllar geçse de gerçek değişmedi... Bugün Avrupa’da Bodo Glimt üzerinden konuştuğumuz, Trabzonspor’un kendi tarihine aslında hiç de yabancı değildir.
* * *
Peki Trabzonspor bu modelden ne öğrenebilir? Her şeyden önce sabır.
Bodo bugünkü seviyesine bir yılda gelmedi. Yıllarca aynı futbol anlayışını geliştirerek sürdürdü. Trabzonspor ise geçmişinin aksine her kriz anında direksiyonu kırmayı tercih eti. Oysa büyük kulüpler, hele de akılcı yönetiliyorlarsa kriz anlarında bile sistemlerini değiştirmezler.
* * *
İkinci önemli konu oyun kimliği.
Trabzonspor yıllardır nasıl bir futbol oynamak istediğine karar veremiyor.
Defansif mi? Geçiş oyunu mu? Topa sahip olma mı?
Her teknik direktörle birlikte başka bir hikâye başlıyor. Oysa modern futbolda kulüpler teknik direktörlere değil, oyun fikirlerine yatırım yaparlar.
* * *
Üçüncüsü ise oyuncu üretimi ve scouting.
Madem konumuz Bodo, onlar pahalı yıldızlar transfer etmiyor. Doğru oyuncuları buluyor. Geliştiriyor. Sistemin içinde parlatıyor.
Mevcut sezonu dışarıda tutarsak, Trabzonspor, çoğu zaman transfer piyasasında günü kurtarmaya çalışıyor. Bu da kulübü hem sportif hem ekonomik olarak sürekli geriye götürüyor.
Hakklarını verelim; yönetim yanlış yapa yapa doğruyu gördü ve anlattıklarımıza uygun bir yöntemi benimsemeye başladı.
Sonuç olarak mesele Norveç’teki küçük bir kulübü romantize etmek değildir. Asıl mesele, eğer doğru akıl kurulursa, bütçenin tek başına belirleyici olduğudur.
Bodo Glimt bunu Avrupa’ya gösterdi. Oysa Trabzonspor’un bunu zaten bilmesi gerekiyor. Çünkü bu kulüp, Türkiye’de imkânsızı başarmış ve bunda süreklilik göstermiş modelin adıdır.
Sözün özü; aslında yapılması gereken çok basit:
Mucizeleri izlemek yerine, Trabzonspor modelini yeniden kurmak.
Ne dersiniz?
Yorumlar
Kalan Karakter: