Trabzonspor’un efsane isimlerinden İskender Günen aradı.
Hal hatırdan sonra konu dönüp dolaşıp son yazımıza geldi.
“Doğru yazmışsın ama…” dedi. “Nereden nereye geldik…”
Aslında mesele tam da bu. Trabzonspor’un hikâyesi sadece kupalarla yazılmış başarı öyküsü değil; bir aklın, bir kültürün, bir üretim modelinin hikâyesidir.
İskender Günen’in anlattıkları dikkate değer; “3.Lig’den çıkıp 2. Lig’e, oradan Trabzonspor’a gelen bir oyuncuydum… Ama önümde kendimi geliştirmem için Şenol, Turgay, Necati gibi futbolcular vardı. Her biri birar değerdi.”
Bugünün futbol aklıyla bakınca “imkansız” gibi görünen bir yolculuk.
O dönemde bu mümkündü. Çünkü öyle işliyordu. Sadece yetenek değil, yön gösteren akıl da vardı.
Trabzonspor o gün oyuncu değil, futbol aklı yetiştiriyordu.
İskender Günen’in belki de en çarpıcı tespiti; “Eskiden Trabzonspor dışarıdan gelenler için zordu, şimdi içeriden yetişenler için” cümlesiydi.
Bu cümle tek başına bir rapordur.
Bir kulüp düşünün…
Eskiden dışarıdan gelen oyuncu, o kültüre uyum sağlamak zorundaydı.
Bugün ise o kültürün içinden çıkan futbolcu, sistemin içinde kendine yer bulamıyor.
Bu bir değişim değil… Bu bir kırılmadır. Hatta kimlik kaybı.
Ahmet Suat Özyazıcı…
Özkan Sümer…
Şenol Güneş…
Bu isimler sadece teknik adam değillerdir. Bir zihniyetin temsilcileridir. Kısıtlı imkanlarla büyük işler başarmışlardır. Çünkü ne yaptıklarını biliyorlardı.
Planları vardı. Sabırları yüksekti. En önemlisi de kendilerine güvenleri tamdı.
Trabzonspor, kendi yolunu geliştirmek yerine İstanbul kulüplerine benzemeye çalıştıkça kaybetti. Çünkü kopya hiçbir zaman aslı kadar güçlü olamazdı.
Sonuç?
Ne tam İstanbul oldu… Ne de eski Trabzonspor kaldı. Arada sıkışmış bir kimlik olarak savruldu…
Gün geldi; Abdullah Avcı yönetiminde takım şampiyon oldu. Sonrasında çoğu haklı olsa da tartışılarak gitti.
Şimdi Fatih Tekke…
Bir şeyler inşa etmeye çalışıyor. Oyunu konuşturmak istiyor. Ama sabır yok. Anlayış yok. Hemen hüküm var.
Bu yaklaşımın adı eleştiri değil, istikrarsızlık alışkanlığıdır. Trabzonspor’un bugün en büyük ihtiyacı ne transfer ne hoca değişimi, ne hakem hakem tartışmasıdır...
Trabzonspor’un en büyük ihtiyacı; kendi aklını yeniden bulmaktır.
Çünkü bu kulüp bir zamanlar, Türkiye’ye karşı yarışmadı, herkese rağmen kazandı. Bunu yapan para değildi, yıldız transferler hiç değil...
Bunu yapan şey: Bir fikirdi.
Bugün yeniden sorulması gereken; Trabzonspor’un yeniden fikir kulübü mü olacak, yoksa başkalarının kötü kopyası olarak mı kalacağı?
Mesele nereden nereye geldiğiniz değil, buradan nereye gideceğinizdir.
Yorumlar
Kalan Karakter: