Trabzonspor’da teknik direktörlük koltuğuna oturan Fatih Tekke’nin sahaya koymaya çalıştığı oyun anlayışı, sonuçlardan bağımsız olarak, Türk futbolunda uzun zamandır özlemi çekilen bir yaklaşımı temsil ediyor.
Bu nedenle bugün yapılması gereken, yalnızca skora bakarak hüküm vermek değil; ortaya konan oyuna saygı duymaktır.
Türk futbolunda teknik direktörlerin kaderi çoğu zaman skor tabelasına bağlıdır. Birkaç maç kazanıldığında “büyük hoca”, kaybedildiğinde ise “yetersiz teknik adam” ilan edilirler. Oysa futbol, özellikle de oyun felsefesi inşa edilmeye çalışılıyorsa, sabır isteyen bir süreçtir. Fatih Tekke’nin Trabzonspor’da yapmak istediği tam olarak budur .
* * *
Tekke’nin takımlarında öncelik yalnızca savunma güvenliği değildir. Topa sahip olmayı, oyunu önde oynamayı ve özellikle pas bağlantılarıyla rakip sahaya yerleşmeyi hedefleyen bir anlayış söz konusudur. Bu yaklaşım, Türkiye’de çoğu takımın tercih ettiği “bekle, kap, hızlı çık” modelinden farklıdır. Bu fark, doğal olarak zaman zaman sancı da üretir.
Oyunların oturması için sadece teknik direktörün düşüncesi yetmez; oyuncu grubunun bu fikre inanması, kulübün sabır göstermesi, taraftarın süreci anlaması gerekir.
Trabzonspor taraftarının futboldan anladığı bilinir. Şehrin yalnızca sonuçla değil, oyunla da ilgilendiği söylenir. Tarih boyunca Trabzonspor’un büyük dönemlerine bakıldığında sahada bir kimlik vardır. Bugün Fatih Tekke’nin yapmak istediği, aslında tam olarak bu kimliği yeniden inşa etmektir.
Elbette eleştiri olacaktır. Futbolun doğasında bu vardır. Ancak eleştiriyle sabırsızlık arasındaki çizgi çok incedir. Henüz kurulma aşamasındaki oyunu sürekli sonuç üzerinden tartışmak, uzun vadede gelişimin önünü kesebilir.
Unutmayalım ki Avrupa’da saygı duyulan teknik direktörlerin neredeyse tamamı, fikirlerinden vazgeçmeyenlerdir, onları özel yapan bu özellikleridir.
Görüyoruz; Fatih Tekke’nin de bir oyun fikri var. Bazen risk alıyor, bazen hatalar yapıyor ama en önemlisi bir şey deniyor. Önce Türk futbolunun, sonra Trabzonspor’un asıl ihtiyacı tam olarak budur.
Yapılması gereken basit; sonuca bakmadan oyuna odaklanmak... Sonrası zaten gelecek!. Bir teknik direktörün en büyük sermayesi fikridir. Fatih Tekke’nin sahaya koymaya çalıştığı fikre de saygı duyulmalıdır!
Yorumlar
Kalan Karakter: