Trabzonspor ile Galatasaray’ın kapışması ligin zirvesini derinden etkileyecek... Sahadaki mücadeleye hep birlikte tanık olacağız... Merakla bekliyoruz..
Maçın farklı bir boyutu daha var ki; o da Uğurcan!...
İşin kırgınlık boyutu, Trabzonsporlular açısından oldukça yüksek... Sosyal medyada ortamı germeye, provoke etmeye açlışan paylaşımlar belli ki maç gününe kadar daha da artarak devam edecek.
Bir dönem şehrin sahiplendiği, bağrına bastığı, omuzlarda taşıdığı isim, şimdilerde ayrılmanın verdiği psikolojiyle “kötü adam” ilan edilmiş durumda...
Daha kaç önce, “kaptan”, “sembol”, “içimizden biri” diye yere göğe sığrıdırılamayan isim, şimdi farklı formayla, başka hikâyenin parçası olarak Trabzon’a geliyor.
Tam da bu yüzden herkesin dikkatli olması gereken bir gece yaklaşıyor.
Böyle zamanlarda, asıl tehlike bazen rakip değildir, sizin adınıza duygunun kontrolü ele geçirmesidir.
Hele de Trabzonspor taraftarı alabildiğince duygusaldır. Bu şehir sevgisini de büyük yaşar, kırgınlığını da...
Kolay bağ kurar, hemen unutmaz.
Belki de bu yüzden, Türkiye’de hiçbir taraftar grubu Trabzonspor tribünü kadar sevdiğine sahip çıkıp, kırıldığına da öylesine sert tepki vermez.
Neler gördük, neler yaşadık!..
Uğurcan, uzun süre Trabzonsporluların gönlünde, yalnızca futbolcu olarak yer edinmedi... Aidiyet taşıdı, şehrin güvenini temsil etti. Kurtardığı toplardan daha fazlasına inandırdı insanları!...
Şimdilerde hazmedilemeyen asıl budur... Sıradan bir futbolcunun gidişi değildir Uğurcan’ın kopuşu... O yüzden bugün yaşanan sadece “rakip oyuncu geliyor” duygusundan çok daha fazlasıdır...
İçinde sitem vardır. Kırgınlık barındırmaktadır... Adı yüksek sesle söylenmeyen bir hayal kırıklığı hissedilmektedir...
* * *
Hepsine kabul!.. Fakat unutulmasın; burada çok kritik bir eşik başlıyor. Duygunun haklı olması, her tepkinin doğru olduğu anlamına gelmez.
İnsan kırılabilir... Taraftar kızabilir... Tribün tepki gösterebilir... Ama taraftar, tam da böyle günlerde ne kadar büyük olduğunu hatırlamak zorundadır. Hele de Trabzonspor taraftarıysa...
Büyüklük sadece çok sevmek değildir. Bazen, çok kırıldığında bile çizgiyi koruyabilmektir. Hafta sonu yaşanacak atmosfer çok güçlü olacak. Bunu tahmin etmek için kahin olmaya gerek yok. Her topa dokunuşta tribünden ses yükselebilir. Pozisyonlarda geçmiş bugüne karışabilir. Hepsi anlaşılabilir olsa da Trabzonspor taraftarı, tepkisini yaşarken Trabzonspor’a zarar vermemelidir.
Kontrolsüz öfke, en çok sahibini yaralar. Rakibi motive eder. Maçı kişiselleştirir. Oyuncunun dikkatini dağıtır. Takımın enerjisini böler. En kötüsü, haklı kırgınlığı, haksız görüntüye dönüştürür.
Tribünlerin, sportif anlamda bu önemdeki maçı tek ismin etrafında döndürme lüksü yoktur. Cumartesi akşamki kapışma, bir kişinin geçmişiyle değil, Trabzonspor’un bugün ne yapmak istediğiyle ilgilidir.
Üzerinde asıl durulması gerekenler bellidir...
Trabzonspor bu maçı nasıl kazanır? Fatih Tekke’nin öğrencileri atmosferi nasıl avantaja çevirir? Tribün rakibi nasıl boğar? Şehir takımını nasıl yukarı iter?
Eğer doksan dakika boyunca bütün enerji tek bir isme harcanırsa, sahadakiler odaklarını kaybedebilirler... Buna izin verilmemelidir. Taraftar, eğer mesaj istiyorsa bunu kendine yakışır şekilde vermelidir.
Bazen bir şehrin büyüklüğü, en çok kırıldığı anda belli olur!..
Yorumlar
Kalan Karakter: