Trabzonspor sıradan bir kulüp değildir. Eğer bir efsane olmuşsa, bu yalnızca kazandığı kupalarla değil; başkanından hocasına, hocasından futbolcusuna, malzemecisinden taraftarına kadar bir bütün hâlinde efsane olduğu içindir. Trabzonspor bir takım olarak değil, bir kültür olarak büyümüştür. O kültürün mimarları vardı: Ahmet Suat Özyazıcı, Özkan Sümer ve Şenol Güneş. Onlar sadece teknik direktör değildi; bir anlayış, bir karakter, bir sistem inşa ettiler. Başarı tesadüf değildi. Aidiyet vardı, inanç vardı, sabır vardı. Uzun yıllardır teknik direktörlük konusunda pek çok deneme yapıldı. İsimler geldi, umutlar doğdu, beklentiler yükseldi. Ancak bir taraf hep eksik kaldı. Ya camiayla bağ kurulamadı ya uzun vadeli bir plan ortaya konulamadı ya da sabır gösterilmedi. Sonuçta maddi ve manevi kayıplar yaşandı.
Ersun Yanal döneminde yaşanan ekonomik krizler, Ünal Karaman sürecindeki sancılı ayrılık, Abdullah Avcı ile gelen şampiyonluğa rağmen sonrasındaki tartışmalar… Tüm bunlar kulübün hafızasında derin izler bıraktı. Trabzonspor teknik adam tercihlerinden dolayı bedel ödedi. Bugün kulübün hasar tespitini yapmak bile başlı başına uzun bir çalışmayı gerektirir.

Şimdi ise kulübün başında Fatih Tekke var. Fatih Tekke bu camianın içinden çıkmış bir isim. Bu şehrin çocuğu. Bu formanın ağırlığını bilen, bir şortu, bir eşofmanı, bir formayı ziyan etmeyecek hassasiyete sahip biri. Trabzonspor’un kurtuluş reçetesinin Fatih Tekke olduğuna inanıyorum. Çünkü onda aidiyet var. Çünkü hak etmeyen bir transferin içinde olmayacağına, onay vermeyeceğine inanıyorum. Çünkü sahiplenme duygusu var.
Bugün dar ve derinliği olmayan bir kadroyla zirveyi bu kadar zorluyorsa, daha güçlü ve alternatifli bir kadroyla neler yapabileceğini düşünmek bile heyecan veriyor. Bu sezonu onun için bir başlangıç sezonu olarak görmek gerekir.
Elbette eksikler var. Zaman zaman sahada dağınık bir görüntü oluşabiliyor. Kadro derinliği sınırlı. Ancak en büyük ihtiyaç güçlü iletişim gibi görünüyor. Fatih Tekke ile başkan ve yönetim arasında sağlam, net ve güvene dayalı bir iletişim kurulması şart. Bu sorunlar aşılmayacak sorunlar değil. Asıl mesele sabır ve istikrar.
Bugün Fatih Tekke’den vazgeçelim, yerine bir başkasını getirelim... Aynı şartlarda ne değişecek? Sorun isim mi, yoksa süreklilik mi? Trabzonspor artık günü kurtaran tercihler değil, geleceği inşa eden bir anlayışa ihtiyaç duyuyor. Trabzonspor bir zamanlar efsaneydi çünkü bütündü. Bugün de yeniden o bütünlüğü yakalama zamanı. Fatih Tekke bir tercih değil, bu dönemin şartları içinde bir zorunluluktur. Destek olalım. Sabredelim. Birlik olalım. Yeniden güçlü, yeniden yarışan, yeniden keyif veren bir Trabzonspor hayal değil. Doğru temeller atılırsa, neden yeniden Avrupa hayali kurulmasın? Neden bir gün Şampiyonlar Ligi finali konuşulmasın? Efsaneler tesadüfle yazılmaz. Efsaneler inşa edilir. Belki de şimdi, yeniden inşa etme zamanıdır.
NE GÜZEL BİR TABLO...
Devletin etkin ve yetkin bir görevlisinin ince ruhu, görev bilinci ve insanî hassasiyeti... Hava yağmurlu, puslu, soğuk... Rüzgâr sert, ortam gri... Ama onun yüreği sıcacık. Görevinin ciddiyeti omuzlarında, üniforması üzerinde; fakat kalbinde merhamet var. Yoğunluk, sorumluluk, zorluk... Hiçbiri güzel yürekli memur beyin iyiliğine engel değil.

Bu fotoğrafta merhamet var. Bu fotoğrafta sevgi var. Bu fotoğrafta vicdan var. Bu fotoğrafta görev ahlakı var. Bu fotoğrafta insan olmanın en sade ve en gerçek hâli var. Belki çoğumuz için sıradan bir an... Ama aslında çok şey anlatıyor. Güç, makam ya da üniforma insanı büyütmez; insanı büyüten, kalbindeki iyiliktir. Yağmurun altında kuşlara uzanan o el, aslında toplumun vicdanına uzanıyor. Devlet dediğimiz şey yalnızca kurallar ve kurumlar değildir; devlet, böyle iyi niyetli insanların varlığıyla anlam kazanır. Bu karede iyi niyet var. Bu karede şefkat var. Bu karede insanlık var. Ve en önemlisi; soğuk bir günde içimizi ısıtan bir umut var.
Yorumlar
Kalan Karakter: